Yağız sinirle bir ileri bir geri yürürken beş-altı dakika önce uyanan annesine ne söyleyeceğini düşünüyordu ki aklıma gelen her söz annesinin kalbini kıracak cümlelere çıkıyordu. Ellerini ağrıyan başının üzerine koyup ovalamaya başladı. Bazen gerçekten bu evin bir tımarhaneden farksız olduğunu düşünüyor ve onun gibi mükemmel bir varlığın nasıl bu evde doğduğuna inanamıyordu.
Ellerini saçlarının arasından geçirerek sinirle çekiştirdi. Ardından da annesine dönerek bağırdı. Pardon bağırdı mı dedim ben! Unutun o kısmı çünkü bağırmak fiili bu sesin yanında az kalıyordu.
Neden mi?
Çünkü Yağız Aras adeta kükremişti.
"Anne! Neriman teyze!"
Yağız'ın sesi ile aynı anda yerinden sıçrayan kadınlar telaşlı bir şekilde birbirlerine baktılar ardından da Nermin hala ilk günkü gibi kalbini hızlandıran biricik kocası, Kenan Aras'a çevirdi bakışlarını. O yardım edemezse kimse yardım edemezdi.
Kocasına acıklı bakışlar atan kadın gözlerini birkaç kere kırpıştırdı ama kocasından kendisine geçen tek bakış ise 'kendin ettim kendin buldun karıcım' idi. Ne yapacağını bilemez bir şekilde yeniden oğluna dönen kadın arkadaşı ile aynı anda konuştu.
"Efendim?"
Yağız ellerini yumruk yaparak ikiliye döndü.
"Bu yarışma işi ne?"
"Iıı... Şey... Şey..."
Neriman kekelersen Nermin yalancı gözyaşlarını dökmeye başlayarak konuştu.
"Ühühühü! Oğluşum neden kızıyorsun ki? Ben sadece evlenmeni, güzel yuva kurmanı istedim bak kırk yedi yaşındayım ben... Babaanne olmak benim de hakkım değil mi? Ühühühühü!"
Annesinin ve babasının hikâyesini hala daha bilmeyen Yağız kendisinin yirmi yedi yaşında olmasına rağmen nasıl hala annesinin kırklı yaşlarında olduğunu anlayamıyordu. Fakat emin olduğu bir kısım vardı o da annesinin küçük yaşlarda evlendiğiydi. Gerçi babası da çok yaşlı sayılmazdı o da 45 yaşına daha yeni girmişti.
"Oğlum ağlatmasana anneni!"
Karısının yalancı da olsa kıyamadığı gözyaşlarını parmak uçlarıyla silerken Nermin alttan alttan gülümsüyordu. Bu adam gerçekten mükemmel bir adamdı.
"Baba inanmasana annemin sahte gözyaşlarına..."
Gözlerini kısan adam oğluna kötü kötü bakıp karısına döndü. Onu kanatları altına alırken Yağız'ın aklı bir an onların hikâyesine kaymıştı.
Kafasını sağa sola sallayarak merakının getirdiği bu his balonundan kurtuldu ve kaşlarını yeniden çatarak annesine döndü.
"Anne! Bırak bu timsah gözyaşlarını! Söyle bakalım kimden çıktı bu fikir?"
Annesi alttan alttan Neriman’ı gösterirken, Neriman'da alttan alttan Nermin'i gösteriyordu. Yağız kafasını sağa sola sallarken,
"Hemen o duyuruyu iptal edin evlenmeyeceğim ben... Bir ömür bekâr kalacağım."
Oğlunun söylediği söz ile donan kadın yalancı gözyaşlarını dökmeyi bırakarak yerinden kalktı ve gözlerini kısarak tehlikeli bir tonda konuşmaya başladı.
"Sen. Bir. Ömür. Bekâr mı? Kalacaksın?"
Her bir cümlesine baskı yaparak söylemesi Yağız'ın kararlılığına ufak bir çekiç darbesi indirirken cevap vermeyip kafasını salladı çünkü annesinin sinirli haline denk gelmek istemiyordu.
"Bana bak Yağız Aras o duyuru kalkmayacak ve sende kazanan ile evlenip bana bir torun vereceksin yoksa Şakir'i bir daha göremezsin!"
Şakir'i göremez miydi?
"Anne bunu yapamazsın!"
Yağız normal insanlardan farklı olarak sevdiği şeylere aşırı bağlanan ve onları bırakamayan bir insandı. Arabasını babası ona ehliyetini aldığı gün hediye etmişti ve o da o günden beri arabasını asla değiştirmemiş bir de üstüne ona 'Şakir' ismini vermişti. Belki isim konusunda çok yaratıcı değildi ama olsun Şakir onun yoldaşıydı. Bir yeri çizilse sanki kendi canı yanmış gibi hissediyordu.
"Öyle bir yaparım ki sen bile şaşırırsın!"
Annesinin gözlerinden bunu yapacağını belirten parıltıları alırken son bir karşı direnişte bulundu. Buna da hayır derse karşı gelemezdi.
Şakir önemliydi abi...
"Anne rezil olurum. Koskoca Yağız Aras'ın gelin seçmek için yarışma yapması olacak iş mi?"
Annesinin gözleri kocaman olurken ellerini beline koydu.
"Baba baksana sen! Bu zamana kadar karşıma bir gelin getirdin 'anne ben bu kadınla evleneceğim, sana torun vereceğim' dedin de ben mi hayır dedim! Neymiş efendim Yağız Aras gelin bulmak için yarışma mı yaparmış! Yapar efendim! O yarışma olacak ve sende kazananla evlenip üç aya kalmadan bana torun yapacaksın!"
Derin soluklar veren kadın yerine oturarak sakinleşmeye çalıştığı sırada kocası kulağına eğildi ve kimsenin duyamayacağı bir ses tonu ile konuştu.
"Hatun o kadar çocuk istiyorsan biz yapalım bir tane."
Hala kocasının bu edepsiz hallerine alışamamış olan Nermin kızarırken sinirden hızlanan nefesi heyecandan daha fazla hızlandı. Sonunda beyin hücreleri yerine geldiğinde, "Sussana edepsiz herif!" diyerek kocasını payladı ve yeniden kızgın haline dönerek oğluna baktı. Gözlerindeki yenilgiyi gördüğü zaman suratına zafer gülüşünü yerleştirerek, "Eh! Anlaştığımıza göre iki gün sonra diğer villamızda toplanacaklar. Sen de orada olacak ve istediğin soruları sorarak cevapları alacaksın. İlk turdan 10 puanın altıda kalan elenecek."
Yenilgi ile kafasını sallarken babasına sabır diliyordu. Annesi olmasına rağmen bu kadın cadının tekiydi ve olmasını istediği bir şey için elinden gelen her şeyi yapıyor sonunda da elde ediyordu.
⭐⭐⭐✨⭐⭐⭐
Annesinin ona kabul ettirdiği yarışma saçmalığından sonra garaja çekilmiş ve arabası ile ilgilenmeye başlamıştı. Garajın kapısı açıldığı zaman gelenin babası olduğunu biliyordu.
"Annene kızma."
"Nasıl kızmayayım baba? Beni istemediğim bir hayatı yaşamaya zorluyor."
Oğlunun bu haline gülen adam konuştu. "Anneni biliyorsun istediğini elde etmek için her yolu deniyor." Yağız kafasını sallarken konuştu. "Bilmez miyim?" Bir süre duraksadıktan sonra sordu. "Baba, annemle nasıl evlendiniz?"
Oğlunun sorduğu soru ile suratında kocaman bir gülümseme olurken anlatmaya başladı.
"Deden sayesinde evlendik biz..." Babası anlatmaya devam edecekken Yağız meraklı bir çocuk gibi araya girdi. "Nasıl?" Oğlunun meraklı haline gülerek devam etti. "Aslında biraz klişe gibi gibi... Ben son sınıftaydım o zamanlar yaşım da 18. Ah o zamanlar bir yakışıklıydım, bir yakışıklıydım-gerçi halka yakışıklıyım da neyse-okulun bütün kızları bana âşık yani neredeyse bütün kızları..." Yağız bir kez daha babasının sözünü keserek konuştu. "Annem de mi sana âşıktı?" "Yok oğlum annen o zamanlar bizim okulda değildi sonradan geldi." Yağız bir kez daha babasının sözünü kesti. "Annem kaç yaşındaydı?" Oğlunun ikide bir lafını kesmesine gülen adam cevapladı. "16... Neyse ben kaldığım yerden devam edeyim. Bütün okulun hatta gittiğim her yerdeki kızlar benim ağzıma düşünce, bende ayran gönüllü olunca her gün başka bir kızla takılıyordum. Ben her gün gazetelere çıkınca deden de evde çıldırıyordu. Bana kaç kere kızsa da vazgeçmiyordum. Neyse işte bir gün okuldaydık. Benim canım nasıl sıkılıyor dedim bir kızı kenara çekeyim. Ama kimi çekeyim okulun yarısıyla sevgili olup ayrılmıştım. Neyse o sırada okulun kapısından annen girdi. Kumral saçları, ela gözleri ve bana kusursuz gelen yüzüyle beni çarptı. İlk bir hafta annen hakkında bilgi aldım. Sonra da tesadüfler yaratarak annenin karşısına çıkmaya başladım. Annen her defasında beni tersledi. Hani derler ya kaçan kovalanır. Annen kaçıyordu ben kovalıyordum kovalarken de ona çekiliyordum ama kendine itiraf edemiyordum. Ben annene aklımı taktim ya bütün kızları unuttum. Kadın hayatıma öyle bir girdi ki kendi dışındaki bütün kadınları sildi süpürdü. Senin o keçi deden var ya benim bu kıza tutulduğumu öğrenmiş ve hemen bir plan kurmuş. Bir gün eve gittiğimde deden dedi ki 'evleniyorsun' şok geçirdim. İtiraf edemiyorum ama annene aşığım. Onu düşünürken dedene hayır dedim tehdit etti. E, bütün her şey gidecek hayır dersem. O yüzden akşam gelecek olan kadını kendimden soğutma kararı aldım. Eğer ile yaramazsa bütün her şeyi bırakıp annene gidecektim. Akşam oldu misafirler geldi. Tam berbat bir karşılama ile işe koyulacaktım ki karşımdaki annen çıktı. O an anladım annen benim kaderimdi. Oğlum biz annenle birbirimizi çok kırdık, üzdük ama hep birbirimizde bulduk barışı da, savaşı da. Bir sürü olay yaşadık, birbirimizi kaybetme eşiğine geldik ama her defasında birbirimize sarıldık. Benden sana bir tavsiye eğer hayatın olabilecek kadının kim olduğunu bulursan ve anlarsan onu sakin bırakma... Sıkıca sarıl. Ne olursa olsun ondan vazgeçme..."
Yağız kafasını sallarken sordu. "Baba hikâyenin devamı..." Kenan gülümserken cevapladı oğlunu. " O da başka zamana artık..."
Kafasını sallayan Yağız babasına sarılırken gözü arkasındaki saate takıldı.
"Duru'yu arkadaşının doğum gününe götürecektim üzerimi değiştireyim."
Kafasını sallayan adam on beş dakika sonra oğlunu ve kızını yolcu ettikten sonra karısına döndü.
"Eee, karıcım bu gece bir bebek mevzusu açılmıştı sanki..."
⭐⭐⭐✨⭐⭐⭐
"Buradan sağa... İşte burası."
Arabayı villanın bahçesinde durduran Yağız kardeşine sarıldıktan sonra saçlarının arasına ufak bir öpücük kondurdu.
"İyi eğlenceler tatlım. Güzelce eğlen tamam mı?"
Abisine yalan söylemiş olmanın verdiği vicdan azabı ile kıvransa da her şey aşk için diye mırıldanarak yanağından öptü ve aşağı indi. Giden arabanın arkasından el sallarken gözden kaybolmasıyla bir taksi çağırdı ve barın yolunu tuttu.
Bu gece Ekin'i kafesleme yolunda ilk adımdı ve bunu başarıyla atlatması gerekmekteydi. Yoksa onu sonsuza dek kaybedebilirdi.