Aslan Nedim Saygın

747 Words
Aynada kendine son bir kez daha bakarak odasından çıktı. Dünyanın en basit kombinini yapmıştı. Altına siyah, bileklerini açıktan bırakan, dar paça kot bir pantolon giymiş, üzerine de beyaz, dökümlü bir tişört tercih etmişti. Saçlarını ise hiç uğraşmadan basitçe ensesinden toplamıştı. Çıplak ayaklarıyla merdivenlere doğru yürüdü. Bugün önce Yağmur'un basketbol maçını izlemeye, oradan da Saygın İnşaat'a gidecekti. Bir proje kapsamında Saygınların mimarlarıyla birlikte restorasyon çalışması yapacaklardı. Aslan Nedim Saygın'dan ve Saygınların hep en başarılı mimarlarla çalıştığından haberdar olduğu için onlarla çalışma fırsatını kaçırmak istememişti. Bunun, güzel ve mesleğine katkıda bulunacak bir çalışma olmasını umut ediyordu. Salona indiğinde etrafına bakmaya gerek görmeden doğruca mutfağa geçti. Herkes gelmişti. Gece ve Temmuz'un tek başına yaşamalarına rağmen ondan önce kahvaltı masasına oturmuş olmalarının şaşkınlığını yaşarken hızlıca masadaki yerini alarak gülümsedi. "Günaydın." Masada tatlı atışmalar eşliğinde süren sohbeti dinleyerek kahvaltı etmeye başladı. Aile gündemlerinin ilk maddesi, tabiki Yağmur'un basketbol maçıydı. Taze sıkılmış portakal suyundan bir yudum aldığı sırada Yağmur'un kıvırcık saçlarına yavaşça parmaklarını daldıran Gece'nin "Heyecanlı mısın, minnoş?" dediğini duydu. Yasemin gülüşünü dişlerinin arasına alarak Yağmur'a kaçamak bit bakış attı. Sebepleri hakkında kesin bir bilgisi yoktu ancak babasıyla birlikte beş çocuğun da isimleri çeşitlilik arz ediyordu. Yusuf Giz Üstünel; Joseph, Jospi, Üstün olurken, İz Gece Üstünel'e iki ismini kısaca bir araya getirerek İzge diyorlardı. Babasının hepsine isimlerinin İspanyolca karşılığıyla seslenmesi dışında halası da zaman zaman Boşnakça olanları tercih ediyordu. Bunlarla birlikte beş kardeş de birbirine, kendi aralarında farklı isimlerle hitap ediyordu. Temmuz'a boncuk, Gül'e gül güzeli, Yasemin'e su perisi ve Yağmur'a da az önce olduğu gibi minnoş... Çocuk yılların alışkanlığıyla ağabeyinin ona minnoş diyerek seslenmesini yadırgamadan umursamazca omuz silkti. "Maç bitince bunu tekrar konuşalım." Temmuz gülümseyerek omzunu hafifçe Yağmur'un omzuna vurdu. "Biz tam tekmil arkandayız, Yağmur. Takma kafana." Gece, dudakları muzip bir gülüşle kıvrılırken göz ucuyla Yağmur'a bakarken "Öyle deme, boncuk," diye itiraz etti. "Yenilirlerse bizimkinin karizması ne olacak sonra?" Temmuz, Gece'ye meydan okuyan bir bakış göndererek karşısındaki sandalyede oturan Gül ve Yasemin'e göz kırptı. "Gidip toparlarsın, İzge." "Onun toparladığı karizmadan ne olur," diyerek Gece'ye sataşma fırsatını kaçırmadı Gül. Ondan tarafa eğlenen bir bakış attıktan sonra yüzünü Yağmur'a çevirdi. "Eğer ortada toplanacak bir karizma varsa ben tercihimi babamdan yana kullanırım." Giz gülüşünü dişlerinde çevirmekle yetinirken Dilara araya girdi. Elini Yağmur'un elinin üstüne yerleştirdikten sonra "Uğraşmayın oğlumla," diyerek diğerlerini uyardı. "Önemli olan oynadığı oyundan zevk alması." Tam o anda kaşlarını vahim bir durumla karşılaşmış gibi alnına doğru kaldırarak iç çektikten sonra Temmuz'a döndü Gece. "Biz yanaşmayız herhalde, Temmuz. Baksana anneme." Dilara, Gece'ye ters bir bakış atmakla yetindi. Ayrı eve çıktığı, dahası Temmuz'u da peşinden sürüklediği için çocuğa hala kızgındı. Çocuklarının büyüdüğünün, kendi kanatlarıyla uçma vakitlerinin geldiğinin farkındaydı ancak kedine bu konuda söz dinletmekte zorlanıyordu. Hayır, kocaman evde isterlerse birbirlerini hiç görmeden yaşayıp gidebilirlerdi. Ayrı ev işi nereden çıkmıştı? Dilara, çocuklarının gözünün önünde olmasını istiyordu. Allah korusun başlarına bir şey gelse onlar gidene kadar çoktan her şey olup biterdi. Her şeyi kontrol altında tutmak isteyen yanına zorlukla ket vurarak tatlı sert bir sesle "Onu beni bırakıp gitmeden önce düşünecektin, beyefendi," diye sitem etmekle yetindi. "Anne," diyerek tatlı bir sesle karşılık verdi Gece. "Hala alışamadım mı?" Dilara umursamazca omuz silkti. "Çabalıyorum." "O kadar çok çabalıyor ki," diyerek muzipçe araya girdi Giz. Göz ucuyla Dilara'nın tepkilerini takip ederken "Siz gittikten sonra Rosa'nın dolabındaki kıyafetleri renklerine göre astı. Jazmín'in de kütüphanesini alfabetik sıraya göre dizdi." Neşeyle gülümserken elini önemsiz bir şeyleri savuşturuyormuş gibi havada salladı. "Bu arada birkaç oyuncuya da hayatı zindan etmiş olabilir tabi." "Gerçekten mi?" Temmuz'la Gece'nin aynı anda sorduğu soruyu cevapsız bırakarak omuz silkti Dilara. Ardından bakışlarını etrafında gezdirirken Yasemin'in telefonuyla mesajlaştığını fark ederek kaşlarını çattı. Çocukların elinden telefonu alması mümkün olmuyordu ancak hiç değilse masadayken biraz olsun uzak kalabilirlerdi. "Yasemin," diyerek kızına seslendi. "Kahvaltı masasında bile telefonu elinden düşürmemeni gerektirecek kadar önemli ne olabilir?" Kız bir an boş bulunarak üç kelimeyi ardı ardına sıraladı. "Aslan Nedim Saygın." "Pardon?" "O adam altmış yaşında!" İlk tepki Temmuz'dan, ikincisi Gece'den gelmişti. Yasemin her şeyi yanlış anlamaya meyilli ağabeylerine öfkeyle göz devirirken annesiyle babasına dönerek izah etti. "Saygınların inşaat departmanıyla ortak bir çalışma yürüyeceğiz." "Nasıl bir çalışma?" Babasının ilgili sesi yüzünde hevesli bir gülüşün belirmesine neden olurken oturduğu yerde heyecanla kıpırdandı. "Restorasyon çalışması..." Giz gözlerini bir an için Dilara'ya çevirse de yeniden Yasemin'e döndü. Kızının ışıl ışıl yüzüne, yeşilin en ince tonunun suyun yüzünden yansır gibi yansıdığı iri gözlerine, tavırlarına hakim olan heyecana baktıktan sonra yaptığı itiraftan hoşlanmadığını anlatmak istercesine homurdandı. "Kim olduğuyla ilgilenmiyorum ama Aslan Nedim Saygın denilen adamdan hoşlanmadım." "Neden?" Yasemin'e bakarak kaşlarını tatlı bir meydan okumayla havalandırdı. "Benden çok hayran olduğun birinden hoşlanacak değilim, Yasemin."
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD