Ateş Avcı… Kapı sertçe kapandığında, odamda tek başıma kaldım. Ama içim? İçim fazla doluydu. Nefesim hâlâ düzene girmemişti. Sırtımı duvara yasladım, başımı geriye attım. “Adel…” dedim kendi kendime. Nefesimin içine karıştı adı. Dudaklarımdan dökülen bir itiraf gibi… Ona dokunduğumda zaman bükülmüştü sanki. Onu dün öptüğümdeyse… Savaşın ortasında siper bulmuş bir asker gibiydim. Ama şimdi? Şimdi üstüme kurşun gibi çökmüştü sessizlik. Parmaklarım hâlâ az önce yüzüne dokunduğum hissi unutamıyordu. Hele o pürüzsüz bacaklarına dokunduğum an… Masanın kenarına yaslandım. Ellerimle saçlarımı geriye doğru taradım, sonra yüzümü avuçlarımın içine gömdüm. Kendi kendime söylendim, sesim duyulmayacak kadar alçaktı: “Bu kız beni öldürecek…” Derin bir nefes aldım ama o bile ciğerime batıyordu. İk

