"Gülme canım ya, sevgilin kafayı yedi bunlarla."
"Kıyamam..."dedim ve tekrar güldüm. Yalandan gülmek insanı efsane yoruyormuş. Bunu da yeni öğrenmiş oldum. Çenem ağrıyor.
"E tamam şimdi bana akıl ver. Tekliflerini kabul etmeli miyim?"diye sordu Kerim ve önündeki kadehini eline alıp, şarabından bir yudum aldı.
"Ben onlarla çok iş yaptım. Evet karı koca birbirlerini yiyorlar ama iş yapılacağı zaman onlar değil sadece sekreterleri koşturuyor. Sevgilin bizzat uğraştı onlarla..."dedim.
"Bendeki şansla bu iki çatlak gelir her seferinde."dedi elindeki kadehi masaya koyarken. Masadaki çerez tabağından bir adet kaju alıp attım ağzıma.
"Gelmez, merak etme."
Göz ucuyla saate baktığım da 2 ye geldiğini gördüm. Evet gece 2. Ne zaman gitmeyi planlıyordu merak ediyorum. Baran da içerde bayılmıştır herhalde.
"Şuna bak..." Kerim masadaki kağıtlardan birini alıp bana uzattı. Uzattığı kağıdı alıp baktım. Bir arazi konumu vardı. Arazinin nerede olduğunu, büyüklüğünü ve çevresindeki işletmeleri gösteriyordu. Sahil kenarında bir yerdi.
"Bu ne?"diye sordum bakışlarımı Kerim'e çevirirken.
"Bu babamdan bana küçük bir hediye."dedi ve gülümsedi. Babası...
"Arazi mi aldı sana?"diye sordum kaşlarımı kaldırarak. Başıyla onayladı. Demek gerçekten babası vardı...
"Bende oraya güzel bir cafe açmak istiyorum. Aynı zamanda bir bölümü de yemek olsun tabii."
"Denize sıfır bir yer. Oldukça da büyük. Bence harika olur."
"Ve bu işi sevgilimle yapıcam. Zaten kendisinin anladığı bir konu."Dediği şey kaşlarımı çatmama neden oldu. Ne yapacaktı benimle anlamamıştım. "Beraber seçelim istiyorum herşeyini. Duvar renginden tut çalışanların giyeceği kıyafete kadar."
"Ben... Yani ben anlamam-"
"Pardon da kimin sevgilisinin kocaman bir cafesi var?"diye lafımı kesti Kerim ve güldü. Bende güldüm. Evet benim vardı. Ve oldukça ünlü bir cafe olmuştu. "Ayrıca açılış organizasyonunu da sen yapacaksın."
"E sen ne yapacaksın beğfendi?"diye sordum kaşlarımı çatarak.
"Sanırım dünyanın en güzel kadının söylediği her şeyi okeyleyeceğim." Ağzı iyi laf yapan bir sahte sevgilim vardı evet. Yapmacık bir şekilde gülümsedim ve şarabımdan bir yudum aldım. Ardından bardağı masaya koyarken esnedim. Uykum gelmişti gerçekten ya!
"Yatma vakti geliyor sanki."dedi ve güldü Kerim. Başımla onayladım onu. Gitsen de uyusam. Yarın iş vardı. "Sanırım ben eve gidiyorum."dedi ve masadaki eşyalarını toparlamaya başladı.
"Maalesef canım, senin sevgilin evlenmeden önce öpüşmeye bile karşı. Sen aynı evde uyumaktan bahsediyorsun..."dedim imalı bir şekilde. Kalıyım ayağı yapıyordu iki saattir.
"Yandık desene. Elimizi çabuk tutalım."dediğinde ikimizde güldük. Benimki sinirli bir gülmeydi ama. Beni öpmeye çalışmış olması aklımdan çıkmıyordu. Masayı topladıktan sonra çantasını alıp masadan uzaklaştı. Bende ayağa kalktım. Birlikte kapıya ilerledik. Sonunda gidiyordu. Dış kapıyı açıp çıktı ve ardından bana doğru döndü. Bende kapının ağzına geldim ve ona baktım.
"Yarın kahvaltı yapmak istiyordum senle ama malum toplantım var. Belki güzel bir öğle yemeği yeriz?"
"Aslında öğlen bizimkilerin yanına gideceğimi söylemiştim...."dedim suratımı asarak. Bu cevabım onunda suratını asmıştı. "Ama sen gelebilirsin."dedim gülümseyerek. "Hep birlikte yeriz. Hem ilk defa sevgilim olarak onların yanında bulunmuş olursun."
"Bu fikri sevdim." Yüzünde kocaman bir gülümseme oluşmuştu "Sabah haberleşiriz o zaman."dedi ve birden yaklaşıp yanağıma bir öpücük kondurdu. Geri çekilip gülümserken, ben ona gülümsemek için kendimi kasıyordum. Yaptığı şey kanımı dondurmuştu resmen. Bana dokunmasını asla istemiyordum.
"Görüşürüz."
"Görüşürüz."
Kapıyı kapatıp sırtımı kapıya yasladım. Beni öpmüş olması gerçekten çok kötü hissettirmişti. İstemediğiniz birinin sizi öpmesine izin vermek zorunda kalmak... Gerçekten berbat bir şeydi. Derin bir nefes alıp odama doğru ilerledim. Baran'ın yaşayıp yaşamadığına bakarak dikkatimi dağıtabilirdim. Odanın kapısını açtığımda Baran'ın yatak da uzanmış telefonla oynadığını gördüm. Üzerindeki tişörtü ve pantolonu çıkarmıştı. Bu ne rahatlıktı böyle? Maşallah. Baran'ın bakışları beni buldu.
"Kapıyı bulabildi mi it..."diye söylendi gözlerime Bakarak.
"Zor oldu."dedim ve omuz silktim. Ardından geçip yatağa oturdum. Sırtım ona dönüktü. Kendimi geriye doğru yavaşça bıraktığım da sırtım yatakla buluştu. Tam başımın ucunda Baran'ın götü vardı. Gözlerimi kapatıp derin bir nefes aldım.
"Beni öpmeye kalkıştı..."diye mırıldandım. Neden bilmiyorum ama bunu anlatmak istiyordum. "İzin vermedim. Verememde. Üzerime doğru eğilip dudağıma uzanmıştı."dediğimde gözlerimi açıp tavana baktım. "Geri çekildim hemen. Evlenmeden önce olmaz dedim birden. Çok saçma olmuştu dediğim şey. Ama birden çıkmıştı ağzımdan. Böyle şeylere karşı olduğumu söyledim. Böyle yetiştirildiğimi falan geveledim. Sanırım Melek'in dediği gibi Kerim gerçekten salaktı."
"Daha fazlasını da isteyecektir."dedi Baran. Fazlası mı...
"Neden istesin? Öpüşmeyen insan sevişmezde."
"Zaman geçtikçe seni çok daha fazla arzulayacak. Seninde arzulamanı isteyecek..."
Derin bir nefes daha aldım. O sırada Baran doğruldu. Bakışlarımı ona çevirdim. Üzerime doğru eğildiğini gördüm. Yüzünü yüzüme yaklaştırdığında bakışlarım dudaklarına kaydı. Kafası benim üzerimde yan duruyordu. Bakışlarım tekrar gözlerine kaydığında onunda dudaklarıma baktığını gördüm.
"Seni her an öpebilirim ama..."diye fısıldadım. Kurduğum bu cümleden sonra Baran dudaklarımızı birleştirmişti. O dudağımı öpmeye başladığında karşılık verdim. Aynı zamanda yatakta doğrulmaya başladım. Bacaklarımı yatağa çıkardıktan sonra yavaşça Baran'a doğru doğruldum. Dudaklarımız hiç ayrılmıyor, tam tersine öpüşmemiz hızlanıyordu. Yatakta ona doğru dönüp dizlerimin üzerinde durdum. Baran da ellerini kalçama götürüp sıktı. Bu yaptığı hoşuma gitmişti. Sürekli kalçama dokunabilirdi bence. Hatta yoğurabilirdi...
Dudaklarımızı yavaşça ayırdığımda kesik kesik nefes almaya başladım. Bakışlarım bu sırada Baran'ın aralanan dudaklarındaydı.
"Beni her an öpmene izin veririm bende güzelim..."diye fısıldadı o da ve dudaklarını dudaklarıma bastırıp çekti. Yüzümde oluşan kocaman gülümsemeyle gözlerine baktım.
"Biliyor musun? Bana gerçekten iyi geliyorsun."
"Senin bana iyi geldiğin kadar olamaz..."diye fısıldadı.
Bende ona mı iyi geliyordum? Bu adamdan ciddi ciddi hoşlanmaya başlamıştım. Söylediği her bir kelime beni etkiliyordu resmen. O da bana karşı aynı şeyleri hissetmeye başlamıştır umarım. Çünkü ben bu adama git gide alışmaya başlamıştım. Bir elimi Baran'ın boynundan çekip yanağına götürdüm. Bu sırada bakışlarım onun sakallarındaydı. Sakallarında elimi gezdirmeye başladım. Bu hoşuma gitmişti. Çok hoş hissediyordum. Anasının kızı dedikleri bu olsa gerek. Çünkü annemde babamın sakallarını kestirmezdi. Sakallarında ellerini gezdirmeyi sevdiğini söylerdi hep. Canım annem... Bakışlarımı Baran'ın gözlerine çevirdiğimde göz göze geldik. Gülümsedim. Gülümsemem onu da gülümsetmişti.
"Uyuma vakti gelmiş olabilir mi?"diye sordum gülümsememle birlikte.
"İstiyorsan gelmiştir..."
Ses tonu o kadar güzel ve o kadar yumuşaktı ki... Ve aynı zamanda karizmatikti de. Derin bir nefes alıp yataktan kalktım. Dolabıma doğru yöneldiğimde dolabın üzerindeki aynadan onu görebiliyordum. Bakışları bendeydi. Dolabımın kapağını açtım ve pijamalarımın olduğu kata baktım. Elimi uzatıp pijamalarımda gezdirdim. Baran Siyah boxer giyiyordu. Bende siyah birşeyler giyebilirdim. Pijamalarımın arasından siyah şort-atlet takımımı aldım. Atletin yaka, şortun bacak kısımlarında dantel detayı vardı. Elimdekilerle beraber odanın kapısına yöneldim.
"Burda giyebilirsin bence..." Baran'ın sesiyle durup ona baktım. Sırıtarak bana bakıyordu.
"Evet, ama burda çişimi yapamam."dedim ve yapmacık bir gülümsemeyle odadan çıktım. Ona şov yapmamı istiyordu ama öyle bir niyetim yoktu. Zaten deli gibi uykum vardı. Hiç sevişecek gücüm yok...
~ ~ ~ ~ ~
"Sevişmek için güce ihtiyacın yok güzelim, bu kendiliğinden olur zaten."
"İşin uzmanı konuştu."dedi Hülya ve güldü.
"Hey bu doğru bir şey ama..."dedi Melek kaşlarını çatarak. "Ayrıca ne diye adamı evde tek bırakıp çıkıyorsun?"diye sordu bana doğru dönerek. Kaşlarını da çatmışdı.
"Hey, toplantım vardı."diye savundum kendimi. Gerçi olmasada evde tek kalmasını sorun etmezdim.
"Kızım uyandır gitsin. Sen yokken neden senin evinde duruyor?"diye sordu Kübra da. Bakışlarımı ona çevirdiğimde tip tip bana baktığını gördüm. Evi soyacak hali yoktu ya...
"Sorun yok bence-"
"Bence sorun; Melek'i eleştirirken onun gibi olmuş olman."dedi Hülya. Tamam bu konuda haklıydı.
"Hey, kimse benim gibi olamaz."diyerek güldü Melek. Ardından kahvesinden bir yudum aldı.
"Hayır ciddiyim."dedi Hülya. Bakışlarım ondaydı. "Melek'e öğüt veren sendin. Tanımadığın erkekleri eve atma diyen-"
"Yalnız Melek hiçbirini dinlemedi."diye araya girdi Kübra. Melek o an kübraya elindeki buruşturulmuş peçetesini attı.
"Çük sevmem benim suçum mu?"diye savundu kendini ardından.
"Susar mısınız? Rüya'yla konuşuyorum." Diye çıkıştı Hülya. Kızlar ellerini teslim olurcasına kaldırıp susmuşlardı. Bende başımı ağır şekilde tekrar Hülya'ya çevirdim. O da çatık kaşlarıyla bana bakıyordu. "Bu adamı tanımıyorsun. Adından ve mafya üyesi olduğundan başka bildiğin tek bir şey bile yok. Ve sen sürekli her boş anında onunlasın..."
"Kızım sen en son ne zaman bir erkekle öpüştün?"diye sordu Kübra bakışlarım ona kaydı. Hatırlamıyordum bile. Uzun zaman sonra yakınlaştığım tek kişi Baran'dı.
"Aramızdaki tek bakire sensin. Bunu tebrik falan etmiyorum yani yanlış anlama. s*x muhteşem bir şey. Ama denilmek istenen..."
"Baran'la yapmak istediğin tek şeyin s*x olduğunu söylüyorsun. Kusura bakmada sen böyle biri değilsin."dedi Kübra
"Şuraya yazıyorum Baran bu saatten sonra resmi eniştemizdir."dedi Melek gülerek ve parmağını masaya sürdü. Alt dudağımı dişlerimin arasına aldım.
"Çocuk değiliz. Baran'ı sevmeye başladıysan bunu ona söyle. Eğer aynı şeyleri beslemiyorsa, beslemeyecekse böyle mal gibi onunla takılmaya devam etme, bu senlik bir şey değil."dedi Hülya.
"Ayrıca nerden biliyorsun belki adam evli barklı çocuklu. Sende metresisin. Kusura bakma ama bu devirde babana bile güvenemezsin. Önce onunla sohbet etmen gerekiyor. Tabii sadece s*x düşünmüyorsan..."dedi Melek. Sonra doğru sesindeki imayı almıştım.
Baran'ın evli olduğunu ya da baba olduğunu düşünmüyordum. Öyle biri değil gibiydi.
"Baran'la konuş Rüya. Artık bizimde bir eniştemiz olsun-"
" Ne, ne, ne?" Batu'nun sesiyle hepimiz birden sesin geldiği yöne döndük. Emre ve Batu gelmişti. "Baran mı?"diye sordu Batu şaşkın bakışlarını bana çevirerek. Ardından masa da ki boş sandalyelere oturdular. Benim yanımı Kerim için boş bırakmışlardı.
"Dur bir dakika. Sen ve Baran ne zamandır?"diye sordu Emre de. İkiside dikkatli bir şekilde bana bakıyordu. Derin bir nefes aldım. Sarhoşluğun etkisiyle onu taciz ettiğimi biliyorlardı bir tek.
"Baran'la bir süredir yakınız..."diye mırıldandım bakışlarımı onlardan kaçırarak.
"Ne kadar bir süre bu?"diye sordu Emre. Bakışlarım ona kaydı.
"En başından beri..." dedim ve yapmacık bir tebessüm ettim.
"Yok artık. Pardon da bir eniştemiz varsa bunu niye bilmiyoruz-"
"Hayır, hayır sevgilim değil."diye lafını kestim Emre'nin.
"Pardon? Sevgilin değil ama siz takılıyor musunuz?"diye sordu Batu. Benden beklemedikleri suratlarından belliydi.
"Melek'in kanı mı bulaştı sana?"diye sordu Emre de. Melek çatık kaşlarıyla Emre'ye baktı.
"Pardon da bana sataşmasan olmuyor mu?"
"Tam senlik bir şey oluyor da ondan..."dedi Emre de Melek'e bakarak. Ardından yapmacık bir şekilde gülümseyip bana döndü.
"Benlik olan neymiş?"diye sordu Melek. Emre tekrar Melek'e baktı.
"Erkekler..." dedi imalı bir şekilde.
"E bunda anormal olan ne? Bende olandansa olmayanı aramak daha doğru-"
"Melek, Emre. Susun. Yoksa susturucam."diye çıkmıştı Batu birden. Ardından bana baktı. "Konumuz Rüya ve Baran."diye devam etti bakışlarını gözlerime sabitlerken.
"Batu bak..." dedim ve derin bir nefes aldım "...ben her an kendimi onun yanında buluyorum."dedim ve bakışlarımı kaçırdım. "Ama bu istemsizce oluyor."diye ekledim. Bakışlarım bardağımdaydı.
"Kızım Baran'la birbirinizi seviyorsanız ne güzel, ama... Lan o bir mafya. Nelerle kimlerle takılıyor Allah bilir." Bakışlarımı tekrar Batu'ya çevirdim.
"Biliyorum Batu... Bu yüzden işleri ağırdan alıyorum."diye mırıldandım. O kadar ağır ki...
"Bu ağırdan almış haliniz mi?"diye sordu Kübra. ters ters ona baktım.
"Ne oldu gene?"diye sordu Emre.
"Bir şey yok ya..."dedi Hülya. Bakışlarım ona kaydı. O da bana bakıyordu. "Rüya Hanım Baran Babamızla uyumuş dün." Baran baba ne ya!
"s*x sonrası yorgunluk uykusu mu bu?"diye sordu Emre. Gözlerimi kapatıp derin bir nefes aldım. Ardından açıp Emre'ye baktım. Bakışlarımdan cevabı alsana sesli olarak da cevapladım soruyu.
"Hayır, hiç s*x yapmadık. Gruba yazdığım gibi Kerim geldi. O sırada Baran da bendeydi-"
"Nasıl yani? Bu ayrıntı grupta yok."dedi Batu kaşlarını çatmış bir şekilde.
"Kızlara özel grupta var."dedi Hülya da ve güldü.
"Hey neyse ya. Baran benim odama saklandı. Kerim geç gidince de o da bende kaldı-"
"Koltuk yok mu güzelim sizin evde? Senin yatağında yatıyor."diye sordu Emre tek kaşını kaldırarak.
"Emre ya... Of kapatalım mı konuyu. Valla bunaldım." Zaten birazdan Kerim gelicekti. Yeterince gerilicektim.
"Emre sende yani..." diye başladı Hülya. " yataktan kalkıp koltuğa gitmek ne kadar zor biliyor musun sen?" Çatık kaşlarla Hülya ya baktım.
"E birde yastık çarşaf olayı var..."diye güldü Melek de. Hepsi gülmüştü.
"Bak ne dicem."dedi Batu. Hepimiz ona baktık. "Şu an sahte eniştemizle vakit geçireceğiz ya. Aynı zamanda bir katil kendisi tabiki..." Derin bir nefes aldım. Evet annemle babamın katili. "Akşamda gerçek eniştemizle vakit geçirelim."
"Okey."
"Bencede Okey."
"Çok mantıklı."
"Hayır tabiki."diye araya girdim. "O bunu bilmiyor. Yani bir ilişki konusu hiç olmadı. Böyle bir muhabbet olsun istemiyorum."diye ekledim. Baranla iki kelime etmiyorduk. Bir anda enişte muhabbetleri de neydi?
"Sen rahat ol. Sadece arkadaşca eğleniriz. Hem bence hepimiz biraz kafa dağıtmalıyız."dedi Hülya ve sırıtmaya başladı. Kaşlarımı çatarak ona baktım. Bir şey vardı aklında.
"Ne düşünüyorsun sen gene?"diye sordu Kübra, Hülya ya.
"Hiiiççç"
"Yumurtla şunu hemen."dedi Emre çatık kaşlarıyla. Hepimiz Hülya'nın ağzından çıkacak baklayı bekliyorduk.
"Bence bir tekneyle hafta sonu kaçamağı hepimize iyi gelir."dedi. Tekne mi? Yapmayı en sevdiğimiz şeydi bizim. Ama bu ekiple.
"Tatil sezonunu açalım diyorsun."dedi Batu gülümseyerek.
"Yani bunu kabul etmez Baran. Hem şu an bir iş üzerindeyiz-"
"Of be kızım. Senin sahte manitan zaten hafta sonları yok."dedi Melek çatık kaşlarıyla. Evet Kerim hafta sonları şehir dışında olacağını söylemişti. Rüzgar da bu babasının yanında demektir demişti.
"Baran da seni mayoyla sürekli görmek ister diye düşünüyorum."dedi Kübra ve kıkırdadı. Emre de ona masadaki şeker paketinden bir tane fırlattı.
"Yanında promosyon olarak Rüzgar da gelir bence."dedi Kübra. Herkes Melek'e baktı.
"Hayır, hayır." Dedi Melek başını iki yana sallayarak "Evet yakışıklı ama bir mafya sevgili istemiyorum. Bir dünya erkek var, onu siz alın."diye ekledi suratını ekşiterek. Bu şaşırtıcı olmuştu. Bir erkeği reddetmiş olması... Normal değildi. Heleki yakışıklı bir erkek.
"Birilerinin hayatında başka biri var galiba."diye söylendi Emre.
"Benim hayatımda hep birileri var canım.(!)"
"Ruh hastası ya."dedi Batu ve Melek'i kendine çekip sarıldı.
"Böyle nereye kadar gidecek merak ediyorum."diye söyledi Emre yine. Ama bu sefer kısık bir ses tonuyla söylenmişti. Ben duymuştum. Başka kim duydu bilmiyorum.
"Selam millet!"
İşte başlıyoruz. Başımın iğrenç belası gelmişti. Ve benim yüzümden arkadaşlarımda ona insan muamelesi yapacaktı...
"Hoş geldin sevgilim."diye gülümsedim ayağa kalkarken.