12.

1346 Words
SAVAŞ "Barış hadi abiciğim bırak bizi." "Ya Savaş taksiye bin." "Taksiyle uğraştırma sen götür işte." "İşim var oğlum götüremem. Metroya bin git taksiye binmezsen." ofladım. "Amına koyayım." Oflayarak odama geçip Mete'yi aradım. "Efendim?" "Barış şerefsizi bırakmayacakmış bizi. Ne yapacağız?" "Metroyla gidelim artık. Okulun önünde indiriyor." ofladım. "Taksiyle mi gitsek?" "Burdan, oraya, oradan okula çok uzar yol. Metroda buluşalım. En arka vagona binerim." ofladım. "Of neyse tamam. Hazır mısın sen? Kaçta kalkacaktı otobüs?" "12'de kalkacak. 45 dakikamız falan var." "İyi. Şimdi çıkalım o zaman. Erken gidelim." "Tamam ben hazırım zaten haber bekliyordum senden." "Tamam. Görüşürüz." Bal havladığında aklıma Bal'ı da götüreceğim geldi. "Ben Bal'ı unuttum. Nasıl bineceğim metroya?" "Taksiyle gel diyeceğim. Taksi de almaz." ofladım. "Barış'ı ikna etmeye çalışayım bari." "İyi tamam. Haberleşiriz." Telefonu kapatıp Barış'ın odasına geri döndüm. "Barış bizi senin götürmen gerek. Bal da benimle gelecek. Metroya sokamam onu. Taksi de almaz. Yürüyerek de gidemem. Geç kalırım." ofladı. "İzin günümde seninle mi uğraşacağım ya. Of." kalkıp anahtarını aldı. "Hadi yürü." emrederek konuşmasından nefret ettiğimi biliyordu. İşim düştüğü için bir şey diyemeyeceğimi düşünüyordu. Haklıydı. Bagaja valizimi ve Bal'ın eşyalarının olduğu sırt çantasını koyduktan sonra Bal'ı arka koltuğa oturtup öne geçtim. Saate baktım. Yarım saatim kalmıştı. Hayvan götürmemizde bir sorun olup olmayacağını Mete yeni kankası Onat'a sormuştu. O da sorun olmayacağını söylemişti. Ben olmasam evde kimse tuvalete çıkarmak için sabahın köründe kalkmazdı. Mecburen götürmek zorunda kalmıştım. Aslında bundan memnundum biraz doğal hayatta gezmek onun da hakkıydı. Mete aradığında oflayarak açtım. "Ne oldu?" "Ben geldim şimdi. Neredesin? Nasıl geliyorsun?" "Sağolsun Barış yalvarmama gerek kalmadan bırakmak için gönüllü oldu." Barış güldü. "Anladım ben. Neyse hadi çabuk gel. O geçen ki kızlar da geliyormuş." "Sanırım vazgeçtim şu an." güldü. "Parasını verdik oğlum. Şu andan sonra vazgeçemezsin." güldüm. "Neyse 5-6 dakika sonra oradayım." Telefonu kapattım. "Neden vazgeçtin?" "Geçen okulda birkaç kızla tanıştık. Onlar. Mete onlardan birine, onlardan biri de bana yavşıyor." güldü. "İyi bak sonunda birini buldun." gözlerimi devirdim. "Öğretmeniyim ben onların." "Aranızda çok yaş farkı olduğunu zannetmiyorum. Ayrıca lisede değilsiniz. Bizim bölümde öğretmeniyle sevgili olanı bırak evlenen vardı." kahkaha attık. "Of Barış siktir git ya. Hadi indir beni burada. Görüşürüz." Bal'ın tasmasını taktıktan sonra Barış'a döndüm. "Eyvallah." vedalaştık. "Sık sık ara. Haber ver." kafa salladım. "Haberleşiriz." inip valizimi ve sırt çantamı aldım. Hemen ardından Bal'ın kapısını açtım. Koşarak etrafı turladı. "Aşkım hadi kakan varsa hallet. Otobüsü dudurmayalım yolun ortasında." etrafta gezindi. Kakasını ve çişini yaptırdıktan sonra okulun içine girmiştim. Mete ilerde el sallıyordu. Güneş gözlüğümü takıp ilerledim. Benimle selamlaştıktan sonra Bal'a eğildi. "Hoşgeldin aşkım." Bal da havlayarak selamladı. "Seni kankam Onatla tanıştırayım." çekiştirdi. O geçen ki kızlar ve birkaç erkeğin olduğu gruba yanaştık. "Onat. Bu sana bahsettiğim arkadaşım. Savaş." elini uzattığında valizi bırakıp elini sıktım. "Memnun oldum." Bal'a baktı. "Köpek deyince ben ufak bir şey beklemiştim." şaşkınca Bal'a baktığında Bal havladı. "Sorun olur mu?" kafasını iki yana salladı. "Zannetmiyorum. Kampta sorun olmaz ama şoför sıkıntı yapabilir. Merak etme onu ben hallederim." gülümsedim. İyi birine benziyordu? "Merhaba." diyerek sarılan kızla şaşkınca baktım. "Merhaba?" ismini hatırlamaya çalıştım. İsim hafızam gerçekten kötüydü. "Müsaadenizle benim ufak bir işim var. Dekanla görüşmem lazım." "Neden?" selam veren kız merakla sorduğunda "Kayıtla ilgili." kaşlarını indirip kaldırdı. Tasmayı Mete'ye uzattım. "Ben hemen gelirim." kafa salladı. Okulun içine girip dekanın odasına gittim. Gözlüğümü kafama çıkardım. Sekreteri her zamanki gibi kapıdaydı. Geldiğimi haber verip içeri alınmayı bekledim. "Hoşgeldiniz." uzattığı elini sıktım. "Hoşbulduk. Nasılsınız?" "İyiyim teşekkür ederim. Siz nasılsınız?" "Sağ olun." "Bugün geldiğinize göre kampa gidiyorsunuz?" kafa salladım. "Evet. Geçiş yapan arkadaşımla birlikte gidiyoruz. Gitmeden sizi görmek ve teşekkür etmek istedim." "Okul kartını aldı mı arkadaşınız? Mete miydi adı?" "Evet Mete. Aldı sanırım. Sormadım hiç." "Ne zaman kalkacak otobüs?" saate baktım. 10 dakika vardı. "10 dakika sonra kalkacak. Müsaadenizle ben kalkayım. Eşyaları otobüse yerleştirmeye yardımcı olurum." "İyi eğlenceler." kalkıp elimi uzattım. "İyi günler. Teşekkürler." odadan çıktım. Aşağı indiğimde Bal'ın bir kızı çekiştirerek götürdüğünü görmüştüm. Kız zapt etmeye çalışıyordu ama böyle çekerse canı yanacaktı Bal'ın. Koşarak yanlarına gittim. Tasmaya uzandım. Bana baktığında "Canını yakıyorsun!" elini sinirle tasmadan çekti. Fazla mı yüksek bağırmıştım? Bu sarhoş olduğunda abisiyle kavga ettiğim kızdı. "Bal. Dur." komutuma uyup durdu ve arkasını döndü. Boyuna eğildim. Kafasını okşayıp sarıldım. "Aferin kızıma ama seninle uslu bir kız olman konusunda anlaşmıştık?" ağlak bir ses çıkardı. "Aferin kızım." havladı. "Aferin sana. Aferin." patilerini omzuma koydu. Yüzümü yaladı. Gülerek doğruldum. "Hadi bakalım. Yavaş yavaş yürü." önümde valizlerini sürükleyerek ilerleyen kızlara baktım. Görünüşe göre zorlanıyorlardı. Demin ki kıza baktım hem sırt çantası hem valizi hem de kol çantası vardı. Bir Bal'a bir ona baktım. "Bal yardım edelim mi?" bir kez havladı. Yanına gittim. "Yardım edebilir miyim?" "Hayır teşekkürler. Ben taşırım." "Demin bağırdığım için üzgünüm. Canını yakıyordun. Bu beni sinirlendirdi." "Bilerek yapmıyordum. Daha önce hiç köpek gezdirmedim." "Fark ediliyor. Şimdi yardımcı olmama izin verir misin? Ağır görünüyorlar. Bal'la değiştirelim ama bu sefer fazla çekme." tasmayı uzattım. Gülerek valizi bırakıp tasmaya uzandı. Sırt çantasının kulplarına uzanıp onu da çıkarmasını sağladım. Pembe valiz ten rengime uymamıştı. Otobüse gittiğimizde çantaları bagajlara koyanların yanına gittim. Mete gülerek valize ve bana baktı. "Renk açmış seni." güldüm. "Siktir git." gülerek valizi bagaja yerleştirdim. "Sırt çantanı bagaja koyayım mı?" "Evet, lütfen." sırt çantasını da bagaja yerleştirdim. "Mete benim sırt çantam nerede? İçinde telefonum var." "Burada." sırt çantamı çıkardı. İçinden telefonumu ve kulaklığımı alıp geri yerine koydum. "Ne zaman çıkacağız?" Onat'a baktım. Saatine baktı. "Birazdan çıkarız. İsterseniz yerleşelim otobüse?" kafa salladım. "Bana uyar." güldü. "Bu arada konuştum ben şoförle. En arkada oturursan sorun olmazmış kapıya yakın ya." "Tamamdır. Teşekkürler." "Bal!" bana bakıp havladı. Diz çöktüm. "Gel kızım atla kucağıma." Bal koşmaya başladığında onu tutan kız da koştu. Güldüm. Bal kucağıma atladığında kafasını okşadım. "Aferin kızım." cebimden ödül maması çıkarıp ağzına uzattım. Kucağıma aldım. Tasmayı uzatan kızdan aldım. "Teşekkür ederim." arka kapıya yöneldim. En arkaya geçtiğimde Mete yanıma oturdu. "Güneş'le konuştuk biraz." "Güneş?" "O kız işte." kaşlarımı kaldırıp indirdim. "Ne konuştunuz?" "Sevgilimden ayrıldığımı falan söyledim. Biraz muhabbet kurduk." "O ne dedi?" "Belli etmemeye çalıştı ama sevindi bence." güldüm. "Hayırlısı o zaman?" "Olabilir. İçimde bir boşluk var ama Burcu'dan ayrıldığımdan beri." "Kaç yıl oldu. Tabi boşluk olur. Zamanla alışırsın." dudak büzdü. "Şimdi emin olmadan başkasıyla da görüşmek istemiyorum ama Güneş'ten çok hoşlandım." "Zamanla her şey yoluna girer. Sıkıntı yapma." kafa salladı. "Sen de olmasan kime anlatacağım?" "Sen bulursun birilerini. Onat'ı bulduğundan beri sattın beni zaten." "Siktir lan!" omzuma vurdu. Hemen sağ çaprazımızda oturan Mercan sürekli arkasını dönüp bana bakıyordu. Mete zorla hepsinin adını ezberletmişti. Bana yavşayan Mercan, uzun saçlı esmer olan Güneş, çok gülen ve mavi saçlı Katy ve Bal'ı tutan... Neydi adı? "Mete." kafasını gömdüğü telefondan kaldırıp bana baktı. "He?" "Bal'ı verdiğin kızın ismi neydi?" "Devrim." Bal'ı tutan Devrim'di. "Neden sordun?" "Hiç aklıma takıldı. Neden Bal'ı tanımadığımız birine emanet ettin?" "Aslında Güneş'e emanet edecektim ama o zapt edemeyeceğini söyledi. Mercan da çok korkuyormuş. Katy ilgilenmedi. Ben de Devrim'e emanet etmek zorunda kaldım. Valizleri taşımak gerekiyordu. İki valizi ve Bal'ı aynı anda idare edemezdim." "İyi tamam. Bir daha verme." "İyi tamam vermem de niye böyle fevrisin? Anlayamadım." "Zapt edeceğim diye tasmaya abanınca Bal'ın canı acıdı diye biraz sinirlenince bağırdım kıza." "Oha!" "Özür diledim sonra. Valizini falan o yüzden taşıdım." "Ha, ben de diyorum içindeki öküze ne oldu?" tekme attım. "Ağzına sıçayım." Uzun bir otobüs yolculuğundan sonra kamp yapacağımız yere geldiğimizde yaklaşık 2 saattir toprak yolda ilerlemenin verdiği titreşimle bir süre yürüyemedim. Tam arka tekerin üzerinde olduğumuz için acayip rahatsızdık. Bal da bizden farksız değildi. Yere bıraktığımda direk yatmıştı. "Bal, kızım kalk hadi." hareket edecek gücü yoktu. "Arkadaşlar buraya toplanın. Odaları ve yerleşim yerlerini açıklayacağım." Onat bir kayanın üzerine çıktı. "Öncelikle kampımıza hoşgeldiniz. Ben Onat. Kamptan sorumlu kişilerden biriyim. Diğeri ise arkadaşım Gökhan." Gökhan elini kaldırdı. "Biz rastgele liste yaptık ama isteyen diğerleriyle anlaşarak odalarını değiştirebilir. 20 adet bungalov var gördüğünüz gibi. Öncelikle gelen erkek sayısı ve kız sayısı hemen hemen eşit. O yüzden 10 kızlara, 10 erkeklere olmak üzere sayılar dağıtılacak. Odalarda 2'şerli kalacaksınız. İsteğe bağlı 3-4 olabilir. Şimdi isterseniz bungalovlarınıza yerleşin. En yakın olan bungalova yürüdüm. Mete de peşimden geldi. "Bal! Gel aşkım." yorgun adımlarla peşime takıldı. Odaya yerleştikten sonra yatakta biraz uzanmıştım ki tekrar Onat'ın sesini duyduk. Hoparlörden konuşuyordu. "10 dakika sonra meydana gelin. Etrafı tanıtacağız size. Kaybolmanızı istemeyiz." Mete'ye baktım. Oflayarak doğruldu. Bal ayak dibimde rahatça yatıyordu. Onun yerinde olmayı çok isterdim.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD