bc

İçimizde bir yabancı uyandı

book_age12+
316
FOLLOW
2.3K
READ
family
HE
fated
opposites attract
second chance
drama
sweet
bxb
gxg
serious
mystery
scary
city
musclebear
professor
like
intro-logo
Blurb

“Bir imzayla başladı her şey…Ama ne kalbimiz hazırdı buna, ne de geçmişimiz sustu.”Nehir ve Tahir...Birbirlerine mecbur bırakılmış iki yabancı. Aynı evi paylaşıp bambaşka dünyalarda yaşayan, kalplerini birbirine kapatan ama bakışlarında çözemedikleri bir bağın ağırlığını taşıyan iki insan.Her şey olması gerektiği gibi gitmedi.Yanlışlar, suskunluklar, kırgınlıklar...Ama aşk, en olmadık anda, en yorgun kalplerde uyanır.Nehir içindeki korkuyla, Tahir geçmişinin yüküyle savaşırken, bir gün fark ederler: İçlerinde tanımadıkları biri var artık. Bir yabancı.Kimi zaman kıskanan, kimi zaman susan, kimi zaman çığlık atan... Ama hep seven.“İçimizde Bir Yabancı Uyandı”, iki insanın mecburiyetle başlayan yolculuğunun aşka, affa ve kendini yeniden bulmaya dönüşümünü anlatan sarsıcı bir aşk hikayesi.Bu kitap, sevmeyi en zor yoldan öğrenenlerin hikayesidir.

chap-preview
Free preview
1. Bölüm
Nehir, gözlerini açtığında başında annesi duruyordu. Yüzünde endişeyle karışık bir umut vardı. "Nehir, kızım, artık karar verme zamanı geldi," dedi annesi. "Bu evlilik senin geleceğin için çok önemli. Tahir iyi bir adam. Ailesi de köklü. Bir şans ver, ne olur..." Nehir, içinden gelen sıkıntıyı bastırmaya çalışarak yatağından doğruldu. Bu evlilik onun tercihi değildi. Aileler arası anlaşma, iş ortaklığı, ekonomik çıkarlar... Tüm bunların arasında kendi duyguları yok sayılmıştı. Tahir’i yalnızca iki kez görmüştü. İlki nişan günlerindeydi; kısa, soğuk bir selamlaşmayla geçmişti. İkincisindeyse, bir alışveriş merkezinde tesadüfen karşılaşmışlar, Tahir yalnızca başını eğerek geçmişti. Konuşma bile olmamıştı. Ne romantizm vardı, ne tanıma fırsatı. Annesi yine konuşuyordu: "Zor olduğunu biliyorum ama bak, hayat bazen bizim istediğimiz gibi gitmez. Belki de tanıdıkça seversin. Onu tanımak için bir şans ver." Nehir, iç çekti. Bu sadece bir evlilik değildi; hayatının direksiyonunu eline almadan teslim etmekti. Yine de babasının sert bakışları, annesinin kırılmış sesi ve evin üzerindeki maddi baskı, onu başka bir seçeneği olmadığına ikna eder gibiydi. "Tamam," dedi kısık bir sesle. "Evleniyorum..." O cümleyle birlikte, Nehir’in kaderi çizilmişti. Kalbinde beliren ilk çatlak sessizce derinleşti. Nehir’in düğün sabahı aynaya baktığında gördüğü kadın, tanıdığı biri değildi. Gelinliğin içindeki kız güzeldi ama yüzündeki gülümseme sahteydi. Gözleri, içindeki fırtınayı ele veriyordu. Aynanın karşısında uzun süre öylece kaldı. Saçları özenle toplanmış, makyajı profesyonelce yapılmıştı ama ruhu darmadağındı. Kulağına gelen müzik sesi, davetlilerin uğultusu, her şey flu hâle gelmişti. Kapı aralandı. Annesi içeri girdi, ardından kuzeni Derya. Derya gülümsedi: “Ay Nehir, harika görünüyorsun! Tahir seni görünce bayılacak!” Nehir gülümsedi ama gözleri doldu. Annesi onun duygularını sezdi, hemen yanına yaklaştı. “Kızım, bu yoldan dönüş yok. Biliyorum zor ama güçlü olmalısın. Hem Tahir kötü biri değil. Belki seni mutlu eder.” Bu cümleler artık ninni gibi geliyordu Nehir’e. Herkes Tahir’in kötü biri olmadığını söylüyordu ama kimse Tahir’in onu ne kadar tanıdığını ya da Nehir’in bu evliliği gerçekten isteyip istemediğini sormuyordu. Nikâh masasında Tahir karşısında dimdik oturuyordu. Yüzünde donuk bir ifade vardı. Ne gülümsedi, ne göz teması kurdu. Sadece oradaydı. Nehir, “Evet” derken kalbinin bir yerinde küçük bir şeyin daha kırıldığını hissetti. Nikâh memurunun sesi yankılandı: “Sayın Tahir Karaca, siz de Nehir Demir ile evlenmeyi kabul ediyor musunuz?” Tahir gözlerini kısaca Nehir’e kaldırdı. Sonra usulca “Evet” dedi. Alkışlar duyuldu. Kalabalık mutluydu. Ama Nehir, sadece kalabalığın gürültüsünde yutulmuş bir sessizlikti. Ve bu sessizlik, evliliğin ilk adımıydı. Düğünden sonraki ilk gece, Nehir ve Tahir lüks ama yabancı bir otel odasındaydı. İçeride her şey mükemmeldi: beyaz çarşaflar, gül yaprakları, loş ışıklar… Ama aralarındaki hava buz gibiydi. Tahir ceketini çıkardı, sessizce banyoya girdi. Nehir odada tek başına kaldı. Gelinliği hâlâ üzerindeydi. Aynanın karşısına geçti, kendine baktı. Bu kadar yabancı bir hayatın tam ortasında ne işi vardı? Banyodan çıkan Tahir kısa bir bakış attı. “Yorgunsundur. İstersen önce sen hazırlan,” dedi. Sesi ne sertti, ne yumuşak. Nehir sadece başını salladı. İçeri girip makyajını temizlerken aynada göz göze geldi kendisiyle. Bu hayat, onun için mi hazırlanmıştı? Bu adamla gerçekten bir hayat mı kuracaktı? Odaya döndüğünde Tahir pencerenin önünde durmuş dışarı bakıyordu. Nehir yatağın kenarına oturdu. Birkaç saniye boyunca sessizlik oldu. Tahir sonunda konuştu: “Biliyorum bu evlilik senin seçimin değildi. Benimki de değildi. Ama en azından saygı çerçevesinde bir başlangıç yapabiliriz.” Nehir donakaldı. Bu dürüstlük beklemediği kadar samimiydi. “Ben... sadece... zamana ihtiyacım var,” dedi. Tahir başını salladı. “Zaman ikimize de lazım. Uyuyalım. Yarın yeni bir gün.” Tahir battaniyeyi alıp koltuğa geçti. Nehir yatağa uzandı. Aralarında bir duvar vardı sanki. Ve bu duvar, henüz kelimelerle bile delinmemişti. Ama her şey o gece başladı. Sessizlikle. Ertesi sabah, güneş perdenin arasından odaya süzülürken Nehir gözlerini araladı. Yatakta yalnızdı. Koltuk boştu. İçinde garip bir panik hissetti. Ayağa fırlayıp banyoya koştu. Tahir yoktu. Tam o sırada kapı açıldı. Elinde kahve ve poğaçalarla Tahir içeri girdi. “Uyanmışsın,” dedi. “Kahvaltı getirdim. Oda servisini beklemek istemedim.” Nehir şaşkınlıkla baktı ona. “Teşekkür ederim,” dedi kısık bir sesle. Tahir her zamanki gibi mesafeliydi ama bu küçük jest Nehir’in içinde ufak bir yumuşama yarattı. Belki de buzlar hemen değil ama zamanla erirdi. Kahvaltı ederlerken konuştular. Kısa cümlelerle, temkinli. Ailecek yapılacak ilk ziyaretlerden, ev kurmaktan, işlerinden... Ama en çok da “rol yapmak” üzerine konuştular. Çünkü ikisi de aynı fikirdeydi: Bu evlilik, bir süre dış dünyaya mutlu görünmek zorundaydı. Gün ilerledikçe Nehir, bu adamın aslında kibar olduğunu fark etti. Soğuktu evet, mesafeliydi. Ama kötü değildi. Belki sevmek için erken, ama nefret etmek için bir sebep de yoktu. O akşam havaalanına gidip balayı için planladıkları yurt dışı seyahatine başladılar. Nehir, içinde binbir duyguyla uçağa bindi: korku, merak, tedirginlik, umut... Yanındaki koltukta oturan adam, onun kocasıydı artık. Ama hâlâ yabancıydı. Ve belki de tanımaya değerdi. Balayı için seçilen şehir Viyana’ydı. Tarihi sokakları, klasik müzikle dolu kafeleri ve etkileyici mimarisiyle masalsıydı. Nehir bu şehre daha önce hiç gelmemişti ama hep hayalini kurmuştu. Hayal ettiği gibi miydi? Evet. Ama yanında hayal ettiği kişi var mıydı? Hayır. İlk gün şehri birlikte gezdiler. Tahir, planlı ve kontrollüydü. Her ayrıntıyı düşünmüştü. Rehberle planlanmış bir rota, müzeler, yemekler… Sanki bir iş seyahati gibiydi ama kibardı, nazikti, saygılıydı. Nehir bir yandan bu özeni takdir ediyor, bir yandan da içindeki boşluğu görmezden gelmeye çalışıyordu. Akşam yemeğinde bir klasik müzik konserine gittiler. Tahir sessizce dinledi, Nehir göz ucuyla onu süzdü. Bu adam ne hissediyor? Gerçekten mutlu mu? Ya da o da mı sadece rol yapıyordu? Konser çıkışında birlikte yürürlerken Tahir durdu. “İstersen buradan sonra bir kafeye gidelim. Ya da direkt otele dönebiliriz. Sen nasıl istersen.” Nehir biraz düşündü. “Yürüyelim biraz,” dedi. Birlikte sokaklarda dolaşmaya başladılar. İlk defa sohbet daha doğal aktı. Müzikten, kitaplardan, çocukluk anılarından… Ve ilk kez Nehir, Tahir’in gülümsemesini gerçek görmüştü. İçinde minik bir kıvılcım parladı. “Belki…” dedi kendi kendine, “belki bu sandığım kadar kötü başlamamıştır.” Balayından dönüşte her şey daha gerçekti. Ne lüks oteller, ne klasik konserler… Şimdi gerçek hayat başlamıştı. Yeni evlerine adım attıklarında Nehir biraz yabancılık çekti. Ev düzenlenmişti ama onun zevkini yansıtmıyordu. Her şey Tahir’in zevkine göre sade ve minimaldi. Oysa Nehir renkleri severdi, canlılığı… Tahir bunu fark etti. “İstersen evin dekorasyonunu birlikte tekrar gözden geçirebiliriz,” dedi. “Burası senin de evin sonuçta.” Nehir şaşırdı. “Gerçekten mi? Yani değiştirmemi sorun etmez misin?” Tahir omuz silkti. “Sen rahat et. Ben her yere alışırım.” Bu söz Nehir’in yüzünü güldürdü. Belki küçük bir şeydi ama bir evin yuva olması da küçük adımlarla başlardı. Birlikte mutfağı düzenlerken kahkahalar da atıldı. Nehir yanlışlıkla bir bardağı kırınca ikisi birden gülmeye başladı. O an ilk defa ev gerçekten ev gibi hissettirdi. Ama geceleri hâlâ ayrı uyuyorlardı. Henüz o çizgi aşılmamıştı. Ve her ikisi de buna karşılıklı olarak sessiz kalmayı seçiyordu. Çünkü aralarındaki mesafe hâlâ bir güven sınırıydı. --- Tahir işlerine dönünce ev yalnızlaştı. Nehir uzun saatler boyunca ne yapacağını bilemedi. Evde dolandı, kitap okudu, yemek denedi… Ama bir şey eksikti. Kendi hayatı. O akşam Tahir geldiğinde Nehir usulca sordu: “Ben de çalışmak istiyorum.” Tahir kısa bir duraksamayla baktı. “Elbette. Ama istediğin gibi bir iş mi düşünüyorsun, yoksa aile şirketinde mi?” Nehir kararsız kaldı. “Resim yapmayı seviyorum. Belki bir galeri ya da bir sanat atölyesi...” Tahir başını salladı. “İstediğini yap. Ama neye ihtiyaç varsa birlikte konuşalım. Maddi, manevi destek olurum.” Bu destek, Nehir için şaşırtıcıydı. Ailesi onu hep bir kafeste tutmuştu. Şimdi ilk defa birisi onun uçmasına izin veriyordu. Bir hafta içinde Nehir, küçük bir sanat kursuna kaydoldu. Renklerle yeniden buluşmak ona nefes aldırdı. Tahir ise her akşam eve geldiğinde o gün neler yaptığını soruyordu. Merakla dinliyor, ara ara fikir bile veriyordu. Bu ilgi gerçek miydi, yoksa sadece iyi bir eş olmaya çalışan bir adam mıydı? Nehir bu sorunun cevabını henüz bilmiyordu. Ama kalbinde bir yumuşama vardı. Ve bu yumuşama, belki de sevginin ilk kıpırtısıydı. ---

editor-pick
Dreame-Editor's pick

bc

Askerin Gelincik Çiçeği

read
34.9K
bc

İNFAZ

read
4.9K
bc

KIRMIZI DOSYA : AŞK +18

read
27.7K
bc

Sessiz Çığlık

read
10.6K
bc

Askerin Yaralı Gelini

read
29.2K
bc

KIZIL ŞEYTAN (BERDEL) TAMAMLANDI

read
14.9K
bc

KARŞI KOMŞUM Bİ ROMEO

read
7.5K

Scan code to download app

download_iosApp Store
google icon
Google Play
Facebook