Kapıdan girdiğim dakika gözlerimin önüne gelen görüntü ile beynimden vurulmuşa dönmüştüm. Öyle ki ağzımdan çıkan çığlığa bile engel olamamış,son anda ağzımı kapamıştım.Bunlarda neydi böyle?
Gördüklerim gerçek olamazdı değil mi?
Peki gerçek değilse gözlerimin gördüğü o şeyler neydi?
"Sizin köyde kapıyı çalıp cevabı beklemeden içeri dalmak moda olsa gerek"
Ağzının kıpırdamasından bir şeyler söylediğini görüyordum fakat ne dediğini işitmiyordum zira aklım sırtında gördüğüm izlerdeydi.Küçük nokta şeklinde kabarmış ve bir kaç tane daha büyük,büzüşmüş yara izleri..
"Hey..Sana diyorum müsaade edersen eğer üzerimi giyinmek ve senin olduğun bu ortamı bir an evvel terk etmek istiyorum "
Bir kez daha konuştuğunu görmüştüm ama bu sefer ne konuştuğunu da duymuştum..
"Ben..Şey kusura bakma lütfen" dedim ve gözlerimi ondan ayırarak elimdekini ona uzattım.Hayatımda ilk kez çıplak bir erkekle karşılaşıyordum hem de en olmadık yerde.Ama aklım onun çıplaklığından çok gördüğüm izlerdeydi.
"Beni dikizlemen bittiyse çıkabilirsin "
"Ben seni dikizlemiyordum"dedim her şeye rağmen.Sadece gömleği yoktu üstünde bu tam olarak çıplaklıktan sayılmıyordu.
Söylediklerim doğruydu.Ben gerçekten onu dikizlemiyordum.Kapıyı açtığım vakit gözlerim tek bir şeye takılı kalmıştı oda sırtını kaplayan izlerdi.Kimisi kırmızı,kimisi büyük,kimisi de küçük olan izler.
"Yalan söyleme bal gibi dikizliyordun"
Bu adam neden papağan gibi hep aynı şeyi tekrar ediyordu ki?Acaba beyninde bir sorun mu vardı,ya da algılamada güçlük mü çekiyordu?.Evet evet kesin algılamada güçlük çekiyordu.
"Afedersin ama tam olarak dikizlemekten kastın nedir? deyip ondan tarafa döndüm ve ellerimi göğsümde birleştirerek cevap vermesini bekledim.
"Bakıyorsun demek,iki dakikanın içinde tüm vücudumu yedin bitirdin demek"
"Şu anda senin yaptığın gibi mi?" dedim sakince.Çünkü saniyelikte olsa göğüslerime baktığını görmüştüm ve o an çıplak kalmış gibi hissetmiştim kendimi.
Saniyeler sonra" ah kadınlar" deyip kapıyı yüzüme kapatmış ve bende kazma sapı gibi ortada kalmıştım..
"Hey Can neler oluyor?" diyen sesi duyduğum da düşüncelerimden çıkıp gülümseyerek arkamı döndüm.
"Yok bir şey Naz arkadaşının ne kadar aksi,kaba ve hödük bir adam olduğunu düşünüyordum"
"Kim Sedat mı?"
"Tabiki o"
"Aslında biraz aksi olduğu doğrudur,ama o Asaf'tan sonra gördüğüm en düzgün adamdır."
"Bilmem..Açıkcası pek düzgün bir tarafını göremedim?"
"Eminim tanısan seversin"
"Aman neyse boşver.Hadi sofraya gidelim de içemediğim buz gibi kolamı mideme indireyim " dedim ve gülerek devam ettim.
"Nehir uyudu mu?"
"Babasını istedi hanımefendi.Sanki o çıkardı anasını satayım.Var ya bazen çok pis kıskanıyorum,hatta öyle ki kapıdan çıktığım gibi ne konuştuklarını dinliyorum."
"Manyak ruh hastası "
"Anne olunca beni anlarsın Can"
Anne olunca..Hayalini bile kurmuyordum artık bunun.
"Artık benim için imkansız "dedim kendi kendime fısıldayarak.
"Yemin ederim şöyle konuştuğun zaman ağzının ortasına küreğin sapını sallayasım geliyor.Kızım aradan beş sene geçti.Onun yaptığı şerefsizliği başkalarına ödetme.Şans ver,tanımaya çalış"
"Artık eskisi kadar canım yanmıyor Naz.Sadece aklıma gelince biraz üzülüyorum o kadar."
"Aferim benim kızıma.Böylesi daha hayırlıymış demek ki"
"Neyse hadi enişteyi yalnız bırakmayalım.Zaten lavaboda ki çukura düşmüş belli"
Saniyeler sonra yemek masasına geri oturduğumuz da Asaf enişte hala yemeğini yiyordu.Allah aşkına bu adam ne kadar yavaş yiyordu böyle.Ben olsaydım şimdiye çoktan yemeği mideme indirmiş başka şeylerle meşgul oluyor olurdum.
"Sedat nerde canım?"
"Çukura düştü sanırım enişte " dedim masaya oturduğumla beraber elime alıp içtiğim koladan bir yudum daha alarak.İşte bu sıra da karşıdan gelen adam dikkatimden kaçmamıştı.
"Buradayım dostum"
"Hadi sofraya otur bende tabağını değiştireyim soğumuştur"
"Gerek yok Nazlı müsaadenizle ben kalkayım" diyen adama baktım.Gayet ciddi görünüyordu.Iyi de neden erken kalkıyordu ki?Acaba benim yüzümden olma olasılığı yüzde kaçtı?
"Erken değil mi Sedat ?"
"Atölyede işlerim var Nazlı"
‘’Biraz daha kalsaydın?’’
‘’Başka zaman’’
"Tamam sen bilirsin "
Sofrada ki herkesin ayağa kalkması ile ben de ayağa kalkmıştım..Açıkçası bu kadar erken kalkmasının sebebini kendim olarak görüyordum ve bu içimde anlam veremediğim bir takım huzursuzluklara neden oluyordu.Bu ev sahibi misafiri sevmez misafir üstüne gelen misafiri hiç sevmez anlamına mı geliyordu acaba?
******
Dakikalar sonra mutfakta bulaşıkları makinaya dizerken aklımda ki tek şey düşüncelerim ve giderken arabanın ön aynasından gördüğüm bakışlarıydı.İnsanı ürperttiği halde bakma isteği uyandıran bakışlardı bunlar.
"Bir kahve içelim mi ne dersin?"
"Allah derim başka ne diyeyim" dedim ve gülümseyerek işime devam ettim..Öyle akşam kahve içip de uyku sorunu yaşayan tiplerden değildim çok şükür.
"Söyle bakalım neden bu kadar düşüncelisin"
Nazlının sesi ile aklımdan geçenlere bir son verip tekrar ondan tarafa döndüm.Zehir gibi beyni vardı ve gözünden hiç bir şey kaçmıyordu.
"Bunu da nerden çıkardın?" dedim düşüncelerimi ona belli etmemeye çalışarak.
"Ben seni tanırım Can.Elindeki tabakla bir dakikadan fazla uğraşıyorsan vardır bir şeyler"
"Hiçte bile öyle bir şey yapmadım
"Benim sekiz dakikalıklara uyguladığım yöntemi sakın bana uygulamaya kalkma"
"Hayır ben inkâr etmiyorum bir kere "
"Ahan da kendi ağzınla söyledin" dediğinde derin bir nefes aldım ve önümdeki bulaşıklarla ilgilenmeye devam ettim. Yaklaşık on dakika sonra tezgahın üzerini temizlemiş ve masa da oturmuş beni süzen Nazlı'nın karşısındaki yerimi almıştım.Ben bulaşık işine giriştiğimde onu da dinlenmesi için yollamıştım fakat rahat durmamış yine de mutfakta bir şeyler ile oyalanmıştı.
"Bakma öyle " dedim dudaklarımı büzerek.
"Anlat"
"Pekala"dedim ve devam ettim.
"Kim bu adam ?"
"Hangi adam?"
"O adam işte hava alanından beni alıp buraya getiren" deyip önümde ki dumanı tüten kahvemden bir yudum aldım.Ben bulaşık işini hallederken o da bir yandan kahveleri yapmıştı.
"Ha Sedat'tan bahsediyorsun sen.Asaf'ın en yakın arkadaşlarından biridir kendisi.Mücevher işleri ile uğraşıyor.Biraz aksi ama iyi biridir"
"Anladım canım "dedim lakin kafamdaki merak ettiğim soruların hiç birine cevap olmamıştı bu.
"Başka sormak istediğin bir şey varsa çekinme"
"Yok aslında"
Aklımda ki şeyi sorup sormama arasındaydım şu an.Aradan ne kadar zaman geçti bilmiyorum fakat Nazlı ayağa kalktığında yatma vaktinin geldiğini anlamıştım.
"Yarın ki gezi için dinlenmek istiyorum ben yatar " dediğinde gülümsedim ve usul adımlarla merdiveni çıkışını izledim..Ta ki iki dudağımın arasından istemsizce çıkan o soruyu sorana kadar.
"Sırtındaki yaraların sebebi nedir Naz?"
Utanarak sorduğum bu soru ile Nazlı merdivenlerden çıkmayı bırakmış boncuk gibi mavi gözleri ile bana bakmaya başlamıştı.
"Se-sen bunu nereden biliyorsun?"
Sorduğum soru onu şaşkına çevirmişti.
"Ben..Şey..Şeyde gördüm lavaboda,elimdeki kıyafetleri ona verirken"
Şu anda utançtan kafamı toprağa gömmek istiyordum.Banane elin adamının sırtındaki izlerden ..Atalarımız boşuna demiyordu insanın başına ne gelirse ya meraktan yada başka bir şeyden gelir diye...Fakat Allah kahretsin ki yine dilime hakim olamamıştım.
"Açıkçası bu konu hakkında bir fikrim yok,daha doğrusu ona dair çok şey bilmiyorum.Kapalı bir kutu gibidir.İnsan içine çok çıkmaz,gitmesi gereken yerlere hep en güvendiği adamları gider,insanlarla çok fazla göz teması kurmaz,lafı toktur karşısındaki adam üzülürmü kırılır mı diye düşünmez,yeri geldiğinde hiç acımaz taş kesilir,ama bazen öyle yufka yüreklidir ki sen bile şaşırır kalırsın."
"Peki Naz teşekkür ederim,hadi git dinlen " dedim ve kahvemden bir yudum daha alarak öylece oturdum.Sonra da elime aldığım kahve ile salona geçtim.Koltuğa oturduğum da kafamda dolanan tek şey Nazlı'nın o adam hakkında söyledikleriydi.Elbet bir derdi vardı ki bu adam böyle olmuştu.Neler çekmişti kim bilir.Belki de sırtındaki yaralar ile alakalıydı böyle davranmasının sebebi?.
Bilmiyordum..
Bildiğim bir şey varsa da onunda zamanında acı yada tatlı bir şeyler yaşadığıydı..Yoksa normal standartlardaki bir adam bu karakterde olamazdı.
İşte bu düşünceler ile koltukta uyuyakalmıştım.Hatırladığım son şey kahve bardağını sehpanın üzerine koyduğumdu gerisi ise zifiri karanlık.
"Cansu teyze kalk"diyen sesi duyduğumda usulca gözlerimi araladım ve baş ucumdaki anasının kopyası sarı cadıya baktım.Yemin ederim nasıl özenip yaptıysa artık çocuk aynı kendisine benziyordu .
"Gel bakalım buraya sarı cadım" dedim onu kucağıma aldım.
"Bugün gidicez dimi cansu teyze "
"Evet gideceğiz tatlım.Gideceğiz ve it götü yemiş gibi gezeceğiz"
Suratımı onun mis gibi kokan boynuna gömmüş,onu gıdıklamaya çalışıyordum.
"O ne demek Cansu teyze " diyen Nehir ile anında yaptığım hatanın farkına vardım ve hemen lafı kıvırmaya başladım.
"Şey bebeğim.O şey demek..Yani sabahtan akşama kadar her yeri gezeceğiz demek "
"Hımm peki bana dondurma alacak mısın?. Sen almazsan Sedat amcam kesin alır.Oda gelecek değil mi Cansu teyze.Hadi arayalım onu arayalım lütfeen lütfennn" demesi ile ne yapacağımı şaşırmıştım.
"Bende numarası yok bebeğim "
"Annem de var..Lütfen Cansu teyze ne olur lütfen"
"Kız ben senin lütfen diyen ağzını yerim yer fındığım" dedim ve uzun saçlarına bir öpücük kondurdum.
"Ama sen beni yersen Mirhan dayım seni dayak manyağı yapar "
"Mirhan dayın denen dağ ayısı bana hiç bir şey yapamaz meleğim sen merak etme "
"Tamam hadi Sedat amcamı arayalım"
"Ama bende numarası yok " dedim son kez şansımı deneyerek..
"Sen bekle burda"deyip üzerimden kalkması ile bu işten kurtulamayacağımı anlamıştım.Saniyeler sonra koştura koştura geldiğinde de bir kez daha anlamış oldum.
"İşte bak annemin telefonunu getirdim.Hadi numarayı al Sedat amcamı ara"
"Umarım bu telefonu buraya getirdiğinden annenin haberi vardır Nehir "
"Tabi ki annemin haberi yok Cansu teyze.Uyandırmaya çalıştım ama uyanmadı"
"Hımm pekala bir daha olmasın ama "dedikten sonra telefonun ekran kilidini açtım ve S harfine basarak numaranın çıkmasını sağladım.Ekranda gözüken numarayı kendi telefonuma kaydettiğim de gözüm numaranın yanındaki fotoğrafa kaymıştı.Açıp açmama arasında kalmıştım fakat en son dayanamamış görüntünün üstüne tıklamıştım.Kesinlikle ve kesinlikle bu adamın giyim tarzı yaşına göre değildi artık bunu çok iyi anlamıştım.Bir diğer konu ise bu soykası batası,manyak ruh hastası adam gerçekten yakışıklıydı..
"Hadi ara teyze şimdi anneme yakalanacağız"
"Tamam "dedim ve Nazlı'nın telefonunu bir kenara bırakarak kendi telefonumdaki yeşil arama tuşuna bastım.Henüz bir kere bile çalmamıştı ki karşıdan gelen tok sesi duymuştum.Hay mübarek telefonun başında bekliyordu sanki.
"Kimsin"
Kimsin mi?..Bu nasıl bir telefon açma şeklidir Allah aşkına..
"Alo kimsin dedim duymadın mı?"
"Merhaba Sedat bey kusura bakmayın sabah saba-"
"Buyurun Cansu hanım sabahın köründe aradığınıza göre önemli bir konu "
Sözlerimi bitirmeme bile izin vermeden konuşmaya başlamıştı.Medeniyetsiz hanzo..
"Sözlerimi bitirmeme izin verseydiniz arama sebebimi öğrenebilirdiniz Sedat bey zira siz yırtık dondan çıkar gibi hemen konuşmaya başladınız"
Sözlerimin ardından bir kaç saniye susmuş ve tekrar konuşmaya başlamıştı.
"Sizi dinliyorum Cansu hanım"
"Nehir yanımda ve bugün bizimle gelip gelemeyeceğinizi soruyor "
"Nehir istedikten sonra onunla her yere gelirim saati söylemeniz yeterli "
"Tamam kahvaltıdan sonra hep birlikte çıkalım"
"Bana uyar şimdi söyleyecekleriniz bittiyse işime dönmeliyim"
"Saat hakkında sizi bilgilendiririm"
"Zahmet olmazsa" demiş ve yine öküzlüğüne yakışır bir şekilde telefonu yüzüme kapamıştı..Adam gerçekten kazmanın önde gideniydi.
"Bu adamı bir kaşık suda boğasım geliyor " diye söylene söylene ayağa kalktım.
"Sana demiştim teyze o beni kırmaz"
"Evet haklısın bebeğim o seni kırmaz"
"Şey sen biliyor musun Cansu teyze ne zaman Sedat amcamla parka gitsem gözlerine bir şey oluyor " dediğinde ne demek istediğini anlamamıştım.
"Anlat bakalım sarı cadı ne oluyormuş " diyerek onu kucağıma aldım ve koltuğa oturdum.Burada uyumama rağmen hiç bir yerim ağrımıyordu.
"Gözüne toz kaçtığını o yüzden gözlerinin sulandığını söylüyor"
Boşuna demiyorlardı çocuktan al haberi..
"Toz kaçınca gözler sulanır eminim Sedat amcan sana bunu anlatmak istemiştir bebeğim " dedim ve kucağımda ki cadıyı mıncıklamaya başladım.. Ta ki tekrardan konuşuncaya kadar.
"Sen biliyor musun bir keresinde babam konuşurken duymuştum Sedat amcamın çocuğu ölmüş. Söylesene Cansu teyze ölmüş ne demek?"