bc

Hypatia'nın Gözyaşları

book_age16+
184
FOLLOW
1K
READ
adventure
dark
confident
sword-and-sorcery
supernature earth
another world
feminism
witchcraft
supernatural
polygamy
like
intro-logo
Blurb

Kadınların hükmünde olan büyülü bir diyar, burası Cevher. Kadınların omuzlar üstünde taşındığı topraklar! Adını kimsenin ağzına alamadığı, ayaklar altında ezilen oğulların, hikayesini yazanların yurdu.

Burası Cevher, kılıçtan keskin kadınlarıyla ünlü.

chap-preview
Free preview
Giriş
Bir rivayete göre Tanrı, insanlığa kendilerini yüceltmeleri ve ilim ile kutsanmaları için güneş ışığının bile aydınlatamadığı bir karanlığı aydınlatacak olan güzel Hypatia’yı bahşetmişti. El değmemiş güzelliği ile bilgeliğin eşsiz yıldızı, inci çiçeği Hypatia… Hristiyanlığın genç dönemlerinde İskenderiyeli bir psikopos Hypatia’nın ışığından korktu, eğitim vermemesi gerektiğini savunuyordu. Adını lekelemek için “Önüne gelenle gidiyor,” diyorlardı, zeki olduğunu ancak “kadına benzemiyor,” derken kabul ediyorlardı. Ve cemaatini Hypatia’nın dinsiz, putperest bir cadı olduğunu iddia eden vaazlarla kışkırttı. 415 yılının Lent bayramında yaklaşık 500 kişilik bir güruh tarafından cehaletin ellerinde merhametsizce öldürülmek üzere kaçırıldı. Çırılçıplak soyulup değersiz bir çöp gibi ayaklar altında sürüklendi, taşlandı eti doğrandı ve canlı canlı yakıldı! İşte böyle bağnaz, sığ düşüncelerden dolayı merhametsizce katledildi. Düşünce özgürlüğü istedi, düşündüğünü söyledi, adaletsizliğe isyan etti, inandığı ve savunduğu bilim ve akıl için öldü… Ölümün onu unutturabileceğine inanlar onu zamanın da ötesine taşıdılar. Binlerce yıl öteden buldu izleri, hikayesini duymayı bekleyenleri ve binlerce yıl öteden aydınlattı ışığı bir milleti. *** Kayıp zamanlardan sonra insanlık yeniden yükselişe geçti. Tıpkı uğraşmamaları gereken ilimlerle uğraşıp dünyanın hemen her yerinden insanlığı yok ettikten sonra... Gezegen bir zamanlar sözde yüksek teknoloji ve medeniyet içinde boğuluyordu. Makineler, geri dönüşümsüz enerji kaynakları, kendini gezegenin sahibi sanan bencil insanlık… Doğayı katlederek kendilerine yaşam alanı yaratmaya çalıştılar ama doğa verdiklerini geri alır. Bunu büyük arınmadan sonra doğan tüm nesiller bilir. “Doğadan aldıklarına dikkat et! O geri alır.” Tüm dünya daha çok kaynak için birbirini katlettiği savaşta o kadar çok yoldan çıktılar ki geriye savaşacakları kaynakları kalmadı, nükleer facia kıyameti getirdi. Büyük şehirleri ve ihtişamlı yaşamları yüksek teknoloji silahlarla yeryüzünden sonsuza dek silindi. Büyük silahları denizleri kaynattı, sular yükseldi ve şehirlerini yuttu; toprakları yerinden oynatmaya cüret ettiler, dağlar yükselip insanların başına yıkıldı. Sonunda doğa verdiklerini geri aldı… Gezegen tüm dünyayı saran radyo aktif kalıntılardan temizlendi ve eski insanlardan hayatta kalan son nesillerde tamamen yok oldu. Tıpkı onlardan öncekiler gibi… Zayıf kalan ırk yerini daha gelişmiş ırklara bırakmak için yer yüzünden silindi. Yeni insan ırkı gezegenin değişen yapısına çok daha dayanıklı ve uyumluydu. Evrim, eski insandaki yetersiz yapıların yerine daha gelişkin mutasyonlar yarattı. Doğa ile tamamen uyumlu… Bilginler uygar bir toplum kurmamız için bizleri eğitti ve yönlendirdi. Kayıp zamanların ötesinden sahip olabileceğimiz her türlü bilgiye ulaştık. Henüz temizlenmemiş bölgelerin kalıntılarına ulaşamıyoruz ama edindiğimiz tüm bilgilerle elementlerin nasıl düzgün işlenebileceğini ve doğanın kabul ettiği teknolojiyi geliştirmeyi başardık. Eski insanlarından daha temiz bir teknolojiye ve enerji kaynaklarına sahibiz. Barış ve uyum içinde yaşamanın yollarını aradık, tarih bize yanlış yöntemleri gösterdi ve biz doğru olanı bulduk. Yaklaşık olarak 700 yılı aşkın bir süredir toplumumuz diğer tüm toplumlara ideal olan yönetim şeklinin kadın bilgeliğine dayandığını kanıtlıyor. Toplumumuzun sarsılmaz yapısı Doğa’nın Kaideleri Üzerine, kadınların bilgeliği ve erdemli erkeklerin gücü üzerine inşa edilmiştir. kadınlar tarafından yönetilen tüm zamanların en görkemli şehri 732 yaşında. Benim şehrim Parzaki! Doğa eski insanların izlerini üzerinden sildiğinde, bir şekilde hayatta kalmayı başaran insanlar su altında kalan topraklardan kaçarak kendilerine yerleşecek güvenli yerler arayışına girdi. Henüz suyun altında kalmayan bölgelere yerleştiler. Bir arada yaşamaya ve gelişmeye başlayan topluluklar daha büyük topluluklar inşa etmeye ve daha geniş bir çevreye yayılmaya başladılar. Toplumu ayakta tutan sağlam temeller olmayınca eski zamanların insanlarının hatalarına kapıldılar. Kendini yönlendirmesi için seçilenler kendilerini halktan üstün gördüler ve yoldan saptılar. Güçlü olanın zayıfı ezdiği, doğanın ve insanların katledildiği, adaletten bilimden yüz çevirip geçici isteklerin peşine düştüler. Yöneticiler toplumu sömürüp savunmasız bırakarak cehalete ve geri dönülemez bir sefalete mahkum ettiler. Bir gün Cevher’in kuzeyinde bir kadın ayaklandı. Yanında otuz yedi kişiyle birlikte, şehir şehir tüm Cevher’i yozlaşmış yönetimden kurtardı. Önce Zois ve adalarını toplumumuza kazandırdı toplum eksikliğinde hırpalandığı ihtiyaçları karşılayınca içlerinden yanına katılanlar gibi onu destekleyenler de arttı. Toplumun gücünü arkasına alan kadın Mavi Toprakları da Cevher ile birlik olup zenginleşmeye ve toplumlarını yüceltmeye davet etti. Kadın ve yoldaşlarının başarıları karşısında yönetim iyice gözden düşüp halkın gazabına uğradı. Kadın kendi askeri birliğini kurup Vahja’ya yürüdü. Üç yönetici gün doğmadan Vahja’an gizlice ayrıldı geride kalan son yönetici kadını ve birliğini İkiz Avlu’da karşıladı ve İkiz Avlu’yu teslim ederek görevinden feragat ederek Newa adalarına çekildi. O kadının adı Zoya Olien’di. Zoya’nın namı büyük diyarda çabuk yayıldı. Ülkeyi görmek için diyarın dört bir yanından gelen seyyahlar, elçiler, prens ve prensesler Cevher’in büyüsüne kapıldılar. Pek çoğu Zoya ve yönetime geçen Toprak Ananın Çocukları’ndan o kadar etkilendiler ki adlarına şarkılar söylendi, şiirler yazıldı. Çeşitli memleketlerden hediyeler ve davetler geldi. Orel’e kör kütük aşık olan Visteryalı bir kadın topraklarından çeşitli bitkileri ve dağ mandalarını Cevher’e getirtti. Zois adaları ile Mavi Topraklar Cevher topraklarında ticaret yapma başladıklarında üç memleketinde ortak olarak kullanabileceği Sevt’te anlaştılar. Zamanla üç memleket arasında sınır, millet, para ve geçmiş gibi bir farklılık kalmayınca ve Mavi toprakların kralı Ferdinand Zoya ile evlenerek iki memleketi bir kıldı. Zoya’nın büyük kızıyla evlenen Zois Prensi Emilo ile sonunda tek büyük Cevher kuruldu. Fakat bir süre sonra Kadın iktidarını kabul edemeyen adalar prensi ve Ferdinand otoritesi üzerinde üstünlük sağlamaya çalıştığında Cevher’in huzurlu topraklarına kara bulutlar çöktü. Gizli antlaşmalarıyla halkı kışkırtarak yerle bir ettikleri Merküt şehri katlinden sonra ile Zoya, prens Emilo ve Ferdinand’ı diyardan sürdü. Hoşgörünün Cevheri bir arada tutmak için yeterli olmadığına karar veren Toprak Ananın Çocukları Zoya’yı haklarını koruyacak ve Cevher’de kusursuz düzeni sağlayacak olan Doğanın Kaideleri Üzerine’yi yazmaya mecbur bıraktı. Toprak Ananın Çocukları kaideler için toplandılar ve anlaşmazlıklar nedeniyle 86 gün süren İkiz Avlu ayaklanması yaşandı. Sonunda Toprak Ananın Çocukları’nın bir kesimin toplumun refahından çok kendi çıkarlarını gözettiklerini fark eden Zoya, kaideleri kendi tarafında olan on iki kişiyle Toprak Ananın Çocukları’na zorla kabul ettirdi. Olaydan sonra Toprak Ananın Çocukları tamamen dağıldı ve Zoya kalan yandaşları ile Vas Rosa’yı kurdu. İşte Hypatia’nın Kızları devri bu şekilde başladı. “Kadınlar doğurdukları çocuklar üzerinden kendi soylarını devam ettirmektedirler. Doğa, bedeninde yeni bir can var ederek doğum sancıları çeken kadınları annelik makamıyla kutsamıştır. Bu nedenle soy kadının hakkıdır! Anneler soylarını kızları ve oğulları ile devam ettirirler. Böylece soylarını devam ettirecek olan kadınların soylarının devamının sağlanabilmesi ve korumasını sağlayabilmeleri için miras söz konusu olduğu vakit, miras hakkı kadınındır! Ancak bu şekilde doğa ana ile bir arada varlığımızı sağlam temeller üzerinde kurarak, yok olmuş halkların hatalarından sakınıp, ışık saçan bir gelecek vaat edilebiliriz.” Doğanın Kaideleri Üzerine, Zoya Olien Lavoiser

editor-pick
Dreame-Editor's pick

bc

Kan Kırmızı (Türkçe)

read
4.1K
bc

Tutku'nun Esiri

read
26.9K
bc

ALFABETA (+18)

read
29.7K
bc

Ölüm Yıllıkları

read
1.2K
bc

evli kadın evli adama aşık oldu

read
10.7K
bc

ÇAPKIN +18 (365 Gün Serisi)

read
25.3K
bc

SENİ HİSSEDİYORUM ( 2 )

read
8.0K

Scan code to download app

download_iosApp Store
google icon
Google Play
Facebook