Ötüken Timi

999 Words
"Sözün kısası: Kendimize dönelim. Ahlak, edebiyat, musiki, giyim, zevk, yemek, eğlence, hukuk, aile, görenek, gelenek ve her şeyde milli olalım." Hüseyin Nihâl Atsız ....... Bir hafta sonra... Aybora mühendisleri kurtardığı operasyon sonu kullandığı beş günlük izni Alperen'in mezarı başında kalarak geçirmişti.Vakit gece yarısıydı ve son izin gününü yine can dostunun yanında geçiriyordu.Cebindeki sigara paketini çıkarıp iki tane aldı.İlk yaktığını Alperen'in mezarının üstüne koydu.Diğerini de kendisi içmeye başladı. Alperen'in ruhu yanıbaşındaydı.Aybora halüsinasyon gördüğünü sansa da arkadaşı yanında oturuyordu."Şimdilik son gecemiz.Fırsat buldukça geleceğim."dedi, sigaradan bir nefes çekip. "Benim yüzümden görevlerini aksatma ,ben hep seninle olacağım."dedi, Alperen. "Hani komutanımız ' Biz hayalet askerleriz,kim olduğumuzu kimse bilmez.Meydanlarda göğsümüze madalya takılmaz,cenaze namazımız bile kılınmaz.Sessizce yaşar, sessizce ölür, sessizce gömülürüz.Öykülerimiz yazılmayacak, isimlerimiz hatırlanmayacak.Vatan için kefeni sırtında gezenleriz.' " demişti."Senden sonra bu sözleri çivi gibi saplanıp kaldı yüreğime.Sözlerinin manasını yaşayarak çok daha iyi kavradım."diye mırıldandı Aybora. "Bize Rabbimiz mağfireti ve Türk halkının duaları yeter.Kaç kişi,insanların güzel dualarında anılır ki? Bu çok güzel bir nasip."dedi, Alperen."Gitmem lazım.Diyarbakır'a dönüyorum.Saat üç,beşte uçağım kalkıyor.Seni burada bırakmanın acısını kelimelere dökemem.Yüreğimi tırtıklı bir hançerle çiziyorlarmış gibi bir his işte."dedi,Aybora derince soluyup.Akabinde sırtını mezara yasladı. ..... Diyarbakır 7. Kolordu Komutanlığı – Özel Kuvvetler Karargâhı Taktik eğitim alanı,sabah saatleri. Aybora'nın Ötüken Savaşçıları timi eğitim alanında tam kadro dizilmiş, terden sırılsıklam olmuşlardı.Hepsi bordo bereliydi ama her anlamda formda kalmak için kondisyon eğitimine düzenli olarak devam ediyorlardı.Güneş beyinlerinin içine işliyor, kumlar ayaklarını yakıyordu.Yarım saat önce çıkan fırtına kumları alıp yüzlerine savuruyordu. Patlayıcı uzmanı Kurt Kadem, her zamanki gibi en öne atıldı. "Ben bu parkuru 47 saniyede bitiririm.Siz de arkamdan tozumu yutarsınız diye caka satarak koşmaya başladı.Tırmanma duvarını gerçekten de çok hızla geçti, dikenli tellerin altından süründü ama o meşhur "halatla yüksekten kayma" kısmında kader ağlarını ördü. Timde başı en çok belaya giren oydu.Halatı kavradı, atladı. Normalde bacaklarını halatın etrafına sarıp dengede kalması gerekiyordu. Ama o hız yapmak için sadece elleriyle tutundu, bacaklarını geniş açıyla açtı.Halatın ucunda asılı olan demirden bir top vardı.Fırtına ile şiddetle sallanan halat bir anda gelip bacak arasına girdiği gibi ucundaki demir top güm diye,erkekliğine fena çarptı.Sanki fındık kırar gibi bir ses geldi. Kadem’in gözleri faltaşı gibi açıldı.“Anam! Anammm!” diye bağırdı. Ses tüm eğitim alanında yankılandı.Halatı bırakan Kadem erkekliğine sarılarak sırt üstü yere çakıldı. Diğerleri yanına koştular ama gülmemek için kendilerini zor tutuyorlardı.Keskin nişancı olduğu için Şahin lakaplı Erkut hemen konuştu:“Kadem! Envanterinden eskilen bir şey var mı dostum?Eksik parça var mı? Say bakalım her şey yerinde mi? Zayiat formuna işleyelim."dedi. Yakın dövüş uzmanı Rizeli Deve Rıfkı saf, duygusal ve komik bir adamdı.Panikle ama gülmemek için dudağını ısırarak konuştu:"Uyy anasini satayim, oğlum sen şimdi tuvalette nasıl hedef alacasun? El freni kırık kamyon gibisın lan!"dedi. Daha fazla kendini tutamayan tim puskurarak gülmeye başladı.Siber güvenlik uzmanı Baykuş Musa bile küçük küçük gülmeye başladı. Nadirdi onun gülmesi.Kılık değiştirme,sızma ve dil yetenekleri olan kıvrak zekalı Tilki Ferhan, göz kırparak yaklaştı.“Bak kardeşim, bu olay görevde olsaydı devlet senin için özel rapor isterdi.Resmen cephane kaybettik!Milli servet kaybı."dedi.Herkes daha çok gülmeye başladı. Kurt Kadem inler gibi konuştu.Koyun can derdinde,sizin gibi itler geyik derdinde."dedi,ağlayamsı sesiyle.Tilki Ferhan'ı ikinci komutan olarak atamıştı Aybora."Taşıyacak bir şey getirin de revire görürelim."dedi.Deve Rıfkı koşarak yatakhaneden bir çarşaf getirdi.Hepsi bir yerinden tutup Kadem'i çarşafın üzerine koydular.Hepsi dört bir yanından yeniden kavradı çarşafı. “Durun!Üreme sistemi çökmüş durumda.Bunu böyle sallayarak taşımamamız lazım. Çok hassas, sarsmayın.” dedi, Musa. “Saygıyla taşıyın! İçinde görev şehidi var."dedi,Tilki Ferhan. "Lan siz ne biçim arkadaşsınız."dedi,Kadem bağırarak.Eli hâlâ erkekliğinin üstündeydi.Hissettiği şey ile gözleri irice büyüdü."Laynnn bunun alt tarafı büyüyor,üst tarafının boynu bükük."dedi,panikle. "Boynu büküklerrr!Boynu büküklerrr!"dedi,Tilki.Tim bir kahkaha daha patlattı. "Kökü sağlam ve sende dostum,yeniden uzar."dedi, Şahin lakaplı Erkut. "Kesin lan zırvalamayı,revirde hemşireler var.Alt tarafı uyanık bir organla,onlardan utanırım.Şunu uyutmanın bir yolunu bulun."dedi,Kadem. Deve Rıfkı "Ben buldum!"dedi heyecanla. "Dandini dandini dastana Danalar girmiş bostana Kov bostancı danayı Yemesin lahanayı Uyusunda büyüsün ninni Tıpış tıpış yürüsün ninni E….. e…e…e… piş...piş..piş...piş"diyerek ninni söyleme başladı. Diğerleri de haykıra haykıra gülerek anında ona eşlik etmeye başladılar. E..e ve piş..piş kısımlarını koro hâlinde söylüyorlardı. “Ulan adamın erkeklik uzvuna ninni söylüyoruz."dedi,Tilki.Hepsi kendinden geçerek çarşafı bıraktıkları gibi gülmekten yerlere yattılar. Yere çakılan Kadem duyumsadığı acı ile "Hıggg!"derken sesi içine kaçtı.Yüzü bembeyaz oldu.Sonrasında "Ulannn!"diye bağırdı.Tim hemen toparlanıp yeniden çarşafı kavradı."Elimde kalacak lan! En çok hasarı sizin yüzünüzden aldı."diye yakındı Kadem. "Ne yapalım oğlum seninki de portatif Çin malı gibi."dedi,Erkut. Tam o sırada eğitim alanının ilerisinde bir araç sesi duyuldu.Toz duman arasından yeşil bir askeri jip belirdi. Direksiyonda Yüzbaşı Aybora vardı.Üzerinde yeşil kamuflaj, gözlerinde karizmasını katlayan siyah bir güneş gözlüğü vardı.İki haftadır timin bilmediği malum görevdeydi. Sessizce gitmiş, sessizce dönmüştü.Jipten indiği anda tim bir anlığına dondu.Bir saniye.İki saniye.Sonra hepsi aynı anda:“KOMUTAAANIIIMMM!”diye bağırdılar. Çarşafı bıraktıkları gibi koşmaya başladılar.Pattt diye duyulan sesin ardından Kadem bir kez daha yere çakıldı.Sesini bile çıkaramadı.Faltaşı gibi açılan gözleri donup kaldı.Erkeklik gururu sekiz şiddetinde bir sarsıntıyla yeni bir hasar almış gibi görünüyordu. Dört yetişkin adam koşarak Aybora'ya sarıldı. Boynuna atlayan oldu, bacağını bile tutan. Aybora birkaç saniye sessiz kaldı. Akabinde "Beyler bu kadar yeter!"iye uyardı. Tim anında geri çıktı.Aybora'nın gözleri en başından beri yerde debelenen Kadem'in üzerindeydi."Kurd'un neyi var?"dedi, ciddiyetle. Tim kıkırdaşmaya başladı. "Kes!Bir şey sordum."diye uyardı Aybora. Anında sustular."Şey komutanım...Kuşu ötmüyor."dedi,Tilki Ferhan.Hepsi gülmemek için dudağını ısırıyordu. "Kaldırıp getirin!"diye emretti Aybora, Musa ve Deve Rıfkı'ya bakarak.Koşarak gidip Kadem'in koluna girdiler ve Aybora'nın karşısına geçtiler."Hoşgeldiniz komutanım."dedi,Kadem bir eliyle baş selamı verirken diğer eli erkekliğinin üstündeydi. "Neyin var?"dedi, Aybora. "Şey komutanım...Erkeklik gururum incınmış.Ama komutanım yalvarırım beni revire götürmeyin.Oradaki hemşirelerden çok utanırım."dedi,Kadem. Deve Rıfkı öne atıldı. "Komutanım bir Gümük Ebe var.Seksen yaşinda bi kadın.Nefesi kuvvetli.Bir şeyler okuyup insanlarin yarasina tükürey. Kadem'in minik kuşuna da tükürse belki yeniden kanatlanır."dedi. "Yalnız,Kurd, kadın istemiyor."dedi,Erkut. "Kadın kördür."dedi,Rıfkı. "Elide mi kör? Neticede elini sürecek."dedi, Tilki. "Minik kuşun şahlanış marşını söylemesi için kadın eli işe yarayabilir."dedi,Musa. "Bence bir çıkıkçı- kırıkçı bulalım."dedi, Tilki.Gülemedikleri için hepsi kıpkırmızı olmuştu ama daha fazla dayanamayıp puskurarak kahkaha attılar. "Hemen cıvımayın lan!"diye kükredi Aybora.Sesindeki otorite ile irkilen tim anında suspus olup duruşunu düzeltti.Aybora keskin gözleriyle hepsini tek tek taradı."Musa,merkezdeki hastaneden, ilgili poliklinikten randevu al ve hemen doktora götürün."dedi,tok sesiyle. "Emredersiniz komutanım!"dedi,Musa. Aybora'nın kriptolu telefonu çaldı.Telefonu cebinden eline alıp ekrana baktığında "Hekimoğlu" ismiyle kaşları havalandı.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD