''Ne tarlası, ne mehiri? Ne konuşuyorsun sen be? Benim kardeşimin senin sadakana ihtiyacı mı var? Bu akşamdan tezi yok, kardeşimi de alıp götürmezsem en adi şerefsizim. İzmir'e de değil... Pişman olsan da, peşine düşemeyeceğin bir yere götüreceğim kardeşimi. Tozunun izini bile bulamayacaksın. Kardeşim, herif için ayılıp, bayılsın. Aklını kaçıracak hale gelsin, hayalete dönsün. Beyimizin selam sabah vermeden ettiği lafa bak! Merak etme. Sana bırakmam ben kardeşimi.'' ''Cüneyt, dur Allah aşkına. Harun o niyetle dememiştir. Haline baksana. Bu durumdaki adamla böyle konuşulur mu?'' ''Melike'nin hali hal mi Hakkı? Dün gözlerinle gördün, kocamı görmek istiyorum diye burada yerlerde süründü.'' Harun'un duydukları gözlerinin dolmasına sebep oldu. ''İşte bu yüzden diyorum Cüneyt. Halime baksana

