Bir erkekle ciddi bir ilişkiye adım atmak... Bu gerçekten yapmak istediğim bir şey miydi bilmiyorum. Yani, böyle takılmak güzeldi. Melek haklıymış. O hep bu şekilde en güzeli derdi. Tartışma yok, kavga yok, kıskanma yok, kısıtlama yok... Yaptığınız tek şey güzel sohbet ve s*x. Aslında bana da iyice mantıklı gelmeye başlamıştı bu. Tek sorun ben hep aynı adamla olmak istiyordum. Melek gibi sürekli değiştirmek değil. Ama hep aynı adam olunca bu bir ilişkiye dönüyordu...
"İyi akşamlar..."
Başımı çevirip bina görevlisine baktım. Elinde süpürgeyle merdivenleri süpürüyordu.
"İyi akşamlar..."dedim kocaman gülümsememle. Ardından asansörün düğmesine bastım. Hülya'nın dediği gibi Baran'ı sadece cinsel olaraktan istiyor olabilir miydim? Asansörün kapısı açıldığında bindim ve düğmeye bastım. Ardından gözlerimi kapattım. Gerçekten deliricektim. Bana göre ben Baran'dan hoşlanmaya başlıyordum ama Emre bunun hoşlanma yerine bir ilac görevi olabileceğini de söylemişti. Haklı olabilir miydi? Ne zaman kendimi kötü hissetsem yanımda oluyordu. Biz sevişiyorduk ve kafam tamamen ona kayıyordu. Gerçi sevişmesekte ondaydı...
Kata gelince Asansörden indim. Ardından kendi daireme doğru yöneldim. Anahtarı çantamda ararken yanıma biri geldi. başımı çevirip baktığımda bunun kapıcı olduğunu gördüm.
"Bir istediğiniz var mi?"
"Yok, teşekkür..."dedim gülümseyerek. O sırada anahtarı buldum ve kapıyı açtım. İçeri girip kapıyı kapattığımda yaptığım ilk şey topuklularımı çıkarmak oldu. Odama doğru ilerledim. Açık kapıdan içeri girdiğimde dağınık haldeki yatağım karşıladı beni. İnsan toplar yani... Bakışlarımı dolabıma çevirdim. İlerleyip kapağını açtım. Rahat bir şeyler giyip yemek siparişi vermek istiyordum. Belki pizza? Ya da dürüm mü? Of çok açtım. Öğlen zaten o hayvanın yanında rahat olmadığımdan bir bok yiyememiştim. O gittikten sonra tatlıyla doyurmaya çalışmıştım karnımı. Üzerimdeki rahatsız elbiseyi çıkarttım. Ardından sütyenimden de kurtuldum. Üzerinde Nutella baskıları olan gri pijama takımımı aldım. Önce şortunu giydim daha sonra askılı üstünü. Üzerimdeki tişört göbeğimi biraz açıkta bırakıyordu. Göbek demişken bu kızın biraz kilo alması lazımdı. İyice erimiş bitmiştim. Saçımı topuz yaptıktam sonra telefonumu alıp odamdan çıktım. Oturma odasına ilerledim. Balkona çıkıp salıncakta yatarken yiyeceğim şeye karar. Vermek istiyordum. Oturma odasını girdiğimde Kerim'le içmiş olduğumuz şarapların hâlâ durduğunu gördüm. Onun içtiği bardak benim için çöptü artık...
Balkona çıkıp salıncağa doğru döndüğüm de kaşlarımı çatarak salıncakta uyuyan Baran'a baktım. Bu hâlâ burda mıydı? Yok artık! Üstelik benim salıncağıma yayılmış uyuyordu. Yavaşça yanına ilerledim. Pantolonunu giymeyi akıl edebilmişti ama üstü çıplaktı. Adamın vücudu gerçekten güzeldi. Şekli ve kilosu idealdi. Üstelik beğfendi ya epilasyon yaptırmıştı ya da yeni almıştı kıllarını. Göğsü tertemizdi. Gerçi ilk günde temizdi. Sanırım erkeklerin epilasyona gitmesi harika bir şeydi. Herkes kıllarından kurtulmalı... Bakışlarım yüzüne kaydı. Çok tatlı uyuyordu. Hiç uyandırmamam mı gerekiyor acaba-
Çalan telefon sesiyle yerimden sıçradım. Elimdeki telefon çalıyordu. Bakışlarım telefona gitmeden önce Baran'ın uykulu bakışlarına kaydı. Sersem bir şekilde bana bakuhordu. Telefona baktığım da 'Kerim'in aradığını gördüm. Şirketten çıkmadan görüntülü konuşmuştuk zaten. Birde sesli konuşmaya ne gerek vardı?
"Kerim..."diye mırıldandım ve Baran'a arkamı döndüm. Bunu söylemem sessiz olması gerektiğini bilmesi içindi. Telefonu açtım ve kulağıma götürdüm.
"Sevgilim evine vardı mi diye bir arıyım dedim..." Arama nedenini soran olmamıştı oysa. Ayrıca çocuk muydum? Eve varıp varmadığımı soruyordu?
"Evdeyim canım."dedim Bakışlarım şehrin manzarasında gezerken. Bu iş ne zaman bitecekti?
"İyi bari birtanem..." Birtanem mi? Artık şehrin manzarasında kaşlarım çatık bakıyordum. "Bu hafta sonu kim kim olucaksınız?" Birileri merak mı ediyordu?
"Sadece bizimkiler işte. Emre, Batu, Hülya, Melek, Kübra ve ben."
"Pazar akşamıydı dimi dönüş?"
"Evet, sen neden tekrar soruyorsun? Yemek de konuştuk."dedim. Konuştuğumuz şeyleri niye tekrar konuşuyorduk?
"Doğru canım. Önümüzdeki hafta sonu plan yapmanı istemiyorum ama..."
"Neden?"diye sordum. Lütfen baş başa bir tatil falan planlamasın valla oturur ağlarım. Zaten yeterince yıprandım.
"Seni benim için çok değerli olan biriyle tanıştıracağım."dedi Kerim. Sesinden mutluluk akıyordu resmen. Beni babasıyla mi tanıştıracaktı. Bu... Bu planın sonuna yaklaştığımızın bir göstergesiydi. Ama o adamla tanışmak beni oldukça gerecekti. Onun yüzünü gören bir tek ben olacaktım.
"Kimle?"diye sordum. Umarım başkası değildir, babasıdır.
"Babamla." Yes. İşte bu. Tamam Rüya. Bu iş bitmek üzere. O adamın kim olduğunu öğren ve gerisini Yalçın amcana bırak. Bir daha Kerim'in suratını görmek zorunda kalmayacaksın.
"Çok sevindim. Yani bu kadar ilerledik demek."dedim gülümseyerek. Bu gülümseme tamamen planın sonuna yaklaşmamızdandı.
"Kızım evleneceğiz diyorum."dedi gülerek. Tabi, ondan. "Babam gelinini bı görsün tanısın da."diye ekledi bu sırada Baran'nın nefesini boynumda hissettim ardından ellerini belime sardı. Bu hareketi titrememe neden oldu. Bana dokunması... Vücudu vücuduma yapışmış gibiydi şu anda. Ve ben daha da yapıştırmak istiyordum vücutlarımızı.
"O zaman önümüzdeki hafta sonum size ait sevgilim."dedim ama bunu zar zor söylemiştim. Baran'ın üzerimdeki etkisi korkunç bir şeydi.
"Aynen öyle. Şimdi kapatıyorum ben. Bir kaç işim var. Sonra yine konuşuruz." Dediğinde Baran'ın eli kasıklarıma doğru gitmeye başladı. Alt dudağımı dişlerimin arasına alıp bıraktım.
"Görüşürüz canım."dedim zar zor çıkan sesimle ve telefonu kapatıp Baran'a doğru döndüm.
"Telefonla konuşurken şöyle şeyler yapmaktan vazgeç."diye söylendim çatık kaşlarımla. Bakışları gözlerimdeydi.
"Konuşmadığın zamanlarda yapayım yani?"diye sordu sırıtarak.
"Ben gülmüyorum."dedim ona kaşlarım çatık bakmaya devam ederken. O da bir anda ciddileşti.
"Bende sen o itle konuşurken gülmüyorum!"diye çıkıştı birden. Bu çıkışmasını beklemiyordum.
"Komik bir şey konuşmuyoruz zaten. Gülmeni gerektirecek bir şey yok ortada."dedim sert bir üslupla. Hâlâ dibimdeydi ve elleri belimdeydi .
"Komik bir şey konuşsanda ..."dedi ve üzerime doğru eğildi. Ona bakmak için başımı hafifçe yukarı kaldırmıştım. "Gülmüyorum. Onunla olduğun hiç bir an gülmüyorum."dedi. Sesi gayet sinirli ve ciddiydi. Tamam bu saçma bir durumdu.
"İyi afferim sana."diye mırıldandım. Ardından yanından geçerek ondan birkaç adım uzaklaştım. Arkasında kalmıştım. "Neden hâlâ burdasın?"diye sordum. Ve tekrar ona doğru döndüm. Tamam bu defol git gibi olmuştu biraz... Baran bana doğru döndü.
"Bilmiyorum. Ama giderim şimdi merak etme."dedi sinirle ve kapıya doğru ilerlemeye başladı. İkimizdede saçma bir sinir vardı şuan. Yanımdan geçeceği sırada kolunu tutup bana doğru dönmesini sağladım.
"Git demedim Baran, kalabilirsin."dedim gözlerine bakarak. Hâlâ kaşları çatıktı. Ama ben bu sefer sinirli şekilde konuşmamıştım
"Görüşürüz Rüya."dedi Baran ve kolunu çekip balkondan çıktı. Sinirli bir şekilde nefes alıp verdim. Adamı birde tekne gezisine çağırıcaktım...
~ ~ ~ ~ ~
"Şu an müsait değilim." Gelen cevapla kaşlarımı çattım.
"Her zaman müsait olacağını söylemiştin." Yazdım ve yolladım. Gerçekten trip mi atıyordu kocaman adam?
"Demekki olamıyor muşum. Sonra gelirsin."
Ay bende bu kadar sabır yoktu. Ayrıca zaten ben onların kocaman villalarının önündeydim. O açmazsa Rüzgar yardımcı olurdu bana.
"Neden ne yapıyorsun?"diye sordum ona. Ardından mesaj kısmından çıkıp Rüzgar'ı aradım. İlk çalışta açtı.
"Efendim Rüya?"
"Rüzgar, şey ben sizin şu mafya evinizin ordayım. Bu gece annemle babamın odasında kalmak istiyorum da..."
"Tamamdır. İki dakika bekle geliyorum kapıya."
"Çok teşekkür."dedim ve kapattım telefonu. Yüzümde kocaman bir gülümseme oluşmuştu. Bu kadar basitti işte. Baran'ın tribini çekmek zorunda değildim. Baran'dan gelen mesaja baktım.
"Seni ilgilendiren bir şey değil."
Bu adam beni delirtmeye mi çalışıyordu?
"Neden karı mı sikiyorsun?"
Yolladığım şey her ne kadar güzel bir tabir olmasada açık ve net sormak istemiştim. Bu kadar önemli ne vardı? Bana kızıp gittikten bir kaç saat sonra nereye kaybolmuş olabilirdi?
"Evet, resim ister misin? Ya da video?"
Gördüğüm mesaj miğdemi bulandırmıştı. Evet yazmasını beklemiyordum. Öylesine sormuştum o soruyu. Onu kızdırmak için... Görüldü atıp telefonu kapattım. Ardından çantamı alıp arabadan çıktım. Gerizekalı... Büyük demir kapının önüne ilerlerken kapı yavaşça açılmıştı. Rüzgar gelmişti.
"Hoşgeldiniz hanım efendi..."dedi kapıyı açarken. Ardından gülümseyerek gecmemi bekledi. Bende çatık kaşlarımla içeri girdim. Tanımadığım bir adam kapıyı kapatırken Rüzgar yanıma geldi.
"Sorun ne? Kötü bir şey olmuş."dedi yanıma gelip suratıma baktığında.
"Bir şey yok."dedim ve evin kapısına yöneldim. O da yanımdan yürüyordu.
"Çatık kaşların ve asık suratın tam tersini söylüyor."
"Şerefsiz arkadaşın beni sinir edip duruyor sadece."diye geveledim. Bunun üzerine Rüzgar güldü. Kaşlarımı çatarak ona doğru döndüm ve olduğum yerde durdum. Bu sayede oda durmuştu. "Ciddiyim ben."dediğimde gülmeyi bırakıp bana baktı.
"Baran ne yapmış olabilir?"diye sordu kaşlarını kaldırarak.
"Buraya geldim ve ona kapıyı açmasını söyledim. Çünkü o istediğin zaman gelebilirsin demişti."dedim hâlâ kaşlarım çatık sesim sinirliydi. "Ama o s*x yapmakla meşgul oldugu için beni kapıda bırakmayı tercih etti-"
"Ne?"diye sordu şaşkınlıkla Rüzgar ve kahkaha attı. Kaşlarımı iyice çatarak ona baktım. Deli miydi bu? Gülüp gülüp duruyordu.
"Ya Rüzgar gülmesene. Bak iyice kızıyorum-"
"Kızım, Baran..."dedi ve gülmesini durdurup derin bir nefes aldı. "Baran kız sikmez." Çatık kaşlarımı birden havaya kaldırıp ona bakmaya devam ettim. Bu ne biçim bir tabirdi böyle?
"Erkek mi siker? Bu ne saçma bir cümle?"diye sordum sinirle. Dalga mı geçiyordu benimle.
"Hayır ya... "Dedi ve güldü. "Aramızda kalsın..."dedi ve bana iyice yaklaştı. "Baran yıllardır hiç bir kızla görülmemiştir. Onun kızla, sexle pek bir işi yok."diye fısıldadı ve geri çekildi.
Ne diyordu bu?
"Anlamadım? O ne demek? O nasıl bir şey?"
"Karıyla kızla uğraşmayı bırakalı çok oldu. Hayatında biri olsa bunu bilirim emin ol. Zaten şu an da odasında-"
"Burda mı? Bak sen şuna."dedim kaşlarımı tekrar çatarak.
"Bu dediklerimi ona sakın söyleme bak."
"Merak etme."dedim gülümseyerek ve yanından geçip eve girdim. Demek bizim sapık oldukça namusluymuş da haberimiz yokmuş. Hayır bu kadar kızlarla ilgilenmeyen biri niye beni her an sikmeye çalışıyordu.
Uyuyan devi uyandırdık sanırım...
Bu düşünce gülmeme neden oldu. Sevişmek güzel bir şeydi. Bence buna tekrar onu başlatmam güzel bir şeydi. Tabii sadece benimle. İt herif birde karı sikiyorum diyordu. Ben de şimdi onu delirtmez miyim... Merdivenden çıkarken mesajlara girdim.
"Fotoğraf değilde video olur."yazıp yolladım. Bende seni delirtiyim de gör.
"Derdin ne senin?"
"Mastürbasyon yaparken tanıdık birinin pornosunu izlemek daha iyi olur bence..."yazıp yolladım ardından galerimden bornozlu bir resmimi alıp yolladım. Mesajı gördü ama bir şey yazmadan öylece bekliyordu. Bende merdivenleri bitirip koridora gelmiştim. Annemlerin odasına doğru yürümeye başladım.
"Rüya, yat zıbar."
"Olmaz bu akşam seninle planlarım vardı ama gittin. Yerini dolduracak birini arıyorum. Bulamazsam ararım."
Annemlerin odasının önüne gelince kartla kapıyı açtım. Ardından içeri girip kapattım. Burnuma yine yoğun bir şekilde babamın kokusu geldi. Bu oda benim için cennetti. Bakışlarım hemen annemle babamın giyinme odasına kaydı. Bu gece annemin geceliğiyle uyumak istiyordum. Gelen bildirim sesiyle Bakışlarımı telefona çevirdim.
"O ne demek? Kimi arıyorsun sen?"
Mesaja kilit ekranından bakmıştım. Ne görüldü atacaktım ne cevap verecektim. Telefonu sessize aldım. Giyinme odasına ilerleyip annemin geceliklerinin asılı olduğu yere baktım. Buz mavisi olan saten geceliği elime aldım. Bunu giyebilirdim. Gözlerim hafif dolduğunda derin bir nefes aldım. Ağlamak yok Rüya. Güzel bir şey yapıyorsun... Üzerindekileri çıkartıp annemin geceliğini giydim. Mini ve askılı bir elbiseydi. Üstelik bacak kısmında kasıklarıma kadar uzanın bir yırtmacı vardı. Gördüğüm en güzel ve en seksi kadın annemdi. Bende onun kızı... Telefonumu elime alıp ekrana baktım.
"Rüya."
"Nerdesin sen?"
"Kim var yanında?"
"Kime diyorum"
"Alo"
-3 cevapsız görüntülü arama-
Gülümsedim. Sen misin beni kapıda bırakan. Çantamı alıp yatağa oturdum. İçinden annemlerin bana bıraktığı albümü aldım. Bugün bunlara bakacaktım. Kimlere nasıl yardım ettiklerine... Albümün kapağını açtığımda 4 resim karşıladı beni. İlkinde bir kız vardı. Genç bir kızdı. Onun resmini yerinden çıkartıp elime aldım. Arkasını çevirdiğimde gördüğüm isim tüylerimi diken diken yaptı. Dilber... Bu annemin tecavüze uğrayan kuzeniydi. Resme tekrar baktım. Çok güzel bir kızdı. Bunun hikâyesini zaten bildiğim için resmi yerine geri koydum. İkinci resimde küçük bir bebek vardı. Kaşlarımı çattım. Küçük bir bebeğe ne olmuş olabilirdi? Yoksa... Öldürmüşler miydi? Bir insan küçük bir bebeği neden öldürürdü ki? Bir bebek bir insana ne yapabilirdi? Resmi yerinden çıkartıp elime aldım. Beyaz elbiseli bir bebekti bu. Koltuğa tutunarak ayakta duran bir bebek. En fazla 2 yaşındaydı. Belki 2 bile yoktu. Sıkıntılı bir iç çekerek resmin arkasını çevirdim.
Bu minik bebeğin adı Elif. Amcası tarafından tecavüz edilerek öldüren bir bebek...
Tecavüz mü? Küçücük bir bebeğemi? Bu şaka mıydı? Küçük bir bebeğe neden tecavüz ederdi ki bir insan? Ufacık bebeğin neyi tahrik etmiş olabilirdi o hayvanı? Ağlaması mı? Yoksa gülmesi mi? Küçücük bir 'amdan' beklentisi neydi o hayvanın?
Mahkeme tarafından serbest bırakılan o amca yanlışlıkla bizimkilerden biriyle aynı ortama girdi. biz fazla kötü bir şey yapmadık ona. Sadece evin bodrum katında kapalı tuttuğumuz bir kaç suçlu tarafından tecavüze uğradı. Tecavüzün ne kadar güzel hissettirdiğini ona anlattık. Sonra hadım ettik onu. Yalçın adama kendi organını yedirdi. Ay bunu yazarken bile miğdem ağzıma geldi...
İğrenç. Korkunç iğrençti. Ama küçük bir bebeğe taciz etmekten daha iğrenç değildi. Elimdeki bebek resmini yerine koydum ve 3. Resme baktım. Burda bir kolu ve bir bacağı olmayan küçük bir erkek çocuğu vardı. Resmi alıp arkasını çevirdim.
Osman... O kadar terbiyeli bir çocuktu ki. Hemde sokakta yetişmesine rağmen. Osman'la ilk karşılaşmam da benden para dilenmişti. Bende verdim. Sonra aynı yerden bir hafta sonra geçtiğimde Osman'ın bir kolu yoktu. Yine aynı yerde dilencilik yapıyordu. Ona ne olduğunu sorduğumda yaptığı tek şey benden kaçmak oldu. 3 gün sonra aynı yere geri gelmiştim. Osman da oradaydı. Ama bu sefer de bir bacağı yoktu. Can çekişirken dileniyordu. Yanına gitmedim. Babanı ve Yalçın'ı çağırdım. Osman'ı izledik. Osman eski püskü bir eve gitti sürüne sürüne. Bizde o eve girdiğimizde içeride babası olucak o it Osman'ı dövüyordu. Az para getirdiği için. Kendi de rakı sofrası kurmuş arkadaşlarıyla içiyordu. Asıl acı olan şeylerden biride arkadaşlarıyla içip küçük oğlana taciz etmeleri... Ah kızım o adamı orda parçalara ayırmak istedim. İlk kez orda bir insana zarar verdim. Gerçi o insan değildi. Osman'ı alıp bakılması için özel bir hastaneye yatırdık. O hayata tekrar tutunmuştu. Tabii olabildiği kadar.
Derin bir nefes alıp gözümden akan bir damla yaşı sildim. Bir insan nasıl öz oğluna tecavüz eder, ona zarar verirdi? Gerçekten anlayamıyordum. Biri öz yiğenine taciz eder, biri öz oğluna... Ne biçim hayatlardı bunlar? Yanımda duran telefonun ışığının yandığını görünce elime aldım.
"Şu kapıyı açıyor musun kırayım mı?"
- cevapsız çağrı -
"Rüya kapıyı kırdırma bana aç şu kapıyı!"
-3 cevapsız çağrı-
Eve mi gitmişti? Yok artık. Rehbere girip Baran'ı aradım. Ama açmadı. Tekrar aradım. Açmadı. Sanırım beni gebertecek...
"O telefonu sana yedirmeli miyim sence?"
Baran'ın sesiyle Bakışlarımı telefondan alıp kapının olduğu tarafa çevirdim. Sinirden delirmiş bir şekilde karşımda durmuş bana bakıyordu. Beni parçalayacak gibiydi. Sinirli sinirli nefes alıp veriyordu. Bense sadece gülümsemekle yetindim ve bakışlarımı ondan kaçırdım. Kırmızı görmüş bir boğa havası veriyordu Malesef…