Bölüm 1 - İlk Karşılaşma
Güneşin yeni yeni battığı saatlerde Aren uzun parmaklarını sakallarında dolaştırıp gün ışığına baktı. Artık son demlerini yaşıyordu. Arkasından gelen yatak sesi ile başını bir kaç milim oynatarak derin bir nefes almıştı. Yanına kadar gelen esmer kadın sandalye üzerindeki gömleğe uzandığında anında bileğini tuttu.
'Eşyalarıma dokunayım deme. Kıyafetlerini giy ve evi terk et' kararlı ve bir o kadarda soğuk olan sesi kadını ürpertse de birazcık bile yerinden kıpırdatmamıştı onu.
'Hadi ama, tüm gece tenine dokundum kahvaltı bitene kadar gömleğini giymem neden rahatsız etsin ki seni?' Aren sakince kadına dönüp tek kaşını havalandırdı. Ne kahvaltısından bahsediyordu bu kadın? Akşam olduğunun farkında değil miydi? Zaten bu kadar kalması bile bir mucize iken bir de onunla aynı masada yemek yiyeceğini mi düşünüyordu?
'Yanlış, tenime dokunmadın. Ben işimi bitirdim ve bana dokunmana izin vermedim. Şimdi giyin ve evi terk et.'
'Akın...' kadının samimiyetsizce çıkan sesi ile adamın bakışlarına dalga geçen bir ifade oturmuştu.
'En azından ismimi hatırlıyorsun, ben senin ismini bile hatırlamıyorum. Giyin, bu son ikazımdı' diyerek sandalyedeki gömleğini üzerine geçirdiğinde kadının fazla yavaş bir halde hazırlandığını fark etmişti. Her gecenin bitişinde bunu yaşamak zorunda mıydı acaba?
'Hızlı!' sert sesine bir de yükseklik eklenince kadının hareketleri hızlanmış ve işini bir kaç dakika içinde bitirmişti. Aren'e doğru bir adım atsa da adam bakışları ile kapıyı işaret edince kadın mecburen odadan çıkmıştı. Açık kapıdan esmer bir adam girerken Aren bakışlarını kapıdan çekip tekrar çöken güneşe dikti.
'Akın desinler.'
'Emredersiniz Aren bey, başka bir isteğiniz var mı?'
'Evi arayın, akşam yemeği için orada olacağım, ayrıca evin anahtarını her zamanki emlakçıya bırakıp kirayı ödeyin.'
'Peki efendim, arabanızı hazırlatıyorum' başını usulca aşağı yukarı salladığında kapı sesini duyarak kolunu pencere pervazına yasladı genç adam. Gözlerine kızıllık öyle vuruyordu ki bu görüntüye bir kaç kadın harici kimse şahit olamamıştı. Annesi bile çocukluğu haricinde oğlunun gözlerindeki derinliği görememişti. Kapının tıklanma sesini duyduğunda Aren ceketini giyerek derin bir nefes aldı bu defa.
'Gel' içeri giren adam bir kaç dakika önceki adamdan başkası değildi.
'Her şey hazır Aren bey, az önceki bayanı gönderdik, arabanız dışarda.'
'Bu gün için bir program var mı Sencar?'
'Otel dokümanlarınız mail hesabınıza iletilmiş, depo görüşmeniz isteğiniz üzerine yarına alındı, Toland bara davetiniz var Ferman bey tarafından. Akşam yemeğinde anneniz, babanız ve Aslı hanım var'
'Aslı'nın ne işi varmış?'
'Toland bara o da davet almış, gidip gitmeyeceğinizi sormak için uğradığında Aysel hanım yemeğe kalması için ısrar etmiş'
'Sencar'
'Buyrun Aren bey.'
'Bu kadar detayı nereden biliyorsun?'
'Evdeki mutfak çalışanlarından efendim'
'Güzel fikir, çıkalım' diyerek yarım bir gülüş attığında Sencar başını sallayarak Aren'in arkasından ilerlemeye başlamıştı. Merdivenleri iki adamda sertlikle inerken Aren hala sorularını Sencar'a yöneltiyordu. Biliyordu ki Sencar her şeyden haberdar olur ve bilmemesi gereken ufak detaylarla kendini asla sıkmazdı.
'Uyuşturucu ne oldu?'
'Görüşmelerinizde bulunan kimse işe girmiyor, görüşmediğiniz Harun isminde sivrilen birisi var ancak yalnız kalacağını anlamış olacak ki geri çekilmek üzere.'
'Onun hakkında ne biliyoruz?'
'Daha önce bu işi ülke dışında ustalıkla ilerletmiş birisi ancak sizin karşınızda durabilecek kadar güçlü değil'
'Olsun Sencar, unutma düşman düşmandır ancak dost görünende düşmandan çok kazık atandır.'
'Takip ederim Aren bey' genç adam kapısını açan Sencar'a dikkatle bakmış ve kaşını havalandırarak gerekeni yap mesajını vermişti. Arabaya bindiğinde kapanan kapı ile ön koltuğa geçen Sencar'da bir olmuştu.
'Silah?' Sencar kontağı çevirdiğinde bakışları da dikiz aynasından patronunu bulmuştu.
'Ülkeyi tehdit altına alacak hiç bir birimle alışveriş yapılmıyor Aren bey, milletvekili korumaları dahi olsa.'
'Güzel, sormadığım ne var?'
'İhanet eden kimse yok, Arya hanımın tedavisi başarılı şekilde devam ediyor, son 59 gün kaldı geri dönüşüne'
'İyi mi o?'
'Fazlası ile iyi Aren bey, Arya hanımla bu gün görüntülü bir görüşme gerçekleştirdik. Sadece...'
'Sadece ne?'
'Sadece iki yıldır sizi göremediği için üzüldüğünü dile getirdi, görüntülü konuşma yapmanız için ısrar etmemi söyledi.'
'İki yıl bunun cezası için az bile Sencar. 59 günü atlattığında zaten karşısında canlı bedenimi görecek'
'Aslında bir şey daha var'
'Neymiş?'
'Amerika'dan dönmek istemiyor Aren bey, sizin döndüğünde vereceğiniz tepkiden korkuyor.'
'Gelmezse, getir. Net değil mi?'
'Evet efendim' diyerek Sencar arabayı durdurduğunda Aren sakince inmiş ve kapıda sıra ile dizili adamlarının arasından geçerek eve adım atmıştı. Bu evde uyumayalı yıllar olsa da ölüm kalım meselesi olmadığı durumlarda her akşam yemeğine gelen bir adamdı Aren. Onun için aile servetti ama babası ile durduk yere tartışmaya girmek veya annesinin hala ona korku dolu gözlerle bakması alıştığı bir durum değildi.
Büyük salondan yemek odasına doğru ilerlediğinde sandalye sesleri duyarak derin bir nefes almıştı. Birazdan o odaya girecek ve ailesinin yarası var mı diye onu kontrol edişini seyredecekti. Bu işin çabuk bitmesini ister gibi adımlarını hızlandırıp içeri girdiğinde bakışlar ona dönmüş ve zaten beklediği şey gerçek olmuştu. Saçlarından ayaklarına kadar güzelce süzülmüştü adam.
'İyi akşamlar.' diyerek sandalyesine yöneldiğinde Aslı'nın olduğu sandalye dikkatini çekmişti. Kaşlarını çatarak ona ilerlediğinde ise annesi ve babası şaşkınlıkla oğullarını izliyorlardı.
'Aslı, Arya'nın sandalyesine kimse oturmaya cesaret etmemeli, bu yakın arkadaşlarım için de geçerli.'
'Hoş buldum Aren' diyerek genç kız ters bakışlarını atarak bir yan sandalyeye geçmişti. Bu adamın katı kurallarını anlamıyordu. Hem kardeşine iki yıldır yüzünü göstermemiş, sesini duyurmamıştı, hem de onun yerini savunuyordu.
Servis edilen yemeklerle birlikte masada sessizlik kol gezinirken kapıda beliren Sencar'la herkes ona dönmüştü.
'Gel Sencar' diyerek adamın yanına yaklaşmasını sağladığında ise onun eğildiğini görerek işaret parmağı ile sinyali vermiş ve kulağına yaklaşmasını sağlamıştı. Kulağına ulaşan cümle ile her saniye kaşları çatılsa da çok geçmeden sandalyesinin sesi de yemek odasının sessizliğinde yankılandı.
'Basın görüntü almayacak, polisi uzak tut, o kadın her kimse elimde olmalı' hırsla adımlarını yemek odasının çıkışına çevirmiş ve babasının nereye nidalarına aldırmadan kendini dışarı atmıştı. Sencar'ın çalıştırdığı arabaya yerleştiğinde ise sinirden avuçlarına tırnaklarını geçiriyordu adam. Bu nasıl bir özgüvendi de o kadın otelinin ismine leke sürmeye kalkardı. Para istiyorsa bunu resepsiyona bildirmesi yeterdi, çatıya çıkmakta neyin nesiydi böyle!
Arabanın freni ile Aren'in bakışları otelin en üstünü bulurken kaşları da daha derinden çatılmıştı. Ah kesin kızla beraber olmuştu ve daha sonra gelip hamileyim palavrasını atanlardandı.
'İlgilenmemi ister misiniz?' Sencar'ın sesi ile kapısını anında açmıştı adam.
'Ben ilgilenirim' diyerek otelin basamaklarına yöneldiğinde ise çalışanlar şaşkınlıkla bir Aren'e bir de neredeyse düşmek üzere olan kıza bakmışlardı.
Aren'in çatıya ulaşması dakikalar içinde gerçekleşirken adam bir an bile tereddüt etmeden kızın üzerine sert adımlarla yürüyordu. Sanki kız atlamaktan vazgeçerse itmek için yaklaşıyordu onun bedenine.
'Ne halt yiyorsun lan sen!'