22.Bölüm

2118 Words
Dilan sabah gözlerini açtığında Adar uyanmış sırtını yatak başlığına dayamış ve telefonda biriyle mesajlaşıyordu. Dilan'ın uyandığını fark ettiğinde göz göze geldiler. Daha sonra Dilan'ı görmezden gelip yataktan kalktı ve giyinme odasına ilerledi. Dilan'da sinirle yataktan kalktı. Hayır yani sabahın köründe kiminle mesajlaşıyordu?! Tabi yine Gözde denilen kızla konuşuyordur. Birde Dilan'ı görmezden geliyor. Dilan içinden 'Ukala!' Diye geçirdi.  Yatağı topladığında Adar'da takım elbisesini giymiş giyinme odasından çıkmıştı. Dilanda onun çıkmasıyla giyinme odasına girdi. Mavi dar kotunu üzerine de beyaz salaş gömleğini giydi. Ten rengi topuklu ayakkabısınıda giyip giyinme odasından çıktı. Yatak odasına girdiğinde Adar yoktu.  Dilan düzleştiriciyle saçını düzleştirdi daha sonra makyajını da yapınca hazır oldu. Aşağıya indiğinde Hayriye Abla sofrayı hazırlamıştı. Mehmet ağa ve Adar sofrada oturmuş Dilan'ı bekliyorlardı. Dilan babasının yanağını öptü. Mehmet ağa'da gülümseyip Dilan'a döndü. "Rojbaş keçamın (Günaydın Kızım.)" dedi. Dilanda güler yüzüyle cevapladı. "Günaydın baba." Hep beraber sofraya oturup kahvaltı yapmaya başladılar.  Kahvaltı bitince Mehmet ağa ve Adar ayaklandı. "Kızım ben inşaatın yapılacağı yere gidiyorum. Bir işlere göz atacağım. Eğer işler istediğim gibi giderse bu gece Mardine geri döneceğim." Dilan'da ayaklandı. "Tamam babacım. Hayırlı işler." Diyip sarıldı.  İkisi evden ayrılınca Dilan hemen evden çıktı. Arabayı Adar'ın şirketine doğru sürmeye başladı. 'Bakalım bu Gözde kimmiş öğrenelim!' Diye geçirdi içinden. Kıskançlık Dilan'ın tüm damarlarında geziniyordu.  Bilerek hızlı gitmemişti ki Adar Dilan'ın arabasını görürse takip ettiğini anlamasın diye. Sonunda şirkete geldiklerinde Dilan arabayı şirketin otoparkına park edip hızla şirkete girdi. Asansöre ilerleyip yönetim katı yazan kata bastı. Asansör durunca Dilan temkinlice indi. Yakalanmak en son istediği şey bile değildi. Bir kız elinde dosyalarla ilerlerken kızı durdurdu. "Adar'ın odası nerede?" Diye sordu. Kız eliyle en sonda ki odayı gösterdi. "Orası. Ama şu an Gözde Hanımın odasında." Dedi.  Dilanın sağ gözü seğirmeye başlamıştı. Yani o kız burada mı çalışıyordu. Ve o kızın odasındalardı. "Gözde Hanımın(!) odası nerede?" diye sordu Dilan. Kız sağda ki odayı gösterdi. "Burası." Dilan başını sallayıp teşekkür etti ve oraya doğru yavaşça ilerledi.  Kapı camdan olduğu için içerisi gözüküyordu. Dilan kendini belli ettirmemeye çalışarak odayı izledi. Adar koltukta oturuyordu. Kızda karşısında ki koltukta. Şu anlık bir şey yoktu. Sadece konuşuyorlardı. Dilan kendine saydırmaya başlamıştı. Kendi kendine kuruntu yaptığı için. Evet kızın 'yakışıklı' yazması yanlıştı ama bir şey yapmıyorlardı. Belki de yakın arkadaşlardır diye düşündü. Adar'ın boşa günahını aldığını düşünüp tam gidiyordu ki odada ki hareketlilikle oraya dikkat kesildi. Kız ayağa kalkmış Adar'ın başına masaj yapıp kahkaha atıyordu. Dilan'ın gözlerinden ateşler fışkırmaya başladı. Adar'ın suratına bakınca onunda güldüğünü gördü. O. Kız. Adar'ın. Başına. Masaj. Yapıp. Kahkaha. Atıyordu. Dilan sindirmeye çalıştı ama olmuyordu! Dilan kendini tutamayıp hızla içeriye girdi.  Adar kapı tarafına bakmadığı için kimin geldiğini görmüyordu. "Adar?!" "Dilan!" Gözde denilen kızda aynı anda Dilan demişti. Bu kız Dilan'ı nereden tanıyordu! Belki de boynuzladığımız kız diye konuşuyorlardı Dilan'ın hakkında! Şu an Dilan'ın damarları kan yerine öfke pompalıyordu.  Adar ikisininde sesini duymasıyla arkasını döndü. Yüzünde ki gülümseme silinmişti. Gözde bir anda Dilan'a sarılınca neye uğradığını şaşırdı. "Dilan. Bende seni çok merak ediyordum." Adar'a dönüp yan gözle baktı. "Bizi tanıştır dedim ama Adar beyimiz zahmet edip bizi tanıştırmadı." Dilan ne diye bu kızla tanışacaktı ki. Dilan'ın ve Adar'ın sanki dili tutulmuş gibi konuşmuyorlardı. Kız elini uzattı. "Ben Gözde." Dilan kızın uzattığı ele baktı ama tutmadan Adar'a döndü. "Adar konuşmalıyız." Dedi net bir ses tonuyla. Adar kaşlarını çatıp ne olduğunu anlamaya çalışıyordu.  Adar Gözdeye döndü. "Tekrar konuşuruz." Diyip kızı yanağından öptü. Dilan delirme noktasına gelmişti. Bari gözünün önünde böyle yapmasaydı! Boynu devrilesice!  Adar odadan çıkıp kendi odasına girince Dilan'da girdi. Dilan sinirle kapıyı kapatıp Adar'ın yanına ilerledi. "Gökde midir Gözde midir her neyse. O kız neden gecenin 4'ünde sana mesaj atıyor?! Neden yakışıklım diyor!? Neden sana masaj yapıyor!? Neden sana masaj yaparken kahkaha atıyor!? Neden onu yanağından öpüyorsun!? Senin bu kızla ne samimiyetin varda böyle davranıyor!?" Dilan tüm soruları sinirle Adar'a yöneltirken Adar'ın yüzünde tek bir mimik bile oynamamıştı. Öylece Dilan'a bakıyordu.  Derin bir nefes aldı. "Gökde değil. Gözde." Diye başladı. Dilan sabır dileyip elini saçlarından geçirdi. "Tek derdimiz bu mu şimdi?!" Adar kaşlarını çatarak Dilan'a baktı. "Ben sana hesap vermek zorunda değilim." Dedi Adar. "Kağıt üzerinde de olsa ben senin karınım. Hesap vermek zorundasın." Dedi meydan okurcasına. Adar'ın cümlesiyle Adar'ı vuruyordu.  Adar en sonunda konuşmaya başladı. "Bana gece mesaj atabilir. Bana yakışıklım diyebilir. Başım ağrıyordu bana masaj yaptı. Kahkaha atabilir. Yanağından öpebilirim. Samimi de olabilir." Dedi doğal bir şey gibi. Dilan gözlerini sonuna kadar açmıştı. "Adar!" Dişlerinin arasından tısladı. "Sen daha geçen ay hani beni sevdiğini söylüyordun. Şimdi o kızı mı seviyorsun?! O kızla gününü gün ediyorsun değil mi?!" Dedi. Ağlamamak için kendini zor tutuyordu. Adar bu halini görmesin diye kafasını yere eğdi. Birde pişkin pişkin suratına bakıyordu. "Gözde benim dayımın kızı. Yani kuzenim. Aryadan farkı yok." Dilan şaşkınlıkla gözlerini Adar'a çevirdi.  Adar Dilan'ın bu şaşkın haline gülmemek için kendini zor tutuyordu. Daha demin ki kaplan şimdi kedi olmuştu. Dilan "Hmm. Tamam o zaman." Dedi sesi sanki içine kaçmıştı. "O zaman ben gidiyorum." Diyip parmağıyla kapıyı gösterdi ve hızla Adar'ın yüzüne bakmadan odadan çıktı.  Bildiğin rezil oldum diye düşündü. Kıza da ayıp etti. Gözdenin odasına doğru gitti. Gözdenin odasına gelince kapıyı çaldı.  Masada oturmuş dosyalarla ilgileniyordu. "Gir." Diyince Dilan girdi. Gözde de kafasını kaldırmıştı. Dilan mahçupça baktı. "Kusura bakma. Az önce biraz kaba davrandım." Gözde gülümsedi. "Adar kesin seni delirtecek bir şey yapmıştır. Sorun değil. Ee bir kahve içelim." Dilan saatine baktı. "Yarım saat sonra ameliyatım var ona yetişmeliyim. Daha sonraya sözüm olsun." Gözde gülümseyip başını salladı. "O zaman numaranı ver daha sonra tekrar görüşürüz." Dilan numarasını verdi. Gözde samimi bir şekilde Dilan'a sarılıp veda etti. Dilan'da hızla arabasına binip hastaneye doğru sürdü. O sırada Asya'yı aradı. Bir çalışta açılmıştı. "Asya Tarık beye narkoz verilsin ameliyathaneye götürün. Bende en geç yarım saate oradayım. Direkt ameliyathaneye geçeceğim." Asya Dilan'ı onaylayınca hızla hastaneye doğru sürdü.  Dilan sonunda hastaneye girince direkt olarak ameliyathanenin katına indi. Asyayı ameliyathanenin önünde kendini beklerken bulunca yanına ilerledi. "Hasta ne durumda?" Diyip raporları istedi. Asya hızla eline raporları uzattı. "Tarık beyin kalbinde ki damarlardan 4'ü tıkalı vaziyette. Anjiyo yapılacak. Kalbinde de delik mevcut. Tüm filmler dosyada mevcut. 5 dakika önce hastaya narkozu verdik." Dilan raporları tekrardan dikkatlice inceleyip Asyaya uzattı. Kapının önünde umut dolu gözlerle bakan kadınla göz göze geldi. Bu kadın Tarık beyin eşiydi. Ona gözlerini güven verircesine kapatıp açtı. O da anlamış olacak ki minnetle gülümsedi. Dilan daha fazla beklemeden ameliyathaneye girdi. 3 saat sonra; Hemşire elinde ki peçeteyle alnında ki terleri sildi. Dilan hastanın son dikişini de atıp ameliyathaneden çıktı. Kapıdan çıkmasıyla gözü yaşlı kadını görmesi bir oldu. Umutla Dilan'a bakıyordu. Dilan'da gülümseyerek yanına ilerledi. "Gerçekten çok zorlu bir ameliyattı. Eşiniz çok güçlü. Kalbinde ki tüm damarlar açıldı. Şu anlık hiç bir sıkıntı yok. Narkozun etkisi 2-3 saate geçer. Şimdi tedbir amaçlı yoğun bakıma alacağız. 24 saat sonra normal odaya alacaklar. Bende tekrardan yanınıza geleceğim. Geçmiş olsun." Kadın mutluluktan göz yaşlarını akıttı. "Çok teşekkürler Doktor Hanım. Allah sizden razı olsun." Dilan gülümsedi. "Ne demek. Görevim." Diyip ameliyathane katından çıkıp kendi katına gitti.  Dilan tüm gün hastalarla ilgilendi. Tüm günü öyle geçivermişti. Eşyalarını toparlayıp odasından çıktı ve asansörlerin oraya doğru ilerledi. Asansör gelince binip zemin kata bastı. Zemin kata gelince valeye ilerleyip arabasını istedi.  O sırada Gökhan'ı gördü. Gökhan'da Dilan'ı görünce yanına ilerleyip sarıldı. "Nasılsın?" Dedi Gökhan. "İyiyim. Yoğun bir gündü. Sen nasılsın?" Diye sordu Dilan. "İyi gibiyim. Bu arada Pelin'in yine aylık depresyon günü gelmiş. Telefonlarım açılmıyor." Dilan ve Gökhan artık alışmıştı. Her ay Pelin kendine bir gün ayırtıp evden çıkmıyor ve telefonları açmıyordu. "Pelin'i de bu aralar boşladık. Yarın bir şeyler yapalım." Dedi Gökhan. Dilan başıyla onaylayınca Gökhan konuştu. O sırada arabasıda gelmişti. "Yarın tekrar haberleşiriz. Pelinede yarın haber veririz." Dilan tekrar onaylayınca arabasına binip eve doğru sürmeye başladı.  Telefonunu çıkarıp babasını aradı. Babası iki çalıştı açmıştı. "Babacım işlerin bitti mi?" Mehmet Ağa kızını cevapladı. "Evet kızım işim yeni bitti. Şimdi Mardine uçak bileti aldım. Akşam dönüyorum. Biz şimdi Adar oğlumla beraberiz. Dışarıda yemek yiyeceğiz." Adar her zaman ki gibi haber verme zahmetinde bulunmamıştı. Başına buyruk davranıyordu. "Biliyorum babacım Adar bahsetmişti. Sen gitmeden önce eve uğrayacaksın değil mi?" Dilan pot kırmamak için haberi varmış gibi davrandı. "Evet kızım. Seni görmeden gider miyim?" Dedi. Dilan'da gülüp. "Tamam babacım. Size afiyet olsun." Diyip telefonu kapattı.  Eve gelince arabasından inip kapıyı çaldı. Hayriye Abla kapıyı açmıştı. "Hoş geldin kızım." Dedi gülümseyerek. Dilan'da gülümsedi. "Hoş buldum." Diyip içeriye girdi. İlk önce odasına çıkıp üzerini değiştirdi. Makyajını silip saçlarını topladı. Bu rahatlama hiç bir yerde yoktu.  Dilan aşağıya indi. Hayriye Ablaya döndü. "Abla hiç sofrayı kurmana gerek yok uğraşma. Adarla babam dışarıda yiyecek bende bir şeyler atıştırırım." Dedi. Hayriye Abla başıyla onaylayınca Dilan'da mutfağa ilerleyip kendine sandviç hazırladı. Bu aralar iyice iştahı kesilmişti. Zaten kahvaltı yapmıyordu akşamda genelde az yiyordu. Eskiden böyle değildi.  Dilan yemeğini bitirince salona geçip televizyonu açtı. Televizyonda da hiç bir şey olmayınca oflayarak telefonunu çıkardı.  İnstagramına girdi. Gelen isteklere baktı. Daha önce hiç Adar'ın i********:ı var mı diye bakmak aklına gelmediğini hatırladı. Hemen arama motoruna Adar Boran yazdı. Profili çıkınca Dilan şaşırdı. Adar'ın sosyal medya kullanması şaşırmasına neden oldu. Onun sayfasına girince gözleri şokla açıldı. 482 bin takipçide neydi?! Benim bile 129 bindi. O da hastalarım sağolsun. Birde halkımız sağolsun.  Anasayfasında ki fotoğrafları görünce daha da şaşırdı. Onlar neydi?! Yarısı çıplak fotoğraflardı. Yorumlara girince gözlerinden ateşler çıktı. 'Baban nereli?' 'Baklavalar çok iyiii.' 'Senin karın olmak için dünyaları veririm.' "Ben hiçte dünyaları vermedim." Dedi Dilan göz devirerek. 'Tapılacak adamsın.' Ve binlerce yorum.  Dilan sinirle telefonu koltuğa fırlattı. Ne yapıp edip o fotoğrafları silmeliydi. Ama bunu Adar'a belli etmeden yapmalıydı. Yoksa dilinden kurtulamazdı.  Çalan kapıyla düşüncelerinden ayrıldı. Ayağa kalkıp kapıyı açmaya gitti. Babası ve Adar'ı görünce gülümsedi. "Hoş geldiniz." Babası da gülümseyip "Hoş bulduk kızım." Dedi. İçeriye geçtiklerinde Mehmet ağa kızına döndü. "Kızım eşyalarımı yukarıdan getir. Ben çıkacağım şimdi uçağı kaçırmayayım." Dedi. "Baba bu kadar erken gitmeli misin?" Dedi üzgünce. "Bu sefer siz gelirsiniz Mardin'e." Dilan başını sallayıp yukarıdan eşyaları getirdi.  Babası eşyalarını aldı. "Beni şöför götürecek kızım. Çünkü gitmeden önce bir kaç işim var burada." Dilan başını sallayıp babasının elini öptü. Daha sonra babası kızının alnından öptü. "Annemle Aryaya çok selam söyle babacım." Babası kaşlarını kaldırdı. "Peki Baran'a?" Diyip gülümsedi. Dilan bir şey demedi. Adar'da gidip Mehmet Ağanın elini öptü. "Tekrar bekleriz baba." Baba mı demişti!? Dilan şaşkınlıkla Adar'a bakıyordu. "İnşallah oğlum." Mehmet ağa Adar'a yaklaşıp kulağına bir şeyler söyledi.  Adarda gülümseyip başını salladı. "Kızım sana emanet." Diyip gitti. Dilan'da içeriye salona geri geçti. Adar'da yukarıya çıkmıştı. Dilan bir kaç saat daha salonda televizyona bakarak oyalandıktan sonra esnediğinde uykusu geldiğini anlayarak yukarıya çıktı. Hayriye Abla evdeyken aynı odada kalıyorlardı.  Dilan odaya çıkınca Adar'ın yatakta kollarını başının altına alıp uzandığını gördü. Dilan'da yatağa ilerleyip uzandı. Adar'a yan gözle bakınca tavana baktığını gördü. Bir şeyler düşünüyor gibiydi. Dilan kendini tutamayıp konuşmaya başladı. "Adar telefonunu verebilir misin?" Diye sordu tereddütle. Adar Dilan'a yan gözle bakıp "Neden?" Dedi. "Şeyy.. bir şeye bakacağımda." Adar gözüyle komidinin üzerini gösterdi. Adar'ın yanında ki komidindeydi.  Dilan Adar'ın üzerinden komidine uzandı tam komidine elini koyacaktı ki dengesini kaybedip Adar'ın üzerine düştü. Dudakları dudaklarına değmişti. Dilan'ın gözleri şokla açıldı. Hemen kollarını yatağa koyup yataktan destek alarak kendini kaldırdı. Gözlerini Adar'dan kaçırdı. "Şeyy.. yanlışlıkla oldu. Elimi oray şey yapacakken.. şey oldu işte." Diye saçmalamaya başladı. Yanakları çoktan kızarmaya başlamıştı. Hayatında ilk defa birinin dudakları dudaklarına değiyordu. Dilan'ın sanki karnında kelebekler uçuşuyordu. Heyecandan ne yapacağını şaşırmıştı. Adar'ın suratına bile bakamıyordu. Eğer değdiğinde böyle oluyorsam diye düşündü.  Dilan Adar'ın telefonunu bu sefer dikkatli bir şekilde aldı. Dilan telefonu alıp yatağın diğer ucuna geçti. Adar'ın telefonu göremeyeceği şekilde yatağa oturdu. Dilan'ın daha demin yaşadığı olaydan sonra eli titriyordu. Zorda olsa instagrama girmişti. Tek tek Adar'ın tüm çıplak fotoğraflarını sildi. Takip ettiği kişilere girip tüm kızları sildi. Kız olarak sadece kendini takip etti. Adar'a döndüğünde tek kaşını kaldırarak ne yapmaya çalıştığını çözmeye çalışıyor gibiydi.  Dilan instagramdan çıkıp telefonu Adar'a uzattı. Adar telefonu Dilan'dan alıp ne yaptığına anlamak için telefonuna bakmaya başladı. "Ne yaptın sen?" Diye sordu. "Hiç bir şey yapmadım. Sadece bir şeye baktım." Dedi umursamazca. Adar telefonunu karıştırmaya devam ediyordu.  Bir süre sonra "Dilan!" Adar'ın kükreyişini duyunca dudaklarını dişlemeye başladı. "Efendim Adar?" Dedi masumca. "Sen. Benim. Fotoğraflarımı. Sildin. Mi?" Dedi inanamazca. Dilan kızım tek yol inkar. Zaten kanıtlayamaz. "Hayır. Ben başka bir şeye baktım. Pelin'e de geçen gün öyle olmuştu. i********: kendiliğinden yapıyor." Dedi inkar ederek.  Adar gözlerini kısarak konuşmaya başladı. "Ben sana i********: demedim. Belki galeriden bahsediyorum? Belki f*******:'tan bahsediyor? Belki twitter?" Dilan işte yakalandın. Sen bu akılla nasıl tıp okudun?! "Tahmin ettim. Hem ben yapmadım diyorum. Bana güvenmiyor musun?" Diye güvenden vurmaya başladı. Adar sinirle Dilan'a doğru yaklaşmaya başladı. "Ne hikmetse 4 tane fotoğrafım kalmış. 4'ü de üzerimde mont var." Dilan kızım her şey ortaya çıkmasına ramak kaldı.  Tek ve son yol uyumak. "Yaa Adar benim uykum var bak bugün çok yoruldum hadi sende uyu." Diyip hızla gece lambasını kapatıp yorganı başına kadar örttü ve arkasına döndü.  Adar'la dudaklarının birbirine değmesini düşündü. Saniyelikte olsa Dilan kendini çok garip hissetmişti. Elini dudaklarına değdirip gülümsedi. Gözlerini kapatıp kendini karanlığa bıraktı.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD