Bölüm 32: Kıyıdaki Gölgeler

1803 Words

Ay ışığı, manastırın yıkık duvarları üzerine gümüşi bir tül gibi serilmişti. Binlerce yıllık taşların arasındaki sessizlik, dağın kalbindeki o cehennemi gürültüden sonra, hem bir lütuf hem de bir lanet gibiydi. Mert ve Aslı, avlunun ortasında, o küçük cep telefonuna bakarak duruyorlardı. O an, o modern, pürüzsüz nesne, onlara dağın içindeki tüm o antik ve akıl almaz teknolojiden daha yabancı, daha tehlikeli geliyordu. "Yardım çağırmalıyız," dedi Mert, fısıltısı gecenin sessizliğinde bile yüksek sesle çıkmıştı. "En azından ne olduğunu anlamalıyız. Belki de her şey normaldir." Sesi umutluydu ama gözleri, Aslı'nın yüzündeki o buz gibi dehşeti gördüğünde umudunu yitirdi. "Ya değilse?" diye karşılık verdi Aslı. Sesi yorgun ve kırılgandı. "Mert, o bir 'program'. Bir 'mantıksal veba'. Şu an ne

Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD