bc

Mafyanın Küçüğü

book_age18+
11
FOLLOW
1K
READ
dark
brave
mafia
gangster
bxg
campus
highschool
like
intro-logo
Blurb

Efsun’un dizleri titremeye başladı. Bir yıl boyunca kaçtığı, korkusuyla uykularından uyandığı o otorite şimdi kapıdaydı. Ateş ise tam tersine, sanki en sevdiği oyunun final sahnesini izlemeye hazırlanır gibi rahattı.

"Yukarı çıkmak ister misin?" diye sordu Ateş, sesi bu kez korumacı bir tondaydı. "Onunla yüzleşmeye hazır hissetmiyorsan seni odana gönderebilirim."

Efsun, masanın üzerindeki örtüyü sıkan ellerine baktı. Kaçmak... Bir yıl boyunca yaptığı tek şey buydu. Artık kaçacak bir köşe kalmamıştı. Başını dikleştirdi ve Ateş’in o buz gibi, güven veren gözlerine baktı. "Hayır," dedi kararlı bir sesle. "Yanında kalacağım. Artık benden neyi çaldığını kendi gözleriyle görmesini istiyorum."

Ateş’in dudak kenarı hafifçe yukarı kıvrıldı. Bu, Efsun’un içindeki o küçük kız çocuğunun büyümesine duyduğu hayranlıktı. Elini uzatıp Efsun’un parmaklarını kendi avucunun içine hapsetti. "O zaman hazır ol Efsun. Çünkü bu kapıdan giren adam, artık senin baban değil; benim en büyük borçlum."

chap-preview
Free preview
1. BÖLÜM: MÜEBBET SESSİZLİK
Kütüphanenin yüksek tavanlı, tozlu rafları arasında parmaklarını gezdiren Efsun, dışarıdaki sağanak yağmurun cama vuran ritmini kalbinde hissediyordu. Bir yıl... Dile kolay, tam 365 gün geçmişti o fırtınalı geceden beri. Liseyi bitirmek üzere olan genç bir kızın omuzlarına yüklenen bu sessizlik, aslında en büyük çığlığıydı. Ailesinin tehdit dolu bakışları, babasının o buz gibi sesi zihninde yankılandı: "Eğer o adamla gidersen, abinin cesedini bir çukurda bulursun. Ateş’in sonu biz oluruz." Efsun elindeki kitabı sıkıca kavradı. Kaçmıştı. Sevdiği adamın nefesini, kokusunu ve ona vaat ettiği o tehlikeli cenneti bırakıp karanlığa gömülmüştü. Ama ruhu hala o yağmurlu sokakta, arkasına bakmadan koştuğu o meşum gecede takılı kalmıştı. Tam o sırada kütüphanenin ağır, ahşap kapısı yavaşça açıldı. İçeriye giren soğuk hava dalgasıyla birlikte, ciğerlerine o çok tanıdık ama bir o kadar da yasaklı koku doldu. Pahalı tütün, sert bir parfüm ve hafif is kokusu... Efsun’un vücudu kaskatı kesildi. Kalbi, göğüs kafesini parçalamak istercesine çarpmaya başladı. Arkasını dönmeye cesareti yoktu ama o varlığı tanımaması imkansızdı. Adım sesleri yaklaştı, tam arkasında durdu. Ensesinde o sıcak, yakıcı nefesi hissetti. Bir yıl boyunca her gece rüyasında duyduğu o derin ve pürüzlü ses, kütüphanenin sessizliğini bir bıçak gibi kesti: "Kaçmak için daha büyük bir yer seçmeliydin küçük hanım. Bu dünya, benim seni bulamayacağım kadar geniş değil." Efsun yavaşça arkasını döndü. Karşısında, bir yıl öncesine göre bakışları daha da sertleşmiş, siyah paltosunun içinde bir ölüm meleği kadar görkemli duran Ateş vardı. Adı gibiydi; değdiği yeri küle çeviren, bakışıyla eriten o adam. "Gittin," dedi Ateş. Sesi bir fısıltı kadar alçak ama bir fırtına kadar yıkıcıydı. "Ama ben seni bırakmadım. Bir saniye bile." Efsun’un gözleri, Ateş’in zifiri karanlık bakışlarında asılı kaldı. "Gitmen gerekiyordu," diye fısıldadı sesi titreyerek. "Bizi mahvedecektin Ateş. Ailemi, hayatımı... Her şeyi ateşe atacaktın." Ateş bir adım daha yaklaştı, aralarındaki mesafe yok denecek kadar azaldı. Elini uzatıp Efsun’un titreyen çenesini kavradı. Parmak uçları tenine değdiği an sanki bir elektrik akımı tüm odayı sardı. "Ateşten korkan, benimle yola çıkmazdı Efsun," dedi Ateş, sesi hırıltılıydı. "Ben o ateşi bir yıl boyunca içimde taşıdım. Senin o sessiz gidişin, kurşunlardan daha çok canımı yaktı. Şimdi bana bak ve söyle... Gerçekten bittiğine inandın mı?" Efsun yutkundu. "Babam... Eğer burada olduğunu öğrenirse..." Ateş acı bir gülümsemeyle sözünü kesti. "Babanın ne düşündüğü artık umurumda değil. Ben bir yıl önce o kapıdan çıktığında ölmüştüm zaten. Şimdi ise dirilmek için buradayım. Ya benimle gelirsin ya da bu şehri senin için bir cehenneme çeviririm." Efsun’un gözlerinden bir damla yaş süzülüp Ateş’in baş parmağına düştü. Ateş, o sıcak damlayla birlikte duraksadı ama kararlılığı sarsılmadı. "Seçim senin," dedi, yüzünü Efsun’un kulağına yaklaştırarak. "Dışarıda siyah bir araba bekliyor. Ya o arabaya binip yarım kalan hikayemizi yazmaya devam ederiz, ya da ben o arabayı babanın evine sürerim." Efsun, ailesinin hayatı ve kalbinin bitmek bilmeyen feryadı arasında sıkışmıştı. Derin bir nefes aldı, gözyaşlarını sildi ve Ateş’in peşinden kütüphanenin kapısına yöneldi. Dışarı çıktığında, yağmur damlaları altında parlayan siyah camlı arabanın kapısı açıldı. Efsun arka koltuğa oturduğunda, Ateş de hemen yanına yerleşti. Araba hareket ederken Ateş, Efsun’un ellerini kendi sıcak ve nasırlı avuçlarının içine aldı. "Beni tehdit ediyorsun Ateş," dedi Efsun başını cama yaslayarak. Ateş, kızın elini daha sıkı kavradı. "Seni koruyorum Efsun. Bir yıl önce neden gittiğini henüz anlatmadın ama şunu bil; bu sefer gitmene izin vermeyeceğim. Çünkü seni yaşatmak için önce seni kendime hapsetmem