bc

MAHALLE KÜRSÜSÜ

book_age12+
183
FOLLOW
1.4K
READ
family
age gap
fated
forced
friends to lovers
sweet
bold
small town
childhood crush
secrets
love at the first sight
addiction
like
intro-logo
Blurb

Aşk, arkadaşlık, dostluk ve birlik…Hepsi tek bir yerdeydi. Yelkovan Mahallesi’nde.Denizin sabah serinliğini taşıyan rüzgârı, çam ağaçlarının arasından geçer; dar sokaklara tuz kokusu sinerdi. Küçük bir kasabanın kalbinde, herkesin birbirini adıyla bildiği, sevincin de hüznün de paylaşıldığı bir yerdi burası. Zorluklar, geçim derdi, kırgınlıklar ya da yarım kalmış hayaller… Her ne olursa olsun, Yelkovan Mahallesi’nde hayat hep birlikte yaşanırdı.Bir evde kaynayan çayın buharı, diğer evin kapısını çalardı. Birinin acısı bütün mahalleye yayılır, birinin mutluluğu sokaklarda şenlik olurdu. Büyükler kapı önlerinde eski günleri anlatır, çocuklar sokak aralarında kahkahalarla büyürdü. Gençler ise kalplerinin en gizli sırlarını, denize karşı fısıldardı.Yelkovan Mahallesi sadece evlerden, sokaklardan ibaret değildi. Orası bir yürek gibiydi; atan, hisseden, susan ama asla vazgeçmeyen bir yürek.Ve o yüreğin içinde;yarım kalmış bir mektup,göz göze gelince hızlanan iki kalp,“keşke”lerle büyüyen bir sevda vardı.Çünkü bazı hikâyeler büyük şehirlerde değil, küçük mahallelerde yazılırdı.Ve bazı aşklar… kalabalığın ortasında, sessizce filizlenirdi.

chap-preview
Free preview
TUZ KOKUSU
2020 yazı, Maviova'ya biraz sessiz gelmişti. Pandeminin gölgesi kasabanın üzerine ince bir tül gibi serilmişti ama Yelkovan Mahallesi hâlâ akşamları yaşıyordu. Balkonlardan sarkan çiçekler, denizden gelen iyot kokusu ve kapı önüne atılan plastik sandalyeler... Hiçbir yasak insanların birbirine "iyi akşamlar" demesini engelleyememişti. Lâl Deniz, evlerinin önündeki taş basamakta oturmuş, ayağının ucuyla yere çizgiler çiziyordu. Saçları omuzlarına dağılmış, yüzü güneşten hafifçe yanmıştı. Güzel bir kızdı; ama güzelliğinin farkında değilmiş gibi davranıyordu. Gözlerinde hep bir şeyleri sorgulayan o dalgalı ifade vardı. Üniversite sınav sonuçları açıklanalı iki hafta olmuştu. Kazanamamıştı. Kasabada herkes birbirinin sonucunu öğrenirdi. Kim nereye yerleşti, kim kaç puan aldı... Lâl'in adının hiçbir yere yazılmaması, onun içini bir düğüm gibi sıkıştırıyordu. "Bir sene daha hazırlanırım," demişti babasına. Kemal sadece başını sallamıştı. Ama o baş sallayışın içinde hem destek hem de gizli bir hayal kırıklığı vardı. Karşı kapı açıldı. İkizlerden Esin, elinde telefonla dışarı fırladı. "Lâl! Denize iniyor muyuz akşam?" diye seslendi. Lâl başını kaldırdı. Hafif bir tebessümle. "Bilmem. Annem yine 'akşam serin olur' diye söylenir." Ekin de kapıya çıktı, saçlarını toplarken daha sakin bir sesle konuştu. "Akşam değil, hayat serin Lâl. Senin moralini ısıtmak lazım." Lâl gözlerini devirdi. "Of Ekin, şiir yazmayı bırak." Ama içi ısınmıştı. Tam o sırada babası Kemal kapının önüne eski tahta kürsüyü çıktı. Mahallenin simgesi olan o küçük platform... Üzerindeki vernik çoktan soyulmuştu. Kenarları çatlamış, ama hâlâ dimdik duruyordu. Her yaz akşamı biri çıkar, iki laf ederdi orada. Bazen muhtar. Bazen emekli öğretmen. Bazen de mahallede sözü olan bir büyüğün iç dökmesi. Kemal kürsüyü yerleştirirken Lâl'e baktı. "Akşam çaydan sonra toplanacağız," dedi. "Herkes biraz konuşsun istedim. Bu yıl zor geçti." Lâl omuz silkti. "Ben konuşmam." "Bir gün konuşursun," dedi babası yumuşak bir sesle. "İnsanın içinde tutması daha ağır." Denizden bir rüzgâr esti. Lâl'in saçlarını yüzüne savurdu. İçinde gerçekten ağır bir şey vardı. Ablasının gidişi. Sınav sonucu. Kasabanın küçük gelmeye başlaması. Ve kimseye söyleyemediği o tuhaf sıkışmışlık hissi. Karşı balkondan Neriman teyze seslendi. "Sevdaa! Çayı koydun mu?" Mahalle yavaş yavaş akşam moduna giriyordu. Lâl ayağa kalktı. Kürsüye baktı. O tahta platform bir gün onun sırlarını da duyacak mıydı? Belki bir akşam, herkesin ortasında, denizin kokusu eşliğinde... Belki de tam karşı kapıdaki bir çift göz yüzünden kalbi ilk defa hızlanınca... Çünkü Yelkovan Mahallesi'nde hiçbir şey göründüğü kadar sade değildi. Ve bu yaz, Lâl Deniz için sadece bir sınav sonucu değil... Bir büyüme hikâyesi başlayacaktı. Yelkovan Mahallesi akşamüstleri başka bir renge bürünürdü. Güneş, denizin üzerine eğilip turuncuya çalarken sokakların taşlarına ince bir altın tozu serpilmiş gibi olurdu. Balkonlardan sarkan sardunyalar hafif rüzgârla salınır, iyot kokusu insanın içine kadar işlerdi. Lâl, Esin ve Ekin kapının önünde buluştu. Esin her zamanki gibi enerjik, saçlarını savura savura çıktı. Ekin daha sakin, daha derli toplu. Lâl ise ikisinin ortasında, kollarını iki yana geçirip onların dirseklerine girdi. Üçü kol kola yürümeye başladılar. Sokağın başındaki bakkalın önünden geçerken eski radyodan bir Türk sanat müziği şarkısı yükseliyordu. Birkaç küçük çocuk maskelerini çenelerine indirmiş, seksek oynuyordu. Bir teyze balkonundan aşağı sesleniyordu. "Çok uzaklaşmayın kızlar!" Esin gülerek bağırdı. "Denize kaçmıyoruz Ayten teyze!" Lâl'in dudaklarının kenarında hafif bir gülümseme vardı ama gözleri biraz dalgındı. Esin birden Ekin'in kolunu sıktı. "Sen gidince biz ne yapacağız ya?" dedi, sesi beklenmedik şekilde yumuşaktı."Gerçekten yalnız kalacağız." Ekin başını çevirip önce ikizine, sonra Lâl'e baktı. O bakışta hem sabır hem sevgi vardı. "Yalnız değilsiniz," dedi sakin bir tonla. "Çok yakın bir şehir. İki saatlik yol. Bir otobüse atlar gelirsiniz. Yine sahilde gezeriz. Yine simit alırız. Yine kavga ederiz." Esin dudak büktü. "Ama aynı sokak olmayacak." Lâl iç çekti. O iç çekişin içinde hem kıskançlık hem hayranlık vardı. "Ne güzel... En azından bir yere gidiyorsun. Yeni bir hayat. Yeni bir başlangıç." Bir an sustu. Sonra sesi biraz çatallanarak ekledi. "Ben o kadar hazırlandım... Geceleri uyumadım. Çok çalıştım. Neden olmadı ki?" Sokaktan bir motosiklet geçti. Rüzgâr saçlarını yüzüne savurdu. Lâl başını hafif eğdi, gözlerini yere indirdi. Ekin durdu. Lâl'in karşısına geçti. "Bazen olmaz kuzum," dedi yumuşakça. "Gerçekten bazen insan her şeyi doğru yapar ama yine de olmaz. Bu senin yetersiz olduğun anlamına gelmez." Lâl gözlerini kaldırdı. "Peki ne anlama gelir?" Ekin hafifçe omuz silkti. "Belki de burada bitmemiş bir hikâyen vardır." O cümle havada asılı kaldı. Esin bir anda kaşlarını kaldırdı. "Benim de mi acaba bitmeyen bir hikâyem var?" dedi dramatik bir ifadeyle. Ekin ikizine döndü. "Yok," dedi hiç bozmadan. "Seninki tembellikten olmadı." Esin'in ağzı açık kaldı. "Ne?!" Lâl kahkahayı bastı. O gülüş, birkaç gündür ilk kez içten gelmişti. Sokağın duvarlarında yankılanır gibi oldu. "Gerçekten ya Esin," dedi Lâl, gözlerinden yaş siler gibi yaparak. "Matematik defterini hatırlıyorum. İlk sayfası tertemizdi çünkü hiç açılmamıştı." Esin dramatik bir şekilde göğsüne vurdu. "Siz beni anlamıyorsunuz. Ben ruhsal olarak sayısal derslere uygun değilim." "Ruhsal değil, çalışsal," dedi Ekin sakin bir zaferle. Üçü tekrar yürümeye başladı. Sokak denize doğru eğimle iniyordu. Ufukta gün batımı, turuncudan pembeye dönüyordu. Tam o sırada karşı kaldırımda bir grup genç belirdi. Mahallenin "abileri." Kimi üniversiteyi bitirmiş dönmüş, kimi kasabada babasının işine girmiş, kimi hâlâ ne yapacağını bilemeyen o yarı çocuk yarı yetişkin hâlleriyle... Duvara yaslanmış, kendi aralarında konuşuyorlardı. Esin'in adımları bir an yavaşladı. Lâl fark etti. "Ne oldu?" dedi hafifçe. Aras karşı kaldırımda arkadaşlarıyla konuşurken, Esin'in adımları yavaşladı. Sesi fısıltıya dönüştü. "Orada... Aras orada." Ekin hemen anladı. İkizini tanıyordu. Esin'in omzu hafifçe düşer, bakışları sabitlenirdi böyle zamanlarda. Lâl de başını kaldırdı ama gözlerinde özel bir anlam yoktu. Sadece baktı. Mahallenin çocukluğundan beri tanıdığı bir yüz. Hepsi buydu. Aras gülüyordu. Yanındaki çocuklara bir şey anlatıyor, eliyle havayı keserek hareketler yapıyordu. Esin'in içi bir an eridi. "Şuna bak ya..." diye mırıldandı. "Yine çok rahat." Ekin dirseğiyle hafifçe dürttü. "Toparlan. Dik yürü." "Yürüyorum zaten!" dedi Esin ama sesi heyecanlıydı. Lâl gülümseyerek başını iki yana salladı. "Bir insanı görünce kalp atışının değişmesi çok garip bir şey," dedi düşünceli bir tonla. "Sen yaşamıyorsun tabii," dedi Esin hızlıca. Lâl omuz silkti. "Bilmiyorum. Benim kalbim şu sıralar sadece sınav sonucuna atıyor." O cümlede hafif bir kırgınlık vardı. Aras'ın bakışları karşıya kaydı. Üç kızı gördü. Gözleri direkt Esin'de durdu. Küçük bir baş selamı verdi. Dudak kenarında yarım bir gülümseme belirdi. Esin'in yüzü kızardı. "Gördü beni," diye fısıldadı. Ekin sakin bir ifadeyle, "Zaten seni görüyor," dedi. Lâl o an gökyüzüne baktı. Gün batımı turuncudan mora dönüyordu. Deniz kokusu daha belirginleşmişti. İçinde hafif bir boşluk vardı ama bu boşluk kimseyle ilgili değildi.Daha büyük, daha tarif edilemez bir şeydi. "Ben burada kalmış gibi hissediyorum," dedi birden. "Herkes bir yere gidecek. Sen üniversiteye, Duru evliliğe... Esin belki bir gün Aras'a..." dedi hafif alayla. "İnşallah," diye araya girdi Esin ciddiyetle. Lâl devam etti. "Ben de aynı sokakta aynı taşlara basa basa yürüyeceğim gibi." Ekin durdu. Ciddi bir ifadeyle Lâl'e baktı. "Bazen kalmak da bir yolculuktur," dedi. "Herkes giden olmaz." Esin iç çekti ama bu kez Aras için değil. "Belki de mahalle kürsüsüne bir gün sen çıkarsın Lâl," dedi. "Ve biz aşağıdan seni izleriz." Lâl hafifçe güldü. "Ben mi? Ben konuşamam." Ekin başını eğip ona baktı. "En çok susanlar konuştuğunda herkes dinler." O sırada karşı kaldırımdan Aras'ın sesi duyuldu. "Esin!" Esin'in kalbi gerçekten hızlandı. "Evet?" diye karşılık verdi, sesi bir tık ince çıkarak. "Akşam sahile iniyoruz. Geliyor musunuz?" "Geliyoruz!" dedi Esin hiç düşünmeden. Lâl ve Ekin birbirine baktı. Lâl'in yüzünde küçük bir tebessüm vardı. Ama o gülümseme Aras'a değil, Esin'in heyecanına yönelikti. Onun hikâyesi başka bir yerde yazılacaktı. Belki mahalle kürsüsünde. Belki ailesinin içinde. Belki hiç beklemediği bir anda. Yelkovan Mahallesi o akşam yine sıradan görünüyordu. Ama bazı kalpler, sessizce yön değiştiriyordu.

editor-pick
Dreame-Editor's pick

bc

MARDİN KIZILI [+18]

read
550.5K
bc

EFSUN: AĞANIN GELİNİ

read
39.5K
bc

AŞKLA BERDEL

read
92.3K
bc

CEO'NUN FİRST LADY'SI (+21)

read
57.4K
bc

Ağanın Sözde Karısı

read
89.0K
bc

HÜKÜM

read
231.2K
bc

Bal dudaklım (Ağır bedeller)+18

read
36.8K

Scan code to download app

download_iosApp Store
google icon
Google Play
Facebook