Annelik İçgüdüsü

1217 Words
Dizlerimi kendime çekip derin bir nefes aldım. Ellerimi sımsıkı dizlerime sararak, “Benim hayatımı çaldılar,” dedim. Kertenkele, gözlerini benden ayırmadan dinliyordu. Sessiz ama anlayışlıydı. “Hayatıma giren ve çıkan herkes bir şekilde benden bir şey çaldı,” diye ekledim. Kelime kelime konuşuyordum, çünkü her cümle boğazıma düğümleniyordu. Konuşmak ağır geliyordu. Sanki anlatırsam, o anları yeniden yaşayacakmışım gibi… Kertenkele başını hafifçe eğdi. “Söylemek istemezsen anlarım,” dedi, sesi yumuşaktı. Ama içimde kırılan bir şey vardı, paramparça olmuş bir cam gibi. “Ama Gri Göz illa öğrenmek istiyor,” dedim, sanki her kelimeyle içimden bir parça kopuyordu. Kertenkele derin bir nefes aldı. Ateşin alevleri gözlerine yansıyordu. “Ona anlat,” dedi. “O bunu kendisi için değil, hepimiz için istiyor. Kimseye güvenmiyor. Bu konuda haksız da değil. En son birine güvendiğinde, bizden önceki timini kaybetti.” Sesi alçaldı, gözlerini dağların zirvesine dikti. Soğuk rüzgâr uzun hava gibi esiyordu. “O saldırıda o da yaralandı. Gözünü kaybetti.” İçimde bir şey düğümlendi. Gri Göz… Kertenkele anlatmaya devam etti: “Önceden yaralı olan gözüne siyah bant takardı. O yüzden ona ‘Tek Göz’ derlerdi. Ama buna kızıp bandı çıkardı. Nasıl göründüğünü umursamıyor artık. Ondan sonra ‘Gri Göz’ lakabını aldı.” Ateşin ışığında yüzü gölgeler içinde kalmıştı. Başını kaldırıp, uzaklara baktı. “Şimdi bu dağlarda onu tanımayan yok. Her taş, her dere, her zirve, her kuş onun namını duydu.” Sesi rüzgâra karışıp dağıldı. Ateşe bakakaldım. Gri Göz… Belki de bu dağların en yaralı ruhuydu. “Nasıl oldu?” diye sordum. Belki onunla ilgili daha fazla şey öğrenirsem, onunla anlaşmanın bir yolunu bulabilirim diye düşündüm. Kertenkele bir an duraksadı. Yüzü ciddileşti. “Bu konu hakkında hiç konuşmadı,” dedi. “Biz de sormaya cesaret edemedik.” Gözlerini ateşe dikti. Alevler yavaşça titriyordu, tıpkı onun anlatacaklarını düşünürken tereddüt etmesi gibi. “Onu tanıyanlardan duyduk,” diye devam etti. “Yol kontrolü sırasında, bir kadın kucağında bebeğiyle kaçıyormuş. Yüzbaşı onu durdurmak istemiş, peşine düşmüş. İsteseydi, onu iki kilometre uzaktan bile vurabilirdi ama bebeğe zarar gelmesini istememiş. Kadın kaçarken, arkadaşları da onunla birlikte peşine gitmiş.” Kertenkele derin bir nefes aldı. Yüzü gölgeler içinde kaldı. “Ama bu bir tuzakmış,” dedi, sesi titreyerek. “Mayına basmışlar. Yüzbaşı’nın timinden kimse sağ çıkmamış. Hepsini orada şehit vermiş. O da gözünden olmuş.” İçimde bir şey sıkıştı. Kendi acımı unutup o an, o dağ başında tek başına kalmış bir adamın sessiz çığlığını düşündüm. Kertenkele devam etti. “İşte o günden sonra kimseye güvenmedi.” Sustu. Ateşin çıtırtısı dışında hiçbir ses yoktu. Sonra, gözlerini bana dikerek ekledi: “Ama içinde merhamet var. Bakma sana öyle davrandığına. Senin terörist olmadığını biliyor. Eğer öyle olduğunu bilse…” Sesi yarım kaldı. Gözlerinde beliren gölge içimi ürpertti. Bu sessizlik, rüzgârın soğuğundan bile daha keskin bir ürperti bıraktı bende. “Ne yapacak sence bana?” diye sordum. Hakkımda gerçeği öğrenirse ne yapacağını merak ediyordum. Onun gibi bir adamın vicdanıyla mı, yoksa sert kurallarıyla mı hareket edeceğini kestiremiyordum. Kertenkele hiç düşünmeden, “Seni buradan gönderir,” dedi. Bu cevabı kabul edemezdim. “Ama benim intikam için verilmiş bir sözüm var,” dedim, sesimde kararlılık vardı. Kertenkele hafifçe gülümsedi, ateşe bir odun daha attı. “Senin intikamını da kendi intikamı kabul eder. O öyle biri,” dedi. “Kendisi için korkup kaygılandığını hiç görmedim. En zor görevlere o gider, en tehlikeli anlarda o öne çıkar. Tanısan, seversin onu.” Bana göz ucuyla, imalı bir bakış attı. İçimde bir kıpırtı hissettim. “Ne demek istiyor? “diye geçirdim içimden. Saygı anlamında bir sevgiden mi bahsediyordu, yoksa başka bir şey mi ima ediyordu? Ama hemen kendimi topladım. “Sadece o değil, ben de kimseye güvenmiyorum,” dedim, kendi sözlerime şaşırarak. Neden böyle bir savunmaya geçmiştim? Neden onu yumuşamaz biri olarak görmeye bu kadar ihtiyacım vardı? Kertenkele hafifçe başını salladı. “O, sevdiklerine karşı çok korumacıdır,” dedi. “Onun sevgisini kazananların derdi artık onun derdidir.” Ateşin ışığında gözleri parlıyordu. “Bizim bir arkadaşımız vardı,” diye devam etti. “Sevdiği kızı zorla birine vereceklerdi. Gri Göz operasyonu yarıda bırakıp onun köyüne gitti. Hem de bize haber vermeden. Birkaç gün sonra kızı alıp getirdi. Onları evlendirip ev ve iş ayarladı. Şimdi hallerinden memnunlar.” Anlattıkları karşısında şaşkındım. Gri Göz’den böyle bir hareket beklemezdim. Kertenkele gülümseyerek ekledi: “Evlenen arkadaşımız timi bırakmak istemediğinde, ‘Burası mutlu ve umutlu adamların yeri değil’ diyerek onu timden resmen kovdu.” Sesinde Gri Göz’e duyduğu hayranlık açıkça hissediliyordu. Yüzüne baktım. Sadece hayranlık mıydı bu? Bu adamlar için Gri Göz sadece bir komutan değildi. O, hayatlarını değiştiren, belki de en zor anlarında ellerinden tutan biriydi. Ama ya ben? Benim için kimdi? “Sen ona anlat, her ne sırrın varsa. Sana güvenir, inanırsa yapamayacağı şey yok,” dedi Kertenkele, sesi güven doluydu. Sonra yerinden kalktı, esneyerek gerindi. “Biraz uyuyacağım,” diye ekledi. Şaşkınlıkla ona baktım. “Bana güveniyorsun?” diye sordum, gerçekten inanamayarak. Gözlerini tekrar bana çevirdi, ciddiyeti yüzüne oturdu. “Sen terörist değilsin,” dedi kesin bir ifadeyle. “Onları tanırım. Kaç tanesini esir ettik, kaç tanesini öldürdük, kaç tanesiyle kovalamaca oynadık… Artık nefes alıp vermelerinden bile tanıyorum onları.” Sözleri içimde bir rahatlama yarattı. Bana güvenmişti. Bu, burada yalnız olmadığımı hissettirdi. Ama içimde başka bir soru vardı. Onun hikayesini öğrenmek istiyordum. Neden geceleri kabuslar içinde uyanıp bağırıyordu? Ne yaşamıştı? Hangi acıları, hangi yükleri sırtında taşıyordu? Belli ki yorulmuştu. Onu durdurmak istemedim. Belki de ilk defa huzur içinde gözlerini kapatıp uyumak istiyordu ama kabuslar, yaşadıklarını ona uykuda bile unutturmuyordu. Ona ve diğerlerine bakarken içimde tuhaf bir duygu belirdi. Bir şefkat… Bir koruma hissi… Ben kundaktaki bebeği kucağından alınmış bir anneydim. Ve sanırım, bu adamlar farkında bile olmadan içimdeki o anne duygusunu harekete geçirmişti. Gri Göz ve ekibine karşı içimde tarifsiz bir gözetme, sahiplenme hissi oluştu. Onlar savaşın yorgun çocuklarıydı. Ve ben, bir anne gibi, onları korumak istiyordum. Kertenkele uyurken içimde bir huzursuzluk vardı. Öylece oturup beklemek istemiyordum. Bir şeyler yapmalıydım. Etrafa göz gezdirdim. Köylülerin getirdiği eşyalar bir köşeye yığılmıştı. Onları geri götürüp teslim etmek, aynı zamanda Gri Göz’ün ekibine sıcak bir şeyler hazırlamak istiyordum. Madem bana böyle samimi ve sıcak davrandılar, ben de borçlu hissediyordum. Hiç olmazsa onların bu soğukta üşümemesi için bir şeyler yapabilirdim. Belki sıcak tutacak içlikler, belki kara bata çıka yürüdükten sonra ıslanan çoraplara karşılık kuru çoraplar… Kararımı verdim. Köy merkezi çok uzak sayılmazdı, gidip dönebilirdim. Hızla toparlandım ve köye doğru yürümeye başladım. Köye vardığımda Molla Ahmet’i caminin dışında, köylülerin ortasında bir şeyler anlatırken buldum. Soğuk havada, herkes başına toplanmıştı. Beni görünce önce şaşırdı, sonra yüzüne sıcak bir gülümseme yayıldı. Etrafımdaki köylülerden bazıları sessizce uzaklaştı, bazıları ise merakla beklemeye devam etti. Selam verdim. Molla Ahmet selamımı alıp, “Biz de senin durumunu merak edip bakmaya gelecektik,” dedi. Gözlerindeki şüpheyi dağıtmak istiyordum. Burada yalnız olmadığımı, onların düşündüğü gibi terörist falan olmadığımı göstermek için gülümsedim. “Allah razı olsun Ahmet Amca, iyiyim ben,” dedim içten bir sesle. Molla Ahmet başını salladı. “Ne için geldin?” diye sordu. Bir an duraksadım. Aslında amacım belliydi ama içimde bir gariplik vardı. Bu köyde kendimi nereye ait hissediyordum? Derin bir nefes alıp gözlerimi kaçırmadan cevap verdim: “Gri Göz ve ekibi için bir şeyler almak istiyorum. Onlar burada bizim için savaşıyor, en azından bir katkım olsun istedim.” Molla Ahmet, yüzüme uzun uzun baktı. İçinde ne düşündüğünü anlayamıyordum ama sonunda yumuşak bir ifadeyle başını salladı. “Gel bakalım kızım,” dedi. “Senin için ne yapabiliriz, bir bakalım.”
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD