DEVRİM
Altın gününden sonra Mercan'la gece yarısına kadar Tolga hakkında konuşmuştuk. Sosyal medya hesaplarını bulmuş, ilk gönderiden itibaren stalklamaya başlamıştık. Fotoğrafların altındaki yorumları okumuş, yorum yazan her kızın profilini inceleyip yakınlık derecesini tahmin etmiştik. Yakın zamanda etiketlendiği fotoğrafları incelerken etiketli birinin profiline girdik. Yeni 'hikaye' atmıştı. "Açalım mı?" dudak büzdüm. "Fake hesap zaten. Kim olduğumuzu bilemez." "İyi o zaman aç." açacağı sırada telefonumun mesaj sesiyle uzanıp aldım. "Of millet ne güzel eğleniyor." diyerek telefonun ekranını gösterdi. Barda eğleniyordu. Mercan'ı onayladım. "Biz de mi gitsek?" "Olabilir aslında. Güneş'e ve Katy'ye yaz bakalım uyumuşlar mı? Annemin aramalarını es geçtim. Sabah konuşurdum.
Gönderen: 05.........
Selam, Tolga ben. Mesaj atabileceğimi söylemiştin. Yatmadan önce yazmak istedim. Nasılsın? Yorgun olmalısın?
Mercan gülerek bana baktı. Numarasını kaydettim. "Bence cevap verme. Bu saatte mesaj atılmaz birine." dudak büzdüm. "Bu saatte uyunmaz ki ama? Selam yazayım. Ben de yatmak için hazırlanıyorum falan?" "İyi yaz bari." mesaj kısmına girdim.
Gönderilen: Tolga
Selam, sorun değil. Zaten ben de yatmaya hazırlanıyordum. Aslında evet biraz yorgunum. Sen nasılsın?
Mercan'a okuyup gönderdim. Anında cevap yazdı.
Gönderen: Tolga
Senin yemeklerinin etkisinden çıkmaya çalışıyorum. Annemin yemeklerine yeniden adapte olabileceğimi zannetmiyorum.
Gönderilen: Tolga
Abartma lütfen. Teşekkür ederim. Beğenmene sevindim.
Gönderen: Tolga
Beğenmek değil resmen bayıldım. Dolmanın tarifini anneme vermelisin. Hatta tüm insanlıkla paylaşmalısın.
Mercan burun kıvırdı. Kahkaha attım. "Fazla abartıyor ama övülmeyi severim." güldük. "Çok yılışık ama bu ne!" kahkaha attık. Telefonumdan alıp yazdı.
Gönderilen: Tolga
Şımartıyorsun beni. Her kadının yapabileceği şeyler. Ekstra bir şey yapmıyorum.
Gönderen: Tolga
Pekala. Uzatmayacağım. Seni tanımak istiyorum. Kendinden biraz bahset. Nelerden hoşlanırsın?
Gönderilen: Tolga
Adım Devrim. 23 yaşındayım. Bilgisayar mühendisliği okuyorum. Alışveriş yapmaktan ve denize bakmaktan zevk alırım. Beni sakinleştirdiğine inanıyorum. Sen nelerden hoşlanırsın?
Gönderen: Tolga
Adım Tolga. 27 yaşındayım. Özel bir şirketin halkla ilişkiler müdürüyüm. Tek başıma takılmayı, tiyatro ve sinemaya gitmekten hoşlanırım.
Gönderilen: Tolga
Pek ortak noktamız yok gibi?
Gönderen: Tolga
Şimdilik yok ama ileride olamayacağını söyleyemeyiz değil mi?
Gönderilen: Tolga
Belki olabilir. Neden olmasın?
Mercan telefonun ekranını bana gösterdiğinde başta ne olduğunu anlayamadım. İncelediğimdeyse ekranda olan kişinin Tolga olduğunu fark etmiştim. Kaşlarımı çattım. "Demin ki kızın hikayesi. 5 dakika önce atmış. Sana yatmaya hazırlanıyorum dememiş miydi?" kafa salladım. "Öyle demişti." "Şerefsiz!" diye söylenip telefonu elimden alıp yazmaya başladı. Elinden çektim. "Dur bakalım. Kesin olarak evde olduğundan emin olalım. Belki eski fotoğraflardan atmıştır arkadaşı?" "Zannetmiyorum ama sor bakalım. Kesin olarak evdeyim derse gider basarız. Nerede olduklarını biliyor musun?" "Evet. Etiketlemiş aptal."
Gönderen: Tolga
Seni daha fazla uykundan mahrum etmeyeyim. İyi uykular.
Gönderilen: Tolga
Evde misin sen? Yatıyor musun hemen?
Gönderen: Tolga
Evdeyim. Yatmamı istemezsen yatmam. Konuşacak bir şeyler buluruz?
Gönderilen: Tolga
Yok sadece merak ettim. Yarın pazar. Dinlen iyice. Görüşürüz sonra.
Gönderen: Tolga
Sen nasıl istersen. Yarın yazmamda bir sorun var mı peki?
Gönderilen: Tolga
Hayır. İyi geceler.
Gönderen: Tolga
Tatlı uykular.
Telefonu sehbaya koyup Mercan'a döndüm. "Hadi gidiyoruz. Kızlara haber ver." odama çıkıp hızla üzerimdekileri pijamaları yırtarcasına çıkarmış bulduğum ilk eteği ve bluzu giymiştim. Makyaj yapmak için oturduğumda ince bir tabaka fondöten sürmüş koyu bir göz makyajı yapmıştım. Mercan da o sırada dolabı karıştırıyordu.
Evden çıkıp arabamla Mercan'ın verdiği adrese giderken yalan söylemişse ne yapacağımı düşünüyordum. Muhtemelen sadece laf sokar ardından her yerden engellerdim. "Kızlarla konuştum. Onlar şimdi gitmişler. Kapıda bekleyelim mi, yoksa girelim mi diye soruyorlar." "Beklesinler. İçeride onları aramakla uğraşmayalım." kafa sallayarak onayladı.
Barın önüne geldiğimizde anahtarı valeye verip kapıda bekleyen Katy ve Güneş'le sarıldık. "Duyduğuma göre operasyon var?" kafa salladım. "Yalancıyı yakalama operasyonu. Hadi girelim." içeri girdik. Dört bir koldan etrafı tararken Güneş ve Katy'nin kime baktığını bilmiyordum. Görmemişlerdi ki Tolga'yı. "Mercan senin bize fotoğrafını attığın adamın burada olduğuna emin misin?" Mercan gerçekten zekiydi. "Evet aşkım eminim. Hadi bakınmaya devam edin." Biraz içerilere girdik. Locaları gözlerimizle tararken Katy'nin "Buldum." demesiyle ona baktık. Parmağıyla gösterdiği yere döndüğümüzde ilerde gülerek dans ediyordu. Hızlı adımlarla yanına ilerledim. Kızlar da peşimden geliyordu.
Sırtı bana dönüktü. Arkasında durup kafamı dikleştirdim. Ardından omzunu dürttüm. Dönmedi. Tekrar dürttüm. Gülerek arkasını döndü. Beni gördüğünde yüzü şaşkınlıkla kaplandı. "Naber Tolga?" "Devrim?" "Uyku tutmadı galiba?" "Şey-" "Boşuna çeneni yorma. Ben senin derdini anladım ama oradan bakınca aptal gibi mi görünüyorum?" "Açıkla-" "Çeneni yorma demiştim. Sana inanmıyorum çünkü. Uyumak üzereyim deyip barda eğlenmen gerçekten çok özel bir davranış. Bir daha birini kandıracağın zaman, arkadaşlarına söyle seni fotoğraflara etiketlemesinler." elindeki içkiye uzanıp küçük bir yudum aldıktan sonra yüzüne attım. Herkes şaşkınca bakarken bardağı masanın üzerine koyup kızlarla birlikte uzaklaştık. Haketmişti.
Sabah telefon sesine uyandığımda oflayarak uzanıp aldım. Kimdi bu saatte?
"Alo?"
"Devrim? Sonunda açtın. Dünden beri neden açmıyorsun?" annemdi.
"Uyuyordum. Çok geç gittiler." güldü.
"Duydum duydum. Herkes arayıp seni övdü. Güzel kızım benim." güldüm.
"Ne dediler?"
"Ay neler demediler ki. Hepsi seni oğluna almak için sıraya girdi. Hele Serpil, seni öve öve bitiremedi. Duyduğuma göre numaranı falan vermişsin Tolga'ya?"
"Evet. Yaptım öyle bir aptallık."
"Ne oldu? Anlat bakalım."
"Gece mesaj attı. Konuştuk. Evdeyim uyuyacağım dedi. Sonra sosyal medya hesabından arkadaşı fotoğraf paylaştı. Biz de kızlarla o bara gittik. Beyefendi evde değil. Barlarda. Yalan söylediğini anlayınca attım yüzüne içkiyi kızlarla, eve döndük."
"Vay adi. İyi yapmışsın kuzum. Elini sallasan ellisi zaten. Timur falan çok beğenmiş seni."
"Timur abim gibi anne ya. Diğerleri de tipim değil. Olmaz hiçbiri. Beğenmedim."
"Ahmet peki? Nisa başta anlaşamadığınızı söyledi."
"Evet. Aslında başta hoş çocuk gibi geldi ama gülene kadar. Anne o çocuğun kişisel temizlikten haberi yok. Ben öyle pis insanla birlikte olamam." kahkaha attı.
"Anası da pis onun. Evinde bir karış toz var. Bizim evlerimize laf ediyor." güldüm.
"İnsanları gömmekte üstüne yok." gülüştük.
"Teşekkürler kuzum. Zaten hiçbiri sana layık değil. Senin gibi mühendise; mühendisler, doktorlar yakışır."
"Doktor ne anne ya? Onlar eskisi kadar revaçta değil. Herkes okuyor tıp." güldüm.
"Hadi oradan!" Gülüp devam etti. "Abin nasıl? Geçen komşular kavga falan bir şeyler dedi."
"Evet. Geçen bir çocuk eve bıraktı beni ama küp gibi sarhoşum. Abim ona saldırdı. Dayak yiyen kendisi oldu ama en azından denedi."
"Kıyamam ben aslanıma."
"Ne aslanı anne ya. Tam bir kedi o. Zaten bağırdı bana o sinirle. Küstük."
"Kuzum neden böyle yapıyorsun? Seni korumak istiyor sadece."
"Biliyorum ama bağırmadan koruyabilir." ofladı.
"Kim o çocuk bakalım? Tanıdık mı?"
"Değil. Bizim okulda okuyor. Biz de yeni tanıştık zaten. Mercan çocuğun dibine düşünce mecburen diplerinde bittik."
"O Mercan da az değil. Hemen kafeslemiş çocuğu." güldüm.
"Yanımdalar şimdi. Uyuyorlar."
"İyi bir şey demedim. Senin kamp işi ne oldu?"
"Bilmiyorum ya. Hiç gidesim yok aslında. Sizin yanınıza geleyim diyorum?"
"Gel kuzum. Biletleri halleder baban."
"Kızlar da kampa ısrar ediyorlar. Karar veremiyorum."
"İstersen birkaç günlüğüne git. Sıkılırsan atla gel bizim yanımıza?"
"Olabilir öyle de yapabilirim."
"İyi o zaman haberleşiriz. Abinle barış. Babanın selamı var."
"Bakarız. Tamam görüşürüz sen de ona selam söyle."
Telefonu kapatıp gözlerimi geri kapattım. Şu kamp işine çare bulmalıydım.
Yatağın şiddetli bir şekilde sallanmasıyla korkarak gözlerimi açtım. Deprem olduğunu zannederken aslında kızların salladığını gördüğümde oflayarak sakinleştim. "Ödümü kopardınız!" gülüştüler. "Hadi kalk. Kahvaltı yapalım. Çok acıktık." "Siz yiyin. Ben aç değilim." "Emin misin? Katy pancake yaptı ama sen bilirsin. Uyanmayacaksan biz yeriz hepsini." Katy'ye baktım. Kafa salladı. Oflayarak doğruldum. Bu hayatta beni kaldırabilen sayılı şeylerden biri Katy'nin pancakeleriydi. İçine ne kattığını bilmiyorduk ama deli gibi yiyorduk.
Hazırlanıp mutfağa indiğimde kızların masayı kurduklarını görmüştüm. Hazır masaya oturmak kadar güzel bir şey yoktu. "Ellerine sağlık aşkım." tabağıma koyduğu pancakelerden bir parça ağzıma attım. "Ya dur yeme. Bal dök. Çikolata sür." bal kasesine uzanıp tabağımda gezdirdim. "Katy harikasın." bir parça daha ağzıma atıp mutlulukla gülümsedim. Güneş ve Mercan sessizce yerken ben konuşarak yiyordum. "Ne yapsak bugün?" diye sorduğumda dudak büzdüler. Mercan "Sabah Gökhan mesaj attı. Bizim için yer ayırtmalarını söylemiştim. Kesin gidip gitmeyeceğimizi soruyor. Odalar dolmuş. Haber vermem gerekiyor." bana baktılar. "İstiyor musunuz hepiniz?" kafa sallayarak güldüler. "İyi o zaman biz de gidelim." sevinçle birbirlerine sarıldılar. "Ben o zaman hemen haber vereyim." Mercan telefonunu çıkarıp uzaklaştı. "Yanımızda neden konuşmadı?" diye sorduğumda Güneş güldü. "Şimdi bir saat çocukla flörtleşir. Biz beklemeyelim. Yiyelim."
Yemeklerimizi yedikten sonra film izlemek için salona geçmiştik. Güneş mısır patlatmak için mutfakta kalmıştı. Biz de film aramaya başlamıştık. Katy ve Mercan romantik istiyor, ben korku istiyordum. Aslında korku filmlerden çok korkardım ama şu an hava aydınlıktı. Korkacak bir şey yoktu.
Güneş patlattığı mısırlarla geldiğinde ekrana baktı. "Hala seçmemişsiniz?" "Karar veremedik. Romantik mi? Korku mu?" yanıma oturup düşündü. "Romantik komedi olsun. Biraz gülüp ağlayalım." Romantik komedi filmler arasından seçtiler. Seçtikleri film eski bir filmdi. Friends with Benefits. Justin Timberlake ve Mila Kunis'in harika bir uyum yakaladıkları filmdi.
Filmin bitiş jeneriği başladığında iç çekerek gerindim. Böyle bir zamana ne zaman geçecektim? Sevilmek istiyordum. Kafamı Güneş'in bacağına koyup gözlerimi kapattım. Biraz uyuyup dinlensem iyi olurdu.
Gözlerimi pizza kokusuyla araladığımda kokusunu içime çektim. Acıkmıştım. Gözlerimi açar açmaz bir dilim alıp ısırdığımda "Elini yüzünü yıkasaydın bari. Şu hale bak!" "Ne var halimde?" "Salyan yanağında kurumuş." "Yalan söyleme. Salyam akmaz benim." gülüştüler. "Yemekten sonra gideceğim ben." Mercan konuştuğunda diğerleri de onu onayladı. "Biz de çıkacağız." "Neden?" "Haftaya kampa gideceğiz. Valizimizi hazırlamalıyız. Eksik olanları almak için zamanımız olur." kafa sallayarak Mercan'ı onayladılar. "Evet. Bikinilerimi denemem lazım. İçine sığmaya çalışacağım." Güneş mırıldandığında güldük. "İçine sığmaman için hiçbir neden yok aşkım. Geçen seneki gibisin." "Hayır. 5 kilo verdim. Bol geliyor her şey." "Nasıl verdin o kadar?" merakla sorduk. "Spora gidiyorum ben. Unuttunuz mu?" aramızda en sportif olan Güneş'ti. Sonra Mercan, Katy ve ben. Ben spor salonunda yapılan aktivitelerden nefret ederdim. Onun yerine ormanda koşmak daha güzeldi bana göre ama ormanda koşmak için koca kıçımı kaldırmaya üşeniyordum.