ATEŞLER VE YANANLAR

1058 Words
Hayatımda gördüğüm en berbat sergiyi gezerken etmediğim küfür kalmamıştı. Hayatımda gezdiğim ilk sergi olması zaten kötüydü, bir de bu ilkin en berbat olması daha da kötüydü. ''Burada sanatçı ne anlatmak istemiş?'' diye sordu Sansar. Resme baktığımda yan yana duran iki elma gördüm. İkisi de üzgündü. Resimlerin hepsinde bir elma detayı vardı. Deniz de çizse elma eklemişti, göt de çizse elma eklemişti. Oflayıp bizimkilere döndüm. ''Işıl Amasyalı mı?''  Bunlar güldüğünde mutluluk karşıtı Gölge döndü bize. O da sabahtan beri Işıl'la ilgileniyordu. Yemin ederim adam öldürürken bu kadar zorlanmıyordur bu adam o kadar eminim ki. ''Bu tablo çok duygusal,'' diye konuşan sosyetik kadınları dinlemeye başladım, ''Burada üzüntüyü ve çaresizliği aynı anda vermiş sanatçı.'' Baba parasıyla sergi açana da sanatçı diyorlar ya deli oluyorum.  Etikten bahsetmek belki de en çok bir katile yakışmazdı, bu tezat duruma gülümseyip önüme döndüm.  Sergi boyunca sıkılmıştık hepimiz. Bir gözüm sürekli insanlarda dolanıyordu, her şeyin yolunda olduğunu düşünerek sergi alandan çıktım. Koskoca bir kültür merkezini kapayıp dandirik resimlerini sergiliyordu hanımefendi. 3. kattın balkonuna çıktım sağa sola bakınıyorum tekel bayii ya da bir market bulurum diye. Sigarasızlık başıma vurdu liseli çocuklar gibi kağıt katlayıp içeceğim o derece.  ''Nereye kayboldun sen?'' Bir saniye beni yalnız bırakmayan Gölge gelmişti yanıma. Elimi balkonun duvarına koyarak baktım ona.  ''Yokluğuma alışamadın mı?'' ''Görevin adamı korumak, etrafta gezinmek değil. İşine bak!'' Beni tekrar sergi alanına götürdü bu, aslında haklıydı. Benden size tavsiye asla bir mafyanın yanına işe girmeyin her saniye acaba adama biri sıkacak mı diye bekliyorsunuz saçma yani e sigortası da yok. Boş verin vallahi, memurluk en iyisi. Cevat'a kimse bıçağı takmamıştı, nihayet içimi şişiren sergiden ayrılmıştık. Uzun yolun ardından eve geldiğimizde saat akşamı bulmuştu. Işıl'ın saçma sapan sergisi yüzünden sadece bir simitle duruyordum.  Kaldığımız eve geldiğimde yine o odaya doğru adımlarken Gölge buna engel oldu. ''Efnan beni takip et.'' Ya vicdana geldi ya da başına taş düştü. Üst kattaki bir odaya çıkardı beni. Büyük bir odaydı yıllarca saçma sapan yerlerde yaşadığımız için bu normal sayılabilecek oda benim için sarayı ifade ediyordu. Balkon vardı ve de cidden deniz tarafına bakıyordu. Çok da normal bir oda değildi tamam. Sıcacıktı üstelik 2 tane kaloriferi vardı. Üşüdüğüm için yemek kaloriferin yanına geçtim.  ''Dolapta kıyafet var, duşta var içinde. 1 saat sonra yemek yiyeceğiz. Geç kalırsan aç kalırsın.'' Kapıyı çekip çıktığında hemen üzerimden ceketi çıkardım ve dolabı açtım. Baya yeni kıyafetlerdi bunlar, e Cevat için bunlar önemsiz şeylerdi tabii. Çekmecelerden havlu ve iç çamaşırı alıp banyoya koşturdum. Normalde beni yakacak kadar sıcak açtım suyu. O kadar hasrettim ki bu sıcak suya tadını çıkarmaya başladım yanan tenimi ise hiç önemsemedim.  Duştan çıktığımda yemeğe 15 dakikam olduğunu gördüm. Üzerime lacivert bir tayt giydim ve üzerime göbeğimin üzerinde biten bir sporcu atleti.  Tabii sadece bunlarla kalmayıp bol siyah bir eşofman geçirdim bacaklarıma üzerime de aynı bollukla içi yünlü bir hırka giydim.  4 tane abazan herifin içindeydim.  Saçlarımı kurutmaya fırsat bulamadan topuz yaptım ve çıktım odadan. Hevesle aşağıya indiğimde yemek masası karşıladı beni. 30'larında bir kadın tencereyi masaya koyuyordu. Hızla girip bir sandalyeye oturdum. ''Koy abla ne varsa koy.'' Kaseye çorba koyarken bende başımı çevirip bizimkilere baktım, salona yayılmış pes oynuyorlardı. Resmen bekâr evi gibi bir ortam vardı. Sansar, Memduh'u yendiğinde Hakkı abi onlara pes böyle oynanmaz diye bir nutuk çekmişti. Gölge yoktu aralarında. ''E hadi siz gelmiyor musunuz?'' Sözüm üzerine ayaklanıp masaya yerleştiler. Üçü da şapır şupur yemek yiyordu bu beni rahatsız etmedi.  ''Gölge yok mu?'' diye sorarken buldum kendimi. ''O Cevat beylerle yer.'' ''Tam damat havası var herifte.'' dedim ağzımdaki lokmayı çiğnerken, ''Gölgeye çok güvenmeyin derim gidiciye benziyor.'' ''Gölge bize yanlış yapmaz.'' diye savundu Hakkı abi.  ''Hakkı haklı yerini bilir o.'' Memduh ise benim gibi düşünüyordu. ''Efnan haklı, son günlerde uzaklaştı herif bizden. Onun yanında patron hakkında konuşmayın kapının önünde bulursunuz kendinizi. Sonra da soğuk mezarda.'' Bunları Gölgeye karşı doldurmak zor olmamıştı, Işıl'ın hali tavrı apaçık ortadaydı zaten ama yine de güveniyoruz ona zırvaları dönüyordu dillerinde. Memduh hariç Yemeğin ardından salondaki gri koltuğa oturdum. Salonu adam gibi inceleme fırsatı bulmuştum. Genel olarak gri ve siyah mobilyalar vardı. Kocaman bir televizyon olsa da az eşyalı bir evdi.  Ayaklarımı sehpaya uzatıp cips kasesini aldım elime ve koydukları filmi izlemeye başladım. Sansar ve Hakkı uyumaya gitmişti, salonda sadece ben ve Memduh kalmıştı. Film izleyelim ortam olsun diye de ışıkları kapamıştık. Sadece cam kapıdan içeriye bahçedeki aydınlatmaların ışığı giriyordu. Yani salon çok da karanlık değildi. Filmin sonuna doğu gelirken bu herif konuşmaya başladı. ''Kokun güzelmiş.'' ''Eyvallah.'' Yanıma biraz daha yaklaştı, ''Saçlarını açsana.'' ''Böyle iyi.'' Temasa kadar sabredebilirdim, temas gerçekleştiğinde ise koyduğum o kuralları yıkardım. Akça'nın sözleri de umurumda olmazdı o saatten sonra. Kafasını uzatıp kokumu içine çektiğinde tırnaklarımı avuç içime batırmaya başladım.  ''Hata yapma Efnan,'' diye fısıldadı Akça, ''Hata yaparsan ölürsün.'' Sakinleşmeye çalıştım. ''Bu gece benim odamda kalsana.'' ''Siktir git!'' ''Atarlanma hemen, güzel kızsın.'' Saçlarımı açmak için elini uzattığında Akça'nın sözlerini unuttum. Bileğini tutup dirseğimi karnına geçirdim. Hızla altıma alıp bacağımı karına bastırdım. ''Bırak beni manyak karı!'' ''Bana bak bir daha bana bulaşma, kesip attıklarım arasına girmek inan hiç istemezsin.'' Bileğini son kez kavrayıp sertçe bıraktığımda inlemesi umurumda olmadı. Koltuktan kalkıp odama gitmek için merdivenlere yöneleceğim sırada Gölgeyle karşılaştım. Memduh bana yaklaştığı ilk andan beri bizi orada izlediğini biliyordum.  Şimdi benim hakkımdaki düşüncelerini değiştirmiştim işte. Aklında bana dair soru işaretleri oluşmuştu. Bunun verdiği keyifle oyunuma daha iyi devam etmek adına yüzüme sinirli bir ifade takındım.  Az önce tacizden kurtulan mağdur bir kadın gibi geçip gittim önünden. Arkamdan bakmıştı bir süre boyunca. Odamın kapısını kapatıp hemen balkona yürüdüm. Etraftaki adamları kontrol ederek kendimi balkondan sarkıttım. Pencerelerin yardımıyla ilk kata indiğimde duvarın arkasına saklanıp salonu izlemeye başladım.  Tam tahmin ettiğim gibi Gölge, Memduh'u duvara dayamış hesap soruyordu. Zafer kazanmışçasına gülümsedim. Gölge, Memduh'un yakasını bırakıp adamı yere fırlattığında merdivenlere yönelmişti.  Yüksek ihtimal benim odama gelecekti. Hızla pencerenin korkuluğuna tutunarak tırmanmaya başladım. Kendimi balkona attığımda hemen balkonun kapısını kapatıp üzerimdekileri çıkardım. Tayt ve sporcu atleti ile yorganın altına girip gözlerimi doldurmaya başladım. Kapıyı çalmadan açmıştı, ben de şaşırmış gibi yaparak yorganı ittim üzerimden. ''Ne istiyorsun?'' Gözlerimi siliyor gibi yaptım.  ''Bırak oyun oynamayı.'' ''Ne diyorsun sen ya?!''  Birkaç adımda yanıma gelip dizini yatağa koyarak yüzüme doğru eğildi. Bir an beni öpeceğini bile düşündürtmüştü bana. Ama o beni daha da şaşırtacak o sözleri sarf etti.  ''Benimle oynama Efnan, bir afra tafra ile Memduh'u ittin. Çünkü istediğin daha büyük. Sizi izlediğimi fark ettiğin için yaptın bunu. Memduh'a ne yapacağımı izlemek için balkondan aşağıya atladın. Şimdi de seni teselli etmemi bekliyordun. Sert kayaya çarptın daha zekice planlar yap küçük kız.''
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD