8.

1428 Words
SAVAŞ "İhsan seni öldüreceğim! Senin yüzünden kız omzumu yaktı. Şu hale bak anasını satayım. Sigara söndürdü kolumda." kahkaha atarak beni dinleyen Mete ve İhsan'a sinirle baktım. "Ne gülüyorsunuz ulan! Ciddiyim. Kız aldı sigaramı bastırdı omzuma!" Mete kahkahalarının arasından "Sen ne yaptın? Anlatsana bir daha?" Oflayarak oturdum. "Ne yapacağım oğlum! İttirdim elini küfür ederek yolladım evden. Amına koyayım yaktı kolumu baksana. İz kaldı!" omzumdaki kızarıklığı gösterdim. Kahkaha attılar. "Hiç gülmeyin! Senin fantezilerine başlayacağım şimdi. Omuzda sigara söndürmek ne ya?" İhsan kahkahalarını durdurmadan gülmeye devam etti. Eve gitmek için Barış'tan izin çıktığında haftasonumu mahvettiği için nefret ediyordum ondan. Eşyalarımı toplayıp İhsan'ın evinden kaçarcasına çıkmıştım. Bir insan bu kadar pis olmamalıydı. Ben de pistim ama en azından temiz pistim. Birden bire temizlik yapmaya başlayabilir, birden bire etrafı dağıtabilirdim ama İhsan hep pisti. Bal'la gezerek eve yürürken etrafta ondan korkup saklanan çocuklara gülümseyerek bakıyordum. Küçükken ben de korkuyordum. Evin olduğu sokağa girdiğimde Barış'ı 3 kişinin sıkıştırdığını ve dövdüğünü görmüştüm. Bal hırlamaya başladığında koşmaya başladım. Barış'ı tutanlardan birinin üzerine atlayıp uzaklaştırdığımda Bal'ın geçen gece bana saldıran adamın bacağını ısırdığını görmüştüm. Acıyla yerde kıvranırken önce Barış'ı tutmaya devam eden adamı ısırmış, hemen ardından da yanıma gelmişti. Tuttuğum adam kaçmaya çalıştığında izin vermeyip yere yatırdım. Polisler gelene kadar burada kalacaklardı. Şikayet edecektim. Bal'ı başlarına koyduktan sonra Barış'ın yanına gittim. "İyi misin?" gülerek acıyla yerde kıvranan adamlara bakıp kafa salladı. "Çok iyiyim. Aferin kızım." Bal havlayarak karşılık verdi. Gülümseyerek cebimden telefonumu çıkarıp polisi aradım. Bal onları ısırdığı için suçlu konuma düşecektik ama kamera kayıtlarında önce onların saldırdığı belli olacaktı. Polisler geldiğinde yerde yatan 3'lünün tedavileriyle ilgilenmeleri için ambulans çağırmışlardı. Şikayetçi olmuştuk o yüzden ambulans gelene kadar da Barış'ın ve benim ifademi almışlardı. Bizim gibi onlar da bizden şikayetçi olmuştu. Bal ısırdığı için aşılarının kontrolü için sağlık karnesini istemişlerdi. Hepsi tamdı. Kamera kayıtlarını da almışlardı. Her şey açığa çıkacaktı. Karakola gittiğimizde Bal'ı yan komşumuza bırakmıştık. "Şikayetçi misiniz?" Barış "Evet. Durduk yere evimi basıp bana saldırdılar." "Önceden bir husumetiniz var mıydı?" "Hayır. Ben ilk defa görüyorum. Ayrıca husumet olsa evimi basmaları olağan bir şey mi?" "Tabiki değil. Nedeni anlamaya çalışıyoruz sadece." ofladı. Polis bana döndü. "Köpeğin sahibi siz misiniz?" kafa salladım. "Benim." "Siz üzerlerine mi saldınız köpeğinizi?" "Tabiki hayır. Ben kardeşimi kurtarmak için gittiğim sırada köpeğim yanımdaydı. O an ki panikle bağlamak aklıma gelmedi. Ben kardeşimi tutan adamlardan birini çektiğimde köpeğim çoktan ısırmıştı. Zaten geri çekmek için vaktim olmadı. Polisi arayacağımı söylediğimde kaçmaya çalıştılar. Kaçmamaları için yere yatırıp Bal'ı yanlarına koydum. Ben de kardeşimin yanına gittim. Zaten kamera kayıtlarında var hepsi neden anlattırıyorsunuz ki?" "Yazılı bir kayıt olması için. Şimdi ifadelerinize imzanızı atın." Oflayarak imzaladık. "Bizi neden nezarethaneye atıyorsunuz ki? Biz bir şey yapmadık. Kendimizi koruduk!" ses vermediler. Tam yanımızda bize saldıran üçlü vardı. Aradaki parmaklıkları saymazsak aynı yerdeydik. Barış ters bir şekilde baktı. "Tek olmasaydım sikerdim belalarını." güldüm. "Şikayetçi olduk zaten. Özür dilemeden geri çekmeyeceğim şikayeti." "Geçen ki sefer kurtuldu elimden ama bu sefer Bal'dan kurtulamadı." kahkaha attık. "Siz ikiniz neden gülüyorsunuz?" "Sana ne lan!" kalkıp parmaklıklara yaklaştım. "Hanginiz Savaş lan?" geçen sefer dövdüğüm kızılın abisi ayağa kalkıp benim gibi parmaklıklara yaklaştı. "Benim lan! Ne oldu?" "Yanlış adamı mı dövdük şimdi?" "Aynen birader. İkizimi dövdün." ikimiz de Barış'a baktığımızda el salladı. "Selam birader. Ben Barış." gülerek yerime oturdum. "Senin kardeşimle işin ne lan?" Çınar denen aptal diklendiğinde derin bir nefes aldım. "Hay amına koyayım! Ne işim olacak senin kardeşinle? Bak birader sana o gece olanları anlatayım. Siktir git." sertçe bana baktı. "Yalnız biraz daha küfürlü konuşmaya devam edersen sikip gideceğim." gözlerimi devirdim. "Bak birader. Ben öğretmenim tamam mı?" "Hadi lan oradan!" Kahkaha attı. "Kardeşinin okulunda öğretmenim. Ayrıca öğrenciyim. Arkadaşımla birlikte o gün sabah kayda ve mülakata gitmiştik. Okulda karşılaşınca yanımıza gelip selamlaştılar." "Daha önceden tanışıyor muydunuz?" ofladım. "Bir önceki gün köpeğim kaybolmuştu. Kardeşin ve arkadaşları buldu. O yüzden selam verdiler." yaklaşıp dinlemeye devam etti. "Ee?" "Ee'si. Akşam kutlama yapmak için bara gittik kendi arkadaşlarımla. Hatta o gün ikizim de vardı ama o erken ayrıldı." "Devam et." "Sonra işte biz eğlenirken kardeşin ve arkadaşları geldi. Zaten onlar masamıza geldiğinde kardeşinin kafası uzaydı. Tavana bakıp göz kırpıyordu." Barış güldü. "Herkes sabaha kadar içti. Kardeşin ve arkadaşları da maşallah hiç durmadı. Arka arkaya su gibi içtiler. Bir süre sonra aralarından biri başkasıyla bardan ayrıldı. 3 kişi kaldı." "Mercan ayrıldı değil mi? O kızla mesafe koyması lazım Devrim'in." kendi kendine söylendi. "Hatırlamıyorum ismini. Neyse işte bizimkiler de iyice uçmaya başladığında kendi arkadaşlarımı eve gönderdim. Ardından kızların telefonlarını açıp kardeşlerine mesaj atıp hepsini tek tek taksiye bindirip yolladım. Kardeşinin telefonunu bulamayınca nereye götüreceğimi bilemediğim için otele götürmeye kalktım. Arabaya bindirdim. Birkaç dakika sonra sen aradın. Telefonu bulamadım. Sonra çantasında olduğunu fark ettim." göğsünden bulduğumu söylersem önce beni sonra kız kardeşini öldürecek bir tipi vardı. Ufak yalandan sorun çıkmazdı. "Sonrası ise malum. Seninle konuştuk. Kavga falan. Oraları biliyorsun." birkaç dakika ses vermedi. Olayları kafasında tartıyordu. "O gün çanta yoktu yanında." "Kavga ederken düşürmüştür. Orayı bilemem." "Neyse. Tamam. Kusura bakma." "Özür dileyeceksin." "Özür falan dilemem senden!" "Benden değil zaten! İkizimden dileyeceksin. Güzelim suratını ne hale getirmişsiniz!" yanına gidip ikizimi göğsüme bastırdım. "İyi. Özür dilerim birader. Kusura bakma. Kardeşin olacak herif zannettiğimiz için böyle hırpaladık." Barış bana baktı. "Omuz silktim. Dayak yiyen sensin. Sen karar ver." ofladı. "İyi tamam. Affettim." Eve döndüğümüzde Bal'ı komşudan almış, yürüyüşe çıkarmıştım. Çok uzaklaşmadan kakasını yaptığında eve geri dönmüştük. Evde bir Barış bir ben vardım. Çok yorulmuştuk bugün. Yemek yiyecek bile halim yoktu. O yüzden odama gidip üzerimi çıkarıp yatağa girmiştim. Bilgisayarım uzaktan 'Benimle oyna' der gibi bakıyordu ama hiç enerjim yoktu. Çok geçmeden uyumuştum zaten. Sabah annemin çığlıklarıyla gözlerimi açtığımda kaşlarımı çattım. Onlar kaplıcalarda değil miydi? Hassiktir! Dönmüşlerdi. Koşarak salona indiğimde Barış'ta merdivenlerden yuvarlanarak aşağı inmişti. "Anne? Baba? Sizin dönmenize daha 3 gün yok muydu?" "3 gün vardı ama bizim eşek sıpaları kavga edip mahalleyi birbirine katınca gelmek zorunda kaldık. Dün sadece beni kaç kişi aradı biliyor musunuz?" Barış kafasını iki yana salladığında kafasına vurdum. "Bir de utanmadan kafa sallıyor! Dün sinirden uyuyamadım! Rezil ettiniz bizi mahalleye." "Aman baba sanki onlar çok normal insanlar!" "Sus lan!" kafamı eğdim. Şu andan itibaren yapacağımız tek şey kafamızı eğip payımıza düşen azarı işitmekti. Anne ve babamın azar seansı bittiğinde annemin hazırladığı kahvaltıyı yemiştik. Şimdiyse salonda oturuyorduk. Babam sinirliydi hala ama dayak yemekten ziyade attığımız için biraz sakinleşmişti. Barış olayları anlatırken ara ara şikayetimizi çektiğimiz için sinirleniyordu. Tüm her şeyi anlattıktan sonra iyice sakinleşmiş, özür dilediklerini söylediğimizde haklı olduğumuzu kabullenmişti. Tüm bu olanlardan sonra annem tarafından bir daha o kızlarla görüşmememiz konusunda sert bir dille uyarılmıştık. Canıma minnetti! "Mete AFK* tuvalete gideceğim." kulaklıklarımdan kurtulup banyoya girip işimi halledip odama döndüm. Şarja taktığım telefonumu alıp ekranı açtığımda cevapsız aramalara baktım. 3 kez İhsan 7 kez Serdar aramıştı. Önce Serdar'ı aradım. Açmasını beklerken oyuna girdim. "Kardeşim?" ağlayarak telefona seslendiğinde şaşkınca "Serdar?" "Kardeşim sıçtım. Eda tekmeyi bastı kıçıma." sarhoştu. "Ne oldu? Neden tekmeledi seni?" "Neden olacak aldattım diye saçmalığa bakar mısın?" "Senin belanı sikerim!" diye telefona bağırdığımda oflamasını duydum. "Bir de ofluyor pezevenk! Ulan! Niye aldattın kızı?" "Aldatmak istememiştim!" ağlamaya devam ediyordu. "Tam aldattım sayılmaz zaten. Çok sarhoştum. O diye başka bir kızı öptüm. Çok benziyordu anasını satayım!" "Ulan Serdar senin çenenin bağını sikeyim! Tutamadın uçkurunu elinde!" "Ya ne uçkuru oğlum alt tarafı öpüştük. Niye abartıyorsunuz?" "Ağlayan sensin manyak!" ofladı. "Ağlıyorum değil mi? Doğru. Yüzüğü attı suratıma. Terk etti beni. Ağlarım tabi!" "Sen salaksın! Kızdan git özür dile. Affettir kendini." "Açmıyor telefonlarımı." "Evine git. Nişanlısı değil misin oğlum. Yüzüğü atmış olabilir ama hala nişanlı sayılırsınız." "Affeder mi?" "Kaş yaparken göz çıkarmazsan affeder. Alttan al ve bol bol özür dile. Bir de güzel bir çiçek al." "Hangi çiçeği alayım?" "Sevgilinin sevdiği çiçeği bilmiyor musun?" "Hayır. Daha önce hiç çiçek almadım ki." "Of bok ye Serdar. Kız ayrılmakta haklı. Bence sen en iyisi boşver. Kızı kurtar kendinden." "Sikerim ama seni!" "Hadi lan oradan göt! Git affettir kendini. Görüşürüz sonra." "Çiçek alıyorum, bol bol özür diliyorum ve kendimi affettiriyorum?" "Aynen unutma. Hadi görüşürüz oyunumu siktin zaten." suratına kapatıp oyuna devam ettim. Telefonum masada titremeye devam ederken ekranda gördüğüm İhsan yazısıyla ofladım. Yine ne ötecekti? Telefonu açıp hoparlöre aldım. "Ne var amına koyayım sabahtan beri!" "Barış'ı gördüm. Ağzı gözü kaymış. Anlattı biraz. Sende durumlar ne halde onu öğrenmek için aradım. İyi misin?" vefalı çocuktu. "Eyvallah. İyiyim. Bal ısırdı onları zaten. Hepsi delik deşik oldu. Polis, nezaret falan. Canımız sıkıldı ama özür dilediler sonra. Saldılar." "Bir daha öyle bir şey olursa haberim olsun. Amcam emniyet müdürü. Hallederiz." "Desene bir boş insan sen varsın ailede." "Siktir ya. Seni soranda kabahat." güldüm. "Şaka yapıyorum kardeşim. Teşekkürler merak edip sorduğun için. İyiyim." "Geber şerefsiz. Senin için bir daha endişelenirsem ağzıma sıçsınlar. Siktir git!" Yüzüme kapattığında gülerek geri aradım. Açmadı. İhsan salak falandı ama iyi çocuktu. "Ağzına sıçtığım niye öldürüyorsun beni! Siktir göt!" klavyeyi ittirdim.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD