21.Bölüm

1284 Words
Dilan gözlerini açtığında Adar'ın yanında olmadığını fark etti. Rüyamıydı diye düşündü. Ama yastıktan buram buram Adar'ın kokusu gelince rüya olmadığını anladı. Yastığı bir kaç kez daha uzun uzun kokladıktan sonra üzerinde ki elbiseden ve makyajdan kurtulup duşa girdi.  Duştan çıktıktan sonra iç çamaşırlarını giyip üzerine de siyah bir tulum giydi. Saçlarını kurutup düzleştirdi ve daha sonra at kuyruğu yaptı. Hafif bir makyaj yaptı ve topuklu ayakkabısını da giyip aşağıya indi. Adar salonda telefonda konuşuyordu. Dilan mutfağa geçip kahvesini yaptı ve içmeye başladı. O sırada Asya'dan mail gelince mail'e baktı. Bugünün programını atmıştı ve yoğun bir gün onu bekliyordu.  Babası geçen hafta şirketlerinin diğer şubesini İstanbul'a da açacağını söylemişti. Bu akşam Mardin'den İstanbul'a gelecekti. Bugün babasını da almaya gidecekti. Dilan kahvesini bitirince bardağını yıkayıp makineye koydu. Mutfaktan çıkıyorken Adar'ın da salondan çıktığını gördü. Göz göze gelince Dilan gözlerini çekip dış kapıya doğru yürüdü. İkisi de konuştukları gibi dün geceyi yaşanmamış gibi saydılar. Aynı evde birbirlerine iki yabancı gibi davranıyorlardı. Dilan arabasının anahtarını çantasından çıkarıp arabaya bindi ve sürmeye başladı. Adar'da arabasına binip sürmeye başladı. Dağın başında oldukları için mecburen tek yol vardı ve ikisi de aynı yoldan gitmek zorundalardı.  Dilan sürüyorken tek şeritli bir yolda Adar'ın karşı şeride geçip önüne geçmesini ve hızla gitmesini seyretti. Göz devirmekle yetindi. Arabayı sürerken şarkı açıp kafasını dağıtmaya çalıştı.  Telefonu çalınca eline alıp baktı. Babasının aradığını görünce müziğin sesini kısıp hemen açtı. "Efendim Babacım?" Dedi Dilan. "Nasılsın delalamın(Güzelim)" Dilan gülümseyip cevap verdi. "İyiyim babacım. Sen nasılsın?" Diye sordu. "İyiyim keçamın(kızım) saolasın. Adar oğlum aradı şimdi. Beni havaalanından almaya o gelecekmiş. Sizde kalmam için çok ısrar etti. Mardinden istediğin bir şey var mıdır?" Adar'ın kafasına buyruk hallerinden artık sıkılmıştı. Babası haber vermese Dilan hazırlıksız yakalanacaktı. "Yok babacım saol. Can sağlığın yerinde olsun yeter. Uçağın kaçta?" Diye sordu Dilan. "4'tedir Keçamın. Neyse benim kapatmam gerek. Sonra tekrar görüşürüz. Seni öpüyorum." Dilan'da vedalaştıktan sonra telefonu kapattı. Babası 6 gibi uçaktan inecekti yani.  Dilan hastaneye gelince arabasını valeye verip indi. Direkt asansörle odasının olduğu kata çıktı. Asya yerinde oturuyordu. "Günaydın Asya." Dedi. "Günaydın Dilan Hanım. İçeride bir hastanız var. Ve şu an sırada bekleyen 4 hasta var. Öğleden sonra da kontrole gelecek hastalar var." Dilan başıyla onaylayıp odasına girdi. Dilan en sonunda yorgunlukla kendini koltuğa attı. Tüm gün bir sürü hasta gelip gitmişti. Beklediğinden de yoğun bir gündü. Sonunda çıkış saati gelince eşyalarını toparlayıp çıktı. Asyanın yanına gitti. "Asya yarın 10'da Tarık Beyin kalp ameliyatını yapacağım. Kendisinin hastaneye yatışı yapıldı. Bugün tüm tahliller yapılsın. Yarın 1'e kadar randevu yazmayın." Asya başıyla onaylayınca Dilan hastaneden çıkıp valeye ilerledi. Arabası gelince binip eve doğru sürmeye başladı. Babası ve Adar gelene kadar akşam yemeğini hazırlayacaktı.  Bir saatin sonunda eve varınca arabadan inip eve girdi. Daha sonra hızla mutfağa girip Mardin'in yemeklerinden yapmaya başladı. Zaten eve gelmeleri 7.30'u bulurdu. Bu yüzden rahattı.  Kapı çalınca kimseyi beklemediği aklına geldi. Elini yıkayıp kapıyı açmaya gitti. Karşısında Hayriye Ablayı görünce gülümsedi ve sarıldı. "Hoş geldin Hayriye Abla." Dedi. Hayriye Ablada gülümsedi. "Hoş buldum Kızım. Artık iznim bitsin dedim. Aylardır Adar dinlen diyip diyip durdu. Artık ondan habersiz geldim." Dilan gülümsedi.  Beraber mutfağa geçtiler. "Ayy burası çok güzel kokuyor. Misafiriniz mi var?" Dilan başıyla onayladı. "Babam bir kaç günlüğüne Mardinden geliyor." Yemek yapmaya devam etti. "Sen çık. Ben yaparım istersen." Dedi Hayriye Abla. "Sen yol yorgunusundur. Bugünlük dinlen ben hallederim." Diyip nazikçe kovdu.  Yemekler sonunda hazır olunca Dilan bugün çok yorulduğunu fark etti. Sofrayı salona hazırlayıp yemekleri de masaya koydu. Yukarıya çıkıp yemek koktuğu için kısa bir duş alıp üzerine rahat bir şeyler giyindi. Saçlarını da kurutup düzleştirdi. Her şey hazır olunca kapı çalmıştı. Tam zamanında diye düşündü. Hemen aşağıya inip kapıyı açtı. Karşısında babasını görünce çok mutlu olmuştu. Aylardır onu göremiyordu.  Elini öpüp sımsıkı sarıldı. "Hoş geldin Babam. Nasılsın?" Babası da gülümseyip sımsıkı sarıldı. "Hoş buldum keçamın. İyiyim sen nasılsın?" Dilan babasını içeriye davet edip konuştu. "Bende iyiyim baba. Şimdi sen acıkmışsındır. Yemek hazır. Sofraya geçelim." Babası başıyla onaylayınca hepsi sofraya geçti. Dilan Hayriye Ablanın odasına inip kapıyı çaldı. "Gel." Sesini duyunca kapıyı açtı. "Hayriye Abla yemek hazır gel." Dedi Dilan. "Saol kızım. Ben yolda gelirken yemiştim. Size afiyet olsun." Dilan başını sallayıp yukarıya çıktı.  Adar ve Babasının gülerek bir şeyler konuştuğunu görünce Dilan şaşırmıştı. Babasıyla Adar iyi anlaşıyor gibiydiler. Dilan bunu beklemiyordu. Hemde hiç beklemiyordu.  Yemekleri servis edip daha fazla ayakta kalmayıp sofraya oturdu. "Sen ne zaman şirkete bakmaya gideceksin baba?" Diye sordu Dilan. "Yarın sabah erkenden gideceğim. Tüm gün orada olurum. İşleri de Mardinden yürüteceğim. Ama bende seninle bu konuyu konuşmak istiyordum. Adar oğlumla bu konuyu konuştuk. Bir süre daha İstanbulda olacakmışsınız. İstanbul'da kaldığınız süre boyunca şirketin başına senin geçmeni istiyorum." Dilan kaşlarını çatıp baktı. Adarla göz göze gelince babasına geri döndü. "Baba biliyorsun ki ben bu işlerden anlamıyorum. Ki anlasam da ben işimden memnunum. İşimi seviyorum." Mehmet Ağa kızının tepkisini az çok biliyordu ama şansını denemek istedi. "Fikrin değişirse her zaman söyleyebilirsin." Dedi. Dilan fikrinin değişmeyeceğini biliyordu ama başını sallamakla yetindi. Daha sonra yemeklerine devam ettiler.  Yemekleri bitince Adar ve Mehmet ağa ayaklandı. "Ellerine sağlık Kızım. Yemekler çok güzeldi." Dedi Mehmet ağa daha sonra içeriye geçtiler. Dilan da sofrayı toplamaya başlamıştı ki Hayriye Abla geldi. Dilan ne kadar dinlenmesini söylese de yardım etmişti. Kısa sürede bulaşıkları da halledince Dilan kahve hazırlamaya başladı. Hayriye Ablada yorgun olduğu için geri odasına inmişti.  Kahvelerde hazır olunca salona götürüp Babası ve Adar'a servis etti. Kendisi de koltuğa oturdu. Adarla iki yabancı gibiydiler. Tek kelime bile konuşmuyorlardı. "Annem nasıldı baba?" Diye sordu Dilan. Babası gülümsedi. "İyiydi. Ama Arya kızımın hamile olduğunu öğrendiğinden beri yerinde duramıyor. Bi o yana bi bu yana koşuşturuyor. Arya kızıma yemek yedirtmekten kız artık yemekten soğdu." Dilan kendini tutamayıp annesinin o hallerini hayal edip güldü.  Baranın da nasıl olduğunu merak ediyordu ama sormak istemiyordu. Haftalar önce ki konuşmalarından beri hiç konuşmamışlardı. Ama Baran'ı çok özlemişti. Babası kahvesini bitirince ayaklandı. "Ben yol yorgunuyum. Sizden müsade isteyeyim. Biraz dinleneceğim." Dilan'da babasıyla beraber ayaklandı. "Ben sana odanı gösterim Baba." Salonda ki küçük valizi de alıp beraber üst kata çıktılar. Dilan babasının odasını gösterince tekrardan konuştu. "Bir şeye ihtiyacın olursa yan odadayım. Seslenmen yeter baba." Mehmet ağa gülümseyip Dilan'ın alnından öptü "Saol kızım hayırlı geceler." Dilan'da "Allah rahatlık versin." Diyip aşağıya indi.  Adar salonun önünde ki boydan camdan bahçeye bakıyordu ve telefonda biriyle konuşuyordu. Dilan da salonda ki kahve bardaklarını alıp mutfağa geçti. Bulaşık makinesine yerleştirip su içti. Saat erkendi ama uykusu geldiği için yukarıya odasına çıktı. Gece lambasını kapatıp pikeyi kaldırdı yatağa uzandı ve gözlerini kapatıp uyumaya başladı.  Gece yarısı duyduğu sesle uyandı. Mesaj sesi gelmişti. Dilan yanına bakınca Adar'ın arkası dönük bir şekilde uyuduğunu fark etti. Mesaj gelen telefonun Adar'ın olduğunu anladı. Kendi telefonunu çıkardığında gece 4 olduğunu gördü. Gecenin 4'ünde kim yazmış olabilirdi ki? Dilan merak duygusuna yenik düşüp telefona doğru sessiz adımlarla gitti. Adar'ın uyanmasından korkuyordu. Mesaj sesine bile uyanmamasına şaşırmıştı. Sonunda telefonun yanına ulaşınca telefonu alıp yavaşça lavaboya gitti. Sessizce kapıyı kilitledi.  En azından burada yakalanma şansı yoktu. Şifre olmaması için dua ediyordu. Ve şifre yoktu. Dilan hızla telefonu açıp gelen mesaja baktı. 'Gözde' yazısını görünce kaşlarını çattı. Gözde kimdi?! Ve bu saatte neden Adar'a yazıyordu. Mesaja tıklayınca okumaya başladı. 'İşleri hallettim. Yarın sabah şirkette tekrardan konuşuruz. İyi geceler yakışıklım.' Yakışıklım!!? Gözde!? İşi hallettim!? Yarın sabah şirkette buluşacaklar!? Ne demek oluyordu bunlar.  Dilan sinirden kuduracaktı. Adar daha 1 ay önce Dilan'ı sevdiğini söylüyordu. Peki ya şimdi!? Başkası mı vardı yoksa? Bu yüzden mi 1 aydır eve gelmiyordu. Dilan'ın gözünden bir damla süzüldü. Peki ya dün niye öyle davrandı. Şimdi de birbirlerine yabancıymış gibi davranıyordu.  Dilan yakalanmamak için göz yaşlarını silip yavaşça banyonun kapısını açtı. Telefonu komidinin üzerine yavaşça koyup Adar'a baktı. Hala uyuyordu. Eğer Dilan'ın şüpheleri gerçek çıkarsa ondan hiç düşünmeden vazgeçerdi. Sevgisini kalbine gömerdi. Asla Adar'ı affedemezdi. Dilan'ın bu hayatta tek kabul edemeyeceği şey aldatılmaktı.  Yavaşça yatağa uzandı. Uyuyamayacağını bilsede gözlerini kapatıp kendini derin düşüncelere bıraktı. 
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD