1: kaderim
Bu kurguda birden çok uygunsuz olaylar, hoş karşılamayacınız durumlar olacaktır bunu göze alarak okuyunuz
Baba karakterinin yapacağı şeyler uygunsuz olacaktır, asla onaylamayacınız davranışları olacaktır tüm bunları dikkate alarak okuyunuz
ZEYNO ZAİM
Ben Zeyno zaim dokuz yaşındayım. yaşıtlarıma göre daha uzun boylu, sarı saçlı, beyaz tenliyim, yosun yeşili gibi gözlerim var. Annem bana hep yosun yeşili gözlerin var derdi. Bizim evde ayna olmadığı için göremezdim. Daha çok dere kenarına annem ile birlikte çamaşır yıkarken suyun gölgesinden gözlerimi görürdüm. Yada Demir tabaklarda yansımamı görürdüm.
Ben ailemin tek kızıyım. Aslında benim iki tane daha ablam vardı ama onları babam öldürmüş. Komşularımın dediklerine göre ablalarım ilk adetinden sonra evlendirilmiş ve... bakire çıkmadıkları için babam onları öldürmüş.
Yedi tane de abim var. Beş'i evli ve köyün başka evlerinde yaşıyorlar. Benden beş yaş büyük olan ali abim nişanlı yakında da bahar abla ile evlenecek. Ama bahar abla çok kötü biri, bazen yanımıza geldiğin de anneme ve bana kötü davranırdı. Annem hep sessiz kalırdı. Çünkü sesimizi çıkartırsak babam yada abilerim bizi döver.
Benden dört yaş büyük olan Cemşit abim ise bekar. Abilerim tarlalarda çalışırken, ben ve annem hem ev işi yapıyoruz, hemde on iki tane olan ineklerimize bakıyoruz. Babam ise kazandığımız parayı kumara yada öteki kadınlara (hayat kadınlarına) veriyor.
Annem onbir yaşındayken ilk adetini gördükten sonra babam ile evlenmiş. Babam da o zamanlar da on beş yaşında imiş. babam ve annemin yaşını büyütmüş hükümet nikahını kıymışlardı. Annem on bir yaşın da büyük ablam hatice'yi doğurmuş.
On iki yaşında iken de abim salih'i doğurmuş. Her yıl birini doğurmuş. En son abim kazım dan üç yıl sonra, annem yermi dört yaşındayken beni yani... zeyno'yu doğurdu.
Ben aslında hükümette yokum Zeyno zaim diye biri hiç yok. Benim ölen zeynep ablamın kafa kağıdını bana verdiler. Babam benim için kafa kağıdını çıkartmadı, boşuna masraf olduğunu düşünmüştü. Ölen zeynep ablamın kafa kağıdını bana verdiler.
Ama bana Zeynep değil... Zeyno zaim diyorlar. Hükümette Zeynep Zaim on yedi yaşında iken, köyde Zeyno zaim dokuz yaşımdayım. Ben aslında hiç var olmamışım. Sadece ölen kişinin adıyla yaşıyorum.
Biz köyün en zengin ailesinden biriyiz, ne kadar da zengin olsak da bu sadece para konusunda zenginiz, ne ev konusunda ne üzerimize alacağımız kılık kıyafet konusunda hep fakiriz evde sağlam şey yok hepsi eski, kırık, dökük. Üstümüze alacağımız şeyler bile iki yılda bir alırız yada daha uzun süre sonra.
Bir elbise yırtıldığında kaç defa dikersin üç... Beş. Ama biz üzerimizdeki elbise de en az on defa dikmişizdir. Elbisenin eteği bir yere takılıp yırtıldığında bile diker giyersin. İster küçük yırtık olsun, ister bel kısmından başlayıp dizine kadar yırtılsın yine de diker giyeriz.
Annem en çok benim üstüme titrer. Bunu neden yaptığını bilmiyorum... Ama galiba biliyorum ablalarım bakire çıkmamışlardı diye benim de bakire çıkmayacağımı düşünüp beni hiç yalnız bırakmaz.
Benimle birlikte oturur, benimle birlikte yatar, benimle birlikte dışarıya çıkar, benimle birlikte eve girer. Evde abim veya babam bile olsa beni hiç yanından ayırmaz.
Bizim burada kızlara daha çok küçükken bazı şeyleri anlatırlar. Mesela kızlar ilk adetini gördükten sonra evlendirilir, ister annem gibi onbir yaşında olsun, ister onbeş yaşında olsun, her türlü ilk adetini gördüğün de evlendirilirler. Bu konuları daha yedi sekiz yaşında olan kızlara anlatırlar. Burada kız kelimesi yok, kadın kelimesi var. Bende böyle olacak idim kadın!!!.
&&
Bugün bende değişik birşey vardı daha alıngan, daha duygusal, daha sinirli idim. Ben bu duyguları bir arada hissettim. Birde karnıma daha doğrusu en mahrem yerimde ağrı vardı. Ben bu duyguları bilmiyorum. Bu yaşadığım şey ne?. Daha önce böyle birşey yaşamamıştım... umursamadım... Yine her zaman ki gibi annem ile birlikte ineklere yem ve su verdikten sonra kirli çamaşırları almış dereye gidiyorduk.
Dereye geldiğimizde bugün kimse yoktu. Çamaşırların hepsini yıkadıktan sonra annem'e döndüm "ana burada yıkanayım?" dedim. Annem etrafa baktı "de haydi ğızlı ol" dedi. Çiçekli paçalı donum tek kalana kadar soyundum. Dereye tam girecekken annem birden kısık sesle "hiii... Allah'ım" dedi. Ona döndüm "noldu ana?" dedim.
Acaba erkek mi geldi diye etrafa baktım ama kimse yoktu. Anneme döndüğüm de dizinin üstüne çökmüş Ferhat ederek ağlıyordu. "Allah'ım benim gızım daha güçük... benim yaşadığlarımı yaşayacağ... Rabbim ben şimdi ne yapacam?" diyip donuma bakarak daha çok ağladı.
Arkama... Donuma baktığım da kırmızı birşey akıyordu. Ve bütün donuma leke bırakmıştı. Annem Kollarını bana uzattı yanına gittiğim de beni kollarına çekip dizinin üstüne oturttu. Saçımı okşayıp "Rabbim benim gızım daha çok güçük bu... Bu yaşında gelin mi olacağ?... Rabbim bize yardım et" dedi ve daha çok ağladı.
Gelin mi olacağım?. Ama ben daha çok küçüğüm dokuz yaşımdayım. adet olmuştum ve bu demek oluyordu ki... Gelin olacağım.
Annem beni kucağından indirdi. Pijamamı giydirdikten sonra siyah Fistanımı da giydirdi, siyah tülbentimi katlayıp başıma koydu, boynumdan dolandırıp, başımın arkasında bağladı. Birkaç saç telim dışarda olsa da umursamadı.
Kurusun diye ağaç dallarının üstüne koyduğumuz elbiseleri leğene koydu. Leğeni başının üstüne koyup bir eliyle dengede tutarken diğer elini bana uzattı. Tuttum. Annem tüm bunları korku ve telaşla yapıyordu. Gözlerinden bile o korkuyu görmüştüm.
Köy yolundan giderken annem tedirginlikle hızlı olmamı istiyordu. Ama ayağımdaki lastikli ayakkabının arka tarafı yırtıldığı için sürekli ayağımdan çıkıyordu. Ve sürekli taşlara basıyordum. Bir ara tam düşecekken annem elimi sıkı tuttuğu için yere düşmemiştim.
Eve geldiğimizde annem leğeni salona bıraktı. Annemle odaya geldiğimiz gibi eski kapısı sökük dolaptan, eski elbise parçasını çıkartıp kesti, katladı. Annem bez parçasını yere koyduktan sonra o da yere diz çöküp fistanımı belime kadar kaldırdı "tut" dedi. Tuttum.
Pijamamı ve paçalı donumu çıkarttı. Yeni bir paçalı don giydirdi sonra bez parçasını orama tıkadı donumu tamamen giydirdi. Sonra pijamamı da giydirdi. Fistanımı da düzeltip yere oturdu beni de dizine oturttu. Başımdan öpüp "bunu hiç kimse bilmeyeceğ, baban bile ha. Tamam mı gızım" "tamam ana" Bir süre öyle kaldık.
Gün akşama dönerken annem hayvanlara bakmış akşam yemeğini de yapmıştı. O sırada annemin büyük kazanda ısıttığı suyla başımı yıkamıştım. Yemeğimi de yedikten sonra annemle odaya girmiştik. Annem yer yatağını serdi, bende içine girdim. Annem battaniyeyi boynuma kadar çekti, saçlarımı okşayıp öptü. "Ana ne zaman bu bitecek?" dedim. Annem "bir gaç güne biteceğ gızım. Sen sadece bu odadan çığma yeter" dedi. Başımı salladım.
Dışardan babamın sesi gelince annem odadan çıktı, kapıyı da kilitledi. Annem her daim eğer ben odada yalnız kalacak isem üzerime kapıyı kilitlerdi, bu her daim böyle olduğu için asla yadırgamam. Kim olsa kapı kilitlendiği için korkardı lakin ben alışık olduğum için asla korkmam.
Babamın yine o keskin sesi geldi "nerede senin kızın?" bu kelimeye alışmıştım. Babam bana hiç kızım demezdi. Bir kere bile beni bağırına basmadı. Beni anneme her sorduğunda kızın derdi... Kızım kelimesi asla babamdan duymazdım. Annemin sesi geldi "bey kız biraz ğasta yatsın istedim" dedi. Babam yine o beni bin kere kalbimi kıran cümleyi kurdu "geberip gitmedi zaten, bir kurtulamadık bu kızdan da"
Babam zaten kendinden başka kimseyi sevmez. Beni hergün aşağılar, dövmediği gün yok. Bazen sevecek gibi olduğunda ise annem hemen beni yanına alıp odaya geçeriz. Baba sevgisini hiç tatmadım, komuşumuzun kızı var babası en azından bazen onu severken görürdüm. Onları her gördüğümde kalbim acırdı babam neden beni sevmedi diye?. Ben acaba yetersiz ve eksik evlat mıyım?.
Bizim evde odalar olmasına rağmen sanki duvar yokmuş gibi rahatça tüm odaların içinde ne konuşuluyor onu rahatlıkla diğer oda da duyarsın. Bazen babamın bir tane daha çocuk istediğini bile duyardım. Çok utanç verici dimi. Annenin ve babanın çocuk yapmak için konuşmalarını duyuyorsun.
Daha çok şey duyuyordum mesela bir gün babamın birini öldürdüğünü bile duymuştum. Bazı günler de amcam evdeyken annem ile bir kız hakkında konuştuklarını duyardım ama detaya girmedikleri için hangi kız hakkında konuştuklarını anlamamıştım?.
Babam "git kazana su goy, canım bugün seni çekti" "bey..." "Sana ne diyorum o*uspu git suyu kaynat" babam anneme her daim kötü davranır, tabi babada ama yine de anneme daha çok kötü davranıyor. Babam şuan muhtemelen yemek yerken annem de suyu kaynatıyordu.
Zaman biraz geçtikten sonra annemin sessiz çığlığını duydum. Babam yine annemi dövmeye başlamıştı. Babam eğer erken gelecekse annemi o zaman döver. Uyudum. Annemin sessiz çığlığını duyarken uyudum.
Sabah uyandığımda annem bana sarılarak uyumuştu. Başımı kaldırıp gözlerine bakacağım zaman boynunda izler vardı. Nasıl oldukları belli babam yine annemi dövmüştü. Yataktan kalkacağım zaman annem gözlerini açtı uykulu gelen sesiyle "bir yere gitme" dedi.
"Ana çişim geldi" dedim. Annem gözleri kapalı şekilde "sana ne dedim gitme, biraz dağa bekle birazdan odadan çığarız" tutacak gibi değildim ama annemi dinlemek zorunda idim yoksa yine dışarıya tek başıma çıktım diye kızardı.
Güneş daha tam doğmadan annem gözlerini açtı. "Ana çişim geliyor" dedim. Annem ayağa kalktı beni de kaldırdı. Elimi tutup "de ğayde beni yedin çiş çiş diye" gülümseyerek söyledi.
Yürürken sakat tavuklar gibi yürüyordum. Bizim komşunun tavuğu sakatlanınca ayağı doğru düzgün yan yana ayrılmazdı hep bitişik gezerdi. Bende tam olarak öyleydim. Bacaklarımı bir birine sürterek yürüyordum.
Ben çişimi ederken kapının biraz ötesinde yine amcamın ve annemin sesi geldi "şeğmuz kız kan gördü bana yardım et" "Ben birşey yapamam hatice, kardeşimi biliyorsun bunu öğrendiğinde illaki evlendirecek" annemin ağlamaklı sesi geldi "yapma şeğmuz kızım daha gücük. Vallahi de kaldıramaz billahi de kaldıramaz... Bize ancağ sen yardım edebilirsin"
"Ne yapabilirim Hatice. Kamıl'ın karşısına geçipte. Zeyno'yu kimseye verme de diyemem" "gızıma yardım et. Kur'an'ıma senden başka hiçbir şey istemiyorum" annem amcama yalvarıyordu... Hemde benim için!.
Amcam "tamam kızı sakla. Kimseye de söyleme pis olduğunu. Hiç kimse de bilmeyecek" dedi. Annem "ne zaman gader sağlaya bilirim ha" "saklayabildiğin kadar" dedi amcam. "Tamam sağlamaya çalışacam" annem dedikten sonra amcam gitti.
Çok geçmeden tuvaletin kapısını annem açtı, elimi yüzümü yıkadıktan sonra annem elimi tutup odaya götürdü. Ben ayakta iken annem dizlerinin üstüne çöküp bana baktı. Avuçiçimi öpüp
"Bana bağ zeynom, Güzel gızım. Bu yaşadığlarını kimseye söylemeyecez ha. Baban yada başge biri öğrenirse seni çocuğ demez evlendirir o namusuz baban" dedi. Başımı salladım. Zaten saklamak da zorunda idim ben daha evliliğin ne manada olduğunu bile bilmeden evlenemezdim ki. Bu yaşta evlenmek bile istemiyorum.