2. Bölüm

1078 Words
Tahir iş seyahati için üç günlüğüne şehir dışına gideceğini söylediğinde Nehir garip bir boşluk hissetti. Üç gün çok değildi ama onun varlığına alıştığını fark etti. Evin sessizliği artık huzur değil, eksiklik gibi geliyordu. Tahir sabah valizini hazırlarken Nehir yardım etmek istedi. “Gömleklerini ütüledim,” dedi. Tahir şaşırdı ama gülümsedi. “Teşekkür ederim. Bunu yapmana gerek yoktu ama hoşuma gitti.” O an göz göze geldiler. Bakışları bir an durdu. Tahir başını eğip valizini kapattı. Vedalaşırken Tahir sordu: “Bir şeye ihtiyacın olursa beni ara, olur mu?” “Olur,” dedi Nehir. Ama içinden, “Keşke seni aramam için bir sebep olsa,” diye geçirdi. İlk gün zaman geçmek bilmedi. İkinci gün Derya geldi, birlikte film izlediler. Nehir her Tahir mesaj attığında gülümsediğini fark etti. Üçüncü gün, telefon çaldı: Tahir arıyordu. “Nasılsın?” diye sordu Tahir. “İyiyim. Sen?” “Yoğunum ama seni merak ettim.” Bu cümle, Nehir’in kalbine sıcak bir akış bıraktı. İlk defa onun tarafından gerçekten düşünüldüğünü hissetti. Tahir döndüğünde valizini kapının yanına bırakıp doğrudan mutfağa geçti. Nehir yemek hazırlıyordu. “Ev ne kadar sessizdi biliyor musun?” dedi Tahir. Nehir durdu, başını eğdi. “Ben de öyle düşündüm.” O akşam ilk defa yemeği birlikte sofrada, uzun uzun sohbet ederek yediler. Göz temasları artık kaçak değil, aranan bir şeydi. Ve her kelime, aralarındaki mesafeyi biraz daha yakınlaştırıyordu. --- Nehir’in sanat kursu beklediğinden daha iyi gidiyordu. Öğretmeni onun yeteneğini fark etmiş, özel bir sergi fikrinden bahsetmişti. Bu onu hem heyecanlandırıyor hem de tedirgin ediyordu. Tahir’e bu konuyu açtığında onun tepkisini kestiremiyordu. Bir akşam cesaretini topladı. “Hocam çalışmalarımı çok beğendi. Küçük bir sergi düzenlemem için destek olmak istiyor.” Tahir kısa bir duraksamayla baktı. “Harika haber. Peki sen ne düşünüyorsun? Hazır mısın?” “Bilmiyorum. Korkuyorum aslında.” “Korkma,” dedi Tahir yavaşça. “Ne gerekiyorsa yapalım. Sergini birlikte hazırlayabiliriz.” Bu söz, Nehir’in içinde koca bir sevinç oluşturdu. Tahir sadece eş gibi değil, sanki bir dost gibi yanında duruyordu. Sergi için hazırlıklar başladı. Nehir tüm boş vakitlerinde resim yaptı. Tahir akşamları onu atölyeden alıyor, bazen kanvasları birlikte taşıyorlardı. Sergi günü geldiğinde Nehir heyecandan yerinde duramıyordu. Konuklar, resimler, ışıklar… Her şey onun hayalinden çıkmış gibiydi. Ama asıl önemli olan Tahir’in bakışlarıydı. Her tabloya gururla bakıyor, her misafire Nehir’i övüyordu. Ve gece sonunda yanına gelip kulağına fısıldadı: “Seninle gurur duyuyorum.” Nehir o cümleyi uzun süre unutamadı. O gece belki ilk defa Tahir’e “eşim” derken içi titredi. ___ Sergiden sonra aralarındaki yakınlık daha da artmıştı. Artık akşamları film izliyor, kahvaltıları birlikte yapıyorlardı. Sabahları Tahir işe gitmeden önce Nehir onun kravatını bağlıyor, Tahir de ona çiçek getiriyordu. Küçük, sessiz ama samimi jestlerdi bunlar. Bir akşam Tahir erken geldi. Elinde bir paket vardı. “Bunu senin için aldım,” dedi. Nehir şaşkınlıkla paketi açtı. İçinden küçük bir fırça seti ve özel boyalar çıktı. “Bunlar… en pahalı markalar!” “Senin için en iyisi gerek,” dedi Tahir. Nehir bu hediyeden çok, arkasındaki niyete duygulandı. O akşam Tahir’in koltuğa uzanmış hâlini seyrederken, onu farklı bir gözle izlediğini fark etti. Onunla ilgili duyguları artık “saygı” sınırını geçmişti. Ama içindeki o küçük ses, “Aşık mısın?” diye fısıldıyordu. Bilmiyordu. Ama çok yakındı. .. Bir sabah Nehir kahvaltı masasını hazırlarken telefonuna gelen bir mesaj onu durdurdu. Eski sevgilisi Okan’dan bir mesajdı: “Görünce inanamadım. Evlenmişsin… Umarım mutlusundur.” Nehir’in içi buz kesti. Okan geçmişte büyük bir yara bırakmış, ona güvenini kaybettirmişti. Bu mesajı görmek, yıllar sonra bile rahatsız ediciydi. Tahir mutfağa girdiğinde Nehir telefonu hızlıca çantasına attı. “İyi misin?” diye sordu. “Biraz başım ağrıyor,” dedi Nehir. Gün boyu aklı Okan’da kaldı. Akşam Tahir bir şeylerin ters gittiğini fark etti. “Nehir, bana söylemek istediğin bir şey mi var?” Nehir kararsızdı. Saklamak istemiyordu ama huzuru da bozmak istemiyordu. “Geçmişten biri mesaj attı. Okan. Eski biri. Sadece evlendiğimi görmüş. O kadar.” Tahir’in yüzü hafif gerildi ama sesi sakindi. “Bana dürüst olman önemliydi. Teşekkür ederim. Ama o defteri kapattıysan… tamamen kapat. Çünkü ben açmak istemem.” Nehir başını salladı. “Kapattım. Emin ol.” O gece birbirlerine daha yakın uyudular. Çünkü aralarındaki en büyük güven kapısı açılmıştı: dürüstlük. -- Bir pazar sabahı, Nehir kahve yaparken Tahir arkasından yaklaştı ve usulca sordu: “Sence biz nasıl bir çiftiz?” Nehir bir an durdu. “Gerçek, sakin, birbirine alışan bir çiftiz… belki biraz garip.” Tahir güldü. “Garip kısmına katılıyorum.” Kahvaltı boyunca çocuklar hakkında konuştular. Tahir’in ciddi ciddi bir gün baba olmak istediğini söylemesi Nehir’i şaşırttı. “Hazır mıyız sence böyle bir şeye?” diye sordu Nehir. Tahir düşündü. “Henüz değil. Ama bir gün olursak, senin gibi biriyle olmalı.” O söz, Nehir’in içini sıcacık yaptı. Tahir ilk defa “gelecek” planlarında onu bu kadar açıkça anmıştı. Nehir kalbinde gerçek bir kıpırtı hissetti. Belki aşk dedikleri şey böyle böyle, yavaş yavaş büyüyordu… --- Nehir ve Tahir arasındaki bağ artık görünür hâle gelmişti. Ev sadece bir ev değil, gerçekten paylaşılan bir alan olmuştu. Sabah kahveleri, akşam sohbetleri, hatta suskunlukları bile anlam kazanıyordu. Ama bu sessizlik bazen fazlaydı da. Bir akşam Nehir dayanamadı. “Tahir… Sen bana hiç ‘aşık oldum’ dedin mi?” Tahir hafifçe duraksadı. “Sanırım hiçbir zaman doğrudan söylemedim.” Nehir gözlerini kaçırdı. “Ben de söylemedim. Ama içimde bir şeyler oluyor. Her gün seni düşündüğümde kalbim daha farklı atıyor.” Tahir yaklaştı. “Bunu duymak güzel. Çünkü ben de her sabah seni gördüğümde ‘iyi ki varsın’ diyorum içimden.” İlk defa aşk bu kadar net dile gelmişti. Belki hâlâ “aşık oldum” dememişlerdi ama o kelimelerin ağırlığını taşıyan cümleler kurulmuştu. Ve o gece, ilk kez aynı yatakta uyudular. Sabah uyandıklarında ikisinin de gözlerinde aynı şey vardı: huzur. ---- Her şey yolunda giderken, hayatın bir yerinden yeni bir sınav çıkıverdi. Nehir bir sabah baş dönmesiyle uyandı. Önce önemsemedi ama birkaç gün tekrar edince doktora gitmeye karar verdi. Tahir endişelendi, onunla birlikte gitti. Yapılan testlerin ardından doktor gülümsedi: “Tebrikler. Hamilesiniz.” Odada bir sessizlik oldu. Nehir şaşkın, Tahir ise ne hissedeceğini bilemez hâlde kaldı. Arabaya bindiklerinde Nehir konuştu: “Ne hissediyorsun?” Tahir yavaşça döndü. “Korkuyorum… ama mutluyum. Sen?” “Ben de öyle.” İki kişi olan ev artık üç kişi olacaktı. Bu haber ne kadar güzel olsa da aynı zamanda büyük bir değişimin habercisiydi. Nehir içten içe, “Anne olabilir miyim?” diye endişeleniyor, Tahir ise “İyi bir baba olabilir miyim?” sorusuyla boğuşuyordu. Ama birlikte olduklarını bilmek, tüm korkulara karşı bir güven kalkanı gibiydi.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD