4. bölüm

694 Words
Yengem elimi elinin içine aldı ve konuşmaya başladı: "Bak kızım, seni bana verdiklerinde on, bilemedin on bir yaşındaydın. Seni çocuklarımdan ayırmadım. Sen rahmetlinin emanetiydin bana. Ben bu günün geleceğini biliyordum. Çünkü boşa dememiş büyüklerimiz; su uyur, düşman uyumaz. Amcan, 'Yok, sustular' dese de ben biliyordum. Sen annene çok benziyorsun; hem güzelliğin, hem merhametin, hem de sabrın. Baban çok sabırsızdı ama çok merhametliydi. Ananı çok severdi. Bu düşmanlığın sebebini az çok bilirsin. Rahmetli anan, babana kaçtı. O günden sonra Aslanlılar ve Karahanlıların arasına küslük girdi. Ben oğlum Mehmet'i kaybettim." Yengem ağlamaya başladı, ben de onunla birlikte ağladım. Yıllar geçse de yengem, hep vefat eden Mehmet abi için gözyaşı döktü. Babamın da merhametli olduğunu söylerdi, ama merhametli biri evladını bırakır mıydı? Sonra devam etti: "Ben Mehmet'i kara toprağa verdim, genç yaşında. Asiye Hanım da kocası Bahoz Ağa'yı toprağa verdi, beş çocukla dul kaldı. İki ailede iki can yitip gitti. Rahmetli annen hep bunun acısını çekti. O, abisini kaybetti. Ben oğlumu, Asiye kocasını. Bir sevda uğruna iki aile, yitip giden iki can. Ama ne olursa olsun, onlar çok güzel sevdi. Ama kader onları bizden aldı. Senin büyük dayının oğlu Kerim, Mehmet'i yolda görüyor, laf atıyor. Senin rahmetli anan hakkında kötü konuşuyor. Mehmet'im hiç dayanmazdı böyle şeylere. Kavga ediyorlar. Senin dayın Bahoz, onları ayırmaya çalışırken, Mehmet'i, kınalı kuzumu, çekemeye çalışırken, kavganın verdiği telaşla Mehmet'im, anasının kınalı kuzusu, yere düşüp kafasını çarpıyor. Oy, Mehmet'im, sen değil de anan olaydı senin yerine..." Diyerek daha çok ağlamaya başladı. Ben de onunla birlikte ağladım. Başımı yere eğdim. Sonra yengem tekrar devam etti: "Senin baban çok sabırsızdı, sinirliydi. Olayı anlamadan daldı Karahanlıların konağına. Büyük dayın Bahoz'u vurdu. Bir onlardan, bir bizden gitti. Kana kan artık bitti. Araya büyükler girdi dedik, ama orada duramazdık. Verdik yolumuzu, bu gavur ellere, Almanya'ya yerleştik. Oy, benim Mehmet'im yaşasaydı, belki şimdi bu bahçede çocukları koşup oynayacaktı. Kaderde böyle varmış. Zaten aradan çok geçmeden annan kederinden vefat etti. Baban buna dayanamadı. Bir gün uyandık, baban yok, gitmişti. Ondan sonra ne haber aldık ne de gördük. Amcan senin elinden tutup getirdi. 'Sezen, bundan sonra senin kızın, rahmetlinin sana emaneti' dedi. Bir kere bile annenin yüzüne vurmadım. Çünkü ben evlat acısı, o da kardeş acısı yaşadı. İkisinin de tarifi yok. Ben de seni evlatlarımdan ayırmadım. Şimdi bir evladımı daha toprağa verecek yüreğim yok. Berfin'im daha küçük, o yapamaz. Sen, sen yaparsın. Şimdi beni çaresiz bırakma, evlatlarımı kurtar. Kabul et bu evliliği, bitsin bu korku, bu öfke. 'Neden ben?' diyeceksin. Berfin yapamaz. Şimdi kurtar evlatlarını." Diyerek ellerime kapandı. O ağladıkça ben de ağladım. "Evlatlarım yanmasın ama sen yan. Evlatlarım ölmesin ama sen her gün öl" diyemedi. "Sen kurtar evlatlarımı" dedi. Bana annemin, babamın hatasının bedelini ödememi istedi. Ben de daha çok ağladım. Yengem kalktı, gitti. Ben omuzuma bırakılan yükle ezildim. Şiyar başkasıyla sözlendi. Sevdiğim adam, gözlerimin önünde bir başkasını seçti. Onun sevdası, benim yüreğimi kor gibi yakarken, şimdi hiç tanımadığım, görmediğim biriyle evlenecektim. Allah'ım, bu nasıl bir acı? Neden ben? Bugün gerçekten kimsesiz olduğumu daha iyi anladım. Annemin, babamın eksikliğini hep hissettim, ama kimsesiz olduğumu bugün çok iyi anladım. Sadece ağladım. Başka bir şey gelmedi elimden. Hem yengem söylemeseydi, ben kabul ederdim. Şiyar belki başkasını seviyor, ama ben onu hâlâ deliler gibi seviyorum. Nasıl ölmesine razı gelirdim? Şahin benim kardeşim, kardeşten öteydi. Berfin küçüktü. Ben bu evliliği zaten kabul ederdim, ama yengemin bu sözlerinin altında ezildim. O bana annemle babamın hatasının bedelini ödememi istedi. Bugün beni evlatlarından ayırdı. O günün akşamı, amcama bu evliliği kabul ettiğimi söyledim. Amcam sadece ağladı. Zaten ne yapabilirdi ki? Şiyar sustu, Berfin ağladı, yengem de ağladı. Ama Şahin kıyameti kopardı: "Lan, öldürsünler beni! Ben bir kere ölürüm, ama Sezen'in her gün ölmesine razı olmam!" dedi. Ben daha çok ağladım. Şahin çıktı dışarı. Ben de arkasından çıktım. Dışarıda ağlarken buldum onu. Yanına oturdum, başımı omuzuna bıraktım. "Ben de senin ölmene razı olamam. Yengemin bir daha evlat acısı yaşamasına razı olmam. Yapma bunu, Sezen," dedi ve daha çok ağladı. "Her şey için çok özür dilerim. Senin bir suçun yok ki. Ben kadere çok inanırım, bilirsin. Benim kaderimde bu varmış demek ki. Hem zaten Şiyar da başkasını seviyor. Bu evlilik olacak, anladın mı? Yoksa ben kendimi öldürürüm. Bilirsin ki yaparım," dedim hüngür hüngür ağlayarak. İkimiz de çok ağladık o akşam...
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD