
Genç bir kız…
Hayalleri, umutları ve henüz sınanmamış bir kalbiyle ailesinin korunaklı dünyasında yaşayan Eylül Aslan. Hayat onun için planlı, düzenli ve güvenlidir—ta ki yolu, asker olan abisinin görev yaptığı yere düşene kadar.
Eylül, attığı o ilk adımın hayatını kökünden değiştireceğini nereden bilebilirdi ki?
Bilmediği bir şey daha vardı: Bu yol, onu en zorlu sınavlarla, en keskin acılarla ve en derin duygularla tanıştıracaktı.
O artık sadece umut dolu bir genç kız değil…
Zekâsı, kararlılığı ve adalet duygusuyla yükselen bir başsavcı: Eylül Aslan.
Ve karşısında…
Kalbini yıllar önce toprağa gömmüş, geçmişin yaralarıyla sertleşmiş bir adam.
Yüzbaşı Tugay Bozkurt…
Soğuk, mesafeli, gaddar…
Onun için hayat tek bir şeyden ibaretti: Vatan.
Ama bazı savaşlar cephede verilmezdi.
Bazı yaralar kurşunla değil, duygularla açılırdı. Peki… bir çift kahverengi göz, yıllardır kimseyi yaklaştırmayan o kalenin kapılarını aralayabilir miydi?
Vatanı için yanıp tutuşan bir adam…
Aşk için de yanabilir miydi?
Tugay, hayatının değişimine adım adım şahit olurken, Eylül ise aşk ile görev arasında kalmanın ne demek olduğunu öğrenecekti.
Çünkü bazı hikâyeler… Sadece sevilmekle değil, birlikte savaşmakla yazılır.

