Ben Dicle Saraçoğlu doktor olarak gittiğim İstanbul'a, İstanbul'un en acımasız mafyası bana takıntılı olacağını bilmiyordum. Beni zorla kaçıran mafya'nın ölmesini istedim.Ama hiç istemediğim şeyler oldu... esir tutulduğum zaman boyunca ona aşık oldum. İstanbul'un en acımasız mafyasına aşkımı itiraf edeceğim zaman vuruldu... Ölsün istediğim zaman keşke ben ölseydim ama o...Ben kimle mi zorla evlendim İstanbul'un mafyası olan AYBARS HANOĞLU. Herkes ondan korkar, adını bile duyan korkudan ödü kopar. kendisi bilinen en acımasız mafya. ona saygısız davranıp karşı gelen sabah gözlerini açmaz, çünkü... o kişiyi yok eder.
gerçek hayattan ilham alınarak yazılmıştır.Zeyno hükümet adıyla Zeynep dokuz yaşında tıpkı diğer kadınlar gibi kendi bedeninde gördüğü kan'dan sonra. kendini saklar. taaki onbeş yaşına kadar. onbeş yaşında babasının gördüğü kan'dan sonra artık zeyno'nun evlenmesine karar verir. Zeyno daha babasının gördüğü kan'dan bir hafta bile geçmeden davul zurnayla genç ağayla evlenir.
kapının sert açılmasıyla ürktüm. miraç bana tiksinerek bakarak "seni boşuyorum, artık benim karım değilsin. eşyalarını topla defol git" şaşırdım, hatta tuhafıma bile geldi ne diyor bu adam ağrılarıma aldırmadan ayağa kalktım "anlamadım, nasıl yani şaka mı yapıyorsun" dedim "ne şakasından bahsediyorsun. ben gayete ciddiyim" dedi sesinde hiç şaka yapıyor gibide değildi.Yanıma kadar gelip "ben senle hiçbir zaman evlenmek istemedim. ailem beni zorla evlendirmek istediler" derin bir nefes alıp devam etti "bende kabul ettim. ama intikam da alırım dedim ve intikamımı aldım. beni zorla evlendirmenin cezası olarak seninle birlikte olup. seni boşuyorum" konuşmasını kesmeden dinledim, dinledikçede yerin dibine battım.Hayallerim, geleceğim, hayatım tamda şuan mahvoldu "ben başkasını seviyorum Elif. ben onunla evlenmek istedim" dedi "nedeen" diye bağırdım ağlayarak "neden ben, neden benimle evlendikten sonra, neden benimle birlikte sonra bunları söylüyorsun, ben sana ne yaptım" hem ağlayıp hemde bağırmaya devam ettim."benim ne suçum vardı, ben mi seni sevdiğin kızdan ayırdım, ben mi seni zorladım bu evliliğe, ben ne yaptım sana" artık bağırmaktan boğazım ağrımaya başladı. miraç bu tepkimi beklemiyor olacaktı ki şaşrdıktan sonra kaşlarını daha çok çattı "evet senin suçun. sen benimle evlenmeyi seçtin, eğer evlenmeyi seçmeseydin böyle olmayacaktı" benim gibi hatta daha yüksek sesle bağırdı.
"seni öpmemi mi istiyorsun" dedi o naif sesiyle "evet" dedim. başını eğdi düşünür gibi yapıp işaret parmağını çenesine hafif vurdu "tamam... ama gözlerini kapat" dedi. bir umut beni hatırlar diye gözlerimi kapattım. bekledim, bekledim ve yanağımda sert ve diken gibi öpünce. gözlerimi hemen açtım ve... beni öpen deli karım değilde. sağ kolum olan kasap lakaplı adamım öpmüştü. deli karım ise kahkaha atıp bana gülüyordu. ben hala şaşırmış ve kandırılmışlıkla deli gibi öfkelendim. deli karım bana dil çıkartıp "seni öpeceğime, köpeği öperim daha iyi. ıhh"