Gün henüz ağarırken, karakolun içi yoğun bir hareketliliğe bürünmüştü. Rauf’un sesi telsizden sert, net ve komut dolu yankılanıyordu. “Ekipler hazır. Çıkış on beş dakika içinde. Harita üzerinde işaretlenen bölgeler tek tek kontrol edilecek. Geri dönüş saatine kadar tüm hat güvence altına alınacak.” Derya, karakolun penceresinden izliyordu onu. Sert adımlarla yürüyordu. Her emrinde bir tehdit bastırılmış, her bakışında bir savaş hatırası vardı. Ama en çok da… Derya’ya çevirdiği bakışında geride bırakmanın huzursuzluğu. Rauf, çıkmadan önce odasına uğradı. Derya’ya gözlerini dikti. “Köyün çevresinde bir işaretleme fark ettik. Büyük ihtimalle gözdağı. Ama yine de ciddiye almak zorundayız.” Derya başını salladı. “Gitmen gerekiyorsa git. Ama... döneceğini bilmek istiyorum.” Rauf yaklaştı

