Üstüme gelmek yerine “Çay içer misiniz?” diye sordu. Çay? İyi olabilirdi. “Evet, iyi olur,” dedim. Bugün hiç çay içememiştim. En son dün akşam Alay ile çay içmiştik. Getirdiği profiterolle çok güzel gitmişti. Tatlının tadı hala damağımdaydı. Neyse ki hepsi bitmemişti. Eve gidince tekrar yiyebilecektim. Üstelik Alay bu akşam da gelecekti. Beraber yerdik. “Ne düşünüyorsunuz?” sorusuyla bakışlarım oturduğu yerde bana doğru eğilen Güz Kağan’a döndü. “Profiterol,” dedim es vermeden. Kaşları çatıldı. “Dün akşam arkadaşım profiterol getirmişti. Çayın yanında ikram etmiştim de o geldi aklıma,” diye açıkladım. Bana anlamaz gözlerle bakmaya devam ediyordu. Benden derinlik bekleyen oydu. Oysaki çok düz ve basitti düşüncelerim, isteklerim. Zamanla anlayacaktı. Başını hafifçe sallayıp yerinden

