Mert ve Aslı, kahvehaneden ayrıldıklarında üzerlerindeki gerilim somut bir baskı gibiydi. Güneşin ilk ışıkları Sarnıçköy'ün dar, tarihi sokaklarına vururken, normalde huzur veren bu atmosfer, şimdi bir av sahasının sessizliğini taşıyordu. Aldıkları o gizemli telefon araması, Mert'in telefonunun bataryası çıkarılmış olmasına rağmen gelmiş olması, onları dinleyen gücün ne kadar ileri gidebileceğinin korkutucu bir kanıtıydı. "Bizi izliyorlar," cümlesi Aslı'nın zihninde dönüp dururken, Mert'in "Gideceğiz ama daha dikkatli olacağız" sözleri, içindeki korkuyu bir nebze olsun dindiriyordu. Mert'in asker kimliği, bu duruma mantıklı bir çerçeve çizmesini sağlıyor, Aslı ise bu bilinmezlik karşısında hissettiği çaresizliği analitik zekasıyla aşmaya çalışıyordu. Her ikisi de, birbirlerine olan güvenle

