Bölüm 30: Mahkumun Oyunu

1718 Words

Dışarıdaki ses, artık ritmik bir gümbürtü değildi. Bu, saf, ilkel bir şiddetti. Metalin metale sürtmesinin kulakları tırmalayan gıcırtısı ve kapının tam ortasına inen, tüm odayı ve içindeki her şeyi sarsan, kemik kıran darbeler... Kapıyı oluşturan pürüzsüz, bilinmeyen alaşım, her darbede içeri doğru esniyor, yüzeyinde örümcek ağı gibi çatlaklar beliriyordu. Tavanla birleştiği yerlerden ince bir toz tabakası dökülüyordu. Mert, kapının birkaç metre önünde, dizlerinin üzerinde çömelmiş, vücudunu bir yay gibi germişti. Elinde ne bir silah ne de bir plan vardı. Sadece, o kapı kırıldığı an Aslı'nın önüne atlamak için hazırlanmış, çaresiz bir refleksten ibaretti. Bu, bir askerin savaşı değildi. Bu, bir dağın çöküşünü yumruklarıyla durdurmaya çalışmaktı. Aslı'nın gözleri ise kapıda değildi. O, M

Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD