Zümra Avşarhan Arabanın siyah, filmli camından dışarıyı izlerken, Mardin üzerine çöken o kanlı geceyi geride bırakmış, soluk ve puslu bir sabaha uyanıyordu. Serhat abimin o devasa, zırhlı aracının arka koltuğunda oturuyordum. Yanımda Dilay başını cama yaslamış, boş gözlerle akıp giden yolu izliyordu. Teyzem ise yorgunluktan bitap düşmüş, konağın o güvenli duvarları arasında derin bir uykuya dalmıştı onu uyandırmaya kıyamamış, evde bırakmıştık. Biz ise abimle birlikte, benim gerçekten bir Avşarhan olduğumu kanun önünde belgeleyecek o ilk adımı atmak için, şehrin en büyük özel hastanesine doğru yola çıkmıştık. Arabanın içindeki sessizlik o kadar ağırdı ki, nefes alışverişlerimiz bile kulak tırmalıyordu. Serhat abi direksiyonun başındaydı, gözleri yolda olsa da aklının bir köşesinin benim

