5. Bölüm

1757 Words
Sabah erkenden kalkıp yürüyüşe çıkmıştım, her taraf taş evdi ve buranın mimari dokusuna bayılmıştım. Bugün izin günümdü, yarın yine kalkıp işe gidicektim. Birkaç hafta görev yoktu, yani ani bir şey olmadığı sürece rahattık. Bora ile görüşmek zorunda kalmayacağım için mutluydum, eve gidip hızlı bir duş aldım ve hazırlanıp yola çıktım. Karşı komşuyu o günden sonra pek görmemiştim, yılışık bir herife benziyordu. Misafirliğe elim boş gitmeyi sevmediğim için giderken bir şeyler almıştım Gökçe için. Lojmanın otoparkına girerken Bora üsteğmeni gördüm binanın kapısında, yine güneş gözlüğünü takmış havalı havalı yürüyordu. Arabadan inip bagajdaki hediyeleri aldım, Bora’ya baktım daha sonra. “Günaydın.” Dedi düz bir sesle ve yan tarafımdaki son model porche arabanın kilidini açtı. “Günaydın.” Dedim şaşkın bir ses tonuyla, bu adam asker maaşıyla bu arabayı nasıl almıştı? Beni umursamadan arabasına binip son gaz çıktı otoparktan, demek Hazal’ın bahsettiği karşı komşu Bora’ydı. Kendimi toparlayıp Gökçe’nin adının yazılı olduğu dairenin ziline bastım, kapı açılırken merdivenleri ikişer üçer çıkmaya başladım. Gökçe kapıda gülerek karşıladı beni. “Hoş geldiniz doktor hanım, buyrun içeri geçin lütfen.” Ayakkabılarımı çıkarıp içeri geçtim, Gökçe sıkıca sarıldı bana. İçeriden harika kokular geliyordu, hediyeleri Fökçe’ye uzatıp içeri geçtim. Vay canına, bu kız asker olmasına rağmen epey becerikliydi de. “İnanamıyorum Gökçe, bunların hepsini tek başına mı hazırladın?” Gülerek onayladı beni ve oturmam için eliyle işaret verdi. Birlikte masaya otururken bende çayları dolduruyordum. “Nasılsın, alışabildin mi buralara?” Çayımdan bir yudum alırken omuz silkip tabağımı doldurmaya başladım. “Yani alışıyorum gibi, küçüklüğümden beri sürekli yeni ülkelere yeni şehirlere taşındığım için bu duruma adapte olmam kolay oldu aslında.” Gökçe’de benim gibi tabağını doldururken anlamaz gözlerle baktı bana. “Nasıl yani? Babanın asker olduğunu duymuştum ama hep Türkiye’de yaşadığınızı sanıyordum.” Kafamı iki yana salladım. Keşke herkes gibi düz sabit bir hayat yaşasaydım ama öyle olmamıştı. “İlk 5 yaşıma kadar Türkiye’de yaşadım aslında, daha sonra babam yurtdışı görevleri için Almanya’ya taşındık. Bu görev için babam beni uygun gördü ve hazırlanmam için eğitimler almaya başladım, ilk 8 yaşında aldım silahı elime. Küçüklüğümden beri hep doktor olmak istiyordum, babam bu hayalimide gerçekleştirmem için elinden geleni yapmıştı.” Gökçe’nin kaşları çatıldı. “Bu senin için çok ağır olmalı.” Kafamla onu onaylarken salatalığı ağzıma attım. Gökçe tekrardan devam etti. “Peki annen, o bu duruma karşı çıkmadı mı?” Gözlerimi ondan kaçırıp sertçe yutkundum. “Annem yok.” Dedim kestirip atarak, gözlerinde pişmanlık duygusu belirirken elini tutup sıktım. “Sorun değil.” Tekrardan gözlerime baktı, bir şeyler sormak istiyordu ama emin olamıyordu. “İstediğini sorabilirsin, Bora üsteğmenin bunun için görevlendirdiğini biliyorum.” Gökçe afallayarak bana bakarken gözlerini kaçırdı benden, doğru bir noktaya parmak bastığımı daha net anlamıştım. “Ben.. özür dilerim. Seni gerçekten sevdim hatta üsteğmen söylemesede çağırmayı düşünüyordum.” Koluna dokunum sıktım hafifçe, sorun olmadığını anlaması için. “Önemli değil, gerçekten. Beni tanımıyorsunuz sonuçta, istediğini çekinmeden sorabilirsin.” Gökçe gülümseyerek çayından bir yudum aldı. “E anlat o halde, kimsin nerelisin, sevgilin varmı? Hayat serüvenini dinlemek için sabırsızlanıyorum.” Gülerek derin bir nefes aldım ve en başından başladım hikayeye. “Aslen Rize’liyiz, dedemin Rize’de tersanesi var ama babam pek ilgilenmiyor. Emekli olunca işlerin başına geçmesi için dedem ısrar ediyor ama babam pek kabul edecek gibi değil. Amerika’da doğdum, bu yüzden çifte vatandaşlığım var ama doğduktan birkaç ay sonra Ankara’ya gelmişiz, daha sonra görev için Hakkari’ye taşındık. Hamdi amcam ve babam o zamanlardan beri çok yakınlar, Hazal ve Hazar ile çocukluktan arkadaşız. 4-5 yıl kadar Hakkarideydik, daha sonra babam yurtdışı görevi için Almanya’ya taşındı. Eğitimlerimde birkaç ay sonra başlamıştı, ilk ve ortaokulu Almanya’da bitirdikten sonra İtalya’ya taşındık. Liseyi orada bitirip üniversite için tek başıma İngiltere’ye taşındım. İlk 5 yılın ardından uzmanlık için Amerika’ya taşındım, babam sık sık yanıma geliyordu. Noah ile Amerika’da tanıştık, birkaç yıl benimle birlikte olmak için bekledi hepsi görevin bir parçasıydı aslında. 3 yılın sonunda onunla birlikte olmayı kabul ettim, 1 yıl kadar beraberdik buraya gelirkende ayrıldım ondan.” Gökçe burukça gülümsedi ve elimi tutup sıktı. “Sen çok güçlü bir kadınsın Adel, senin yerinde bir başkası olsa bu kadar şeyi kaldıramazdı.” Ben küçüklüğümden beri böyle yetiştirilmiştim, benim yaşıtlarım bebekleriyle oyunlar oynarken ben dövüş dersleri alıyordum. “Peki ya Liam, onunla ne oldu?” Burukça güldüm ve çayımdan bir yudum alıp arkama yaslandım. “Almanya’ya taşındığımızda tanışmıştık, oradaki tek arkadaşımdı çünkü sadece o ingilizce biliyordu. Ortaokulun sonuna kadar birlikteydik, çok güzel bir arkadaşlığımız vardı. Hazal ve Hazar’ın boşluğunu onunla dolduruyordum. Herkes arkadaşlığımızı kıskanıyordu ama bizim aramızdaki bağa kimse zarar veremiyordu. Lisede benim için İtalya’ya geldi son sınıftaydık, Liam bana karşı duygularını itiraf etmişti ama ben arkadaşlığımıza zarar gelmemesi için emin olamadığımı söylemiştim. Evet onunlayken çok iyi hissediyordum, mutluydum. Liam babasının işleri dolayısıyla bir süre Almanya’ya dönmüştü, onu özlediğimi hissediyordum. Geri döndüğünde onunla birlikte olmayı kabul edicektim ama.. o hafta Türk konsolosluğuna ve Türkiye’de ki sınır bölgesine bir saldırı düzenlendi. Babam bunların sorumlularının cezasını kesmek için gece gündüz demeden çalışıyordu, bunların sorumlularını yakaladığındaysa.. Liam’ın dedesini öldürdüğünü öğrendim. Bütün hayatım.. bütün her şeyim alt üst olmuştu, en yakın arkadaşımın dedesi bir haindi. O günden sonra ondan uzak durmaya başladım, bunun nedeni olarak bana olan duyguları olduğunu sandı ama işin gerçek yüzü bu değildi. Dedesinden sonra Liam’ın babası işlerin başına geçti, benimle tekrardan barışmak eskisi gibi olmak için çok uğraştı halada uğraşıyor ama buna izin veremem.” Gökçe şaşkınca bana bakıyordu, en yakın arkadaşımı kaybetmek benim için çok zor olmuştu. Uzun bir süre bu durumu atlatamamıştım, Liam artık ailemden birisi gibi olmuştu çünkü. “Peki ya o da dedesi ve babası gibi kötü birisi mi sence?” Güldüm, Liam karıncayı bile incitemezdi. O babası ve dedesi gibi değildi, annesi gibiydi. “Abisi babası ve dedesi gibi ama o asla kötü birisi değil, çok düşündüm. Onunla tekrardan konuşmak istedim ama babam dedesini öldürdü, bunu öğrendiğinde bana nasıl bir tepki vereceğini tahmin edemiyorum.” Gökçe tekrardan elimi sıktı. “Peki ya gerçekten ona karşı bir şeyler hissediyor musun?” Biraz duraksayıp düşündüm, kafamı iki yana salladım. “Ben hayatım boyunca hiç aşk duygusunu tatmadım, evet Liam’a güveniyordum onu gerçekten çok seviyordum ama Hazal ve Hazar’a nasıl hissediyorsam onada aynı şekilde hissediyordum. Aşk.. yapmam dediğin her şeyi yaptırır insana, fedakarlık yapmaktır, sürekli onu düşünmek merak etmektir. Bu zamana kadar kimse için böyle bir şey hissetmedim.” Bir yandan kahvaltımızı yapıp bir yandan da sohbet ederken aklıma takılan bir soruyla Gökçe’ye döndüm. “Peki ya sen Teğmen Gökçe Cenk, senin kalbini attıran birileri oldumu hiç?” Sertçe yutkunarak çatalını tabağına bıraktı. “Yani.. aslında.. ben.. hiç aşık olmadım ama.. aşık nasıl olunur bilmiyorum.” Sırıtarak Gökçe’yi inceliyordum, sanki kafasında birilerini düşünüyor gibiydi. “Bence birazda olsa kafanı karıştıran birileri var gibi.” Panikle bana baktı, bingo.. doğru bir noktaya değinmiştim. Gökçe’ye yaklaşıp güven vermek için elini tuttum. “Merak etme Gökçe, burada konuşulanları ikimizden başkası bilmeyecek. Hem kafan karışıyorsa benden yardım alabilirsin.” Güldü, biraz daha rahatlamıştı. “Aslında.. var ama.. tam emin olamıyorum, yani beni çok sinirlenriyor. Sürekli kavga edip duruyoruz ama olur olmadık yerlerde aklıma geliyor.” Tahmin ettiğim kişiden bahsediyordu. “Peki sana yaklaştığında, yada ne bileyim onu düşündüğünde heyecanlanıyor musun?” Burukça gülerek onayladı beni. “Peki merak ediyor musun sürekli.” Tekrar onayladı beni, heyecanla ayaklanırken elinden tutup kaldırdım onu ve sıkıca sarıldım. “Tebrikler Gökçe Cenk, siz baya baya Teğmen Oğuz Cenk’ten hoşlanıyorsunuz.” Panikle etrafına baktı. “Adel, sessiz ol.. sakın.. yok öyle bir şey. Hem o inatçı herif aşık olmak nedir bilmez bile.” Heyecanla baktım yüzüne, omuz silkerek tekrar yerime oturdum. “Bence yanılıyorsun ama.. eğer öyleyde bile ona aşık olmak ne demek öğretirsin. O da duygularından emin olup kapana kısılır ve sana itiraf etmek zorunda kalır.” Gökçe merakla anlattıklarımı dinlerken uzun uzun taktikler verdim ona, beni dikkatle dinlemişti. Kahvaltı masasını toplayıp kahve yapmak için mutfağa giderken aşağıdan büyük bir çığlık geldi, Gökçe hızla silahını alıp kapıya doğru koşarken bende arkasındaydım. Tam kapıya çıktığımızda Oğuz’da aynı anda kapıya çıkmıştı, hep birlikte merdivenlerden aşağı koşarak indik. Kapının önünde yaşlı bir kadın yerde boylu boyunca yatıyordu, torunuda yanıbaşımda ağlayarak çığlık atıyordu. Hızla kadının yanına gidip nabzını kontrol ettim önce, nabız yavaştı. Gökçe kızı korkmaması için sakinleştirirken Oğuz’a baktım. “Oğuz ambulansı ara hemen.” Herkes başımıza toplanırken kadının solumunu kontrol ettim. Nefes alamıyordu ve çarpmanın etkisiyle kafasını çok sert bir şekilde vurmuştu. Kalbi durmuştu ve acil müdahale etmem gerekiyordu. Tam önümüzde ani frenle duran arabaya baktım, Bora hızla arabadan inip yanıma geldi. “Oğuz dağıt şu kalabalığı!” Oğuz Bora’nın dediğini yaparken bana baktı. “Arabaya bindirelim.” Kafamı iki yana sallayıp arabamın anahtarını ona uzattım. “Nefes alamıyor, kalbi durmuş burada müdahale etmem gerek. 10 dakika içerisinde beyin ölümü gerçekleşicek.” Herkes bizi izliyordu. “Bagajda ilk yardım çantası var, Ömer’in yardımı lazım.” Ben sözümü bitirmeden Ömer koşarak gelmişti. Bora bagajdan çantayı getirirken bende kalp masajı yapıyordum. “Aspirasyon sondası eldiven ve konnektörü çıkar Ömer.” Ömer şaşkınca bana bakıyordu. “Burada mı aspire ediceksiniz.” Uzattığı eldiveni giyip ona baktım. Çarpmanın etkisiyle ağzı kitlenmiştiü. “Başka çarem yok, 8 dakikamız kaldı.” Sondayı boğazına açtığım delikten içeri sokup solumum yolunu tamamen açtım. Hayata dönmüştü, kalbi atıyordu. Ambulans çok geçmeden gelmişti, ilk yardım ekibi hızla yanımıza gelirken şaşkınca bana bakıyorlardı. “Hale hanıma bilgi veriyorum, yol boyunca oksijeni sakın kesmeyin.” Paremedikler beni onaylarken kadını ambulansa bindirdiler. Herkes birden beni alkışlamaya başlarken şaşkınca etrafıma bakıyordum, iki dakikada terlemiştim. Küçük kız korkuyla yanıma gelirken eğilip onunla aynı hizaya geçtim. “Merak etme, yaşıyor iyi olucak.” Göz yaşlarını silip boynuma sıkıca sarıldı. “Teşekkür ederim, bende büyüyünce sizin gibi doktor olacağım.” Gülerek saçlarını okşadım. “Desene meslektaş oluyoruz seninle.” Kızın anne ve babası koşar adım yanımıza gelmişti, Ömer onları bilgilendirirken derin bir nefes alıp Bora’ya baktım. Beni izliyordu, sanki ufakta olsa bir hayranlık sezmiştim bakışlarında. “Bora, iyi misin canım?” Arabasından inen kadına baktım, siyah saçlı güzel bir kadın vardı arkasında. Üzerinde siyah mini bir elbiseyle çok seksi görünüyordu, sanırım sevgilisiydi. Gözlerimi kadından çekerken arkamdan koşar adım gelen ikizlere baktım. “İyi misin sarı?” Dedi Hazar endişeli gözlerle, gülümseyerek onayladım onları. Semra teyze camda bizi izliyordu. “Kız pulli, buraya gel hemen.” Emir büyük yerden gelmişti. Gökçe’ye sarılıp veda ettikten sonra hep birlikte üst kata doğru çıkmaya başladık. Bora arabayı park ettikten sonra yanındaki kadınla birlikte kendi evine çıktı. “Ah eşek sıpası, madem buraya geliyorsun insan yanıma uğrar. Yok yok sen iyice hayırsız evlat oldun. Alparslan Kara’yı aramamın vakti gelmiş sanırım.” Panikle Semra teyzeye baktım. “Sakın Semrakuş valla buraya gelirse kök söktürür bana.” Beni nasıl tehdit etmesi gerektiğini çok iyi biliyordu. Bir süre daha onlarda oturduktan sonra eve geçtim ve akşama kadar kendimi teslim odama kapattım. Daha iyi bir haftasonu olamazdı.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD