18

2880 Words
"Orda sana hiçbir şey olacağını düşünmüyorum kızım...." Bakışlarım Yalçın amcaya kayarken hafifçe tebessüm ettim. Tekerlekli sandalyesiyle Masanın başında oturuyor ,ellerini göbeğinin üzerinde birleştirmiş bana bakıyordu."Şu an Kerim'in hayatındaki en önemli şeysin. Ailesinde bile öne geçmek üzeresin ayrıca." "Cidden o kadar mı?"diye sordu masada oturan tanımadığım bir adam. Bakışlarım ona kaydı. Sarışın 30-35 yaşlarında biriydi. Daha önce bir kaç kez daha görmüştüm onu buralarda. "Yani bu adam ne ara bu denli bağlanmış olabilir aklım almıyor."diye ekledi. Bu ne demekti şimdi? "Daha doğrusu nasıl bağlanmış demek istiyor. Bunlarda kalp olduğunu düşünmüyoruz."diye düzeltti yanında oturan sarı saçlı kadın. Bakışlarım ikisinin arasında gidip gelirken ortama yeni eklenen bir sesle bütün bakışlar kapıya çevrildi. "Sevmek değil onun ki, zamane kızlarına göre daha namuslu takınan bu kızı elde etme hırsı..." Tanımadığım bu adamın kurduğu cümleye karşılık kaşlarım çatılırken bakışlarımı üzerinde gezdirdim. 25-30 yaşında siyah saçlı, sakallı, kalıplı bir adamdı. Üstelik oldukça karizmatık gözüküyordu siyah kotu ve siyah kolları yarıya kıvrılmış gömleğiyle. Bakışlarım kahve gözlerine kayarken onun gözlerininde bende olduğunu göz göze geldiğimizde anlamıştım. "Hoşgeldin Mert. Bize katılmaz mısın?"diye sordu yönelttiğinde Yalçın amca bakışlarımı ondan çekip masa da tam karşımda oturmak da olan Baran'a çevirdim. Baran'ın bakışları ise bende değil kucağında kurcalamakta olduğu telefonundaydı. Bu durum kaşlarımın daha da çatılmasına sebep olurken bakışlarımı ondan kaçırdım. Ben yokmuşum gibi davranması beni delirtiyordu. Adım sesleriyle tekrar Mert'e baktım. Köşeden bir sandalye almış Yalçın amcanın yanına doğru ilerliyordu. "Baran'nın kuzeni..."Cansu'nun fısıldamasıyla başımı ona doğru çevirdim. Bu kalabalık korkunç ekibin içinde onunla olmak daha rahat hissettiriyordu beni. "İyiki burdasın..."diye fısıldadım bende ona ve gülümsedim. Bakışlarım tekrar Mert'e kayarken bu yakışıklılığın genetik olabileceğini düşündüm. O da Baran gibi siyah saçlı siyah sakallı kalıplı ve yakışıklıydı. Ama Baran'ın farklı bir aurası vardı. Baktıkça baktırtan bir yakışıklılığı vardı. "Mert ne demek istediğini daha açık söyler misin?"diye sordu masadan başka bir adam. Bakışlarım Mert'te sabit kalırken Mert masanın diğer tarafına bakıp hafifçe tebessüm etti. Ardından bakışları beni buldu. Göz göze geldiğimizde bakışlarımı her ne kadar kaçırmak istesemde yapmadım. "Kadın güzel. Oldukça güzel hemde..."derken bakışlarını üzerimde gezdirdi. Ardından masadakilere doğru döndü. "Bulunmaz Hint kumaşı değil ama. Sadece Kerim bu kızın güzelliği kadar yatak becerisi var mı onu merak ediyor-" "Siktirme konuşmanı şimdi Mert!"diye bir uyarıda bulunduğunda Baran bakışlarım ona kaydı. Çatık kaşlarla Mert'e bakıyordu. Burda olduğunu hatırlaması ne güzeldi... "Pardon..."dediğinde Mert Baran bakışlarını bana çevirdi. Onunla fazla göz teması kurmadan bakışlarımı Mert'e geri çevirdim. Benim hakkım da daha ne zırvalayacaktı merak ediyordum. "Rüya daha adamın bir kere bile onu öpmesine izin vermedi..." evet vermeyecektim de. "Allah aşkına 25 yaşındaki bir kadın bu yaşına kadar kimseyle öpüşmemiş olabilir mi?"diye sorduğunda bakışlarını bana çevirdi. "Asla olamaz Rüya." Bence olabilirdi. "Kerim'in asıl dikkatini çeken şey de bu zaten. Güzel bir kadın olman zaten sana hayran kalmasını sağladı. Sevgililik aşamasında öğrendiği yeni bilgilerle sana daha da bağlandı..." "Yeni bilgi?"diye bir soru geldi masadan. "Rüya'nın bu kadar içine kapanık ve erkeklerden uzak olduğunu ona temas etmek istediği anlarda öğrenmişti. Henüz kimsenin dokunamadığı bu kız onu kendine daha çok hayran etti. Ama onun bir anda seninle evlenmek istemesindeki neden bunlardan hiçbiri değilmiş..." "Neymiş peki?"diye sorduğumda hafifçe tebessüm etti. "Mecburiyet."dediğinde kaşlarımı çattım. "O ne demek?"diye sordu Cansu. "Kerim neden Rüya'yayla evlenmeye mecbur olsun?"diye sordu Rüzgar. Bakışlarım Mert'e sabitken onunkilerde bana sabitti. Alaylı bir şekilde sırıttı. "Sahip olduğu, değer verdiği, hoşlandığı bu kadının babası tarafından taciz edilmesini istemiyor çünkü."dediğinde dudaklarım hafifçe aralandı. Ne saçmalıyordu bu? Babası tarafından taciz edilmemi mi istemiyor? Kerim'in babası neden beni taciz etmek gibi bir plan kursun ki? Gerçi adamın böyle bir bağımlılığı vardı değil mi? "Mert ne öğrendin? Gevelemeden anlat şunu." Yalçın amcanın uyarısı üzerine Mert ona doğru döndü. "Kadir'le konuştum. Kerim ve babası kavga etmiş. Kerim'de arabaya bindiği gibi birini arayıp ona sitem etmiş biraz..."dediğinde bakışlarım Cansu'ya kaydı. Kadir kimdi? "Kadir Kerim'in şöförü..."diye fısıldadı aklımı okuyan arkadaşım. Kerim'in şöförü tanıdıkları biri ve hala adamın babasını bulamamışlar mı? Ya bunlar salak ya da adam görünmez. Ayrıca Kerim'in bu kadar götüne kadar adam sokabiliyorlarsa Kerim'de bunların götüne kadar adamlarını çoktan sokmuş olabilirdi. "Ne sitemi?"diye sordu Yalçın amca. Bakışlarım ikisi arasında gidip gelirken Mert ile göz göze geldik. "Yeni kaset serisindeki 25. Yaş da Rüya'yı istemesi sitemi..." "Ne?"diye sordum şaşkınlığımı gizleyemeyerek. 25. Yaş kasetinde beni mi istiyordu bu adam? "Yeni kasete mi geçmiş piç..." diye söylendi masadan biri. Bakışlarımı Mert'ten çekip masaya çevirdim. Bana taciz etmek mi istiyordu o adam ciddi ciddi? Anneme yaptığı gibi... "Umarım henüz kimseye zarar vermemiştir." Neye göre karar veriyordu bu hayvan taciz edeceği kadınlara? "Bu it ne anlıyor bu işten!" Bana böyle bir şey yapabilir miydi? Kerim de bunu biliyordu üstelik! "Sonunda onu ben sikicem." Bu adam anneme yaşattığını bana da mı yaşatmak istiyordu! Nasıl bir dünyası vardı bu hayvanın? "Neden Rüya? Kız mı yok başka?" Ya Kerim en sonunda babasına verirse beni? Kerim böyle bir şey yapar mıydı? Babasına vermekle kalmayıp eşlikde eder miydi ona? "Yani neden oğlunun sevdiği kızı istersin ki zaten!" Masada dönüp duran laflar kulağımı doldururken gözlerimi kapatıp derin bir nefes aldım. Çok sıkılmıştım. Bu işin hiç durmadan ilerlemesi ve o piçin ölmesi gerekiyordu. Yeni kaset demesi yeni taciz videoları demekti. 1 yaşındaki bir bebek demekti. Küçüçük bir canın atacağı o acı dolu çığlıklar demekti. Arkasında kalan ailesinin yaşayacağı o kötü hisler demekti... Onlarca kadının hayata küsmesi demekti... sıra bana gelene kadar 24 insan demekti. Yoksa karışık mı ilerliyordu? İlk benden başlayabilir miydi? Belkide o yüzden babasıyla tanıştıracaktı beni? Tanıştırmak bahane olabilir miydi? Elimi kolumu bağlayıp.... "Rüya..." Baran'nın sesiyle bakışlarımı masadan kaldırıp ona baktım. "Saçma sapan şeyler düşünme sakın."diye uyardı çatık kaşlarıyla ve sinirli ses tonuyla. Bu sırada masada oluşan sessizlikle herkesin bize baktığını anladım. Bakışlarımı Baran'dan çekip Mert'e çevirdim. "Kerim'in benimle sevgili olmasındaki nedenin bu olduğunu mu öğrendik yani?"diye sorduğumda Mert bir anlık bakışlarını benden kaçırıp tekrar bana baktı. "Konuşma sırasında 'sevgilim olduğunu söylememe rağmen 2 aydır aynı konuyu açıyor'demiş. Siz sevgili olalı da 2 ay oldu neredeyse."dediğinde başımla onayladım onu. Ne çabuk geçmişti cidden. "Bence babası oğlunun arkadaşı, eski kurbanınında kızını güzel buldu. 25 yaşa onu koymak istedi. Ama Kerim senle güzel vakit geçirdiği için- ve tabiki kendi beğendiği için seni babasına yem etmeden kendi kaptı." Kendi kaptı... "İşleri bu yüzden oldu bittiye getirdi."dedi Rüzgar. Mert'in bakışları Rüzgar'a kayarken benimkiler onda sabitti. Bende Kerim'in neden bir anda bana karşı duygu patlaması yaşadığını sorgulamıştım ilk başta... "Aynen öyle."dedi Mert. "Taşlar yeni yeni yerlerine oturuyor. Bir anda Arkadaş ve ortak olduğu kadına evlilik teklifi etmesi hepimizi şaşırtmıştı. Ama belli ki babasına ciddi olduğunu kanıtlama çabasıymış."diye ekledi ve bana baktı. "Ve benim kendi fikrimce Kerim hem seni gereçten seviyor hemde aynı zamanda ,baba bak bu sefer ben becerdim, deme peşinde babasına karşı." "Yeter Mert."diye araya girdiğinde Yalçın amca bakışlarımı tekrar masaya çevirdim."başka bir şey konuşmuşlar mı?"diye sordu Yalçın amca. "Rüya ile tekne tatilinden bahsetti."Mert'in kurduğu cümle ile bakışlarımı tekrar ona çevirdim. Kerim ile baş başa denizin ortasında olmak mı? Bu nerden çıkmıştı? "Birde hafta sonu Rüya'nın geleceğınden ve büyük teslimatı bir sonraki haftaya erteleneceğinden bahsetti. Rüya varken daha ufak işler olsun demiş. Sonra bir de Rüya ya bir hediye almış galiba..."dediğinde tekrar bana baktı. "Şöyle bir düşününce bir haftadır adamın ağzından adın düşmüyor. Kendine aşık etmiş olma ihtimalinde yüksek."diyerek güldü. Ben zaten Kerim'in bana karşı aşırı yoğun olduğunu farkındaydım. "Sadece aşk ve hırs birbirine girmiş, bu da oldukça tehlikeli."dedi Cansu. Haklıydı. İkisinden de vardı. "Rüya, Kerim seni tatile çıkarmadan..." bakışlarım sarışın olan adama kaydı. "Babasıyla tanışman gerekiyor. Sen tatilde Kerim'i oyalarken bizde babasıyla ilgili bulabileceğimiz ne varsa bulmamız, o kasetleri sakladığı yerle ilgili tahminler yürütmeliyiz. Bu adamın Gül'ün yaşadığı evde yaşamadığı kesin zaten. Nerde saklanıyor onu bulmamız lazım." "Adını bilsek, suratını tanısak..."diye mırıldandı Rüzgar. "Ben size diyim..." Bakışlarım Baran'a kaydı. "O adamı hepimiz tanıyoruz. Ben buna kalıbımı basarım." "O ne demek şimdi?"diye sordu tanımadığım bir kadın. "O itle hepimizin bir anısı var. Ne adını ne de neye benzediğini biliyoruz. Biz zaten o adamı tanıyoruz yani ama sadece haberimiz yok." ~ ~ ~ "Of hiç bitmicek gibi geliyor bana Cansu."diye sitem ettim. Bu sırada Cansu da kahvesinden bir yudum almıştı. Bu son yudumu olmalı ki bardağı masanın ucuna doğru bıraktı. "Biter. 2 ay bitmiş bile bak. Sen sadece Kerim'in ciddi anlamda güvenini kazan. Ve de korkma. Korktuğunu belli etme. O it bunu eninde sonunda hisseder."dediğinde bakışlarımı önümdeki tatlı tabağına çevirdim. Küçük küçük çikolatalarla dolu bir kase idi. Bir tane çikolata alıp paketini açtım. "Dedikodu demek..."Mert'in sesiyle bakışlarım mutfağın kapısına kaydı. Bakışlarını etrafta gezdirerek mutfak tezgahına doğru yürüyordu kendisi. "Ne demezsin.."diye mırıldandı Cansu da. O sırada bende çikolatayı ağzıma attım. Bakışlarımı Cansu'ya çevirip gözlerimi Mert'i göstererek devirdim. Bu hareketime tebessüm etmişti. O sırada Mert kendine espresso yapıyordu. "Ben yatmaya gidiyorum..." "Ne?"diye sordum Cansu'ya. "Bu saatte?"diye ekledim gülerek. "Henüz namaza başlamadım kızım ben. Sabah ezanını beklememe gerek yok(!)"dedi alaylı bir şekilde ve taburesinden kalktı. "Bende geçerim şimdi odaya..."dedim ve kahvemden bir yudum daha aldım. Buz gibi olmuş kahvemden. "Seni tanıdığım için çok şanslıyım..." dedi Cansu birden ve bana sarıldı. Önce şaşırsamda sonra sarılışına karşılık verıp güldüm. "Onu benim demem lazım ruh hastası." "Emin ol bana hep çok iyi geldin."dediğinde gülümseyerek benden ayrıldı. "Uyku vurmuş sana Cansu. Git yat hemen."dedim gülerek. Hafifçe kolumu okşayıp yanımdan ayrıldı. Dediği şey içimi okşamıştı. Neyden bahsettiğini anlamıştım. Yaşadığı o kötü anlarda Baran'la onun için çabalamamızdan bahsediyordu. Kafasını sürekli dağıtmaya çalışmamızdan. Güzel kızım ya... bak duygulandım şimdi. "Ee Rüya Alkan..."Mert'in sesiyle bakışlarım ona kaydı. O ise elinde kahvesiyle bana doğru geliyordu. "Ee derken?"diye sordum tek kaşımı kaldırarak. O sırada mert Cansu'nun kalktığı yere. Tam yanıma, bana doğru dönük şekilde oturmuştu. Bende ona doğru dönük oturuyordum zaten. "Nasıl gidiyor hayatın?"diye sorduğundan gözlerimi devirerek bakışlarımı mutfak dolabına çevirdim. "Güzel gitmediği kesin." "Peki güzel giden hayat nasıl bir şey senin için?"diye sorduğunda tekrar ona baktım. Bu sırada o da elindeki kahveden bir yudum alıyordu. "Bilmiyorum..." dedim ve omuz silktim. Bu sırada bakışları masaya kaydı "... ama içinde sürekli ölücek miyim diye bir korku olmamalı herhalde."dediğimde elindeki kahveyi masaya koyarak tekrar bana baktı. Bende ona. "Korkma sende."dediğinde alaylı bir şekilde güldüm. "Korkmuyorum diyelim."dedim ve kaşlarımı havaya kaldırdım. "Bence güzel giden hayatta insan ailesini katiliyle zorla sevgili olmamalı." "E olma sende.." dediğinde o da gülmüştü. "İntikam uğruna girdin. Kendi isteğinle seçtin bunu. Güzel bir hayat için bütün bunlardan uzaklaşmayıda seçebilirdin-" "Öğrendiğim bunca şeyle o dediğin imkansız bir seçenekti."diye lafını kestiğimde başını hafifçe yana yatırıp kaşlarını kaldırdı. Ardından tekrar kahvesinden bir yudum aldı. Adam cidden çok karizmatikti. "Yine de her şeyi bir kenara atıp sıfırdan sayfa da açabilirdin."dediğinde bakışlarımı ondan çekip tekrar karşımda ki mutfak dolabına çevirdim. "Ama yapmadım. Bütün bunları ortadan kaldırmadan da temiz bir sayfa açamayacağım." "İşin zor. Birilerini ortadan tamamen kaldırmak imkansız bir şeydir."dediğinde kaşlarımı çatarak ona doğru döndüm. "Nasıl yani? Hiçbir zaman Kerim ve ailesinden kurtulamayacak mıyız?" "Kurtulursun..."dedi ve omuz silkti. " ama bu seferde dıdısının dıdısı intikam almak için bir yerlerden fırtlar, sonsuz bir döngü bu."dediğinde derin bir nefes aldım ve verdim. "Bu 3'ü ölse yeter."dedim ve dudaklarımı birbirine bastırdım. "Annenle farklısın...."dediğinde kaşlarımı çattım. İlk defa bu cümleyi kuran biri olmuştu. "Nasıl yani?"diye sordum kaşlarımı daha da çatarak. Hoşuma gitmeyen bir cümle olmuştu bu. "Annen olsaydı Kerim ve ailesini öldürüp köşesine çekilmek istemezdi. Daha dünyada çok kötü var. Sadece sana yapılanı cezalandırmak bencilce."dediğinde çatık kaşlarım yavaş yavaş düzeldi. "Annende ilk bir akrabasının olayı için dahil olmuştu bu olaylara, hemen ardından zor durumda olan insanları duyup, şahit olunca bir şeylerin ucundan tutmak için elinden gelen her şeyi yapacağını söylemişti..."dedi ve başını iki yana sallayarak bakışlarını masaya çevirdi. Annem'in herkese iyilik yapmak için atan o güzel kalbi çok başka bir şeydi zaten. Zor durumda olan herkese koşma çabası vardı... "Ben yatmaya gidiyorum."diyerek taburenden kalktığımda Mert'in bakışları tekrar bana kaydı. Beni baştan aşağı süzdüğünde kaşlarımı çattım. "Bu bir teklif mi?"diye sorup pis pis sırıttığında ise suratımı buruşturdum. "Saçmalama."diyerek karşılık verdiğimde güldü. "Sadece şansımı denedim."diyerek göz kırptı. Sevgilimin kuzenine bakın. Yengesine yürüyordu. Hiçbirsey demeden arkamı dönüp kapıya ilerledim. "İyi geceler Rüya, bir isteğin olursa her zaman..." Dalgayla karışık yürüyordu hala salak. Yengesine yürüdüğünden haberi varmıydı cidden? Yenge demişken benim ki neredeydi? 48 saat olduda geçti küseli. Özlemiştim cidden. Tam mutfak kapısından çıkacakken durup Mert'e doğru döndüm. "Baran'ı gördün mü? Nerde?"diye sorduğumda kaşlarını çatarak bana baktı. "Baran'nın nerede olduğunu mu sordun sen bana?"diye sordu şaşkın şekilde. Suratımı ekşiterek karşılık verdim verdiği tepkiye. "Kuzenisin ya hani, biliyorsundur diye sordum." "Yani kuzeniyim evet de sen ne yapacaksın onu? Ben yürüyorum sana o değil."dedi dalga geçer gibi ve güldü. Gözlerimi devirip derin bir nefes aldım. "O senden hızlı."dedim dudaklarımı birbirine bastırıp gülümseyerek. Bunun üzerine Mert'in suratı o kadar komik bir hal almıştı ki gülmemek için zor tuttum kendimi. Nasıl şaşıracağını bilememişti çocuk. Oysa o kadar da tuhaf bir şey dememiştim "Baran sana mı yürüdü?"diye sorduğunda başımla onayladım onu. "Asla inanmam."diyerek başını iki yana salladı. "Neden? Baran'ın tipi değil miyim?"diye sordum gülerek. Adam sevgilimdi. "Sen çok güzelsin güzel olmasına ama... onun tipi diye bir şey yok yani."dedi ve suratını buruşturdu. Ardından masaya doğru dönüp kahvesinden bir yudum aldı. "Yani varya sevgilimi benim dışımda herkes top olarak görüyor!"diye sitem ettiğimde Mert birden öksürmeye başladı. Kahve genzine kaçmış olmalıydı. Gözlerimi büyüterek ona baktım. "İyi misin?"diye sorduğumda öksürmesini dindirip ayağa kalktı. Ardından bir salladı kendini şöyle ve bana doğru döndü. "Ne dedin sen?"diye sordu kaşlarını çatarak. "Sevgilim mi dedin?"diye ekledi. "Evet."dedim. Belki duymamıştır diye de başımla da onayladım onu. Belli ki biraz kıt. "Neredeyse 2 aydır birlikteyiz."diye ekleme yaptım. Bunun üzerine gözlerini kocaman açtı. Yani 2 aydır tanışıyorduk ama ben direk öyle söyleyivermiştim. "Zaten 2 aydır tanışmıyor musunuz siz?"diye sordu. Başımla onayladım. "Yuh amına koyayım. Hiç beklemezdim. Hem de bu kadar hızlı."dediğinde bakışları etrafta geziyordu. "Ulan Baran, bak ki hiç diyor mu? Bende kadına yürüyorum burda."dedi ve tekrar bana baktı. "Kusura bakma, valla bilmiyordum bu konuyu."dediğinde gülümsedim. "Sorun yok." "Bir daha sevgilime yürümeye..." Baran'ın sesiyle arkama doğru döndüm. "... çalış bak o dilini nasıl sokuyorum götüne." Diyerek yanıma doğru geldi ve elini belime yerleştirdi. Çatık kaşlarla Mert'e bakıyordu. "Toplantıda gözlerini söküp başka tarafına takmadığıma dua et."diye sinirli bir ses tonuyla konuştuğunda bakışlarım Mert'e kaydı. Ellerini teslim olurcasına havaya kaldırdığını gördüm. "Şu an ediyorum merak etme."dedi Mert ve yapmacık bir şekilde gülümsedi. Sanki toplantıda kendisi çok benle ilgileniyordu da... "Yürü..."dedi Baran o sırada ve belimden tutarak beni hafifçe ittirdi. Lafın bana olduğunu anladığımda ondan bir kaç adım uzaklaştım ve ona doğru döndüm. Yine tüm karizmasıyla karşımdaydı beyfendi. "Emir verme bana."diye söylendim ve kollarımı göğsümün altında bağladım. Baran gözlerini kapatıp derin bir nefes aldıktan hemen sonra tekrar bana baktı. Bende asık suratımla bakışına karşılık veriyordum. Baran iki adım atıp tam önüme geldiğinde başımı biraz yukarı kaldırıp daha rahat bir şekilde baktım gözlerine. Baran ise hafifçe üzerime doğru eğilerek yüzünü yüzüme yaklaştırdı. Benim bakışlarım bir anlığına dudaklarına doğru kaydığında "İyi geceler Rüya."dedi Baran ciddi bir şekilde ve arkasını döndü. Kaşlarım çatık bir şekilde ona bakarken gitmemesi için hızla bileğine yapıştım ve kendime doğru döndürdüm onu. "Seni döverim Baran! Ne gidiyorsun hemen!"diye çıkıştığımda Baran elini kolumdan çekip bana el sallayarak tekrar arkasını döndü ve yürümeye başladı. Ağzım açık bir şekilde arkasından bakarken sinirli bir şekilde nefes alıp vermeye başladım. "Tam bir hayvansın!"diye bağırdım birden. Ne saat ne uyuyan insanlar umrumdaydı şu anda. Bana yaptığı davranışa bakın ya! "Sakin ol..." Mert'in sesiyle bakışlarımı ona doğru çevirdim. Yanıma gelmişti o da. "Kafası bozulmuştur bir şeylere." "Ben onun kafasını bir bozucam bak bakim bir daha yapabilecek misiniz!"diye bağırdım tekrar. Bu sefer bizzat o duysun diye bağırmıştım. Çünkü çoktan göz önünden kaybolmuştu. "İki deli..." diye mırıldandı Mert. Ama onu duymamazlıktan gelerek annemle babamın odasına doğru hızlı bir şekilde yürümeye başladım. Vücudum cidden yanıyordu şu anda. Ben o güzel güzel bana sarılsın, daha hoş şeyler söylesin diye beklerken arkasını dönüp gidiyordu gerizekalı. Bu kadarmış işte onun sevgisi. Hayatında hiç kadın olmadığı belli. Kadınlara nasıl davranması gerektiğini bilmiyorki! Sakin ol Rüya. Sadece Baran'a patladın. Bir çok şeye dolusun şu an... Derin bir nefes aldım. Bir şekilde güzel bir uyku çekmeliydim bu gece. Odanın önüne geldiğimde cebimden kartı çıkardım ve kilidi açtım. Kapıyı yavaşça açtığımda yerdeki gül yaprakları çekti dikkatimi. Kaşlarım hafifçe çatıldı. Kapı tamamen açıldığında odanın için doğru gittiğini gördüm bu kırmızı gül yapraklarının. Ve oldukça fazlalardı. Odaya doğru ilerlediğimde bakışlarım yatağa kaydı. Ağzım kocaman açılırken şaşkın bakışlarım yatağın üzerindeki kocaman gül demetinde gezindi. Hemen ardından yatağın tam üstünde tavana doğru uçan kırmızı kalpli balonlara kaydı bakışlarım. Yataktaki gül demeti dışında- ki demet resmen 500 gülden oluşuyordu- yatakta da gül yaprakları vardı. Bakışlarımı sol tarafa çevirmemle gözlerimin kocaman açılması bir oldu. Bu ne böyle? Beyaz duvarın önünde 2 metre bir oyuncak ayı vardı. Oyuncak dediğime bakmayın oyuncak gibi değildi cidden aşırı büyük ve çok tatlıydı. Benim 4 katım falandı. Üstelik bu kocaman ayının kucağında büyük siyah bir kutu vardı. Ne oluyordu burda böyle. Ayının yanına ilerleyip bir bacağına oturdum. Kutunun kapağını açacağım sırada üzerinde bir not olduğunu gördüm. Notu elime aldım. 4 ay önceki doğum gününü bensiz kutlamak zorunda kaldığın için özür dilerim güzelim. Kaşlarımı çatarak güldüm ve notu yere koyup kutunun kapağını kaldırdım. Açılan kutunun içine baktığımda gül şeklinde bir pasta olduğunu gördüm. Üzerinde ise 25 yazan bir mum vardı. Kutunun kapağını yere koyarken kenarda kapalı küçük bir kutu daha olduğunu gördüm. Bu takı kutusu gibi bir şeydi. Daha doğrusu takı seti kutusu. Kutuyu elime alıp açtığımda düşüncemde haklı olduğumu anladım. Pırlanta kolye bileklik ve küpeden oluşan bir setti bu... cidden çok güzel görünüyordu. "İyiki doğdun sevgilim..." Baran'nın sesiyle yerimden sıçradım. Ardından dönüp ona baktım. Karşımda durmuş gülümseyerek bana bakıyordu. "Baran..."dedim 32 diş sırıtarak ve elimdeki takı kutusunu ayının bacağına bırakıp sevgilime doğru koştum. Boynuna sıkıca sarıldığımda o da aynı şekilde belime sarılarak beni etrafında döndürmüştü. İki tur döndürdükten sonra durup ona baktım. Bu adam bir kadına nasıl davranması gerektiğini çok iyi biliyor olabilirdi…
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD