Acılar ve Anılar

1100 Words
İlk dersten önce çocuklarla toplanmış hafta sonu planını konuşuyorduk. Yarın bir şeyler yapacaktık. Organizasyon her zamanki gibi bendeydi. Hevesle neler yapacağımızı anlatıyordum. Sesimdeki neşe başka öğrencilerinde dikkatini çekiyordu. Bakışlarım yer yer koridorda geziniyordu. Zil çalınca yüzüm düştü. Sınıflara dağılma vaktimiz gelmişti. Bu esnada okulun kapısı gürültüyle açıldı. İçeri ellerinde silahlarla giren yüzü maskeli üç kişiyle herkes donakalmıştı. Şaka mıydı? Ne olduğunu anlamak için etrafa bakınmaya başladım. İçlerinden biri havaya bir el ateş edip herkesin çığlık atmasına ve kaçışmasına neden olmuştu. Saniyeler içinde koridorda bir karmaşa meydana geldi. Herkes nereye kaçacağını şaşırmıştı. İkinci el silah sesiyle herkes yere çökmüş, başlarını elleriyle kapatmıştı. Korkuyordum, çok korkuyordum. Bir tek ben ve Hardy ayaktaydık. Dizlerim eğilmek için bana o gücü vermiyordu. Hardy de şaşkınlıktan ayakta olsa gerekti. Güz'ün bizi kollarımızdan çekiştirdiğini ve yere çöktüğümüzü anımsıyorum. Ben direkt yere kapaklandığımdan dizlerim acımıştı. Ağlamak istiyordum. Gözlerim kardeşime takıldı. Endişeli görünüyordu. Delice bir şey yapmasını istemediğim için hala avucumun içindeki elini sıktım. Bana bakıp göz kırptı. Bu her şey yolunda demekti onun dilinde. Her şey yolunda mıydı? Hayır değildi. Eli silahlı adamlar en güvenli olmamız gereken yeri okulumuzu basmıştı. İşler gittikçe kötüleşecekti, hissediyorum. Maskeli adamlardan biri ayağa kalkıp sınıfa girmemizi istedi. Dizlerim çözülmüştü resmen. Diz çökmek bile istemli yaptığım bir eylem değilken ayağa nasıl kalkabilirdim? Kimse yerinden kıpırdamadı, herkes birbirine bakıyordu. Yalnız değildim. Adamlardan biri önündeki çocuğu itekleyip sınıfa doğru çekiştirdi ancak çocuk direniyordu. Direnme! Yapma! Maskeli adamlardan daha iri yarı olan tereddüt etmeden silahını ateşledi ve çocuğu göğsünden vurdu. Attığım çığlıkla nefesimin kesildiğini hissettim. Tüm bedenim karıncalanmıştı sanki. Herkes çığlık çığlığaydı. Çocuğa yakın kızlardan biri boynundaki atkıyı çıkarıp akan kana bastırmaya çalıştı ama onu saçlarından tutup sürükleyerek sınıfa attı iri yarı adam. "İçeri geçin!" diye bağıran katille göz yaşları ve çığlıklarla bu isteği kabul ettik. Tereddütleri yoktu. Gözlerini kan bürümüştü resmen. Bizimle içeri girdiler. Hardy elimden tutuyordu. Gözlerim Güz'ün üstündeydi. Uzak Doğu sporlarıyla ilgilendiğinden herhangi bir delilik yapmasından korkuyordum. Encey hemen Güz'ün arkasındaydı. Jon'a baktım. O da korkuyla kapının önünde kanlar içinde yığılmış çocuğa bakıyordu. Çocuğun üzerindeki atkı da kanla boyanmıştı. Gözlerim yaşlarla ıslandı. Kızların hepsi ağlıyordu. Eğer Hardy elimi tutmuyor olsaydı ben de hüngür hüngür ağlardım. Yapabildiğim tek şey göz yaşlarımın sessizce akmasına izin vermekti. Diğer elimi Güz'e uzattım. Transa girmişti sanki. Avuçları sıkılı, adamlara kilitlenmiş bir şekilde bakıyordu. Bileğinden tuttum. Bir şey yapmasından endişeleniyordum. Hepimizin sıralara oturmasını istediler. Güz, bu isteği duymamış gibi yerinden kıpırdamayınca Encey'e seslendim ve Güz'ü çekmesini işaret ettim. Hardy'nin soluna oturdum. Jon'da sağındaydı. Güz de benim solumdaydı, yanında da Encey vardı. Kapı hala aralıktı ve göğsünden vurulan çocuk artık hareket etmiyordu. Bunu gören saçlarından sürüklenerek sınıfa atılan kız, daha şiddetli bir ağlama krizine girdi. Sarsılarak ağlaması adamların da dikkatini çekmişti. İçlerinden biri gelip "Sus!" diye uyardı ancak kız adamın yanına gelmesiyle daha şiddetli ağlamaya başladı. Adamların sesimize dahi tahammülü yoktu. Elindeki silahının tersiyle kızın başına vurdu ve bayılmasını sağladı. Bu hareketle çığlık attım. Hardy daha sıkı sarıldı belime ve kulağıma "Sakin ol," diye fısıldadı. Ancak sınıfta sakin kalamayanlar fazlaydı. Sanki herkes tetikte ve bu katillerin bir açığını arıyordu. Onların silahı vardı ne yapabilirdik ki? Kendinde cesaret bulan önlerden bir çocuk adamın üstüne atladı ve boğuşmaya başladılar. Hardy de ayaklanmak istedi ancak ona o kadar sıkı sarılmıştım ki yerinden hareket edememişti. Diğer adamlardan biri çocuğu düşünmeden vurup etkisiz hale getirdi. Sınıftaki