Çetin Koçarslan İçeri girdiğimde rutubetli hava yüzüme çarptı. Gözlerim bir an loş ışığa alışmaya çalışırken onu gördüm. Köşede duvara yaslanmış, kolları dizlerine sarılı öylece bekliyordu. Başı önündeydi. Onu görür görmez içimdeki her şey acı, kayıp, yıkım keskin bir bıçak gibi döndü ve saf, katıksız bir nefrete saplandı. Kapıyı arkamdan kapattım. Gıcırtı mahzenin içinde ölüm sessizliğini yırttı. Başını kaldırdı. Yüzü şişmiş, gözleri korkudan kocaman açılmıştı. O gözlerde bir zamanlar daha doğrusu çocukken belki masumiyet vardı. Şimdi sadece alçaklık ve yalan görüyordum. Yavaş ve ağır adımlarla yanına yaklaştım. Her adım, taş zeminde yankılanan bir hüküm gibiydi. Önünde durdum. Yukarıdan, gölgem ona düşerken baktım. “Kalk,” dedim. Sesim odanın soğukluğundan daha da buz gibiydi. Titre

