* * * * ZERDA ' dan... Berra’nın düğünü bitmişti. Artık geriye son bir şey kalmıştı: çiçeğini atacaktı. Yan yana dizilen genç kızlardan birinin daha kısmeti açılacaktı; böyle bir inanış vardı. Ama ben buna hiç inanmazdım. O sıraya da girmemiş, bir köşede durmuş, olan biteni izliyordum. Göz ucuyla Fırat’a baktım. O da bir kenarda durmuş, arkadaşıyla sohbet ediyordu. Berra arkasını döndü, çiçeği fırlattı. O an, çiçek gidip Fırat’ın kucağına düştü. Fırat refleksle çiçeği tuttu, sonra etrafına bakındı. Göz göze geldik. Yavaşça bana doğru yürümeye başladı. İçimi bir heyecan kapladı. Yoksa düşündüğüm şeyi mi yapacaktı? Tam o sırada bir kız araya girdi—tabii ki halasının kızı Münevver. Ama Fırat onu es geçip yanıma geldi. Çiçeği kucağıma bıraktı, hiçbir şey söylemeden arkasını dönüp uzaklaştı

