“Abla.” Kulağıma dolan sesle titreyerek geri döndüm. Oradaydı. Reşat’ın montunu sarınmış saçları ve kıyafetleri ıslak, gözlerinde korkunun en büyük ispatı olan göz yaşları ile bana bakıyordu. Omuzlarım sonunda düşerken kollarımı açıp “Karwan” dediğimde koşarak bana gelmek istedi ama bacağının biri topallıyordu. Canının yandığı da açıktı. Buna rağmen kollarımın arasına girip boynuma sarıldığında göğsüm sıkıştı. Dakikalarca sarıldım. Saçlarını öptüm. Yanaklarına ellerimi koyduğumda buz gibiydi. “Abla, çok korktum. Öleceğim sandım. Neden böyle yaptı ki Aram enişte? Suyun içinde attı beni boğulacaktım.” “Şşşt. Tamam geçti. Aram abin hastaydı kuzum. Aklı bulanmıştı. Ama bak şimdi benimlesin.” Kendimden biraz uzaklaştırdığımda “Başka bir şey yaptı mı sana? Bir yerin acıyor mu?” dediğim

