6. BOŞ TEHDİTLER

1066 Words
Şaşkınlığı saniyelerce sürdü. “Balkız gözlerin yüzünden mi?” dedi Gediz bir şeyi anlamlandırır gibi. Hafifçe kaşlarımı çattım, “Balkız?” “Çıkın dışarı!” diye bağırdı Aslan öfkeyle. Dilşah korkuyla sıçradı kucağımda. Gediz ve yanındakiler kararsızca birbirlerine baktılar. Ağlamak üzeren olan Dilşah’ı annesinin kucağına verdim. “Dışarı!” diye bir kez daha bağırdı Aslan. Herkes çıktıktan sonra aramızdaki mesafeyi iyice kapattı, burun buruna geldik. “Benimle oyun mu oynuyorsun aklınca?” diyince gülümsedim. “Ne zaman hazırladın bu kağıtları?” diyip yerdeki boşanma kağıtlarını gösterdi. Gözlerine baktım “İki buçuk yıl önce” diyince duraksadı. “Sen Aladağlarda hiç boşanma duydun mu Azade! Bizim konağıma gelinlikle giren kefenle çıkar bilmez misin?” “Ben sizin konağınıza gelinlikle girdim, iki gün sonra da valizimle çıktım” dedim. Aslan sinirle dişlerini sıkmaya başladı. “Boşanma falan yok unut! Topla eşyalarını konağa gidiyoruz” dedi. “Ben gelmiyorum” “Azade soru sormadım! Eşyalarını topla dedim” “Gelmek istemiyorum Aslan” “Azade ben sabırlı bir adam değilim, söylediklerimi tekrarlamayı sevmem” “Ben sabırlı bir kadının Aslan. Boşanmak istediğimi ve konağa gelmeyeceğimi defalarca söyleyebilirim” “Kötü başlamak istemiyorum Azade! Ben döndüm sen de yerine, yanıma geleceksin!” “Bence düzenimizi bozmayalım, burada mutluyum sen de her nerede ne yapıyorsan devam et” “Azade!” diye bağırdı, kolumu sıkıca kavradı. Öyle yüksek sesle bağırdı ki evden kovduğu herkes korkuyla geri gelip kapıya doluştu. “Eşyalarını topla!” “Gelmiyorum” dedim. Gediz ve diğerleri araya girip Aslan’ı benden uzaklaştırdılar. “Yarım saatin var Azade! Yarım saat!” diyip çıktı evden. “Ne istiyormuş?” dedi Bade. “Konağa dönmemi” “Ben dediydim. Ha bu gelecek seni de alacak dediydim” diye dövünmeye başladı. Kapıdan Helin girdi, “Azade! Gelmiş!” dedi nefes nefese. “Maalesef” “Bir şey yaptı mı? Ne dedi?” “Konağa çağırıyor” “Ne yapacaksın?” “Gitmeyeceğim tabi ki Helin” “Azade bu pek sinirli gibi, seni almadan gitmez bence” dedi camdan bakarak. “Gitmek zorunda! Benim evim burası…” diyip yerdeki kağıtları toparladım ve odama girdim. Yatağın üzerine oturdum. Bugünün geleceğini biliyordum. Aslan gelecekti kapıma ama niyetiyle ilgili bir sür farklı senaryo vardı kafamda. Belki boşanma için gelirdi, Belki kuma getirmek için, Belki pişman olup gerçekten karı-koca olmak için… En düşük ihtimalde sonuncusuydu. Ama içimde çok küçük,cılız bir ses vardı umut eden. Normal bir hayat, mutlu bir hayat umut ediyordu. O sesin çağrısına kulak vermeye çalışıyordum hep, o ses beni buraya kadar getirmişti. Şimdi o ses Aslanla gitmemem gerektiğini söylüyordu. O bana mutluluğu getirmeyecekti, hissediyordum. Gözümden akan bir damla yaş elimdeki kağıdı ıslattı. Hemen kaldırdım başımı, lavaboya girip yüzümü yıkadım. Odamın kapısının açılma sesiyle irkildim ve çıktım lavabodan. Aslan girmiş kapının önünde bekliyordu. Karşısına geçip onun kadar cesur bakışlarla baktım ona. Uzun uzun baktı yüzüme, sabırla bekledim. “Azade” dedi yenilmiş bir sesle. Öfkesi dinmişti sanki. “Abimin cenazesine geldin değil mi?” Başımı salladım. “Neden çıkmadın karşıma?” “Neden çıkayım ki?” “Ben karınım deseydin” diyince alayla güldüm. “Neden diyeyim Aslan. Tanışsak ne değişecekti ki?” Derin bir nefes verdi. “Haklısın. Artık geçmişi bırakalım, ben konağa döndüm, senin yerinde benim yanımdır” “Ben burada mutluyum” “Azade bu bir rica değil” “Emir” “Evet emir” “Sen konağında yaşamaya devam et Aslan. Ben de burada kendi evimde yaşamaya devam edeyim. Neden yanında olmam gerekiyor” “Artık o evin ağası benim” Ağa kelimesi hiç yakışmıyordu ağzına. Yıllarını İstanbul’da geçirmişti ve buralardan, kurallarından, adetlerinden ayrı kalmıştı. Üzerinde eğreti kalıyordu şimdi. “Ve hanımağam da yanımda olmak zorunda” “Boşanırsak eğer…” “Azade bizde boşanma yok, unut! Yeter aynı şeyleri konuşup duruyoruz” “Eğer ağa sen isen bunun kararını verebilirsin, istersen boşayabilirsin” Ailesinin tüm kurallarını altüst etmiş bir adam bir yolunu bulup boşanmamızı sağlayabilirdi. “İstemiyorum” dedi. “Neden?” dedim biraz çekinerek. Dudakları dudaklarıma doğru yaklaştı sonra sakallarını yanağıma sürterek kulağıma doğru eğildi. “Paşa gönlüm öyle istiyor Azade!” dedi. Biraz geriye çekilince göz göze geldik tekrar, “Azade özgür, başı boş , hür demek…” Gergince yutkunup başımı salladım. “Buraya kadarmış Azade. Bundan sonra özgürlük bitti, benim yabani dağ ceylanımsın” dedi ve dudakları boynumdan omuzuma doğru kaydı. Tüm vücudumun karıncalandığını hissettim, anlamsız bir heyecan sardı kalbimi. Karşısından çekilecek gücü zor buldum. Titreyerek bir adım geriye çekildim. “Aslan…” diye başladım söze ama sözümü kesti. “Eşyalarını topla, konağımıza dönüyoruz” dedi sakince. “Gelmem!” diyince derin nefes aldı. “Zorla götür beni diyorsun yani” “Gelmeyeceğim diyorum!” diyince tekrar sinirlendi. “O zaman bu kurduğun çiftliği, evim dediğin yeri yakar yıkarım Azade! İçindeki kadınlarında korktuğu, kaçtığı kim varsa bulur onlara veririm” “Yapamazsın” dedim korkusuzca. “Azade sen kocanı tanımıyorsun. Emin ol yaparım hiç biri umrumda da olmaz” “Aslan…” “Azade geliyor musun gelmiyor musun?” “Gelmiyorum!” Psikopat gibi güldü. “Kötü seçim” diyerek çıktı odadan. Arkasından çıktım bende. Gerçekten söylediklerini yapmaz diye düşünmüştüm ama yine de bir korku kapladı içimi. Arkadaşları kapıda bekliyorlardı. Biz evden çıkar çıkmaz toparlandılar. “Gidiyoruz” dedi Aslan öfkeyle. “Noldu?” diye sordu biri. “Karım ikna edilmeyi bekliyor” diyip arabaya bindi. Arkadaşları da bindikten sonra yola çıktılar, son kez dönüp bakmadı bile. “Azade iyi misin, ne oldu?” “Tehtit etti” “Ne! Ne dedi!” “Boş tehtitler” diyip geçiştirmeye çalıştım. “Emin misin Azade?” “Eminim” dedim ama tabiki emin değildim. Hatta çok kısa bir zaman sonra pişman da olacaktım. “Abinleri aramayacak mısın?” “Onlar Aslan’ın beni bu evden indirmesini herkesten çok istiyorlar. Aramam bir işe yaramaz” “Azade ben korkuyorum bu Aslan’dan. Devran’dan yardım istesek mi?” Sinirle döndüm Helin’e. “Devran nereden çıktı şimdi Helin!” “Devran heryerden çıkıyor Azade. Burada yalnız değiliz, kızları korumak gerek” “Kocamdan korunmak için eski sevgilimden yardım almayacağım Helin!” Sonunda içimdeki öfkeyi saklayamadım. “Yaşadığım saçmalığa bak! Aslanmış! Ağa olmuş hanım ağa lazımmış! Karım değilde hanım ağa diyor şerefsiz herif! İstanbul’daki orosbuları getirseymiş konağına! Zaten o aileye anca öylesi yakışır! Boşandığım gün nikah cüzdanını ateşler içine atacağım! Elimden gelirse Aslan’ı da atarım içine” Helin’in gözleri kocaman olmuş, şaşkınca bakıyordu bana. “Oh be!” diyip derin bir nefes verdim ve gülümseyerek döndüm Helin’e. “İyiyim, daha iyiyim”
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD