* * * Telefonu elimden düşürecek gibi oldum, kulaklarımdan uğultular geçti. Az önce içimde yeşeren umut, anında kararıp soldu. Kalbim bir anlığına durdu sandım, midem altüst oldu. Fırat'ın sözleri beynimde yankılanıyordu. Bana tüm sinirimi atabilmem için güzel bir gece yaşatacaksın... Şaka olmalıydı. Beni sınamak için böyle bir şey söylemiş olmalıydı. Nefesimi tutarak, "Sen... sen ne diyorsun Fırat?" diye fısıldadım. Sesim neredeyse çıkmıyordu. O ise gayet sakindi. "Söylediğim şey gayet açık, Zerda." dedi, sanki en doğal şeyden bahseder gibi. "Senin için bunca şey yapmamı istiyorsan, biraz da sen fedakârlık yapmalısın, öyle değil mi?" Mideme bir yumruk yemiş gibi geriye sendeledim. Boğazım kurumuştu, kelimeler ağzımda düğümlendi. Ne diyeceğimi bilemiyordum. Bu... bu bir pazarlık mıydı?