çığlıklar daha da yükselmeye başlamıştı. Hardy'i zapt etmeye çalışırken Güz yerinden fırladı. "Hayır!" çığlığım adamların dikkatini çektiğinden Güz'ü hemen fark etmişlerdi. Bu esnada sıranın üstüne çıkan Hardy ve ardından Encey adamların üstüne atladı. Sınıftaki diğer çocuklar onlardan önce davrandığından bir kaos oluşmuştu. Eller, kollar, yumruklar ve tekmeler görüyordum ancak ne olduğunu seçemiyordum. Silah sesleri ardı ardına patlarken kime ne oldu bilmiyordum. Olduğum yerde korkuyla titriyordum. Adamlardan biri etkisiz hale getirilmişti ama içlerinden en iri yarı olanı ve iki kişiyi vuranı o kadar kolay lokma değildi. Üstüne atlayan herkesi tek tek vurdu. Şarjörü bitince onu değiştirene kadar yumruklarıyla üstündekileri savdı. Güz, o adamın üstüne doğru yürürken adam yedeklediği şarjöre ulaşmıştı bile. Ortadaki adamla ise Hardy ilgileniyordu. Adamı yumruklayıp silahını almış, onu bir un çuvalı gibi yere sermişti. O da aynı şekilde son kalan adama yöneldi. Ancak silahını dolduran adam, tetiği Hardy ve Güz'e yöneltip "Kıpırdamayın!" diye bağırdı. Sırtına atlayan alt sınıftan bir çocuk ile rastgele etrafa ateş açmaya başladı adam, şarjörü bitene kadar kurşunları etrafa saçtı. Kalbim ağrıyordu, bu korku fazla gelmişti. Elim göğsüme gitti. Hissettiğim sıcaklıkla göğsüme baktığımda kanlar içindeydim. Göğsüm hızla inip kalkmaya başladı. Vurulmuştum. Canım çok yanıyordu Bakışlarım o adamı da etkisiz hale getiren Hardy'e çevrildi. Ona seslenmek istedim. Ağzımı açtığımda kan kusmaya başladım. Öksürdüm, öksürdüm, öksürdüm. Ölüyordum. İçimi derin bir korku kapladı. Hazır değildim. Ölmeye hiç hazır değildim. Gözlerim kapanırken yüksekten düşmeye başladım. Hissettiğim koca bir boşluk ne cennetti ne cehennem. Sadece boşluk... Gözlerimi açtığımda yatağımda, odamdaydım. Terden sırılsıklam olmuş bir şekilde başucu aydınlatmamı açtım ve saate baktım. Saat sabah 05:50 idi. Rüyaydı. Çok şükür rüyaydı. Rüyamda Güz Kağan'ın otobiyografisi için yazdığım metni yaşamıştım resmen. Love Hardy'nin yerinde ben vardım. Kalbimden vurularak ölüyordum. O an yaşadığım acı gerçek gibiydi. Bu acıyı asla unutmayacaktım. Onları o kadar düşünmenin, kısa sürede aylara yetecek araştırma yapmanın bir bedeli olacaktı elbette. Gözlerimden akan yaşları sildim. Teyit etmek için elim göğsüme gitti. Ne yara vardı ne kan. Çok şükür! Ancak göğsüm hızla inip kalkmaya devam ediyordu. Gencecik bir kızın böylece ölmesi ilk öğrendiğimde de beni çok derinden etkilemişti zaten. Sanki başıma gelmiş gibi yaşamak daha ayrı bir şeydi. Rüya da olsa beni derinden etkilemişti. Üstelik ben bunu yazmıştım. Hangi akla hizmet bunu yapmıştım? İnsanların acılarını konu edinmek travmalarını hatırlatmak artık hiç de mantıklı gelmiyordu şimdi. Büyük ahmaklık etmiştim. Bir de bu metinle Güz Kağan ile çalışmayı hayal etmiştim. Aptalmışım. Nasıl bu kadar kör olabildim? Çarpıcı bir şeyler yazmak isterken insanların acılarına çarpan bir şey yazmıştım. Ben bu olamazdım. Bu kadar kötü ve acılardan beslenen biri değildim. Eğer bu olay bana ait olsaydı başka ellerde anlatılmasından hoşlanmayacağıma eminim. Başımı olumsuz anlamda salladım. Az kalsın büyük bir hata yapacaktım. Su içmek için yataktan kalkıp mutfağın yolunu tuttum. Hala nefes alışverişlerim düzene girmemişti. Yazdığım şey benim için gerçeklerden yola çıkmaktı ama onlar için travmaydı. Derin bir nefes verdim. Bu metni yollayamazdım. İnsanlara bu acıyı anımsatamazdım. Suyumu bir dikişte içtim. İçim yanıyordu resmen. İçimdeki sıkıntıyı atamayacağını bilsem de derin bir nefes verdim tekrardan. Ne rüyaydı ama! Ürperdim. Bunları gerçekten yaşamışlardı. Bense alt tarafı bir rüya görmüştüm, benimkisi gerçek dahi değildi. Gerçek olmadığı halde bu kadar etkilemişti... Artık uyuyamayacağımı bildiğim için bilgisayarımın başına oturmaya ve yeniden yazmaya karar verdim. Love Hardy'den sonrasıyla başlayacaktım. O genç kızın anısını Love and Memories grubunun başarılarıyla onurlandıracaktım, acılarıyla yüzlerine çalmayacaktım. En doğrusu ve bana yakışanı buydu. Eğer Güz Kağan ile çalışmaya hak kazanacaksam bu temiz bir şekilde olmalıydı. Acılarını kanatarak değil.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD