Silahın namlusunun önüne atıldım. Ellerim titrerken, o soğuk metal namluyu kavrayıp tam kalbimin üzerine koydum. İçim titriyordu ama geri çekilmeyecektim. Gözlerim, Fırat’ın buz gibi sert bakışlarına kilitlendi. “Madem onları öldürecektin, o halde beni neden karın yaptın?” diye sordum, sesim çatallandı ama kararlılığımı korudum. Fırat Koroğlu… Şaşkındı. Aynı zamanda öfkeli. Gözleri kısıldı, dudakları sıkıca kapanmıştı. Ama tek kelime etmiyordu. “Neden?” diye yineledim, başımı iki yana sallayarak. O sırada arkamdan abimin sesi duyuldu. Öfke ve şaşkınlıkla bağırdı: “Ne karısı? Ne saçmalıyorsun sen, Zerda?” Derin bir nefes aldım, içimdeki öfke bir volkan gibi patlamaya hazırdı. Abime döndüm, gözlerinin içine sertçe bakarak tısladım: “Sus!” O an odadaki herkes dondu. Fırat bile… Sert

