Konağın taş avlusu, sabahın ilk saatlerinde serin bir rüzgârla dolmuştu. Kadınlar, büyük bakır leğenlerde yufka açıyor, su testileri taşınıyor, çarşaflar silkeleniyordu. Ve hepsinin bakışları, bir yere — Derya’nın adımlarına yönelmişti. Konağın içinde şehirli bir kadın. Üstelik ağanın yanında, başı dimdik duran. Ve az önce, silahlı bir adamı yere seren. Kadınlar fısıldaşıyordu. > “Bu muydu komutanın karısı?” “Yok, nikâhları yokmuş…” “Ama o kadın gibi durmuyor, değil mi?” “Ben onun gözünde yılan gördüm. Hem akıllı, hem tehlikeli...” Derya, hiçbirini duymuyormuş gibi yürüdü. Ama her kelimeyi içinden geçirdi. --- İç Oda – Eski Bir Kadın ve Gizli Bir Geçmiş Konağın loş arka tarafında, iğne oyası yapan yaşlı bir kadın sessizce oturuyordu. Adı Arife Ana. Rauf’un çocukluğunu g

