bc

HERCAİ

book_age18+
575
FOLLOW
6.1K
READ
dark
forbidden
love-triangle
family
HE
fated
forced
opposites attract
badboy
neighbor
mafia
single mother
heir/heiress
drama
tragedy
serious
kicking
small town
cheating
childhood crush
superpower
rebirth/reborn
love at the first sight
affair
surrender
addiction
like
intro-logo
Blurb

Midyat’ın taş konaklarında, herkesin imrendiği bir evlilik yaşayan Dila ve Ciwan, mutluluklarıyla dillerde dolaşır. Ancak bu mutluluk, konağa kuma getirilmesiyle paramparça olur. Dila’nın güveni ve sevinci yerini kırgınlığa bırakırken, Ciwan’ın ihtirasları onu içinden çıkılmaz bir karanlığa sürükler.Konağın kadınları arasında başlayan gizli hesaplaşmalar Jinda’nın ihanetiyle derinleşir. Dila’nın dünyası altüst olurken, geçmişten gelen Baran yeniden karşısına çıkar. Dila, hem kalbinin hem de onurunun sesini dinlemek zorundadır.Berzan, ağalık otoritesiyle kardeşini dizginlemeye çalışsa da Ciwan’ın saplantısı “Benim olanı kimseye yar etmem!” sözleriyle düğün gecesi taş avluya kurşun yağdırır. Tam her şeyin biteceği anda, yıllarca susturulan Jinda tetiği çeker; uğruna hayatını verdiği adamı kendi elleriyle vurur.Ciwan’ın ölümü, Çemşit Ağa’yı felç bırakır, Besna Hanım’ı pişmanlıkla diz çöktürür. Ama Dila için bu kanlı gece, yeni bir başlangıcın işaretidir. Bir yıl sonra kucağında bebeği, yanında Baran ve avluda kahkahalarıyla oynayan çocuklarıyla Dila, “küle dönmüş bir yuvadan yeniden doğan” kadının simgesine dönüşür.Bu hikâye, bir konağın yıkılışını, bir aşkın yeniden doğuşunu ve bir kadının kendi kaderine sahip çıkışını anlatır.

chap-preview
Free preview
Bölüm(1)
Dila, omzuna kondurulan sıcak bir öpücükle gözlerini araladı. Henüz uykunun pusunu üzerinden atamamıştı; perdelerin arasından süzülen loş sabah ışığı, odanın içine yumuşak bir gri serpiştiriyordu. Ciwan, geceliğinin askısını usulca omzundan düşürüp bir öpücük daha bıraktı; dudakları boynuna, yanağına, ardından usulca dudaklarına kaydı. "Günaydın..." dedi Dila, sesi hâlâ uykulu ve biraz buğulu. Ciwan'ın gülüşü dudaklarının kenarına yayılırken o tanıdık, kısık tonda mırıldandı: "Sen uyanırsın da gün aymaz mı, kurban olduğum?" Onu kendine çevirdi, yeniden öptü. Öpücükler ağır ağır derinleşti; nefesleri birbirine karıştı. Dila, dudaklarının arasından yarım bir nefesle, "Ciwan... dur, kızlar gelecek şimdi," diye fısıldadı. "Gelmezler," dedi Ciwan, dudakları hâlâ boynunun sıcaklığında. Burnunu boynuna gömüp derin bir nefes aldı. "Şu kokun için can alır, can veririm..." İkizleri vardı; üç yaşındaki Zerya ve Zarin. Ama Ciwan'ın elleri, bu ihtimali umursamadan Dila'nın teninde geziniyordu. "Dur... yapma," dedi Dila, sesi titrek. Ciwan'ın gülüşü biraz daha derinleşti. "Dün gece öyle demiyordun ama... 'Durma Ciwan, durursan seni vururum,' diyordun. Şimdi ne oldu?" "Edepsiz konuşma Ciwan! Saate bak," dedi Dila, duvardaki saate bakarak. Bakışı saate kayar kaymaz yüzü değişti. "Anam kalkmıştır şimdi!" deyip hızla yataktan fırladı. Ciwan, onun telaşla banyoya gidişini izledi. Dudaklarının kenarında hâlâ yarım bir gülümseme vardı. Yavaş adımlarla peşinden girdi banyoya. Konağın sabah sessizliğinde, su sesiyle karışan hafif bir kahkaha yankılandı. Banyonun buğulu aynasında Dila'nın silueti belirmişti. Saçlarını omuzlarından geriye topluyor, soğuk suyu avuçlarına alıp yüzüne çarpıyordu. Ciwan kapıdan girince başını çevirip sert bir bakış attı. Biliyordu ki yumuşarsa kurtulamazdı. "Ciwan, çık! Anam kalkmıştır diyorum," dedi, havluyla yüzünü kurularken. Ciwan, onun sözlerini duymamış gibi ağır ağır yaklaştı. "Bırak anamı... Benim gözüm senden başka bir şey görmüyor," dedi. Havluyu elinden aldı, kenara bıraktı. Dila'nın sırtını hafifçe duvara yasladı; parmakları beline yerleşti. "Ciwan... yapma, bak biri gelir şimdi," dedi Dila, ama sesi kendi sözlerini boşa çıkaracak kadar titrek ve yumuşaktı. Ciwan, dudaklarını boynuna yaklaştırdı. "Bu koku... vallahi beni deli ediyor," diye mırıldandı. Ellerinin sıcaklığı belinden yukarı doğru ilerlerken Dila'nın nefesi hızlandı. Bir an göz göze geldiler; Ciwan'ın gözlerindeki o tanıdık kıvılcım, sabahın serinliğini eritip yok etmişti ki... Tam o sırada koridordan ince bir ses duyuldu: "Anneee..." Dila hızla Ciwan'ı itti. "Gördün mü! Dedim sana," diye fısıldadı; ama dudaklarının kenarında istemsiz bir gülümseme vardı. Ciwan kapıya yöneldi. Kolunu kapı pervazına yaslayıp başını yana eğdi. "Tamam... ama bu yarım kaldı, Dila. Gece geldiğimde devamını alacağım," dedi. Ve çıktı. Banyoda yalnız kalan Dila, hâlâ hızlanmış nefesiyle aynaya baktı; gözlerinde hem telaş, hem de biraz önce kesilen anın yarattığı sıcaklık vardı. Dila, hızla üzerini giyip saçlarını aceleyle topladı. Elbisesinin eteği adımlarına yetişemeden odadan çıktı, uzun koridorda hızlı hızlı yürüyerek Zerya ile Zarin'in odasına girdi. "Ooo... bakıyorum da yine savaş çıkmış burada," dedi, gülümseyerek. Küçük oda darmadağınıktı; bir köşede pelüş ayılar devrilmiş, battaniyeler yerlere sarkmış, iki minik prensesin saçları da sanki rüzgârda savrulmuş gibiydi. Zerya, elinde oyuncağıyla masum masum bakarken Zarin dudaklarını büzüp gözlerini kaçırıyordu. "Hadi bakalım, giyinelim," dedi Dila, kollarını sıvayarak. Minik kolları kazağın içine geçirip düğmeleri iliklerken, kızların o mis kokusunu içine çekti. "Siz var ya... insanı hem yorar hem de dünyanın en mutlu insanı yaparsınız," diye içinden geçirdi. Kızları giydirip saçlarını taradıktan sonra, minik ellerinden tutup aşağıya indirdi. Ahşap merdivenlerde topuklarının tıkırtısı, sabahın sessizliğine karışıyordu. Mutfak kapısını açtığında, karşısında kayınvalidesi Besna Hanım'ı gördü. Yılların ağırlığını taşıyan ama hâlâ dimdik duran kadın, ocaktaki çayın buharı arasında torunlarının gelişini fark edip gülümsedi. "Günaydın, ana," dedi Dila, hafif başını eğerek. "Günaydın, buke... Kızlar uyutmadı herhalde seni? Yoksa sen bu saate kalmazdın," dedi Besna Hanım, göz ucuyla torunlarına bakarak. Dila, dudaklarının kenarında hafif bir tebessümle, "Öyle oldu, ana... Uyumadılar. Beni de uyutmadılar," dedi. Ama içinden "Oğlun uyutmadı" demek geçti; dilinin ucuna kadar geldi ama yutkundu. O sırada Zarin, annesine bakıp cıvıldadı: "Yo, ben uyudum!" Besna Hanım, torununa dönüp gözlerini kısarak sordu: "Öyle mi kuzum, uyudun mu sen?" Zarin kıkırdayınca yaşlı kadın onu kucağına aldı, kokusunu içine çekti. "Ana, siz içeri geçin. Biz Arjin'le kurarız şimdi masayı," dedi Dila, nazik ama kararlı bir tonla. Besna Hanım torununu severken başını salladı. "Tamam, büke," dedi ve ağır adımlarla oturma odasına geçti. Dila, o sırada mutfağın ortasında bir an durdu; derin bir nefes aldı. Birkaç dakika önce banyoda kesilen o anı hatırlayınca dudaklarının kenarında belli belirsiz bir gülümseme belirdi. Ardından önlüğünü taktı, yeni bir güne başlamanın telaşıyla tezgâha yöneldi. Dila, tezgâhın başında tabakları dizerken mutfağa Arjin girdi. Elinde ekmek sepeti, yüzünde hafif uykulu ama muzur bir gülümseme vardı. "Yengeee..." diye seslendi, ekmekle'ri masaya yanına bırakarak. "Ne var?" dedi Dila, bakışlarını masaya çevirmiş halde. Arjin, başını hafif yana eğip Dila'nın boynuna dikkatle baktı, sonra kahkahayı patlattı: "Abim yine izini bırakmış," dedi, kahkahası iyice yükselerek. Dila, bir an ne dediğini anlamadı. Sonra elini boynuna götürünce hafifçe irkildi. "Hiii! Deme kız! Hiç fark etmedim..." dedi, yüzü kızararak. Hemen ocağın üzerindeki küçük aynaya doğru eğildi. Morluk, açık teninde bariz belli oluyordu. "İnşallah anam fark etmemiştir," diye mırıldandı. Arjin kahkaha atmaya devam ederken, Dila hızla saçlarını açtı; gür saçlarını omuzlarına ve boynuna düşürüp morluğu kapattı. "Tamamdır... Şimdi bir şey görmez," dedi, yarı ciddi yarı gülerek. Arjin ise göz kırptı: "Yenge, boşuna uğraşma... O iz sen saçlarını toplasan'da, açsan'da bırakılma şekliyle belli oluyor zaten," deyip yine güldü. Dila, gülmemek için dudaklarını ısırdı. "Arjin, vallahi var ya... senin dilin bir gün başına iş açacak," dedi, ama sesindeki gülümseme saklanamıyordu. İkisi beraber masayı kurmak için hazırlıklara devam etti; tabaklar, bardaklar avludaki masaya dizilirken mutfakta hem kahkaha hem de çayın buharı yükseliyordu.

editor-pick
Dreame-Editor's pick

bc

Ağanın Sözde Karısı

read
87.0K
bc

MARDİN KIZILI [+18]

read
546.3K
bc

CEO'NUN FİRST LADY'SI (+21)

read
56.0K
bc

EFSUN: AĞANIN GELİNİ

read
29.2K
bc

AŞKLA BERDEL

read
91.4K
bc

HÜKÜM

read
230.3K
bc

Bal dudaklım (Ağır bedeller)+18

read
35.4K

Scan code to download app

download_iosApp Store
google icon
Google Play
Facebook