Zehirlenme

886 Words
"Ya nişan kıyafeti falan istemiyorum ben." deyip Emre'ye baktım, o beni hiç takmadan arabayi sürmeye devam ederken. "Aslında nişan da istemiyorum ben. Kıyalım nikahı olsun bitsin." Aslına bakılırsa nikah da istemiyordum ama çocuğumun bir soyadına ihtiyacı vardı. "Alt tarafı bi elbise alacağız. Ne abarttın Zuhal ya?" "Uyumak istiyorum ben." diyerek arkama yaslanıp, aynı anda bunalınca çantamı açarak toka aramaya başladım. "Camları açsana." "Yaklaşık üç saniye önce soğuk dediğin için kapatmıştım ama." derken bir yandan da dediğimi yapıp camı açıyordu Emre. "Üç saniye içinde araba fazla sıcak oldu belki?" deyip bulduğum tokayla saçlarımı toplayıp derin bir oh çekerken, bana bakıp gülen Emre'ye baktım sinirle. "Hayırdır?" "Şimdiden böyleysen doğuma kadar nasıl baş edeceğim diye düşünüyordum da." "Aman ne komik!" diyerek gözlerimi kısıp ona baktım. Gecenin üçünde sana kapı kapı ev yapımı reçel aratmazsam bana da Zuhal demesinler Emre bey! "Hadi in." Emre'nin sesiyle durduğumuzu anlayıp, "Bu kemer niye burada ya?" diye söylenerek arabadan indim. "Sinirli misin sen biraz?" diyen Emre'ye aldırmadan girdim mağazaya. Hem beni havasız arabanın içine tık, hem o rahatsız kemeri zorla tak, sonra sinirli misin sen? Yoo, niye sinirli olayım ki, değil mi ama? Elbiselere bakarken, birini elime alıp "Bu olsun." dedim. Emre bir şey demeden omuz silkerken, "Yalnız onun otuz sekizin üzerinde bedeni yok." diyen kıza döndüm sinirle. "Şişko mu diyorsun sen bana?" Emre oturduğu yerden kalkıp "Opss!" diye beni tutarken, sinirle kızın üzerine yürüdüm. "Yok yani ordan bakınca şişman mı görünüyorum ben?" Emre "Sakin ol." derken sinirle yere atıp, ayağımla elbisenin üzerine bastım. "Almıyorum lan elbise falan." Kız, korktuğu için olsa gerek -ya da daha önce hiç deli görmediğinden- sesini çıkartmazken, Emre beni tuttuğu gibi mağazadan çıkartarak arabaya bindirdi. Ben hâlâ "Sensin lan Şişko, pis boya küpü. Sürdüğü beş kilo boya sana kilo yapmıyor mu acaba?" diye söylenirken, Emre arabaya binerek kapıları kilitledi. "Geri zekâlı mahlukat ya. Gelmiş bana o elbise sana olmaz diyor resmen." derken, "Aslında öyle..-" diyen Emre'ye bakıp "Ee?" dedim. "Söyle söyle. Çekinme. Koru elin boya küpünü." "Yok. Ben... Bebekten dolayı biraz göbeğin çıkmış, onu diyecektim." "Adı üstünde bebek o. Başka yerde büyüyecek değil ya, tabiki de göbeğim çıkacak." "Işte kız da onu..." derken susup "Neyse ya." dedi. "Ben seni eve bırakayım. Sen uyu, ben elbiseyi hallederim." Emre arabayı çalıştırırken "Baştan yapsaydın da şunu." diye söylenip başımı arkaya yaslayarak gözlerimi kapattım. Beni güzelim yatağımdan kaldırmadan önce çalıştırsaydı o üstün zekâsını keşke. Gözlerimi açınca Emre'nin evine geldiğimizi görüp ona döndüm. Anahtarı uzatıp "Gir, yat." dedikten sonra inmemi bekledi ama benim hâlâ uykum açılmamıştı. "Neden buraya getirdin ki?" diye sordum esnedikten sonra. "Çünkü, nişanlı insanlar, yani en azından normal onlar, öyle hemen ayrılmak istemez. Birlikte zaman geçirmek isterler. En azından ailelerimiz anlamasın diye biraz çaba gösterebiliriz bence." deyip kafasıyla kapıyı işaret etti. "Hadi git yat, ben de şu elbise işini halledeyim." "Aman be. Çok bilmiş." deyip omuz silktikten sonra arabadan inerek eve girdim. Üst kata çıkınca, Emre'nin kardeşinin odasını es geçerek diğer odalara baktım. Ama Emre'nin odası hariç yatak odası yoktu. Sinema odası bulunca, yerlerde olan kalın minderlerin rahat olduğuna karar verip film açtıktan sonra, aşağı inip dolabı karıştırdım önce. Tepsiye tatlı-tuzlu ne varsa doldurduktan sonra tekrar yukarı çıkıp güzelce yayılıp bir yandan tepsidekileri yerken, bir yandan da filmi izlemeye başladım. Evet, hâlâ uykum vardı ama karnım da acıkmıstı. Mağazaki kız aklıma gelince "Sensin şişko, pus yelloz." dedikten sonra bir litrelik meyve suyunu kafama diktim. Ne var canım? Açım ben. Karnım doyduktan sonra bastıran uykuma daha fazla direnemeyerek minderlere uzanıp, kapattım gözlerimi. **** "N'olur uyan Zuhal." diyen sesi duysam da açamadım gözlerimi. Neler oluyordu? *** Gözlerimi açıp da ağzımdaki maskeyle karşılaşınca, bulanık olan görüntülerin düzelmesini bekledim bir süre. O sırada da Emre'nin "Okan!" diye bağırdığı sesini duymam bir oldu zaten. Doktor tepemde gözüme ışık tutarken netleşen görüntüden sonra, Okan dediği doktorun bebeği aldırmak için gittiğim doktor olduğunu fark ettim. "Beni duyabiliyor musun?" Başımı salladım yavaşça. "Suç seni evde yalnız bırakan bende. Ama nerden bileyim suyu koyup da uyuyakalacağını?" Ne suyundan bahsediyordu bu ya? Ağzımdaki maskeyi işaret ettim doktora. "Sadece bir kaç dakika. Sonra yine takacağım." diyerek çıkartınca "Ne suyu?" diye sordum Emre'ye. "Tamam bir şeyler yedim de, meyve suyu içtim ben. Hatta üst katta tepsi, film izliyordum." "Alt kattaydın Zuhal. Koltukta." Delirmediğime eminim! "Değildim ya. Film izliyordum. Tepsiye de oraya götürdüm zaten. Suyu ocağa koyup da uyuyacak kadar salak değilim çok şükür." derken ikisi de şaşkınlıkla bana bakıyordu. Doktor tekrardan maskeyi takarken, Emre hâlâ kaşlarını çatmış, bana bakmakla meşguldü. "Şimdi sen su falan koymadın öyle mi?" deyince kafamı salladım. Ne yaptığımı gayet iyi biliyordum. "Okan sen burada kal. Ben sitenin kameralarına bakıp geliyorum." diyerek çıkan Emre'nin ardından Okan denen çocuğa döndüm. Doktor olarak değil de adıyla seslendiğine göre arkadaşlardı. Belli de barda onunla da tanışmıştım, hatırlamıyordum. Belki de Emre'ye hamile olduğumu haber veren oydu. Tabi ya, başka kim hamile kaldığım güne varan kadar her şeyi bilebilirdi ki? Ama kızmadım ona. Kızamazdım. Hatta bir ara teşekkür etmem bile lazımdı bence. Bana her ne olursa olsun, o günahsız bebeğe bir şey olmasına izin vermemişti. Maskeyi çıkartınca öten aletle birlikte bana döndü Okan. "Ne yapıyorsun sen?" "Bebek..-" "Merak etme gayet iyi." Maskeyi geri takarken, "Teşekkür ederim." deyince durdu bir anda. "O gün Emre'ye haber verdiğin için." Şaşkınlıkla bana bakarken, bir yandan da maskeyi takmış ve öten alet susmuştu. O gün ne kadar kararlı olduğum gelmişti aklına büyük bir ihtimalle. Ne kadar vicdansızca 'İstemiyorum' dediğim. İstemediğimden değildi ki. Kim kendinden bir parçadan kopma ister mecbur olmasa?
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD