Ev Yemeği

2002 Words
Barlas'ın Anlatımından Devam Operasyon merkezine geçtikten bir süre sonra Yılmaz albay geldiğinde hepimiz ayağa kalktık. "Oturun." Yılmaz albay da yerine geçtiğinde lafa girdim. "Isabelle elimizde komutanım. Çok yakında bizi diğer ele başlarına da götürecek." "Nasıl mümkün olacak bu Barlas? Kadın içerideyken bu nasıl olacak? Biri artık bana da açıklayabilir mi?" "Tabi komutanım. Dün Isabelle'in bu konuşmasına tanık oldum. Eğer bir yanlışı varsa onu bizzat büyük patron cezalandıracaktır. Büyük patron kesinlikle ortaya çıkacaktır." "Ya çıkmazsa?" "Çıkacak komutanım, eminim." öne doğru eğilip ellerimi birleştirdim. "Hatta izin verirseniz benim bir planım var." "Ne planı bu?" "Isabelle'i mahkemeye götürmek istiyorum. Özel bir arabayla, yalnızca ikimiz. Eminim yolumuzu keseceklerdir." Yılmaz albay güldü. "Tabi keserler yolunuzu. Sana sıkarlar, kızı da alırlar. İstediğin bu mu?" "Çelik yelek giyerim komutanım." "Kafana sıkarlarsa? Hiç mantıklı düşünemiyor musun oğlum sen?" Yok ben düz adamım. Bu yere kadar da bu mantıkla geldim. İşe de yaradı. "Kimse bence rütbeli bir askere sıkmaz." "El koyarlar. Haklısın. Bana bir üsteğmenini kaybet diyorsun." "Komutanım..." Elini kaldırıp beni susturdu. "Sizin profesyonel olduğunuz söylenmişti ama böyle pata küte plan yapılmaz." başını çevirip ekip arkadaşlarıma baktı. "Hepiniz için söylüyorum. Sizler askersiniz. Savaşta ilk gözden çıkarılacak insanlar değilsiniz. Bu vatan için canınızı ortaya koydunuz. Bu yüzden canlarınıza sahip çıkacaksınız." Başımı salladım. "Ne yapmamızı istersiniz komutanım?" "Elimizdeki kanıtları mahkemeye sunmayacağız. Isabelle yargılanacak ve suçsuz bulunup çıkacak. Ama biz onu takip etmeye devam edeceğiz. Bizi ya Nazım'a ya da büyük patrona götürecek." "Ve ölecek." "Orada olacağız. Ölmek yok Üsteğmen Gölge." "Anlaşıldı komutanım." Gözleri üzerimizde gezindikten sonra ayağa kalktı. "Kerem, sen Isabelle'in güvenli bir şekilde mahkemeye ulaşmasını sağla." "Emredersiniz komutanım." Tekrar bana döndüğünde konuştu. "Barlas, sen de beni takip et." "Emredersiniz komutanım." Dediğini yapıp ayağa kalktım. Albayı takip ederken ne diyeceğini merak ediyordum. Gerçi büyük ihtimalle azarlayacaktı. Her şeyi tim olarak tek başımıza yapmıştık. Ama biz de böyleydik. Kimseye danışmazdık. Daha önce çok uyarı aldık. Bu koymazdı bize. Yılmaz albay odasına girdiğinde peşinden girip kapıyı kapattım. Yerine geçtiğinde eliyle masanın önündeki sandalyeyi gösterdi. "Otur." "Böyle iyiyim komutanım." "Madem iyisin... Lafı uzatmadan konuya gireceğim Barlas." derin bir nefes aldı. "Dosyanı okudum. Üstlerinden senin hakkında bilgiler aldım. Ve çocukken yaşadığın..." Lafını kestim. "Özür dilerim komutanım. Bu konu hakkında konuşmak istemiyorum." Kızacağını düşündüm ama kızmadı. "Pekala. O konuyu es geçelim. İyi bir askersin. Şimdiye kadar yaptığın her şeyi okudum. Fakat Barlas her şeyin bir aması var. Dik başlısın. Hırslısın. Pervasızsın. Dilin o kadar keskin ki kiminle konuştuğunun farkında değilsin." "Özür dilerim komutanım." "Benden özür dileme Barlas. Benim timim benim ailem olur. Fakat aramızda bir as üst ilişkisi olduğunu unutma. Komutanlarınla konuşmalarına dikkat et." "Anlaşıldı komutanım." "Tim olarak ekipçe çalışmanız çok güzel. Fakat buranın belli başlı kuralları var. Bunu unutma." "Anlaşıldı komutanım." "Umarım Barlas. Şimdi çıkabilirsin." "Emredersiniz komutanım." Baş selamı verip odadan çıktıktan sonra derin bir nefes aldım. Eh. Bu ilk ikazım değildi sonuçta. Bizimkilerin yanına giderken gelen seslerle duydum. Bizim Baykuş yine havalanıyordu. "Yalnız abi ben siyah kamuflajın içinde fazla seksi durmuyor muyum?" Gülüp içeri girdiğimde ayaklandılar. Elimle oturmalarını işaret ederken Ozan'a döndüm. "Lan oğlum, sadece gözlerin görünüyor. Ne seksiliğinden bahsediyorsun?" "Olsun komutanım, benim gözlerim bile seksi." Koltuğa kurulup rahat bir şekilde yayıldım. "Kerem çıktı mı?" "Çıktı komutanım. Isabelle'i mahkemeye teslim edecek. İki istihbaratçı da Isabelle'i takibe alacak." "Güzel. Bundan sonra tek başımıza hareket etmiyoruz. Yılmaz albay kızdı. Operasyon merkezi ile eş görevli çalışacağız." "Tüh be. Biz bize iyiydik." "Komutanım, biz yine sizden emir alacağız değil mi?" Mert'e döndüm. "Evet. Benden. Ben de Yılmaz Albaydan." "İyi bari komutanım. Ben sizin dışınızda birinden emir almak istemezdim." "Oğlum ha ben ha başkası. Bir fark yok." "Olsun komutanım. Ben ilk operasyonuma sizinle çıktım, sizinle devam etmek isterim." "Hayırlısı Mert." Nefesimi bıraktım. "Isabelle'den haber gelene kadar serbestsiniz." Kırbaç'a döndüm. "Salih, sen dün ne yaptın? Ev bulabildin mi?" "Buldum komutanım. Güzel bir ev buldum. Fiyatı da iyi. Bir iki haftaya bizim hatun da çocuğu alıp gelir." Ayağa kalktım. "İyi bakalım. Bir sıkıntın olursa gel bana." "Anlaşıldı komutanım." "Siz buldunuz mu ev?" "Buldum, buldum." Hem de öyle bir yerde bulmuştum ki... Azra Paşalı'nın yanında olmak iyiydi. Ondan bir şeyler öğrenebilirdim. "Hatta akşam bana gelin. Ben birazdan emlakçı ile görüşeceğim. İşlemleri hallederim." "Geliriz komutanım." "Eli boş geleni almam. Yemeksiz gelmeyin." "Off komutanım... Lahmacun mu gömsek?" "Yok lan, ilk günden evimi kokutmayın." "Adettendir komutanım. Biz lahmacun ayran kola ile geliriz." Nefesimi bıraktım. "İyi lan gelin bari. Ben size konum atarım." "Anlaşıldı komutanım." Dinlenme odasından çıkıp bizim için ayarlanan odaya girip üzerimi değiştirdim. Kamuflajları indirdiğimde normal biri gibi görünüyordum. Karargahtan çıkıp ev işlerini halletmek için yola koyuldum. ~ ~ ~ ~ ~ ~ Kıyafetlerimi de yerleştirdikten sonra odadan çıktım. Her şey hazırdı. Evi sevmiştim. Kapı zili çaldığında kapıya doğru adımladım. Bizimkiler zile yüz kez bastığında nefesimi bırakıp kapıyı açtım. "Patlamayın oğlum ya." "Geç kalmadık değil mi komutanım?" Hepsi birer birer eve girip ellerindeki poşetleri salondaki sehpanın üzerine bıraktılar. "Ne aldınız lan bu kadar?" "Lahmacun, kola, ayran, baklava. Nasıl ama komutanım? İstediğiniz başka bir şey var mı?" Poşetlere baktım. Bunlarla bir ordu doyardı. "Kaç tane lahmacun aldınız lan siz? Bu ne?" "Kişi başı onar tane komutanım." Kaşlarımı kaldırdım. "Kişi başı on tane mi? Oğlum hayvan mıyız biz?" Harun lafa girdi. "Valla buraya geldiğimizden beri doğru düzgün bir şey yemedik komutanım. Ben şu an yirmi tane bile yiyebilirim." "Canım sen yersin. Sana boşuna Boğa demiyoruz." Güldü. "Aşk olsun komutanım." "Hadi tamam. Ayarlayın yiyelim ya. Ben de çok açım zaten." "Komutanım, şunu da alın." Ozan'ın uzattığı poşeti aldım. "Bu ne?" "Ev hediyesi komutanım." "Ev hediyesi?" poşeti açıp içindeki iki tane soyacağı çıkardım. Biri pembe diğeri mavi iki soyacak. "Soyacak mı?" "Evet komutanım. Patates soyarsınız, meyve soyarsınız. Her şeyi soyarsınız." "Ulan..." Bir şey demedim. "Neyse, hadi oturun da yiyelim." Soyacakları mutfağa bırakıp altı bardak alıp salona geçtim. "Of of, sıcak sıcak yemek lazım bunları. Sıcak sıcak..." "Maydanoz uzat Ozan." "Limon da sık, limon da..." Kendimi beş çocuk babası gibi hissederken ayakta dikilmeyi bırakıp bir köşeye oturdum. Cidden mis gibi kokuyordu ve çok açtım. Boğa çoktan bir taneyi gömerken lahmacunuma maydanoz ekleyip limon sıkıp dürdüm ve kocaman bir ısırık aldım. "Komutanım?" Kerem bana döndüğünde lokmamı yutup konuştum. "Ne oldu?" "Bu Isabelle denen kadını saldılar ama hâlâ haber çıkmadı. Ya Nazım ile buluşmazsa?" "İlla ki buluşacak ya. Dert etmeyin." "Ama komutanım ya buluşmazsa?" "Lan oğlum ağzımızın tadını kaçırmayın ya. Yiyin yemeğinizi." "Emredersiniz komutanım." Nefesimi bıraktım. Yemek yiyin diyorum emredersiniz diyorlar. Tuhaf, hepsi tuhaf. Kapı zili çaldığında hepimiz kapıya döndük. "Birine mi haber verdiniz?" "Yok komutanım. Biz kimseye bir şey demedik." Lahmacunumu bırakıp ayağa kalktım. "Ben bakıp geliyorum." Bizimkiler yemeklerine döndüklerinde gidip kapıyı açtım. "Azra?" "Selam." gülümsedi. "Işıkları açık görünce yanına gelmek istedim ama müsait miydin?" "Kim gelmiş komutanım?" Ozan elinde lahmacunla kapıya yaklaşmıştı. Azra'yı görünce lokmasını yutmadan konuştu. "Azra hanım?" "Yalnızca Azra." Azra'ya döndüm. "Lahmacun yer misin?" "Lahmacun?" Başımı salladım. "Evet. Çocuklar almış. Yani yemek istersen içeri gel." "Olur. Gelirim. Çok sıkılmıştım tek başıma." İçeri girip ayakkabılarını indirdikten sonra ona bir terlik verdim. "Geç sen içeri. Ben de geliyorum hemen." Azra başını sallayıp içeri geçerken Ozan kolumu tuttu. "Komutanım?" "Ne oldu?" "Azra hanım ne alaka? Yoksa onunla da mı yattınız?" "Lan oğlum saçma saçma konuşma. Kız yan komşum çıktı." Derin bir nefes aldı. "Oh, valla rahatladım komutanım. Azra hanımla yatsanız babası sizi yatırır keser." Nefesimi bıraktım. "Biliyorum Ozan. Geç içeri hadi." Başını sallayıp salona geçtiğinde arkasından içeri girdim. Bizimkiler Azra'ya tuhaf tuhaf bakıyordu ve hazır ola geçmişlerdi adeta. "Herkes biraz daha rahat olamaz mı? Ben albayınız değilim." Salih konuştu. "Albay kızı olmak da önemli bir rütbe." Güldü. "Dün Barlas da böyle demişti." Bizimkilerin bakışlarını üzerimde hissettiğimde boğazımı temizleyip Azra'nın yanına oturdum. "Hadi bakalım. Yiyin yemeklerinizi." Azra kıkırdadı. "Emredersiniz komutanım." Nefesimi bırakıp yarım bıraktığım lahmacunu alıp yemeye başlarken gözüm Boğa'ya kaydı. Azra geldi diye kibar kibar yemeye başlamıştı. "Ulan Boğa, rahat ol. Düzgün ye şu yemeği." Kaşlarını çattı. Utanarak baktı Azra'ya. "Komutanım, ben hep böyle yerim." "Ya, kesin." "Benden çekinmenize gerek yok. Rahat olun lütfen." "Çekinmek değil de tuhaf geldi sizin burada olmanız." "Tesadüf aslında. Barlas'ın yan komşumuz olduğunu görünce bugün gelmek istedim. Hem aslında ben daha çok tuhaf buluyorum burada olmayı." "Neden?" "Altı tane kahraman adamla oturuyorum. Tuhaf." Güldü. "Kurtarıcılarımla baş başayım." Ozan sırıttı. "Yok ya, kim olsa aynı şeyi yapardı Azra hanım." "Şu hanımı bıraksak mı artık? Yalnızca Azra diyebilirsiniz bana." "Deneriz." "Yalnız komutanım ben bir şeyi çok merak ediyorum." konuşan kişi Mert olduğu için rahattı. Yoksa diğerlerinin ne diyeceği belli olmazdı. "Yılmaz albay sizin komşu olduğunuzu biliyor mu?" Başımı olumsuzca salladım. "Bilmiyor." "Ben de söylemedim babama ama çok da önemli değil sanırım. Hatta duymaması çok daha iyi olur. Yoksa Barlas'ın beni korumasını bile isteyebilir. Son olaylardan sonra her sabah bir asker bırakıyor beni okula. O da bırakıyor akşamları." "Siz de öğretmendiniz değil mi?" Azra başını salladı. "Evet matematik öğretmeniyim." "Aaa, Barlas komutanımızın annesi de matematik öğretmeniydi." Gözlerimi Ozan'a diktim. Densiz herif, nerede ne konuşacağını asla bilmiyordu. "Öyle mi?" Azra bana döndüğünde başımı ona çevirdim. "Ne güzel. Annenle bir gün tanışmak isterim." Önüme dönüp bir lokma almadan önce konuştum. "Annem öldü." Salonu büyük bir sessizlik kaplamıştı. Ama Ozan'da tüm kabahat. Ne diye açarsın ki bu konuyu? "Özür dilerim, ben bilmediğim için..." Gülümseyip Azra'ya döndüm. "Sorun yok. Olabilir bunlar. Bence soğumadan yemelisin." Başını sallayıp önüne döndü. O da yemeğini yerken tüm iştahım kaçmıştı. Son lokmamı da ağzıma atıp kolamdan bir yudum alıp ayağa kalktım. Etraf epeyce dağılmıştı. Bir yandan çöpleri toplarken bir yandan da bizimkileri kontrol ettim. Hepsi iştahla yemeğini yerken çöpleri alıp mutfağa geçtim. Ellerimi yıkadıktan sonra tekrar salona geçip yerime geçip rahatça oturdum. "Komutanım, yemeyecek misiniz daha?" "Yok, doydum ben." Boğa'ya döndüm. "Benimkileri de yiyebilirsin sen." "Yok komutanım yok. Bana da bu kadarı kafi." "Bunların hepsi bitecek. Haberiniz olsun." "Biter komutanım. Aslan gibi beş tane adam var karşınızda." "Ya, bilmez miyim? Yersiniz siz." Azra ayaklandı. "Ben de artık gideyim. Sizin konuşacak çok şeyiniz vardır." "Otursaydınız Azra hanım, daha baklava yiyeceğiz." Gülümsedi. "Başka sefere Baykuş." kaşlarını çattı. "Ozan'dı değil mi adın?" Ozan gülümsedi. "Evet Ozan." "Ozan bir daha bana hanım dersen seni albayınıza şikayet ederim." "Anlaşıldı Azra ha..." Güldü. "Pardon. Azra." Ayağa kalktım. "Ben de seni yolcu edeyim." "Olur. Ama önce banyoyu kullanabilir miyim?" "Tabi, yerini biliyorsun." Başını salladı. "Biliyorum." Azra uzaklaşırken Ozan omzuma vurdu o yağlı elleriyle. "Komutanım? Azra neden biliyor banyonun yerini. Hani siz yatmamıştınız?" "Lan oğlum salak mısın sen? Yan yana beş evin de planı aynı. Azra'nın evi de böyle bir şey işte." "Ha anladım." "Sen taktın ha bu yatma meselesine." "Valla komutanım size yakışır albay kızı ama Yılmaz albay hepimizi sürer buralardan. Haberin de olsun." "Sizi niye sürsün oğlum?" "Yapar mı yapar. Yılmaz albay bu." "Çok korkutmuşlar sizi. O adam hakkında anlatılan her şey efsane." Azra içeri geldiğinde susup ona yaklaştım. Elimle dış kapıyı işaret ettiğimde çocuklara döndü. "Sonra görüşürüz." "Görüşürüz." Kapıya doğru yürüdük. Ayakkabılarını giydikten sonra kapıyı açtım. Dışarı çıktıktan sonra kapıyı aralık bırakıp bir kaç adım attığımızda durdu. "Ya Barlas... Ben çok özür dilerim ya. Bilmiyordum. Bilsem söyleyip seni üzmezdim." "Üzülmedim. Dert etme. Hem bilmemek suç değil ya." "Üzüldüğünü hissediyorum. Eğer benimle konuşmak istersen de seni dinlerim." Başımı salladım. Konuşacak bir şey yoktu ama bunu söylemeye gerek de yoktu. "Tabi." Derin bir nefes aldı. "Her şey için de teşekkür ederim." "Ne demek. Canın sıkıldıkça gelebilirsin." "Olur. Mutlu olurum. Sen de bana gel. Bir şey olursa..." Güldü. "Ya da olmasa bile.." "Olur. Gelirim. Hava soğuk. Üşütme de gir evine." "Tamam." elini salladı. "Sonra görüşürüz." "Görüşürüz Azra." Yavaşça uzaklaşırken ellerimi cebime koyup eve girdim. Bizimkiler kavga ediyordu yine. "Ne konuşuyorsunuz siz yine?" "İddiaya girdik komutanım. Azra hanımı yatağa atarsınız diyoruz biz. Ama Salih ve Harun yok atmaz diyor. Mert ise kararsız." "Ulan işiniz gücünüz bu mu sizin? Hem bu kız benim tipim değil. Ben kızıl severim. Sarışın severim." "Azra da çok güzel ama komutanım. Sizce de değil mi?" "Değil. Banane güzelse hem. Tarzım değil diyorum ya." "Ben bir hafta diyorum. Bir haftaya olur bu iş." "Lan yiyin için defolun evimden." "Biz defolalım da siz de eve kadın atın tabi." "Lan oğlum basın gidin." "İyi tamam, sustuk komutanım." Koltuktaki yerime geçip ayaklarımı uzattım. "Hadi bakalım. Ben hiçbir şeye elimi sürmem haberiniz olsun." "Emredersiniz komutanım." Derin bir nefes alıp başımı arkaya yasladım. Güzel kadındı. Daha önce de güzel olduğunu düşünmüştüm ama... O kadar da güzel değildi. Hem ben sarışın severim ya. Sarışın kadın iyidir. ~ ~ ~ ~ ~
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD