Saate baktığımda biri geçiyordu.
Babam akşam onlara haber vermişti ama bu kadar erken olacaklarını ve düğünün Karadeniz’de yapılacağını hiç düşünmemiştim.
Mahir Soykan bugün ailesiyle gelip beni alacaktı.
Çok saçmaydı.
Hiç tanımadığım insanların evinde kalacaktım ve buna mecburdum.
Birazdan burada olacaklardı ve ben onlarla gidecektim.
Babamlar bir gün sonra gelecekmiş.
Annem de benimle gelmek istemişti ama babam izin vermemişti.
Onlar burada kalacak, abimle Asiye’nin düğünü için hazırlık yapacaklardı.
Bugün Rohat abimin düğünü
İki gün sonra da benim düğümopacaktı.
Rohat abimin düğünü için ne çok hayalim vardı.
Ama Rohat abim yüzünden istemediğim bir evliliğe mecbur kalmıştım.
Dışarıdan gelen korna sesiyle geldiklerini anladım.
Kenarda duran pembe valizlerime baktım.
Sanki yirmi dört yıllık hayatımı tek bir valize sığdırmıştım.
Annem odaya girip,
“Hazır mısın kızım? Geldiler,” dedi.
Ayağa kalktım, üstümü düzelttim.
“Hazırım,” dedim.
Giydiğim eteğinin uçları biraz kırışıktı.
Normalde çok dikat ederdim böyle şeylere ama bugün buna takacak hâlim yoktu.
Aşağı indik.
Babam onları içeri davet etmişti.
İki genç kadın vardı.
Bir de on sekizli yaşlarında bir kız.
Annemle birlikte onlara doğru geçip,
“Hoş geldiniz,” dedik.
Babam,
“Mahir nerede? Gelmedi mi?” dedi.
Kadınlardan biri telefon konuşuyordu.
“Birazdan gelir amca,” dedi.
Babam,
“Tamam" diyerek bize döndü ve " hanım, misafirlere bir şeyler ikram edin,” dedi.
Kadın gülümsedi.
“Sağ ol amca, biz gelin hanımı alıp gideceğiz. Gelmeden önce bir şeyler yedik zaten,” dedi.
Babam yine de ısrar etti.
“Madem öyle, bari bir çay için.”
Babam misafirperverdi.
Hiç sevmediği biri bile olsa, sofrasını herkese açardı.
Annem,
“Roza kızım, çay getir,” deyince salondan ayrılıp mutfağa geçtim.
Allah’ım…
Gerçekten çok saçmaydı.
Sanki bir rüyaydı ve birazdan uyanacaktım.
Ama uyanmıyordum.
Gerçekti.
Bardaklara çay doldururken ablam içeri girdi.
“Nefes nefese yetiştik, şükür,” dedi.
“Abla…” dedim, sarıldım.
Geri çekildi.
“Yolda araba bozuldu, geç kaldık,” dedi.
Sonra Ecrin girdi.
Buradaki tek kuzenim oydu ve benimle gelecekti.
Ablam Ecrin’in okul izninden falan bahsederken,
“Sen ne yapıyorsun?” diye sordular.
“Çay götüreceğim,” dedim.
Ecrin göz kırptı.
“Vallahi başta çok üzüldüm ama dışarıdaki yakışıklının evleneceğin adam olduğunu öğrenince adına sevindim.”
“Ne diyorsun Ecrin ya?” dedim.
“Vallahi kızım, böyle yakışıklı herkese nasip olmuyor.
Keşke benim salak abim de böyle birinin kız kardeşini kaçırsaydı,” dedi.
Ablam gülerek,
“Ecrin alemsin,” dedi.
“Ne var abla? Adamdaki yakışıklılığa bak. Masallah, bu neredeymiş şimdiye kadar?” dedi.
Koluma vurdu.
“Kız, sana elti mi olsam diyorum.”
“Gel seni direkt verelim,” dedim sinirle.
“Çekil,” diyerek çay tepsisini aldım.
Salona doğru yürürken…
Mahir Tam karşımda duruyordu.
İkimiz de salonun ortasında durduk.
Bakışlarım mavi gözlerine değdi.
O ise yüzüme değil, giydiğim eteğe bakıyordu.
Hafifçe öksürdüm.
Bakışları yüzüme çıktı.
Başımı, ‘Ne var?’ der gibi salladım.
Cevap vermedi.
Uzundu.
Yapılıydı.
Fazlasıyla…
Başıyla önce geçmem için işaret etti.
Gülümsedim.
“Bizde büyükler önden gider,” dedim.
Bir an şaşırdı ama toparlandı.
İçeri geçti.
Ben de arkasından girdim.
Babam ayağa kalktı.
“Hoş geldin,” dedi.
O da babamın elini sıktı.
Kafasını hafif eğdi.
Yürüyen ego gibiydi resmen.
Çayı önce babama, sonra kadınlara, en son ona verdim.
Başını hafif salladı.
Teşekkür bile etmedi.ama en azından sağol diyebilirdi.
Derin bir nefes alıp kenara çekildim.
Bir süre sonra kalkmak için izin istediler.
Ben de bardakları toplayıp mutfağa geçtim.
Salondan çıkarken ablamla Ecrin’in kadınlarla sohbetine şaşırmadım ama karşı tarafın bu kadar çabuk kaynaşmasına şaşırdım.
Birden ablam ve Ecrin,
“Birazdan geliyoruz,” deyip yukarı çıktılar.
Misafirler ayağa kalkınca ben de döndüm.
Tam o sırada Ecrin’le ablam aşağı indi.
Valizlerim ayaklarımın dibine bırakıldı.
Mahir,
“Ee gelin hanım, bu kadar istekliyseniz çıkalım,” dedi.
Ecrin’e baktım.
“Yazıklar olsun,” dedim.
“Biraz ağırdan alsaydınız ya.”
Ecrin kulağıma eğildi.
“Vallahi kuzen, benimki bu kadar yakışıklı olsa çanta bile hazırlamadan giderdim.”
“İyi, o zaman sen evlen,” dedim.
Ve Dışarı çıktık.
Kadınlar annemle ve babamla veda etti.
Sonrada ben ablam ve annemle vedalaştım.
Ağlamamak için kendimi zor tuttum.
“ mahire dönerek ben Ecrin’le geleceğim,” dedim.
Ama Ecrin,
“Yok canım, sen enişteyle git. Meryem benimle gelecek,” dedi.
Genç kız gülümsedi.
“Ay evet yenge, Ecrin ablayı çok sevdim,” dedi.
Gözlerimi kapattım.
Derin bir nefes aldım ve gözlerimi açtım.
Gülümsedim.
Ama Ecrin’i boğmamak için kendimi zor tutuyordum.