16.BÖLÜM:KAVUŞMA
LALE
Süreyya babaanne ile o gün konuştuktan sonra, Almanya’daki kliniğin büyük elçilikle görüşmeleri avukatlarımız aracılığıyla sürmeye devam etti. Tam bir ay sürdü.
Bebeklerim ek gıdaya başladığından, yarım günde olsa şirkete gidip,çalışmaya başlamıştım. Çünkü annemi düşünmeden duramıyordum.
…………………
Sonunda zamanı gelmişti. Evraklar tamamlanmış, annemin nakil işleri halledilmişti. Bugün Türkiye’ye özel uçakla getirtiyorduk.
İstanbul’da yatıracağımız klinikte, gelmesini bekliyordum.
Havaalanından buraya helikopter ile getirilicekti. Yol boyunca sakinleştirici verip, uyutmuşlardı.
Hareketlilik hissettiğimde başımı kaldırdım.
Koridorun başında sedye ile annemi getiriyorlardı.
Fotoğrafını görsem de, canlı görmek başkaydı.
Yanımdan geçerken sedyede annemi hem izleyip hemde yanlarında adımladım bende.
Odasına getirip, yatağına yerleştirdiler.
Daha sonrasında beni kısaca bilgilendirip gitti doktor.
Annemin yatağının yanına sandalyeyi çekip oturdum.
Elini ellerimin arasına aldım. Hem okşadım. Hem onu inceledim.
Yüzündeki her ayrıntıyı göz gezdirdim.
Anneme baya benziyordum. Tek saç rengimiz benzemiyordu. Demekki saç rengimi babamdan almışım.
Keşke o da yaşasaydı.
,,,,,,,,,,,,,,,
Bir saat kadar sonra, annem uyanmaya başladı. Kolları ve ayakları yatağa bağlıydı.
Uyanınca nasıl tepki vereceği belli olmaz demişti doktor.
Gözlerini yavaşça açmaya başladı.
Önce tavana sonra etrafta gezdi gözleri.
En son da bende durdu.
Beni görünce bir kaç kez gözlerini kırpıştırdı.
Sonra o kadar anlamlı baktı ki.
Daha ben söze girmeden, konuşmaya başlaması ile şok oldum.
‘’Lale’m’’ dedi.
Ne tepki vereceğimi bilemedim.
Gözlerimden yaşlar hızlıca dökülmeye başladı.
‘’Annem’’ deyip bir sarıldım.
Tabi o yatakta yattığından ve bağlı olduğundan sadece başıyla karşılık verdi oda ağlıyordu.
Onun hakkında öğrendiklerime göre, şimdiye kadar hiç kimseyle konuşmamış.
İlk kelimesi, beni görmesiyle, benim adımı söylemesi bir oldu.
Biz böyle hasret gidermeye çabalarken, odaya doktor ve yanında Bora da girdi.
Annem anında savunmaya çabaladı. Ellerinin izin verdiği kadar, korumaya çabalıyordu beni.
‘’Lale’m kaç, baban gibi senide elimden alacaklar. Kaç kızım !’’diye bağırmaya başladı.
Ben ne olduğunu anlayamadım. Biraz önce sakindi ama doktoru ve Bora’yı görmesiyle kriz geçirdi. Doktor hemen hemşireyi çağarıp müdahale etti.
Hemen bir sakinleştirici yaptılar.
Şimdilik uyutucaklardı.
Doktor bizi odasına çağardı.
‘’Hastamız şuan uyuyor. O dinlenirken biz konuşalım’’dedi.
Odasına girdiğimizde, masasının önündeki tekli koltuklara karşılıklı oturduk.
Doktor hemen söze girdi.
‘’Lale hanım, Bora bey, biz Jale hanıma gerekli test ve tetkikleri yapıcaz ama Almanya’dan gelen rapor ve belgelerde, şuana kadar yapılmış testleri ve doktor tezlerini okudum.
Jale hanımın iyileşme süreci baya uzun ve sancılı geçebilir. Bunun sonucunda bir verim alamayabiliriz bile.
Her şeye hazırlıklı olmalısınız.
Eğer tedaviye, ilk zamanlarda tepki verseydi, daha çok şansımız olabilirdi. Ama şimdi tam 27 yıl geçmiş.
Yinede pes etmeyeceğiz. Sizden sabırlı olmanızı isteyeceğim. Önümüzde baya zorlu ve uzun bir tedavi yolu olacak’’dedi.
Ben ‘’O iyi olacaksa, ne kadar sürerse sürsün, beklerim. Yeterki annem iyi olsun. Hem beni tanıması da bir şey değil mi?’’ dedim.
Doktor ‘’ Tabiki bu da bize ümit veriyor. Sizin Lale olduğunu görür görmez hissetmesi, tanıması ve adınız ile seslenmesi, tedavi için önemli bir başlangıç. Ama ilk başlarda ufak dozda sakinleştirici vererek başlayacağız. Çünkü konuşma terapisi deneyeceğiz. Onunla konuşmaya çabalayacağız, bu süreçte sizlede temas halinde olacağız. Belki sizinle her karşılaşmasında yada diyalog girişiminizde bir yol katedebiliriz’’ dedi.
Doktor konuştukça, içimdeki umut daha fazla yeşerdi.
Doktorla vedalaşıp, odasından çıktık.
Hastaneden ayrılmadan, annemi tekrar ziyaret ettim ama hala uyuyordu.
Merak etme anne! Yarın yine geleceğim.
Ve seni, içinde bulunduğun karanlıktan el birliğiyle çıkaracağız.
Sen yeter ki pes etme.
Lale’n sana bir kere kavuştu.
Asla bırakmaz,,,,,,,,,,,,