gerekiyor." Efsun, başını Ateş’in omzuna yaslarken fısıldadı: "Seni yaşatmak istedim Ateş... Sadece nefes almanı istedim." Ateş, kızın saçlarına uzun bir buse kondurdu. "Artık nefes almak yetmez Efsun. Artık beraber yanacağız." Araba, şehrin ışıklarından uzaklaşıp ormanın derinliklerine doğru süzülürken içerideki sessizlik, dışarıdaki fırtınadan daha tekinsizdi. Efsun, başını Ateş’in omzundan kaldırmadan gözlerini kapattı. Bir yıl boyunca bu anın hayaliyle yanıp kavrulurken, şimdi bu kadar yakınında olması ona hem mucize hem de bir felaket gibi geliyordu. Ateş, boşta kalan eliyle cebinden bir sigara çıkardı ama yakmadı. Sadece parmakları arasında evirip çeviriyordu. Gözleri yoldaydı ama zihni Efsun’un o fısıltısında takılı kalmıştı: "Seni yaşatmak istedim." "Seni yaşatmak için benden vazgeçtin..." dedi Ateş, sesi buz gibi bir sakinlikle yankılandı. "Peki ya ben? Senin yokluğunda nefes alan bir ölüye dönüştüğümü hiç düşünmedin mi Efsun? Benim yaşamak dediğim şey, senin varlığındı." Efsun yavaşça doğrulup Ateş’in sert çehresine baktı. "Babam seni öldürecekti Ateş. Abimi rehin aldılar, seni bir pusuda yok edeceklerdi. Ben... Başka şansım yoktu. Seni kaybetmektense, senden nefret etmeni tercih ettim." Ateş aniden şoföre komut verdi: "Dur!" Araba, ıssız yolun kenarında sert bir frenle durdu. Ateş, Efsun’un yüzünü ellerinin arasına alıp onu kendine doğru çekti. Gözlerindeki o amansız ateş, Efsun’un ruhunu dağlıyordu. "Bana bak," dedi Ateş, sesi hırıltılı bir fısıltıya dönüştü. "Bir daha asla benim adıma karar verme. Ben Ateş Karahan’ım. Benim için ölüm, senin gidişinden daha korkunç değil. Anladın mı beni?" Efsun titreyen bir nefes aldı. "Anladım." Ateş, kızın alnını kendi alnına yasladı. "Güzel. Çünkü bu gece itibariyle Efsun öldü. Artık sadece benim korumam altındaki o kız varsın. Baban, abin... Kim gelirse gelsin, seni o kapıdan içeri soktuğum an her şey bitecek." Araba tekrar hareket ettiğinde, uzaktan devasa bir malikanenin silüeti göründü. Yüksek duvarlar, dikenli teller ve kapıda bekleyen silahlı adamlar... Burası Ateş’in kalesiydi. Efsun için ise hem en güvenli sığınak hem de kaçışı olmayan bir zindandı. Malikanenin önüne geldiklerinde Ateş aşağı indi ve Efsun’un kapısını açtı. Yağmur şiddetini artırmıştı. Ateş, ceketini çıkarıp Efsun’un omuzlarına bıraktı ve kolunu kızın beline dolayarak onu göğsüne bastırdı. "Hoş geldin küçük hanım," dedi malikanenin ağır kapıları açılırken. "Yarım kalan cehennemine hoş geldin." Efsun, içeri adım attığı an arkalarındaki kapı büyük bir gürültüyle kapandı. Artık geri dönüş yoktu. Bir yıl süren ayrılık bitmiş, asıl savaş şimdi başlıyordu Ateş’in malikanesinin o devasa, işlemeli ahşap kapıları kapandığında Efsun için zaman bir kez daha durdu. Dışarıdaki fırtına, kalın duvarların ardında boğuk bir uğultuya dönüşmüştü. İçerisi ise mis gibi kokan balmumu, eskitilmiş deri ve Ateş’in o keskin parfümüyle harmanlanmış, ağır bir sessizliğe bürünmüştü. Ateş, Efsun’un omuzlarındaki ıslak ceketi yavaşça geri çekti. Gözleri, kızın titreyen dudaklarında ve hâlâ nemli olan kirpiklerinde gezindi. Bir yıl boyunca bu anı, bu karşılaşmayı zihninde binlerce kez kurmuştu; ama hiçbir hayal, Efsun’un canlı kanlı karşısında duran çaresiz ve mağrur bakışı kadar yakıcı değildi. "Sana bir oda hazırlattım," dedi Ateş, sesi artık daha derinden ve sahiplenici geliyordu. "Bir yıldır kimsenin girmediği, sadece senin için bekleyen bir oda." Efsun şaşkınlıkla başını kaldırdı. "Bir yıldır mı? Benim geri döneceğimi biliyor muydun?" Ateş acı bir gülümsemeyle kıza yaklaştı. Elini Efsun’un yanağına koydu, baş parmağıyla kızın elmacık kemiğini okşadı. "Biliyordum Efsun. Çünkü ben seni bırakmadım. Sen o kütüphanede ders çalışırken, sen o sokaklarda yürürken, sen geceleri uykunda sayıklarken... Ben hep oradaydım. Gölgendeydim." Efsun’un kanı dondu. "Beni izlettin mi?" "Seni korudum," diye düzeltti Ateş. "Babanın adamları ensendeyken, seni benden koparan o korku her yanını sarmışken seni yalnız bırakacağımı mı sandın? Sadece vaktin gelmesini bekledim. Ve o vakit bu geceydi." Merdivenlere doğru yürürken Ateş, Efsun’un elini bırakmadı. Üst kata çıktıklarında, koridorun en sonundaki siyah kapının önünde durdular. Ateş kapıyı açtığında Efsun nefesini tuttu. Odada, bir yıl önce bıraktığı her şey vardı. En sevdiği kitaplar, yarım bıraktığı tablonun aynısı, hatta o gece üzerinde olan ama kaçarken kütüphanede unuttuğu o ince şal... "Burası senin hapishanen değil Efsun," dedi Ateş, kızın arkasından yaklaşıp ellerini onun beline dolayarak. Başını kızın omzuna yasladı. "Burası senin dünyan. Ama bu dünyanın tek bir kuralı var..." Efsun titreyen bir sesle sordu. "Nedir o?" Ateş, kızın kulağına eğildi; nefesi Efsun’un tüm vücudunu titretmeye yetti. "Bu kapıdan içeri giren tek erkek ben olacağım. Bu kalbe dokunan tek el benimki olacak. Ve bu gece... Babana gönderdiğim mesajla, o çok korktuğun savaş resmen başlayacak." Ateş, cebinden telefonunu çıkardı ve Efsun’un babasına, yani en büyük düşmanına kısa bir mesaj attı: "Emanetini aldım. Şimdi asıl oyun başlıyor." Efsun, Ateş'in kollarında bir sonraki fırtınanın kopmasını beklerken, Ateş'in gözlerindeki o hırslı zafer parıltısı odayı aydınlatan tek şeydi. Efsun, Ateş’in gönderdiği o mesajın ekranındaki parıltıya bakarken, babasının yüzündeki o öfke dolu ifadeyi hayal edebiliyordu. Bu bir savaş ilanıydı ve bu savaşın tam ortasında duran tek kurban kendisiydi. Ateş, telefonu yavaşça cebine geri koydu ve Efsun’un titreyen omuzlarını kendine doğru çevirdi. "Korkuyor musun?" diye sordu Ateş, sesi bir fısıltı kadar yumuşak ama bir o kadar da emrediciydi. Efsun başını kaldırdı, gözleri yaşlarla doluydu ama bakışlarında bir yılın birikmiş yorgunluğu ve inadı vardı. "Korktuğum şey babam değil, Ateş... Korktuğum şey senin bu hırsın. Bir yıl önce seni yaşatmak için her şeyden vazgeçtim. Şimdi ise sen, her şeyi ateşe atıyorsun." Ateş, kızın yüzünü ellerinin arasına aldı. Baş parmağıyla Efsun'un alt dudağına hafifçe dokundu. "Ben o ateşi bir yıl boyunca ciğerlerimde taşıdım, Efsun. Babanın beni yok etme planları, senin gidişinin yanında sadece bir çocuk oyuncağı kalır. Kimse... Duyuyor musun beni? Kimse benden olanı bir kez daha benden koparamayacak." Efsun bir adım geri çekildi, odanın içindeki o ağır ama tanıdık havayı soludu. "Bu oda... Bir yıl boyunca her gün buraya mı geldin?" Ateş kapıya doğru yürüdü, elini kapı koluna koydu ama dışarı çıkmadan önce duraksadı. Sırtı Efsun’a dönükken konuştu: "Her gece. Sen kütüphanede o masada uyuyakaldığında, ben bu odada senin kokunu hayal ederek sabahladım. Şimdi o hayal bitti. Gerçek buradasın. Ve bu gece... Bu kapının dışındaki dünyayı unut. Çünkü yarın sabah uyandığında, artık sadece benim dünyamın kuralları işleyecek."Ateş, kapıyı yavaşça kapattı. Kilidin 'tık' sesi, Efsun’un kalbinde yankılandı. Bu ses sadece bir kapının kilitlenmesi değildi; geçmişinin tamamen silinmesi ve Ateş Karahan’ın o karanlık ama tutkulu esaretine girişin mührüydü.Efsun, yatağın kenarına çöktü. Dışarıdaki gök gürültüsü, yaklaşan fırtınanın sadece habercisiydi. Telefonu masanın üzerinde titredi. Babasından bir mesaj gelmişti: "Efsun... Eğer o adamın yanındaysan, evine bir daha asla dönemeyeceksin. Seçimini yaptın." Efsun telefonu yavaşça yere bıraktı. Artık dönecek bir evi yoktu. Artık kaçacak bir yeri yoktu. Sadece Ateş vardı.

editor-pick
Dreame-Editor's pick

bc

ÖTEKİNİ SEVMEK

read
1.4K
bc

MARDİN KIZILI [+18]

read
568.9K
bc

Ağanın Sözde Karısı

read
92.5K
bc

MENZİL 🧭🧭🧭

read
4.5K
bc

AŞKLA BERDEL

read
94.7K
bc

EFSUN: AĞANIN GELİNİ

read
66.0K
bc

CEO'NUN FİRST LADY'SI (+21)

read
60.3K

Scan code to download app

download_iosApp Store
google icon
Google Play
Facebook