11.Bölüm

1525 Words
Hayat kalbin kıpırtısından ibaretti.. Teklerdi kalp severdi, Teklerdi ve dururdu.. Veda ederdi. -------------♡------------ Geceler neden sabah olmuyor anne? Bu kararan günlere güneş yakın öyle değil mi? En son anneme bunları sormuş ve ayrılmıştım mezarının yanından. Çocukken çok korkardım mezarların yanından geçmekten.Annemde korkmamam gerektiğini bizim asıl evimizin orası olduğundan bahsederdi. Anlamamıştım tabi çocuk aklımla... Ama şimdi o kadar iyi anlıyordum ki.. Benim için en sıcak mekân, evde kimseyi üzmemek için tuttuğum dertlerimi döktüğüm,sarıldığım, ağladığım, güldüğüm evimizin bir köşesi haline gelmişti burası. Sadece bazen sorduğum sorulara cevap alamamak üzüyordu beni. Ama orda olduğunu çok daha güzel yerlere gittiğini bizimde nihayetinde oraya asıl memleketimize gideceğimizi bilmek bana çok rahatlık veriyordu. Vuslat bu dünyada bize verilen en büyük nimetlerdendi belkide... Bana tuhaf bakışlarla bakan taksiciyi umursamadan ücreti ödeyip indim arabadan.Bu halde otobüse binemeyeceğime göre mecburen taksiye binip kazık yemek zorunda kalmıştım. Kararmaya yüz tutmuş havaya bakıp iç geçirdim. Şimdi asıl zor kısıma gelmiştim. Emreyi ikna etmek.. Yolda Aslıya mesaj atmıştım ve oda annesinin evde olmadığını söyleyip evlerine çağırmıştı. Annesi olsaydı asla gitmezdim.Çünkü kadın beni resmen bakışlarıyla eziyordu. Bazı annelerin kalplerinden taşan sadece kendi çocuğuna değil bütün çocuklara yetecek kadar şefkati oluyordu.Benim annem gibi.. Bazılarıda işte böyle sanki birisi cımbızla çekip almış gibi yüreğinde hiç şefkat duygusu barındırmıyordu. Çaldığım zilin sesiyle hemen kapıda biten arkadaşıma minnetle tebessüm ettim.Kesin telaşlanmış içi içini yemişti. "Hiiiiii bu ne hal!! Hüma sırılsıklam olmuşsun geç çabuk içeriye." Sanki onun demesiyle hatırlamış gibi hafiften sıtmalanmaya başladım.Beni acele içeri sokup kendi kıyafetlerinden verdi.Allah'tan bedenlerimiz uyuyordu da böyle durumlarda sıkıntı yaşamıyorduk. Islak kıyafetler için elime poşet verdiğinde bende aceleyle üzerimi değiştirdim.Salona geçip oturduğumda evin içi sıcak olmasına rağmen ufoyu alıp tepeme taktı. "Sen şimdi ısın bende gidip sıcacık kahve yapayım." Cevap vermemi beklemeden acele adımlarla mutfağa gittiğinde bende telefonuma sarıldım.Birazdan Aslıya anlatıcaktım ve fikrim değişmeden Neriman Hanıma yanıt vermem gerekiyordu. Klavyedeki yerini şaşıran parmaklarıma sebep soğuktan titremelerimi yoksa yazacağı cevabın ağırlımı bilmiyordum ama bir an önce cevap yazmam gerekiyordu. Hem duygularımı hemde mantığımı bir kenara bırakıp ta yazmak... "Teklifinizi kabul ediyorum." Fedakârlık kendini bir kenara bıraktıran yüce bir duyguydu.Ve sanırım şu günlerde o duyguyu annemden emanet almıştım. Onlar için yapmam gereken en mantıklı şık buydu.Fedakarlığı için canından vazgeçen bir annenin kızı olmak için o aileye sahip çıkmak için benimde o duyguyu kalbimde yeşertmem gerekiyordu. Elinde kahvelerle gelen Aslıya bakıp nasıl anlatacağımı düşünürken birden "Aman anlat gitsin işte her türlü şok olucak zaten" diyen iç sesimin cesaretlenmelerini dinleyip bodoslama daldım konuya. Lafa direk evlilikten başlamam pek iyi olmamıştı haliyle.Aslı ağzındaki kahveyi püskürtüp yüzümü yıkayınca pişman olmadım değil yani.. İğrenç kız... "Bende aynı şeyi yapardım." Neriman Teyzeye verdiğim cevap dahil herşeyi anlattığım arkadaşımdan beklediğim tepki elbetteki böyle değildi. "Neeee??Cadı olabilirim ama vicdansız birisi değilim." Birşeyleri ispat eder gibi göğsüne patpat vurup dudaklarını araladı. "Benimde duygularım var." Söylediklerine kahkaha atınca ağzının içinden homurdandı. Gülmem geçince lafının devamını bekledim. "Yani evet ben olsam ilk önce ortalığı ayağa kaldırırdım.Birazcık arıza çıkarabilirdim evet ama..."kesin birazcık çıkarırdı."En sonunda en mantık dışı , en zor olan bu teklife olumlu yanıt verirdim.Çünkü aile..Aran iyi olsada olmasada var.Ve orda bir yerde olmasına da hepimizin ihtiyacı var.O yüzden sana kızmadım." Gözlerim dolduğunda sözlerinin haklılığıyla bir kez daha anladım doğru karar verdiğimi. "Kızmamıştım ta ki mesajını attığın yere kadar.Aşkolsun Hüma köstekmiyim kızım ben?Hayır hata bende.Sana o izlenimi vermişim demekki.Beni engel olarak görüyorsun baksana!!" "Haklısın ama hergün başıma böyle olaylar gelmiyo sonuçta.Ne yapacağımı bilemedim." Hemen bakışları yumuşadı.Çok merhametli bir insandı Aslı.Asla küsmez kalbi hemen yumuşayıverirdi. "Eeee nolcak şimdi peki?" Mesaj attığımdan beri aklımda dolanıp duran belirsizliği dillendirince bilmiyorum der gibi omzumu silktim. Sabah ola hayrola! Annem olsa öyle derdi.. ********* Hocanın sesi bir kulağımdan girip öbüründen çıkarken umutsuzca iç çekip başımı masaya koydum. Neriman Teyze acaba mesajımı görmemişmiydi? Yada Emir Bey mi bir pürüz çıkarmıştı? Olasılığı yüksekti çünkü o salondaki sessizliği fırtınanın habercisi gibiydi. Sonuçta adam neden kabul etsindi ki zaten. Not almak yerine defterimin kenarlarını karalamayı sürdürdüğümde zihnim aynı bu çizgiler gibi karmakarışıktı. Yerini şaşırmış çizgiler...Tamamlanamamış kareler...Yarım kalmış daireler... Dersin bitişiyle dağılan sınıfta gözlerimi gezdirip bende yavaş bir şekilde toparlanmaya başladım. Canım hiç bişey yapmak istemiyordu. Aslı da muhtemelen dersi bitmesine rağmen gitmemiş sabırsız bir şekilde aşağıda beni bekliyordu. Onun bilinciyle elimi biraz daha hızlandırıp eşyalarımı tepip seri adımlarla merdivenlerden inmeye başladım. Etrafta gözlerimi gezdirmeye başladığımda aşağı da olan siyah takımlı adamlar dikkatimi çekince bu sefer bir sorun mu var acaba diye tedirgince bakınmaya başladım. Hayır bir sorun yok gibiydi. O zaman bu adamların burda ne işi vardı? Sabahtan beri üzerime yerleşen umursamazlık haliyle aman banane deyip yürümeye devam ettim. Giriş kapısında gördüğüm Aslının yanına doğru gitmek için adımlarını hızlandırdığımda ne olduğunu merak eden öğrenci topluluğunun arasından zar zor geçmeye çalıştım. Meraklı şeyler!!! Kalabalıktan sıyrıldığımda tam Aslıya gidelim diyecektim ki onun baktığı yere bakıp bize doğru gelen Emir Beyi farkettiğimde ayaklarım yerine çakıldı. Yinede hiç çaktırmadan belki bize değildir diye bir umut etrafıma bakındığımda şaşkın bakışların odak merkezi olduğumu farkedince korkuyla yutkundum. Ben dün gece bu adamla evlenmeyi kabul etmiştim öyle değil mi? Adama demezlermi hangi cesaretle? Zaten çokta uzak olmayan mesafeyi kısa sürede kapatıp önümüz de durduğunda artık kendi aralarında fısıldayan insanların sesi kolumu tutan Aslının sesi bile uğultu gibi gelmeye başlamıştı. Sanki dünya da bir ben vardım.Birde çok mana barındıran ama hissizlikle boyalı ela hareler... Soğuk bakışlar ama sıcak hisler yeşerten derin hareler... Umut veren..Söz veren..Güven veren.. Aşk ne demek demiştim bir kere anneme?Oda bana "Dünyada ki diğer insanların gözünü göz olarak görürken, yalnızca birisinin gözünde mana aramak,ve oda senin gözlerinde mana arıyorsa karşılıklı hislerini okumak demişti." Fazla edebi gelmişti o zamanlar.Ama şimdi annemin bilgi hazneme attığı tohumlar bir bir yeşeriyordu. Demekki aşk, rayında giden hislerin yolunu değiştirmesiydi.Kimi zaman daha güzel bir adreste duraksıyorken, kimi zaman da yolunu kaybetmesiydi. Dibi karanlık yada aydınlıkta olsa girmesi iradene bağlı olmayan belirsiz bir kuyuydu. Ama güzeldi işte... Peki neden şimdi geliyordu aklıma bu bilgiler? Sanki sırası şimdiymiş gibi..! Bininci ikazımı daha gerçekleştirip hızla bakışlarımı kaçırdım. Bakma bakma bakma!! Görme görme görme!! "Hadi gidiyoruz." Atmosferime yayılan kokusuyla beraber sesini de duyunca nefsim galip gelmesin diye hızla gözlerimi yumdum. Bir dakika ne demişti o? "Ne-Ne" Kelimelerimin kekeleme rekoru kırdığı adam sinirle pek sağlıklı olmayan mesafeye girip öfkeyle tısladı. "Verdiğin kararları gerçekleştirmemiz lazım öyle değil mi?" Sormaktan çok intikam almak ister gibi çıkan ses tonu ürpermeme sebep olmuştu. Peki bir insanın sesi nasıl bu kadar acımasız olabilirdi? Bu sefer benim sessizliğim sabrının son damlasıymış gibi onlarca gözün önünde kolumdan tutup sürüklemeye başladı.Şaşkınlıkla ve utançla arkamızdan bakan insanlara baktığımda siyah takım elbiseli adamların arasında bana doğru gelmeye çalışan arkadaşımı gördüğümde bu sefer öfkeyle bağırmaya başladım. "Bırakın arkadaşımı saygısız herifler!Bırak!!Bana bak bıyıklı gebertirim seni neden kızın kolunu sıkıyosun!!" Ne olduğunu anlamayan insanların ne diyeceğini takmıyacak kadar öfkelenmiştim şuan. "Çabuk adamlarına söyle arkaşımı bıraksınlar!Bide adamlarını toplamış gelmiş.Normal bir insan gibi konuşamıyacakmıyız seninle? Ben zaten kabul ettim teklifi.Adam kaçırır gibi yaka paça beni sürükleyip onca insanın önünde rezil etmene ne gerek var?Öküzmüsü-"Ne olduğunu anlamadan hızla torpidoya çarpan sırtımla acıyla inledim. Kararan bakışlarıyla dibime girip insanların farklı şeyler düşünmesine sebep olucak bir manzara çizdiğinde  kollarının arasından kurtulmaya çalıştım. "Bana bak o sesini kes yoksa ben kesmesini bilirim!!Madem benimle evlenmek gibi bir hata yapacaksın o zaman bedelinede katlanırsın.Sana istediğimi yaparım.Bak etrafına bak" deyip zorla kafamı olan olayları sadece seyreden duyarsız insan topluluğuna çevirdi. "Herkes nasıl sessiz gördün mü?Çünkü korkuyolar!Sende öyle korkucaksın ve itaat etmeyi öğreniceksin" sonra sanki mesafe varmış gibi daha da dibime girip fısıldadı"Alar" Alar mı?Ne demişti bana bu adam? Bu sefer benim çırpınmama fırsat vermeden aradaki mesafeyi açtığında sinirle homurdanmaya başladım. Korkucaksınmış.mış mış mış da miş miş miş.. Adamlarına başıyla işaret verip beni kolumdan sürükleyip ön koltuğun kapısını açıp içeri tıktığında tedirgin bir şekilde dizimle ritim tutmaya başladım.Artık bundan sonra ne olacağından çok bu adamla aynı ortamı paylaşmak bile beni tedirgin ediyordu. Kapıyı sertçe açıp içeri girdiğinde sanki nefes alsam suçmuş gibi sessizce yerime sindim. Oda beni yoksayıp yada en başından zaten varlığımı umursamayıp arkadan adamlarını kontrol edip arabayı benim asla sevmediğim bir hızla sürmeye başladı. Bana söylediklerine bakılırsa oda evlenmeyi kabul etmişti ama neden? Hadi ben çaresizdim.Peki o? Bu aralar aklıma takılan sorular yüzünden kafayı sıyırmaktan korkuyordum. Sessiz bir yolculuğun ardından araba duraksayınca camdan geldiğimiz beyaz köşkü seyretmeye başladım.Siyah jiplerin arasında bizim olduğumuz arabada köşkün garajında yerini alınca önce onun inmesini bekledim.Ardından bende inip sakin adımlarla onu takip etmeye başladığımda içerde neyle karşılaşıcağımı merak ediyordum. Bizi saygıyla karşılayan evin hizmetçilerine tebessüm ettiğimde Emir Bey hiç takmadan ceketini uzatıp içeri girdi.Allah'tan eve ayakkabıyla girmiyorlardı. Kafamı kaldırdığımda bizi bekleyen Emir Beyin annesi babası Neriman Teyze tanımadığım Orta yaşlarda bir çift ve onların çocukları olarak tahmin ettiğim iki genç erkek daha.Vede birinin yanında yerini dişi bir aslan gibi belli eden bana tepeden bakışlarla bakan bir genç kadın gördüğümde utançla başımı yere indirdim. "Hoş geldin yavrum Nasılsın?" Deyip bana sıcak bir şekilde yaklaşan Emirin annesine dikkat kesildiğimde şaşkınlıkla gözlerimi kırpıştırdım. Kadının güzelliği dudak uçuklatan cinstendi.Tesettürlü olması ise sanki daha bir anlam katmıştı güzelliğine. "Maaşallah gelinimizde çok güzelmiş.Neden Emirin kararını değiştirdiği belli oldu." Hiç bir artniyet hissetmediğim arkadaki diğer kadına bakıp utançla tebessüm ettiğimde anlaşmalı evlilik kısmından haberi olmadıkları belli olmuştu.Benimde nedense yanındaki gelini olduğu belli olan kızın bu gerçeği öğrenmesini istemeyen bir tarafım baskın gelmişti.Ve sadece tebessüm etmiştim. "Gel kızım seni ailemizle tanıştırayım.Babanlarda birazdan gelir zaten." Babamlarmı? Sesli düşündüğümü farkettiğimde açıklama yapmak ister gibi bana döndü. "Baban ve Emre onlar da birazdan gelirler" Eyvah Emre mi? Onu nasıl halledicektim şimdi ben??
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD