|HÜKÜM|

1139 Words
Çoğu şey beklenmedik gelişebilir elbette ancak Berçem için olanlar bir felaket niteliğindeydi. Başına kara yazma bağladılar andan itibaren tek başına kaldığını anlamıştı ve bununla nasıl başa çıkması gerektiğini bilmiyordu. Öğrenmek zorunda kalmak ise anne ve babasını kaybettiğinde başlayan bir şeydi. Gören gözler ona acıyor, sırtını okşayan eller bile ona acıyarak dokunuyordu, merhametten çok uzak bu destek olma amaçlarının aslında kendi hallerine şükretmek olduğunun farkına olacak kadar büyütmüştü hayat onu. Ağlayan kadınların neden ağladığını ise hâlâ bilmiyordu... Hiçbirini tam olarak tanımıyordu... BERÇEM Dedemin toprağa verdim. Fanı dünyadaki tek dayanağımı başıma örtülen kara yazma gibi kara bir toprağa gömdüler. Nasıl başa çıkılır bu acıyla? Nasıl olur da tek başıma kalmama izin verir hayat? Önce annem ve babam, arkasından dedem... İyi de ben şimdi ne yapacağım? Sorular, paniklemiş şekilde aklımda bir oraya bir buraya sertçe çarpıyorlardı. Cevap bulamadıkça canım yanıyordu. Eve doğru benimle birlikte yürüyen kadınların bazıları kollarıma girmişlerdi. Belki girmeseler kendimde ayakta kalacak gücü bulabilirdim ama onların beni taşımak için böyle gönüllü oluşları beni feryat etmeye ve dizlerimde gücü çekmeye itiyordu. Bu benim hakkım gibi geldiği için direnmiyordum, güçlü kalmak gibi bir çabam yoktu. Benim hakkımda fısıldaşmaları elbette duyuyordum, bunu çekinmeden yapıyorlardı ve söylediklerini saklama gibi bir kaygı içinde de değillerdi. 'Vah vah! Gencecik yaşta tek başına kaldı!' 'Eğer bir sahip çıkan olmazsa kızcağızın hali nice olur?' 'Hiç akrabası yok mu ki? Şimdi bu kız ne yapacak? Baş göz etmek gerekir ki başında bir beyi olsun.' Arka arkaya sıralanan ve benim karar veremeyeceğim düşünerek benim geleceğim hakkında karar vermeye başlayan insanlar... Bir sürülerdi, onlara tek bir cümle edemeyecek kadar çaresiz hissediyordum ve güçsüzdüm. Belki de birilerinin benim hayatım hakkında benim yerime karar vermesi daha iyiydi. "Biraz olsun utanmanız yok mu sizin? Kızcağızın halini görmez gibi kulağı duya duya konuşuyorsunuz. Dilinizi tutamıyorsanız bari biraz sessiz olun. Daha yası bile bitmeden neyin derdine düştünüz. Madem o kadar acır, haline üzülürsünüz akşam ne yiyecek onu düşünün. Gece uyurken yanında kalmak gerekir mi onu düşünün! Koskoca kadınlarsınız. Hiç mi örf adet terbiye bilmezsiniz!" Bu sesi tanıyordum, tam arkamdan benimle birlikte gelen Narin'in sesiydi bu. Benden bir yaş büyüktü, fakir de sayılmazdı ama orta halli de denmeyecek kadar kıt kanaat geçinen bir ailenin tek çocuğuydu. Narin, lafını pek esirgemezdi, annesi bu yüzden onu hep uyarır ve azarlardı ama Narin yapacağından şaşmaz, doğrularından vazgeçmezdi. Koluma giren kadınlardan birini nazikçe itip benim koluma o girdi. Diğer kolumda da bu sefer annesi kendisini gösterdi ve beni tanımadığım kadınların elinden kurtardılar. "Kulak asma onlara, ne dediklerini bilmezler. Her zaman böyleler bilirsin, ağızlarına sakız ettiler iyice her şeyi." Narin beni ne kadar sakinleştirmeye ve teskin etmeye çalışırsa çalışsın konuşan kadınlardan bazılarının haklı olduğunun farkındaydı: "Hepsi de haksız sayılmazlar Narin. Eninde sonunda olacak olan o değil mi? Başımda bir bey dursun diye beni evlendirecekler. Üstelik beni çok önemsemedikleri için kiminle evlendirecekler de korkunç bir muamma taşıyor. Yaşlı birinin karısı yaparlarsa ne ederim? Kıyarım canıma vallahi!" "Sakın!" dedi Narin'in annesi Fatma Teyze, "Aman diyeyim kızım! Öyle büyük günaha girilir mi hiç? Hem dur bakalım, hele bir görüşelim konuşalım elbet bir akıl yolu bulunur ne olacağıyla ilgili. Yelkenleri hemen suya indirmeyesin." diye de ekledi ancak o da benden daha iyi biliyordu ki akıbetime Elazığ'ın buraya en yakın mevkiğindeki ağalar bir araya gelip öyle karar vereceklerdi. Bir garibanın yetim ve öksüz torunu için kim neden kafa yorsun? İlk isteyene verirler... Yine de tek kelime etmeden, sanki Fatma Teyze beni sakinleştirmeye başarmış gibi görünecek adımlarımı atmaya devam ettim. Gözlerim, göz kapaklarım kapanıp açıldıkça yanıyordu. Bir uyku hasretim vardı elbette ancak açıdan uyuyamıyordum ve ağlamam sesli ya da sessiz hiç inmeden sürüyordu. Köyün mezarlığında eski püskü evimize dönünce, dedemin artık bu evde olmayacağını bilmek beni daha da dermansızlaştırdı. Bacaklarım bir anda yapmaları gereken şeyi unutmuş gibi hissizleştim ve sendeledim. İki kolumdan beni tutan Fatma Teyze ve Narin kollarımı daha da sıkı tutarak ayakta tutmaya çalıştılar. Kendime gelerek evin kapısından içeriye girdim. Tahta zeminden çıkan adım sesleri kulağıma geldikçe artık bu seslerden dedemin yavaş adımlarını işitmeyeceğimi bilmek beni daha da mahvetti. Bir koltuğa beni oturttular. Tüm kadınlar sırayla kara betondan yapılma lavabodan abdest aldılar ve dua etmeye hazırlanıyorlardı. Birkaç yardım etmek isteyen kadında evlerinden helva kavurma için gereken malzemeleri yüklü bir miktarda getirmişlerdi. Benim yerime her şeyi hallettileri için onlara minettardım. Ben onları sessizce izlerken Narin'in babası eve girmiş, Fatma Teyze ile konuşuyordu. Arada bir bana bakıyorlar ve sonra gözlerini benden kaçırarak konuşmaya devam ediyorlardı. Narin yanıma oturup da elimi tutunca anne ve babasını gösterdim ona başımla: "Başka bir şey mi var yoksa?" diyerek halsiz bir biçimde sordum. Narin işe omuz silip bilmediğini belli etti. "Boşver sen ne konuşuyorlar diye düşünmeyi. Birazdan dua etmeye başlayacaklar, ardından bir şeyler ve biraz uyu. Annemle birkaç gün sen kendini daha iyi hissene kadar seninle birlikte kalacağız." "Uyumak istemiyorum ki Narin, sanki yastığa kafamı koysam çok büyük bir günah işleyecekmişim gibi hissediyorum." "İyice güçsüz düştün. Vallahi bir şey olacaksın diye endişe ediyorum. Zaten bir deri bir kemiksin, iyice kendini harap edersen düşüp kalacaksın bir yerlere." "Şanslıysam bir yerlere düşüp kalırım ve bir daha kalkmam." "Demesene şöyle şeyler!" "Ne diyebilirim ki? Önce annem ve babam göçüp gitti, şimdi de hayatın bana bıraktığı tek kişiyi, dedem göçüp gitti. Nasıl öldüğünü sorarım, tam anlatmazlar... vurulmuş der geçerler..." "Nasıl öldüğünü bana da söylemediler. Başka yerlerden gelen avcılar bölgeyi tanımadıkları için, o saatte köye o kadar yakın avlanmamaları gerektiğini bilmediğinden yanlışlıkla vurup kaçmışlar denildi. Daha fazlasını bilmem, büyük ihtimalle daha fazlasını kimse de bilmez." "Daha fazlasına gerek de yok zaten... Bari yaralı dönseydi dedem... Hayat bana bunu bile söyletti. Keşke odun toplamaya ben gitseydim onu dinlemeyip. Belki bana isabet ederdi de bu işkenceyi yaşamak zorunda kalmazdım." Gözyaşlarım yeniden gözlerimde hakimiyet kurarken Fatma Teyzenin adımları bize doğru yaklaştı. Zafer Amca ona ne dediyse yüzü bembeyaz kesilmişti adeta. Konunun benimle ilgili olduğu aşikârdı ama daha kötü başıma ne gelebilir diye düşünmekten kendimi alıkoyamıyordum. "Berçem..." "Her ne ise hızlı söyleyesin Fatma Teyze, yavaş söylediğinde yükü daha ağır biniyor omuzlarıma. Daha fazla kırılmam gayrı..." Fatma Teyze karşımda avuçlarını ovuştururken dudaklarını yaladı ve en sonunda yanıma oturup ellerimi kendi ellerinin arasına aldı. Gözlerimin içine baktıktan sonra konuşmaya başladı: "Bilirsin, kimsesiz olduğundan hakkındaki kararı ileri gelenler kimse onlar alacaklar. Toplanmışlar dedi Zafer, kiminle olacağı belli değilmiş ancak biriyle izdivacına karar vermişler... Dua edelim de kadir kıymet bilecek biriyle evlendirsinler seni. Senin gibi halden anlayan birini nasip etsin Allah sana kızım..." Berçem'in o an aklından geçen şeyler birden kaskatı kesildi ve kendisi gibi düşünceleri de oldukları yere mıhlandılar. Ne bir soluk, ne bir ses, ne bir görüntü... Bir anlığına hepsi yok olmuştu. Tüm ailesini kaybetmiş bir kızın hayatını devam ettirebilmesi için verilen karar onu içten içe rahatsız etti. Bir el uzatmak yerine kendisinin sahip çıkılması ve sahip çıkılmazsa çok kötü şeylere yol açacakmış gibi başında bir adam bulunmasını istemeleri aşağılayıcı buldu ama tek kelime etmedi. Berçem de Miran da yaşanacaklardan habersiz çıkacak kararı bekliyorlardı. Kader pusudaydı ve ikisi de oldukça savunmasız bir şekilde açık hedeftiler... Ya nefret için ya aşk için... Önce hangisi vuracaktı?
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD