O gece, gün ağarana kadar bekledim. Kimse gelmedi. Güneş yükselip etraf ısınmaya başlamıştı ama hâlâ gelen giden yoktu. İçimde dışarı çıkmak için müthiş bir istek vardı. Sanki kendimi yenilenmiş gibi hissediyordum. Bu, sınırları yıkmak gibiydi. Odunluğun içindeki kapıya elimi attığımda içimde yükselen korkuya rağmen duramadım. Büyük demir kapıya doğru adım attıkça etrafıma bakınıyordum. Birileri bir yerden çıkıp beni yakalayacakmış gibi hissediyordum. Tahtaların arasından geçen farelerin çıkardığı sesler bile beni ürkütüyordu. Kapıya birkaç adım kala, her adımdan sonra daha da korku doluyordum. Elimi uzatıp demir kapının soğuk, paslı yüzeyine dokunduğumda durup arkamı kontrol ettim. Sanki biri beni izliyormuş gibiydi. Ama sonunda kapıyı açtım. Yüzüme vuran güneşin sıcaklığını hissettim.

