Mayıs ayı gelmişti. Bahar, tüm güzelliğiyle kendini gösteriyor, ağaçlar çiçek açıyor, tarlalar yeşeriyor, kuşlar cıvıldıyordu. Bozatlı köyünde ise bambaşka bir heyecan vardı: Sibel ve Aziz'in düğünü. Günlerdir süren hazırlıklar sonunda tamamlanmıştı. Köy meydanı, çadırlar, süslemeler, yemekler, her şey hazırdı. Şimdi sıra, en önemli ana gelmişti: Gelin alma. Sabah erkenden, Güneş henüz doğmamışken, Aziz uyandı. Heyecandan gece hiç uyuyamamıştı. Gözlerini kırpıştırarak doğruldu, yanında Sibel yoktu. Gelin evinde, annesiyle birlikte hazırlanıyordu. Aziz, kalktı, giyindi. En güzel kıyafetlerini giymişti: Siyah bir ceket, beyaz gömlek, özel dikim bir pantolon. Başında, Cihan'ın hediye ettiği puşi vardı. Aynaya baktı, derin bir nefes aldı. "Bugün büyük gün," dedi kendi kendine. Dışarı çıktı

